Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

26 Mart 2009 Perşembe

Yeni ekran teknolojileri


Cep telefonlarından bilgisayarlara kadar çok alanda karşımıza çıkan ekranlara uygulanan yeni teknolojilerle hayat kolaylaşıyor ve gerçeklik hissi artıyor.

Son zamanlarda piyasaya sunulan ve tanıtılan cep telefonları, cep bilgisayarlarında öne çıkan temel özellik dokunmatik ekran. Apple iPhone ile başlayan bu akım diğer markaların ürünlerini de etkiledi. Hatta ve hatta telefonlar dışında dijital kameralara ve dijital medya çalarlara da dokunmatik ekran uygulanmaya başladı. Dokunmatik ekranlar normal ekranlardan çok da farklı değil. Kiosklarda, terminallerde, ATM cihazlarında karşımıza çıkan ilk örnekler sadece aynı anda bir dokunuşu algılayabiliyordu. Cep bilgisayarı gibi daha küçük ekrana sahip cihazlarda dokunmatik kalem ya da diğer adıyla “stylus” gerekiyordu. Günümüzde çoklu dokunuş (multi-touch) ve hareket algılama desteği eklendi, kalem kullanma zorunluluğu kaldırıldı. Elbette bunlar için üreticilerin menüleri sunan yazılımları modifiye etmesi gerekti.


İlk örneklerde kullanılan “resistive” tip dokunmatik ekranlar en ucuz seçenek. Bunlarda yer alan ek katmanlar dokunma algılama işlevini getiriyor. Kötü yanı ekran netliğinin %75 seviyesine inmesi ve darbeler sonucu kolayca hasar görebilme. “Capacitive” tipte bu netlik sorunu aştı ve multi-touch desteğini ekledi. Ancak eldiven giyince ya da stylus kullanınca işe yaramıyor. Multi-touch teknolojisi denince akla ilk gelen Apple iPhone ve iPod Touch oluyor. Ancak MacBook (trackpad), Asus Eee PC (touchpad) ve Microsoft Surface da aynı temelleri kullanıyor. Amaç küçük ekranda kullanım keyfini arttırmak ve performansı yükseltmek. Multi-touch teknolojisi için fareden sonraki en önemli buluş olarak söz ediliyor. Sürükleyin, çevirin, boyutunu değiştirin, komutlar verin; hepsi sadece ekrana dokunarak mümkün.

Windows 7'den tam destek

Bu sene hazır olacak Windows 7 işletim sistemi multi-touch teknolojisini tam olarak destekliyor. Multi-touch adresleme uygulaması, destek veren fotoğraf izleme programı ve Internet Explorer 8 hazır. Elbette bunları kullanabilmek için LCD monitörünüzün donanımsal destek veriyor olması gerekli. Microsoft, Windows 7 ile gelecek multi-touch yeniliklerini kullanma imkânı veren donanımları geliştiren N-Trig firmasına 24 milyon dolar bağışladı. Windows 7'den bağımsız olan diğer çalışmaysa etkileşimli masa olarak bilinen Microsoft Surface projesi. Gerçek ve sanal dünyaları bir araya getiren bu yenilik 2007 yılında Bill Gates tarafından tanıtılmıştı. Windows Vista yüklü olan masa biçimli bilgisayarda multi-touch teknolojisi sonuna kadar kullanılıyor.

Ekran kısmı masa biçiminde hazırlanmış olan bilgisayarda fare ve klavyeye yer yok. Komutlar dokunarak, sürüklenerek veriliyor. Yazmak gerekiyorsa sanal klavye beliriyor. Aynı anda birden çok kişi tarafından kullanılabiliyor. Gelecekte maliyetler azalınca restoran gibi yerlerde kullanılması düşünülüyor. Buradaki dokunmatik ekran çalışmak için farklı sistemler kullanabiliyor. Yani illa capacitive tip olması şart değil. Çünkü ekran boyutu arttıkça özel katman nedeniyle dokunmatik ekran maliyeti çok artabiliyor. Microsoft Surface'ın kenarlara yerleştirilen kameralar sayesinde hareketi algıladığı söyleniyor. İlk olarak AT&T mağazalarına yerleştirilen Microsoft Surface fiyatı 5000 dolardan başlıyor ve 10 bin dolara kadar çıkabiliyor. Ekran genişliğinin 30 inç olduğu unutulmamalı.

