Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Nicolas Cage



Nicolas Cage Amerikalı oyuncu. Gerçek adı Nicholas Kim Coppola (doğ. 7 Ocak 1964).

1995 yılında En İyi Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülünün sahibi olmuştur.

Çocukken birçok oyun ve televizyon şovlarında yer alan Nicolas Cage, bir yaz tatili sırasında San Fransisco'daki Amerikan Konservatuarı'nda tiyatro eğitimi aldı. Los Angeles'ın kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Cage, özellikle sürekli, depresyon geçiren annesinin ilgisizliğinden kaynaklanan kötü aile koşulları içerisinde büyüdü. Okuldan nefret ederek bir an önce okulu bitiren oyuncu, ilk olarak kısa dönem TV dizilerinde oynadı. 1982 yapımı " Fast Times at Ridgemont High " filminde küçük bir rol alan Cage böylece sinemaya ilk adımını atmış oldu.

Esas ismi Nicolas Coppola olan ve ünlü yönetmen Francis Ford Coppola'nin yeğeni olan Cage, amcasının " Rumble Fish " ( 1983 ) adlı filminde rol aldı. Aynı yıl kendisini yıldızlığa yükselten filmi " Valley Girl "de oynayan oyuncu, yine yönetmenliğini amcası Coppola'nın yaptığı ve başrolünde Kathleen Turner'ın da yer aldığı " Peggy Sue Got Married " adlı filmde rol aldı.

Deneysel performansları tercih eden yetenekli oyuncu, stüdyo filmlerinden, medyatik gösterilerden ve Hollywood eleştirmenlerinden kaçmayı hep başardı. Cher ile birlikte rol aldığı Norman Jewison'un "Moonstruck"( 1987 ) adlı dönemin aşk filmlerine yeni bir soluk getiren filmde oynadı.

Bu filmdeki performansı ile Coen Kardeşlerin dikkatini çeken Cage, yönetmenlerin " Raising Rizona " adlı filminde yer aldı. Bu iki filmle giderek ünlenen oyuncu, 1990 yapımı " Vampire's Kiss " ve 1992 yapımı " Honeymoon in Vegas " adlı filmlerle çıkışını sürdürdü.

Artık film başına 4 milyon dolar gibi yüksek rakamlar alabilen bir oyuncu haline gelen Cage, Mike Figgis'in bağımsız yapımı "Leaving Las Vegas" ( 1995 ) da düşük bir ücretle görev aldı. İntihar etmeye karar veren bir alkoliği canlandırdığı filmle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar Ödülü'nün sahibi oldu.

Daha sonraki senelerde genellikle aksiyon filmlerinde izlediğimiz oyuncu, Sean Connery ile başrolü paylaştığı " The Rock ", mahkumlarca kaçırılan bir uçağın içerisinde azılı katillerle mücadele eden kahraman eski polisi canlandırdığı " Con Air ", John Woo'nun yönetmenliğini üstlendiği ve başrollerinde John Travolta'nın yer aldığı " Face/Off "ta rol aldı.

Meg Ryan'ın da rol aldığı romantik bir film olan ve ünlü Alman yönetmen Wim Wenders'in " Wing of Desire " adlı filminden esinlenen " City of Angels " ile tarzını değiştiren Nicolas Cage, " Snake Eyes " filmiyle aksiyon filmlerine dönüş yaptı. "Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi" adlı sessiz korku filminin yapılışını konu alan " Shadow of the Vampire "ile yapımcılığa yönelen Cage, 2000 yapımı " Gone in 60 Seconds " için 20 milyon dolar aldı

Oyuncu, aynı yıl içinde çekilen " Aile Babası " isimli filmde, yoğun bir iş yaşamı ile güzel, huzurlu bir yuva arasında seçim yapmak zorunda kalan Jack Campbell karakterini canlandırdı. 2001 yılında " Corelli'nin Mandolini " isimli filmde 2.Dünya Savaşı sırasında bir Yunan adasında köyün güzeli Pelagia'ya aşık olan İtalyan askerini canlandıran oyuncunun son çalışmaları arasında " Ghost Rider ", "The Wicker Man " ve " World Trade Center " isimli filmler yer alıyor.

Muse



Muse, 1994 yılında İngiltere'nin güneybatısında yer alan Devon'da kurulmuş rock grubu.Çılgın sahne şovlarıyla,coşkulu soundlarıyla ve baştan çıkarıcı atmosferiyle her yaştan insanın zevkle dinlediği bir gruptur.Üç kişiden oluşur;

Matthew Bellamy (solist, gitar ve klavye)
Chris Wolstenholme (bas gitar)
Dominic Howard (davul ve vurmalı çalgılar)
Bellamy grubun esas söz yazarı ve başıdır.

Geçmişi [değiştir]Muse, zaman zaman post-Britpop grubu olarak anılsa da onlar bunu kabul etmez. Muse`un Amerikan grunge muzik (Nirvana (grup), Pearl Jam, Soundgarden gibi) ve alternatif Britanyalı grupların (Radiohead ve The Verve) karışımı olduğunu olduğuna atıfta bulunurlar ama gelmiş geçmiş en iyi müzik yapan punk-rock grubu olarakta anılırlar.

Son yıllarda Muse`un popülaritesi yukarda bahsedilen gruplara yetişti. Oysa ki sadece üç kişiden oluşan bu grup on yıldan beri sahnededir


Kurulması ve ilk yıllar (1990'ların ortaları) [değiştir]Aslında okuldayken Muse`un üç elemanı da farklı gruplarda çalıyordu. Kısa bir süre sonra beraber bir grup kurma kararını aldılar ve gruba ilk önce Gothic Plague, Fixed Penalty, Youngblood ve Rocket Baby Dolls gibi isimler koydular (bu grup isimlerinin kronolojisi belli değildir, Muse birçok röportajda birbirine ters düşen bilgiler vermiştir). En sonunda Muse isminde karar kıldılar.

1994 yılında Rocket Baby Dolls adı altında yerel bir müzik yarışmasında sahnedeki her şeyi kırarak birinci oldular. Bunun üzerine elemanlar üniversiteye gitmek yerine müzik de kariyer yapmak istediler.


Başarının gelmesi(1997-2000) [değiştir]Çalışmaları çok sıklıkla olmaya başladı ve bulabildikleri her fırsatta sahneye çıkmaya başladılar.Coşkulu soundlarını , heyecanla harmanlanan görkemli vokalle, bastan çıkarıcı atmosferle, yayılmak için bekleyen sözlerle birleştirmeyi başardılar ve artık kalabalığı toplamaya başladılar.Muse’un Dangerous Records‘tan çıkan iki single’i 1997 Muse ve 1998 Muscle Museum canlı performanslarında satılmaya başlandı ve çabucak tükendi .

1998 de Muse kendini İngiltere‘nin büyük yetenek avcılarının ve birkaç Amerika şirketinin odaklandığı bir grup olarak buldu. Kasımda Muse CMJ ‘de çalmak üzere New York’a uçtu.Göz kamaştırıcı şovlarından sonra Amerika'nın ilgisi çok hızlı bir şekilde büyüdü. İki hafta sonra bu sefer Los Angeles’da Santa Monica rıhtımında kendilerini göstermek için çıktılar.Madonna ‘nin şirketi Maverick Recording zaman kaybetmeyip oldukça cömert bir teklifle grubu kendilerine bağlamış oldu.1999 da ilk albümleri Showbiz ‘i piyasaya çıkardılar. Milyonlarca kopya satan bu albümle beraber Muse kazandığı ödüller ile de basarısını kanıtladı.

Bunlardan bazıları: NME Carling Premier ödülleri “Brand New Band 2000”, Q ödülleri en iyi grup ve en iyi albüm adaylıkları , Kerrang ödülleri en iyi grup ve en iyi canlı performans ödülleri.