Büyük ekranlar için optik alıcılar

Yeni gelişmelerden biri dokunmatik ekranlar için optik alıcılara yer vermek. Bu durumda ekranda özel bir katmana gerek kalmıyor ve artan boyutlarla birlikte maliyet yükselmiyor. Ekranın kenarlarına iki ya da daha fazla imaj alıcısı yerleştiriliyor. Kamera alanına gönderilen kızıl ötesi ışınlara kullanıcı tarafından müdahale edildiğinde konum bilgisi hesaplanıyor. Bu sistemde kullanıcının ekrana dokunması şart değil. Parmağını yakınlaştırması yetiyor ve sonuç olarak çizilme, lekelenme, hasar görme olasılığı azalıyor. Alıcının kapasitesine göre dokunulan kısımda boyut ölçmek de mümkün olabiliyor. Uygulamada özel bir sürücü kurulması gerekmiyor. Sistem, bilgisayara bağlandığında HID uyumlu USB tak-çalıştır cihaz olarak ekleniyor. Ayrıca çalışması için gerekli gücü de USB üzerinden alıyor ve adaptör gerektirmiyor.

NextWindow firması tarafından geliştirilen 1900 Touch Assembly modeli Windows XP, 2000, Vista, 7, MacOS ve Linux ile uyumlu. Multi-touch desteği olduğundan iki elin parmaklarıyla kenarlarından tutup fotoğrafı büyütme/küçültme gibi işlemler mümkün. 50 inç gibi büyük ekranlara bile uygulanabilen optik dokunmatik teknolojisinde görüntü kalitesinde hiçbir kayıp olmuyor. En üste sert cam kaplama yerleştirilirse görüntü kalitesi %92 seviyesinin altına düşmüyor. 40 inç gibi büyük bir ekranda yapılan uygulamada hata payı 2 mm'yi aşmıyor. Ayrıca optik sistem çok hızlı çalışıyor. Saniyede 110 dokunmaya kadar algılama yeteneği var. Komutun sisteme iletilmesi için geçen süreyse 10 ms.. Sunumlar ve alışveriş merkezleri için çok faydalı olabilecek bir teknoloji.

Albatron sayesinde yaygınlaşabilir

Optik dokunma teknolojisini (OTM) kullanan ve multi-touch desteği veren Albatron marka LCD monitör 21.5 inç genişliğinde ve Full HD destekli. DVI, D-Sub ve USB 2.0 bağlantıları var. Dokunma katmanı yerine alıcılar içerdiğinden kalibrasyon gerektirmiyor, görüntü kalitesi yüksek ve parmak izi derdi yok. Ekran boyutu artsa da OTM'in maliyeti yükselmiyor. Multi-touch desteğiyle Windows 7 ile iyi bir ikili oluşturuyor. Mart ayında satışa sunulması bekleniyor ama fiyatı açıklanmış değil. Diğer üreticilerin de bu tür modeller tanıtması bekleniyor. Zaten monitör üreticileri çoktandır önemli bir yenilik sunmamaktaydı. Tepki süreleri hedeflenen süreye düştüğünden beri sadece boyutlar ve fiyatlar değişiyor. Şimdi sırada dokunmatik ekranlar ve bir diğer yenilik olan Stereoscopic 3D teknolojisi var.

Son nesil oyunlarda görüntüler gerçekçi ama daha da iyi olabilir. NVIDIA'nın yeni geliştirdiği 3D Vision teknolojisinde ekran kartı görüntüleri 3D izlemeye uygun hale getiriyor. Ancak sistem ekran kartıyla bitmiyor. NVIDIA'nın set olarak sunduğu özel gözlük ve buna sinyal gönderen verici de lazım. 199 dolar olan bu set dışında geriye kalan monitörün 120 Hz tazeleme yapmasını sağlamak. Normalde LCD'ler ve CRT'ler bu değere çıkamıyor. Maalesef çoğu kullanıcı yeni bir LCD monitör almadan bu teknolojiden faydalanamıyor. Sinemalarda bir süre önce denenmiş olan teknikte kullanıcılara özel tip bir gözlük veriliyor. Daha sonra görüntü ayrı renk kanallarından sunuluyor. Gözlükteki farklı camlar ayrı kanalları farklı göze sununca beyince 3 boyut hissi meydana geliyor. Ekran kartı ve oyunun görevi görüntüyü ayrı renk kanallarına ayırmak. Gözlük ve verici bunu olması gerektiği gibi gözlerimize iletiyor. Monitörün 120 Hz'den düşük tazeleme yapması verimi düşürüyor.

3D gözlükler geri mi dönüyor?