Ashley Tisdale



Ashley Tisdale, 2 Temmuz 1985'te küçük bir kasaba olan ve New Jersey'de bulunan Monmouth Country'de doğmuştur. Annesinin adı Lisa, babasının adı Mike'dır. Kendinden büyük,Jennifer adında oyuncu olan bir ablası vardır.
Şarkı söylemek ve rol oynamak her zaman Ashley'nin ilgisini çekmiştir. Bu yolculuğa ilk olarak Bill Perlman sayesinde, 3 yaşındayken başlamıştır. Bugün Perlman Ashley'nin menajeridir. Ashley' ye reklam filmleri ayarlamıştır ve Ashley bugüne kadar yaklaşık 100 adet reklamda oynamıştır. 8 yaşındayken, Broadway'de (Les Miserables'te) rol aldı ve Annie'nin uluslararası ekibinde yer alarak turlara başladı.

Bir düzinede fazla televizyon dizisinde oynadığından beri,”En İyi Televizyon Dizisi - Genç Aktris Ödülü”- Misafir Yardımcı Aktris olarak görevlendirildiği Boston Public’in 2000 bölümünde oynadı.l
2001’de, büyük patlamasını Maggie & Jake Gyllenhall ve James Duvall.’ın oynadığı Donnie Darka filminde yaptı.
Ashley 2005’e kadar ara verdi. 2005’te Disney’in hit dizilerinden olan, The Suite Life of Zack&Cody’de , aynı zamanda 2 yaramaz ikizin (Dylan-Cole Sprouse) de orda yaşadığı, Tipton Hotel’de çalışan tezgahtar kız olarak yer aldı. [Seçmelere London ve Maddie karakterleriyle katıldı. Ve Disney, Ashley’i “Maddie Fitzpatrick” karakterine atadı.]
Haziran 2006’da Disney’in televizyon filmi olan High School Musical’da rol arkadaşları Zac Efron, Vanessa Hudgens, Corbin Bleu,Monique Coleman ve Lucas Grabeel’le yer aldı. Film büyük sükse yaptı. Soundtrack albümü Billboard listelerinin tepesinden inmedi. Lucas Grabeel’le söylediği şarkı the Hot 100 Chart listesinde 35. , öbür şarkısı yani “Bop To The Top” 61. oldu.

Black Eyed Peas



The Black Eyed Peas, Los Angeles kentinde kurulan ABD'li bir hip hop müzik grubudur. 2009 yılı itibariye grubun üyeleri will.i.am, apl.de.ap, Taboo ve Fergie'dir. 2003 yılındaki albümleri Elephunk döneminden beri grup, yaklaşık 27 milyonluk bir albüm ve tekli satışına erişmiştir.

1998-2001: Behind the Front ve Bridging the Gap

Interscope Records ile anlaşma imzalayan grup, ilk albümleri Behind the Front'u 1998 yılında yayımladı. Albümde Akademi Ödülü adayı gösterilen Bulworth filminin özgün film müzikleri albümünde de yer alan "Joints & Jams" adlı tekli de yer almaktaydı. Grubun ikinci albümü Bridging the Gap 2000 yılında satışa sunuldu. Bu albümde de Macy Gray'in de eşlik ettiği "Request Line" teklisi yer almaktaydı. Bu albüm daha başarılı bir satış rakamı yakalayarak 1.2 milyon adet sattı.

2003-2004: Elephunk

Grubun dünya çapında tanınmasını sağlayan albümleri Elephunk, 2003 yılında yayımlandı. Albüm, 2000 yılında grubu terk eden önceki solist Kim Hill'den sonra gruba alınan Stacy "Fergie" Ferguson'ın vokallerini içeren ilk albümdü. Albümden çıkan ilk tekli "Where is the Love?" Justin Timberlake vokalleri içeren bir şarkıydı ve dünya çapında büyük başarı elde etti. Amerikan müzik listelerinde sekiz, İngiltere'de bir numaraya kadar yükselen şarkı, İngiltere'de 2003 yılının en çok satan teklisi oldu. Şarkı Avustralya'da da benzer bir etki göstererek altı hafta boyunca bu ülkede zirveye oturdu.