Başta Samsung olmak üzere üreticilerin 3D'ye uygun 120 Hz üstü tazeleme yapabilen modeller sunması yakın. Bu ay gerçekleşecek CeBIT sırasında bu tür LCD monitörler tanıtılabilir. 3D Vision teknolojisinin arkasında olan NVIDIA, monitör üreticilerini teşvik ediyor. NVIDIA'nın vericisi ve gözlükleri arasında kızılötesi iletişim var. Gözlük sürekli olarak aktarılan görüntüye göre uygun biçimde titreşim yaparak en iyi sonucun alınmasını sağlıyor. Bildiğimiz eski karton, ucuz plastik gözlüklerden değil. Destek veren ilk LCD monitörlerden biri Samsung 2233RZ oldu. Yeni teknoloji tam olarak oturmadı. Çünkü yüksek maliyetli yatırım gerektiriyor. Bu tür LCD monitörler yaygınlaşırsa yeni sistem alanların ilgisini çekebilir.

2009 Blog Ödülleri sahiplerini bekliyor!


İnternet kullanıcılarını blog yazmaya teşvik etmeyi ve Türk internet sektörüne zengin ve özgün içerikler kazandırmayı hedefleyen 2009 Blog Ödülleri’nin takvimi belli oldu.

İnternet kullanıcılarını blog yazmaya teşvik etmeyi ve Türk internet sektörüne zengin ve özgün içerikler kazandırmayı hedefleyen 2009 Blog Ödülleri’nin takvimi belli oldu. Blog sayfasına sahip olan tüm kişi ve kurumlar, 13 farklı kategoride ödül verilecek yarışmaya 21 Mart – 5 Nisan tarihleri arasında başvurabilecek. Kazananlar ise 2 Mayıs 2009 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Blog Ödülleri Yarışması internet kullanıcılarını blog yazmak konusunda cesaretlendirmeyi, bu sayede de Türk internet dünyasına özgün ve zengin içerikler kazandırmayı hedefliyor. Tüm blogger’lara internetin uçsuz bucaksız dünyasında keşfedilme imkânı sunan yarışmaya başvurular, 21 Mart – 5 Nisan 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Blog Ödülleri Yarışması’nı düzenleyen Bloglama’nın kurucularından Eray Endeş, konuyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “İlk defa 2008 yılında düzenlediğimiz Blog Ödülleri’ne 800’den fazla blog başvurdu. Bunlardan 471 tanesi ise yarışmaya katılma hakkı kazandı. Dereceye giren bloglar 14,473 bin oy ile belirlendi. Yarışma süresince 103,012 tekil ziyaretçi 299,837 sayfa ziyaret etti. Bu rakamlar, Blog Ödülleri’nin Türk internet dünyası için taşıdığı önemi açıkça ortaya koyuyor. Bu yıl katılımın çok daha fazla olacağını tahmin ettiğimiz Blog Ödülleri, internet dünyasında öne çıkmak isteyenler için önemli bir fırsat sunuyor. Duygu ve düşüncelerini internet aracılığıyla dünya ile paylaşmaktan çekinmeyen herkesi Blog Ödülleri’ne bekliyoruz.”

Kazananların 2 Mayıs 2009 Cumartesi günü düzenlenecek ödül töreninde açıklanacağı 2009 Blog Ödülleri kadın, yemek, otomobil, kişisel, hobi, kültür-sanat, reklam – pazarlama, topluluk, teknoloji, haber – gündem ve şirket blogları olmak üzere tam 13 farklı kategoride dağıtılıyor.

2009 Blog Ödülleri’nin sahipleriyle buluşma süreci şu aşamalardan oluşuyor:
• 21 Mart - 05 Nisan 2009 Kayıtların alınması
• 06 Nisan - 10 Nisan 2009 Kayıtların değerlendirilmesi
• 11 Nisan - 26 Nisan 2009 Oylama süreci
• 27 Nisan - 01 Mayıs 2009 Oylamanın değerlendirilmesi
• 02 Mayıs 2009 Blog Konferansı ve 2009 Blog Ödülleri Töreni