Albümün ikinci teklisi "Shut Up", yine önceki tekli gibi başarı göstererek İngiltere'de iki numaraya kadar yükseldi. Şarkı, bunun dışında, Fransa, Almanya ve Avustralya'da da zirveye yükseldi. Elephunk, bu şarkıların sayesinde dünya çapında büyük bir satış rakamı elde etti. Özellikle ABD, İngiltere, Avustralya ve bazı Avrupa ülkelerinin her birinde bir milyondan fazla sattı.

Albümün üçüncü teklisi "Hey Mama" da albümün başarılı şarkıları arasında yer alarak birçok ülkede ilk ona girdi. Aynı şekilde Amerikan müzik listelerinde de yirmi üçüncü sıraya kadar yükseldi. Ancak şarkı 2003'te iPod reklamında kullanılınca daha da büyük bir ilgi gördü.

Grubun 2004 yılında düzenlediği Asya konserleri sırasında, apl.de.ap'ın hayatı hakkında bir yazı, sanatçının doğduğu ülke Filipinler'de bir televizyon programında yayınlandı. Maalaala Mo Kaya ("Hatırlar mıydın?") adlı bu programda sanatçının doğduğu yoksul Filipin sokakları gösterildi.

Sonrasında, grubun "Let's Get Retarded" adlı şarkısı, NBA Finalleri için "Let's Get It Started" adıyla değiştirildi. Şarkı dünya listelerinde ilk yirmiye girdi. Şarkıda Carlos Santana da yer aldı. Şarkı 2005'te En İyi Grup Rap Performansı dalında Grammy Ödülü aldı. Bir süre sonra grup The Urbz: Sims in the City adlı oyunda sanal karakterler olarak yer aldı. 2004 yılında düzenlenen albüm turnesi bazıları Afrika'da olmak üzere birçok ülkede konserler içermekteydi.

2005-2007: Monkey Business

Sonraki albüm Monkey Business , 7 Haziran 2005 tarihinde yayımlandı. Albümün ilk teklisi "Don't Phunk with My Heart", büyük bir başarı gösterdi. Şarkı Amerikan müzik listelerinde üç numaraya kadar yükselerek, 2009'da zirveye yükselen "Boom Boom Pow" şarkısına kadar grubun en başarılı teklisi olarak kaldı. Şarkı yine En İyi Grup Rap Performansı dalında Grammy Ödülü elde etti. Bunların dışında şarkı, İngiltere'de üç, Kanada'da da beş numaraya kadar yükseldi. Avustralya'da ise üç hafta boyunca zirveye yükseldi. Bazı radyo istasyonları, şarkıdaki müstehcenliği göz önüne alarak, şarkıyı "Don't Mess with My Heart" şeklinde dinleyicilere sundu.

Albümün ikinci teklisi "Don't Lie", Amerika'da önceki tekliye oranla daha düşük başarı göstererek on dört numaraya kadar çıkabildi. Ancak buna rağmen İngiltere ve Avustralya'da altı numaraya kadar yükseldi. Üçüncü tekli "My Humps" ise yine müstehcen içeriği nedeniyle bazı radyo kanallarında engellendi. Ancak buna rağmen yine de geniş bir dinleyici kitlesi edindi. Allmusic eleştirmeni John Bush, şarkıyı sözleri bakımından sıradan ve sıkıcı olarak nitelendirse de, şarkı Amerikan müzik listelerinde üç numarayı gördü. Ayrıca albüm de Billboard 200 listesinde ilk haftasında iki numarada yer aldı ve bir haftada 295,000 adet sattı. RIAA, albümü bir süre sonra üç kez platin plaket ile ödüllendirdi. Son olarak albümün sonuncu teklisi "Pump It" yayımlandı. Şarkıda "Misirlou"dan örnekler kullanıldı.