Katılım koşulları

1. Yarışmaya yalnızca Türkçe içerikli bloglar katılabilir.
2. Bir blog ile en çok bir kategoride başvuru yapılabilir ancak başvuru sahibi farklı bloglar ile diğer kategorilere de başvuru yapabilir.
3. Blogun yarışmaya katıldığı kategori ile içeriği örtüşmelidir.
4. Blog sahibi yarışmaya katılırken gerçek kişisel bilgilerini vermek zorundadır.
5. Blog sahibi kendisine verilen kodu bloguna yerleştirerek blogun kendine ait olduğunu doğrulamalıdır.
6. Herhangi bir kategoride yeterli başvuru olmaması durumunda kategori iptal edilebilir. Bu durumda o kategoriye ait bloglara, içeriğine uygun başka bir kategoriye geçme hakkı tanınır.
7. Yarışmaya katılacak blog içeriğinde; T.C. yasalarına ya da uluslararası anlaşmalara ters düşecek bir durum yaratan ya da böyle durumları teşvik eden, tüzükleri çiğneyen, her türlü yasadışı, tehditkâr, rahatsız edici, hakaret, küfür içeren, küçük düşürücü, kaba, pornografik, örf ve adetlere karşı, müstehcen, din, dil, ırk ayrımına yönelik iletiler, kişi ya da grupları tahrik edici, itibar zedeleyici, hakaret, tehdit, taciz amacı taşıyan ibareler, nefret dolu, rahatsız edici ya da ahlaka aykırı içerik, ‘hack’, ‘crack’, ‘warez’, mp3 içeren mesajlar, illegal sitelere ait bağlantı, yine bu tarz içerik kullanamaz.
8. Parola korumalı, içeriği halka açık olmayan bloglar yarışmaya katılamazlar.
9. Bloglar yarışma koşullarının herhangi birini karşılamadığı taktirde yarışmanın herhangi bir safhasında önceden bildirilmeden diskalifiye edilebilirler. Başka bir blog ya da sitenin tasarımını (o blog/site için özel yapılmış ise), içeriğini kopyalayan bloglar, değerlendirme süresi içinde ve/veya sonrasında diskalifiye edilebilir. Bu sitelere ödül verilmesi durumunda, verilen ödüller geri alınır.
10. Yarışmaya yönelik kötü niyetli oy kullanımı tespit edildiğinde blog yarışmadan diskalifiye edilir.
Yarışmaya ilişkin detaylara http://2009.blogodulleri.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Google'da film taraması

Google'ın bitmek bilmeyen hizmetlerine bir yenisi daha eklendi.Adrese tıkladığınızda yaşadığınız şehrin tüm sinema salonlarında, gösterimde olan vizyon filmlerini, seanslarını takip etmeniz mümkün.

Tabii ki haritalandırma hizmetini de entegre etmeyi atlamamışlar. Yerini bilmediğiniz bir sinema salonuna davet edildiyseniz, dertlenmenize gerek kalmadı yani.

Ayrıca film adının yanında yer alan "yorum" linkine tıkladığınızda da, film hakkında çıkan tanıtım ve eleştirilere de ulaşmanız mümkün.

http://www.google.com/movies

Gmail kullanıcıları için ipucular


Popüler e-posta servisini daha verimli kullanmak için bilmeniz gerekenler.

1. Etiketlerle işinizi kolaylaştırın
Gmail, yanıtlanan ve iletilen e-postaları “ileti grubu” halinde saklayarak kullanıcının işini kolaylaştırıyor. Bundan bir adım öteye giderek belirli konulara sahip ileti topluluklarına daha kolay ulaşmak istiyorsanız onları etiketlemelisiniz. E-postaları okurken ya da gelen kutunuzu incelerken etiketleyebilirsiniz.

2. Uzak makinelerde Gmail’i kapatın
Gmail, oturum açan kullanıcıyı bilgisayara bıraktığı bir çerez (cookie) vasıtasıyla hatırlıyor ve tekrar kullanıcı adı ve parola girilmesine gerek bırakmıyor. Uzaktaki bir bilgisayarda oturumunuzu açık unuttuğunuz durumlardaysa Gmail arayüzünün en alt kısmında bulunan “Son hesap etkinliği” bölümünden sorunu çözebiliyorsunuz. Uzaktaki tüm bilgisayarlarda Gmail oturumunuzu kapatmak bir tıklamayla elinizde.

3. Gmail’in seçim hafızası
Sırada oldukça ilginç bir özellik var. Diyelim ki, gelen kutunuzda bir arama yaptınız ve sonuçlardan bir kısmını seçili hale getirdiniz. Sonrasında gelen kutusuna geri dönüp aynı aramayı tekrarladığınızda, Gmail daha önceki aramanızda seçmiş olduğunuz e-postaları hatırlıyor ve otomatik olarak seçili hale getiriyor.

4. Gmail’de not tutmak
Gün içinde not almak istediğiniz şeyleri de Gmail’de saklayabilirsiniz. Bunun için Kişiler bölümüne e-posta adresi kullanıcıadınız+Notlar@gmail.com olan bir kişi ekleyin. Sonrasında bir arama filtresi oluşturarak bu adresten gelen iletilerin Notlar olarak etiketlenmesini ve gelen kutusuna uğramadan doğrudan arşivlenmesini sağlayın. Artık not almak istediğiniz şeyleri bu adrese gönderebilir ve Notlar etiketine tıklayarak kolayca görüntüleyebilirsiniz. Üstelik gelen kutunuzda da görünmeyecekler.

5. Adresinize eklemeler yapabilirsiniz
Gmail, noktaları önemsememesine benzer şekilde, kullanıcı adlarının sonuna + işareti ile eklenen sözcükleri de önemsemiyor. Kısaca anlatmak gerekirse kullanıcıadı@gmail.com şeklinde olan adresinizi kullanıcıadı+xyz@gmail.com şeklinde de kullanabilirsiniz. Bu özellikle birlikte etiketleri ve filtreleri kullandığınızda aşağıdaki ipucuna ulaşabiliyorsunuz.

6. Adreslerdeki noktalar önemsiz
Gmail adreslerine e-posta gönderirken, adresin istediğiniz yerine nokta koyma lüksüne sahipsiniz. Örneğin adınızsoyadınız@gmail.com gibi bir e-posta adresiniz varsa, adınız.soyadınız@gmail.com ya da a.d.ınız.soy.adınız@gmail.com adreslerine gönderilen e-postalar problemsizce size ulaşacaktır.

7. E-posta eklerine dikkat
Gmail, kullanıcılarına sunduğu güçlü güvenlik özellikleriyle de oldukça adından söz ettiriyor. Fakat bu durum bazen işinizi zorlaştırabilir. Bazı e-posta servisleri EXE, VBS gibi uzantılara sahip dosyaları e-posta eki olarak kabul etse de Gmail’e böyle bir e-posta gönderildiğinde mesaj alıcısına ulaştırılmıyor. Böyle bir ihtiyacınız olduğunda gerekli dosyaları WinZip ya da WinRAR ile arşivleyerek gönderebilirsiniz.

8. Kişileri arada bir temizleyin
Gmail’in e-posta gönderdiğiniz tüm adresleri otomatik olarak kişiler listenize eklemesi çoğu zaman kullanıcının işini kolaylaştıran, verimli bir özellik. Fakat e-posta hesabınızı yoğun şekilde kullanıyor ve sürekli farklı adreslere ileti gönderiyorsanız kişi listeniz zamanla şişebilir. Bunun önüne geçmek için belirli aralıklarla kişiler listesine göz atmakta ve gereksiz olanları sayıları çoğalmadan def etmekte fayda var.

9. Okunmamış postaları bulun
Gelen kutunuzda bulunan okunmamış postaların bir süre sonra alt sayfalara düşerek görünmez hale gelmesi problem olabiliyor. Özellikle üzerinden uzunca bir zaman geçtiğinde okunmamışları bulmak zorlaşıyor. Aslında bunun için arama kutusuna “is:unread” ifadesini yazarak arama yapmanız yeterli. Okunmadan tarihe gömülen bütün e-posta iletileri önünüze serilecektir.

10. “mailto:” bağlantılarını Gmail ile eşleştirin
Web’de sörf yaparken karşımıza çıkan bazı web sitelerinde iletişim için mailto:xyz@xyz.com benzeri bağlantılarla karşılaşıyoruz. Normal koşullarda bu bağlantıya tıkladığımızda, sistemimizde varsayılan e-posta istemcisi açılıyor. Bunun yerine bu tür durumlarda e-postanızın Gmail üzerinden gönderilmesini istiyorsanız Google Toolbar’ın ayarlar bölümünde “”İlgili Kişiye Postala” bağlantıları için Gmail kullan” seçeneğini aktif hale getirmeniz yeterli olacaktır.

11. İmla kontrolüne dikkat
Özellikle iş amaçlı e-postalarda doğru bir dil kullanmaya ve yazım hataları yapmama dikkat eden kullanıcılar Gmail’in imla kontrolünü kullanabilirler. Yanlış yazdığınız birçok sözcüğü fark etmenizi sağlayabilecek olan bu özellik ne yazık ki tam anlamıyla güvenilir çalışmıyor. Yaptığımız denemelerde çok sayıda kullanıcı tarafından yapılan hataların doğru kabul edilebildiğine şahit olduk.

12. Gmail ile sohbet daha güvenli
Popüler anlık mesajlaşma programı MSN Messenger, bu alanda tartışmasız liderliğini koruyor. Google’ın Google Talk’la ona iyi bir rakip olduğunu söyleyebiliriz. Gmail arayüzüne entegre edilen sohbet özelliği de oldukça ilgi çekici. MSN Messenger iletilerinin şifrelenmeden gönderildiğini ve bu yüzden basit yazılımlarla bile ağdaki başka kişiler tarafından kolayca dinlenebildiğini defalarca yazmıştık. Bu durumun Gmail’in içindeki sohbet bölümünü kullanmak için geçerli bir sebep olduğunu hatırlatalım.