Bir hip hop albümü olmasına rağmen, Monkey Business, Jack Johnson'ın akustik gitar çaldığı "Gone Going" adlı bir şarkıya sahiptir. 2005 yılının Eylül ayında grup, "Don't Lie", "Shut Up" ve "Where Is the Love?"ın yeni bir sürümünü barındıran iTunes Originals adlı çalma listesini çıkardı.

2005 yılının sonbaharında grup, Gwen Stefani ile beraber tura çıktı. Grup sonrasında 7 Temmuz 2007'de Live Earth yardım konserlerinin Londra ayağında yer aldı. will.i.am burada yeni şarkısı "Help Us Out"u seslendirdi. Bu şarkı sonrasında kendi solo albümü Songs About Girls'te yer aldı. 21 Mart 2006'da grubun remiks albümleri Renegotiations: The Remixes yayımlandı.

2008-günümüze: The E.N.D

Grubun beşinci stüdyo albümü The END ("The Energy Never Dies")'ın 9 Haziran 2009'da yayımlanacağı bildirildi. "Boom Boom Pow" adlı ilk tekli Şubat 2009'da yayımlandı. Şarkı Amerikan müzik listelerinde zirveye yükselerek Amerika'da bu başarıyı gösteren grubun ilk şarkısı oldu.

Grubun lideri will.i.am, Billboard dergisine The E.N.D. albümünün adının "The Energy Never Dies"tan geldiğini beyan etti. Bu albümün bir müzik günlüğü olduğunu söyleyen will.i.am, ilham kaynağına göre ekleme yapılabilecek bir albüm olduğunu ekledi. Grubun U2 grubunun Amerikan konser ayağında konser vereceği ve MTV için 8 Temmuz'da Malta'ya gideceği bildirildi.

Naz Elmas



16 Haziran 1983 doğumlu olan Naz ELMAS, İstanbul'da dünyaya gelmiş, İlk okulu, 50. yıl Cumhuriyet İlk Öğretim Okulu'nda tamamlamıştır.

Lise hayatını, İngilizce eğitimi veren Özel Kalamış Lisesi'nda 2001 yılında başarıyla tamamlayarak mezun olmuştur.

Girdiği ÖSS Sınavında Yeditepe Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Reklamcılık Yönetimi bölümüne kayıt hakkı kazanmış ancak, liseden beri içinde var olan tiyatro tutkusuyla Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'ne kayıt olmuştur.

Yeditepe'de son sınıfı okurken Haziran Gecesi'nin başrolünü almış ve kariyerine güzel bir giriş yapmıştır. Daha sonralarda, Candan Öte, El Gibi, Doktorlar gibi dizilerde oynamış ve şuan Nefes adlı dizide oynamaktadır.

Sahneyi kutsal yeri olarak gören Naz Elmas'ın hobileri; tiyatro, ata binmek, yüzmek ve tenis oynamaktır.

İnternet 40 yaşında



Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Leonard Kleinrock’un liderliğinde hayatımıza 1969’da giren internet, 40 yaşına bastı. Prof. Kleinrock, “40 yıl önce internet denildiğinde Facebook, Tweeter ya da Youtube akıllara gelemezdi. Bundan sonraki adım, internetin gerçek anlamda hayata dahil olması. Öyle zaman gelecek ki, konuştuğum duvarlar bana cevap verecek” dedi.

HAYATIN vazgeçilmez bir parçası olan ve teknolojinin en büyük nimeti kabul edilen internet, 40 yaşına bastı. 1969’da Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCLA) Prof. Leonard Kleinrock’un liderliğini yaptığı bir grubun, iki bilgisayarı ortak ağ üzerinde iletişim kurabilir hale getirmesiyle başladığı kabul edilen internet serüveninin yeni yaşı törenle kutlandı. İnternetin babası olarak kabul edilen 75 yaşındaki Prof. Kleinrock, “Sıradaki adım, interneti gerçek anlamda hayata dahil etmek. İnternet her yerimizi kaplayacak. Öyle bir zaman gelecek ki, odanın içinde yürüyeceğim ve benim orada olduğumu bilecek. Konuştuğum duvarlar bana cevap verecek” dedi.