HP, çevreci pile geçti


Boston Power adlı pil üreticisiyle işbirliği yapan ABD’li bilgisayar devi HP, bu sayede dizüstü bilgisayarlarında çevreci pil Enviro’yu kullanmaya başladı.

Enviro adlı seri, 15 farklı HP dizüstü modelinde standrat olarak kullanılacak.
Bu piller, hızlı şarj olmasının yanı sıra, kurşun, civa ve kadmiyum oranlarını çok düşük seviyede tutuyor. Bu sayede pillerin çevreye daha az zarar vermesinin önü açılıyor.
Yeni model piller, HP firmasının Pavilion, HDX, G ve Compaq Presario serisindeki bazı modellerde kullanılıyor.

Firefox’un 8 sırrı


Firefox’un fonksiyonelliğini artıracak, az bilinen 8 püf noktasını açıklıyoruz.

Mozilla’nın popüler açık kaynak tarayıcısı Firefox, ilk günde 8.2 milyon indirmeyle yazılım tarihinin en büyük açılışlarından birini yapmıştı. Firefox 3’ün yeni özellikleri ve tarayıcının eklentilerle geliştirilebilen yetenekleri kullanıcıların takdirini toplamakta. Biz de sizler için Firefox’un fazla bilinmeyen, ama bilenlere ayrı bir fonksiyonellik katacak 8 ipucunu derledik.

1. Sürükle-bırakla sekmeleri kopyalayın
Mevcut sekmenizi kopyalamak son derece basit bir iş: Kopyalamak istediğiniz sekmeyi sekme çubuğunda boş bir yere sürüklerken Ctrl tuşuna basılı tutmanız yeterli olacaktır.

2. Araç çubuğunu küçültün
Biraz daha kullanılabilir ekran alanı kazanmak için büyük “Geri” düğmesini daha küçük bir versiyonuyla değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Bunun için araç çubuğuna sağ tıklayın, Özelleştir’i seçin ve açılan pencerede “Küçük simgeleri kullan”ı işaretleyin. Küçük simgeler de aynı işlevselliği sağlamalarına rağmen araç çubuğunuz küçülecek ve böylece web sitelerini görebilmeniz için daha fazla alan kazanmış olacaksınız.

3. Akıllı yer imlerini kullanın

Akıllı yer imleri, belli siteleri işaret etmektense sizin belirlediğiniz parametrelere göre canlı bir site listesi oluşturan canlı yer imleridir. Mesela en sık ziyaret ettiğiniz 10 siteyi gösteren ya da en son ziyaret ettiğiniz, başlığında belli bir kelime geçen 20 siteyi canlı yer imi olarak kullanabilirsiniz. Örneğin yer imlerinizi en son eklediğiniz 10 siteyi görmek için “place:queryType=1&sort=12&maxResults=10” yazmalısınız.

Akıllı yer imi oluşturmak için Firefox’un yer imleri menüsünden “Yer imlerini düzenle”yi seçin. Açılan pencerede sol taraftaki “Yer imleri menüsü”nü seçin, ardından üstteki araç çubuğundan Düzenle’yi ve açılan menüden “Yeni yer imi”ni seçin. Akıllı yer iminize “En Yeni 10 Yer İmi” gibi açıklayıcı bir başlık verin. “Konum” alanına akıllı yer iminin ne yapacağını anlatan bir kod girmeniz gerekecek. Bizim örneğimiz dışında kullanabileceğiniz onlarca parametre bulunmakta. Canlı yer imlerinizde kullanabileceğiniz parametrelerin listesini

developer.mozilla.org/en/Places_query_URIs adresinde bulabilirsiniz. Kullanabileceğiniz en kullanışlı akıllı yer imlerinden ikisi şunlar:


• En son ziyaret ettiğiniz on site (bazı Firefox sürümleri bu akıllı yer imi yüklü şekilde gelir): place:queryType=0&sort=8&maxResults=10
• Belli bir terim içeren en sık ziyaret ettiğiniz on site: place:queryType=0&sort=8&maxResults=10&terms=kelime (“kelime” yerine istediğiniz terimi yazın)

4. Varsayılan olarak Gmail veya Yahoo! Mail ile e-posta gönderin

Varsayılan e-posta istemciniz olarak Yahoo! Mail veya Gmail’i kullanabilirsiniz.
Normalde bir web sayfasındaki e-posta adresine tıkladığınızda varsayılan e-posta programınızın yeni e-posta penceresi açılır. Siz Yahoo! Mail gibi web tabanlı bir e-posta servisi kullanıyorsanız e-posta linklerine tıklandığında e-posta servisinizin otomatik olarak açılmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için Firefox’un Araçlar menüsünden Seçenekler’e girin, Uygulamalar sekmesine geçin, listeden mailto’yu bulup Yahoo! Mail’i seçin ve Tamam’a tıklayın.
Varsayılan olarak listede Gmail’i göremeyeceksiniz ama onu eklemek de hiç zor değil. Bunun için Firefox’un adres çubuğuna about:config yazıp Enter’a basın. Süzgeç kısmına gecko.handlerService.allowRegisterFromDifferentHost yazın (veya sadece “gecko” yazıp listeden seçin). gecko.handlerService.allowRegisterFromDifferentHost satırına çift tıklayarak False değerinin True olarak değişmesini sağlayın. Şimdi şu satırı Firefox’un adres satırına yazın:
javascript:window.navigator.registerProtocolHandler("mailto", "https://mail.google.com/mail/?extsrc=mailto&url=%s","Gmail")

Tarayıcınızın üst kısmında Gmail’i mailto bağlantısına eklemek isteyip istemediğinizi soran bir çubuk gelecektir. Buradan “Uygulamayı ekle” düğmesine tıklayın. Şimdi Yahoo! Mail için yaptığımız açıklamayı uygulayarak listeden Yahoo! Mail yerine Gmail’i seçmeniz yeterli.

5. “Sekmeyi kapat” düğmesini değiştirin ya da kaldırın

Sekme çubuğunun sağ tarafına tek bir kapatma düğmesi yerleştirebilirsiniz.
Varsayılan olarak Firefox 3 her sekmenin sağ tarafına, o sekmeyi kapatmaya yarayan bir X düğmesi ekler. Bu düğmeyi kaldırabilir ya da sadece görüntülediğiniz sekmede görünmesini sağlayabilirsiniz. Tekrar about:config’i açıp Süzgeç kısmına browser.tabs.closeButtons yazın. İstediğiniz özelliğe bağlı olarak şu rakamlardan birini girin:

• 0: Sadece aktif sekmede kapatma düğmesi.
• 1 (varsayılan): Her sekmede kapatma düğmesi.
• 2: Kapatma düğmesi yok.
• 3: Her sekme yerine sekme çubuğunun sonunda tek kapatma düğmesi.

6. Şahane çubuğun davranışını değiştirin

Mozilla, Firefox 3’te adres satırına yazdıkça size faydalı öneriler sunan adres çubuğuna “şahane çubuk” adını takmakla hiç de hata yapmış sayılmaz. Varsayılan olarak şahane çubuk, tavsiyelerini son girdiğiniz sayfalara, etiketlediğiniz sayfalara ve yer imlerinize dayanarak yapmakta. Şahane çubuğun bu davranış şeklini yapılandırma sayfasından değiştirebilirsiniz. Bunun için about:config’i açtıktan sonra:

• Şahane çubuğu tamamen devre dışı bırakarak Firefox 2 tarzına geri dönmek için browser.urlbar.maxRichResults değerini -1 olarak değiştirin.
• Şahane çubuğun sadece adreslerini doğrudan yazdığınız siteleri önermesini istiyorsanız browser.urlbar.matchonlytyped değerini True olarak değiştirin.
• Ziyaret etmediğiniz yer imlerini tavsiye havuzundan çıkarmak için places.frecency.unvisitedBookmarkBonus değerini 0 olarak değiştirin.
• Şahane çubuktan tüm yer imlerini kaldırmak için places.frecency.unvisitedBookmarkBonus ve places.frecency.bookmarkVisitBonus değerlerini 0 olarak değiştirin.

7. Akıllı anahtar kelimelerle adres çubuğundan arama yapın

TDK Sözlük’e tarayıcınızdan ulaşmak çok kolay.
Akıllı anahtar kelime fonksiyonu, herhangi bir sitenin arama motorunda sizin seçtiğiniz bir anahtar kelimeyi adres çubuğuna yazarak arama yapabilmenizi sağlar. Örneğin adres satırına “tdk bilgisayar” yazarak TDK Güncel Türkçe Sözlük’te “bilgisayar” kelimesini arayacak bir kısayol oluşturabilirsiniz. Bunun için arama yapmak istediğiniz siteye girip arama kutusuna sağ tıklayarak “Arama için anahtar kelime ekle”yi seçebilirsiniz. Açılan pencereye kısa bir açıklama ve “anahtar kelime” kısmına kısa, akılda kalıcı bir anahtar kelime girin. Örneğin TDK Güncel Türkçe Sözlük kısayolumuzu oluşturmak için www.tdk.gov.tr adresine girdik, “GTS'de söz ara” kısmına sağ tıklayıp “Arama için anahtar kelime ekle”yi seçtik, Ad kısmına “TDK Sözlük” ve Anahtar kelime kısmına “tdk” yazdık.