ABD ordusunun desteği

İki bilgisayarın birbiri ile iletişim kurması prensibine dayandırılarak başlatılan çalışmalar için ABD ordusunun Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı kapsamında bütçe desteği sağlandığı hatırlatıldı. ‘ARPANET’ adını alan bu projenin, 29 Ekim 1969’da meyvesini vererek bilgisayardan bilgisayara ilk iletişim ağı temellerinin atıldığı vurgulandı.

Demokratikleşme serüveni

İnternetin bir çeşit demokratikleştirme serüveni olduğunu ve herkesin eşit söz hakkının bulunduğunu söyleyen Prof. Kleinrock, “Artık geri dönüş yok. Bunun fişini çekemeyiz. İnternet çağı ortada. 40 yıl önce internet denildiğinde Facebook, Tweeter ya da Youtube’un akıllara geleceğini hiç tahmin etmemiştim. İnternet her geçen gün hayatımızdaki yerini biraz daha artırıyor” yorumu yaptı.

Ateşten sonra en büyük

İnternetin “Ateşin keşfedilmesinden bu yana yapılmış en büyük teknolojik icat” olduğunu savunan Electronic Frnontier kurucularından John Perry Barlow, insanların kâr amacı gütmeden internet özgürlüğü için verdikleri mücadelenin, ‘internet kullanmanın’ engellenemez bir insan hakkı haline geldiğinin göstergesi olduğunu dile getirdi.

Çok ayrı bir güç

ABD’de kendi ismini taşıyan blog sitesi ile ünlü Arianna Huffington internetin, insanların bakış açılarını değiştirdiğini söyledi. İnternetin olaylara farklı açılardan bakılmasını sağlayarak kendini düşünmek yerine toplumu ve dünyayı dışardan görmesine yardımcı olduğunu söyleyen Huffington, “İnternet çok ayrı bir güç” dedi.

Bugün 1.7 milyar kişiyi kavradı

1985’te, 16 milyon kişi elektronik posta ile haberleşebilir hale gelmişken, asıl sıçrama, web tarayıcılarının devreye girmesiyle gerçekleşti.2001 yılında 513 milyon kişi internete bağlanabildi.Bugün dünyada 1.7 milyar kişinin internete bağlandığı tahmin ediliyor.

Balonu görüp internetten bildiren 40 bin Dolar alacak

İNTERNETİN 40 yaşına basması nedeniyle, ABD kıtası genelinde 10 büyük uçan balonu iki gün boyunca gökyüzünde serbest dolaşacak. Gördüğü balonunun nerede olduğunu bilgisayar kullanarak haber verecek olan ilk kişi, 40 bin Dolar para ödülü kazanacak. Bu yolla internetin ne derece yaygınlaştığı da ortaya çıkacak.

İlk denemede sistem çöktü

29 Ekim 1969’da mühendis, bilgisayar uzmanı Leonard Kleinrock ve arkadaşlarının UCLA’daki laboratuarlarına konulan büyük gri kutu, yüzlerce kilometre uzaklıkta Stanford Araştırma Enstitüsü’ndeki (SRI) başka bir bilgisayara bağlandı.

Üniversite öğrencisi Charley Kline, UCLA’dan SRI’daki makineyle bağlantı kurmak için ‘login’ komutunu kullanacaktı. Ancak ilk deneme, ara birim işlem yapıcı için fazla geldi ve sistem daha şifreyi yazamadan çöktü.

Uğraşlar sonucunda bağlantı kuruldu, ancak bundan sonraki süreç daha yavaş işledi. 1981’e gelindiğinde şebekeye sadece 213 bilgisayar bağlanabilmişti.