8. Kaydettiğiniz parolaları görün

Kayıtlı parolalarınızı bir ana parolayla korumanızı öneririz.

Herhangi bir siteyle ilişkilendirilmiş parolanızı görmek için sitenin giriş sayfasına girip herhangi bir yere sağ tıklayın. “Sayfa bilgilerini göster”i seçip Güvenlik sekmesine tıklayın, ardından “Kayıtlı parolaları göster” düğmesine tıklayın. O sitedeki kullanıcı adlarınızı gösteren bir liste açılacaktır. Her kullanıcı adına bağlı parolaları görüntülemek için

"Parolaları göster”i tıklayın.

Kayıtlı kullanıcı adları ve parolalarınızın tümünü görmek isterseniz Araçlar menüsünden Seçenekler’i açıp Güvenlik sekmesine geçin. Parola kaydettiğiniz tüm sitelerin listesini görmek için “Kayıtlı parolalar”a tıklayın. Ardından tüm parolalarınızı görmek için “Parolaları göster”e tıklayın. Bu listeyi yazdıramazsınız ama parolalarınızı yazdırarak güvenli bir yerde saklamak istiyorsanız kolayca ekran görüntüsü alabilirsiniz. Peki, bu büyük bir güvenlik riski taşımıyor mu diye düşünebilirsiniz. Bizce haklısınız da. PC’nizi kullanan herkesin parolalarınızı ne kadar kolay erişebileceğini görünce parolalarınızı yeni bir ana parolayla korumak isteyebilirsiniz. Bunun için Seçenekler > Güvenlik sekmesinde “Ana parola kullan” seçeneğini işaretleyin ve kullanmak istediğiniz ana parolayı girin. Bundan sonra birisi parolalarınızı görmeye çalıştığında önce bu ana parolayı girmesi gerekecektir. Benzer şekilde, parolası kayıtlı bir siteye giriş yapmaya çalıştığınızda da öncelikle ana parolayı girmeniz gerekecektir, o yüzden bu parolayı sakın ola unutmayın.

Dünyanın en korkunç oyunlarından birisi


Yeni nesil oyunlar arasında belki de en ilginç atmosfere ve oynanabilirliğe sahip olan oyunlardan biri de Bioshock . İkinci dünya savaşı sırasında dünyadaki en yetenekli sanatçıları, bilim adamları, doktorları ve zenginleri su altında yaratılan bir şehirde savaştan izole bir şekilde koruma altına alan çılgınca bir deneyin ortasında buluyoruz kendimizi. Bir uçak kazasıyla başlayan oyunda gitgide gelişen olaylar ve deliliğin ortasında, genleriyle oynanmış insanlar ve bu genlerin peşindeki “Big Daddy” ve “Little Sister”larla çok uykusuz geceler geçireceğiniz garanti. Bu oyunu oynarken unutmamamanız gereken tek kural: “Hayatta hiçbirşey tesadüf değildir !”

Manga yeni albümünü 14 Nisan’da yayınlıyor


2004 yılında yayınladıkları kendi isimlerini taşıyan ilk albümleriyle büyük bir çıkış yakalayan maNga, beş senelik bir aradan sonra ikinci albümleri “Şehr-i Hüzün”le geri dönüyor. 16 şarkıdan oluşan ve 60 dakika müzik içeren “Şehr- i Hüzün” de maNga’nın onları beş yıldır sabırla bekleyen hayranlarına bir de hediyesi var. Ankaralı topluluk, albüm kayıtlarını yaptıkları süreç içinde fanlarından birçok ses kaydı topladı ve bu kayıtlardan da bir şarkı yaptı.

Mor ve Ötesi Avrupa 2009 Turnesi Başlıyor!


Mor ve Ötesi’nin 11 duraklı EUROPA 2009 turnesi için geri sayım başladı. Turne 27 Mart Cuma akşamı Hollanda'nın Rotterdam kentinden başlayıp Almanya içinden devam ederek, komşu ülkelerden Avusturya ve Fransa'da birer konserle sürecek ve 13 Nisan Pazartesi Frankfurt'ta son bulacak. Turne ile ilgili tüm ayrıntılar ve bilet bilgileri grubun resmi internet sitesi www.morveotesi.com’da