Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Aile Boyu Diyeti

Kahvaltı seçenekleri

Haftanın altı günü ayrı alternatiften dilediğinizi seçin. Bütün kahvaltıların toplam kalori oranı sadece 250. Yedinci güne ne oldu dediğinizi duyar gibiyim. Pazar günü ( tabii ki çok aşırıya kaçmadan ) istediğiniz gibi bir kahvaltı sofrası hazırlayın ve pazar sabahın keyfini çıkarın.

Corn flakes, meyve suyu ve yoğurt: Bir ufak kaseye corn flakes ile sütü karıştırın. Bir su bardağı şekersiz portakal suyu ve en küçük boy yoğurt ile kahvaltıyı tamamlayın.

Haşlanmış yumurta ve tost : Bir adet haşlanmış yumurta, yağsız beyazpeynirli tost ve şekersiz bir fincan çay.

Domatesin tadı : 1,2 dilim kepek ekmeği2 dilim domates, 1 parça beyazpeynir ve bir su bardağıdomates suyu.

Sosisli kahvaltı : Bir büyük boy sosisi ızgarada pişirin. Yanına dana jambon ve kaşarpeynirinden oluşan yağsız bir tost hazırlayın. Şekersiz bir bardak çayı ihmal etmeyin.

Yoğurdun lezzeti : Bir küçük kap yoğurt, bir adet muz ve bir dilim tost ile birlikte bir fincan şekersiz kahve.

Meyve salatası : Bşer adet kivi, bir adet muz, bir elma ve iki dilim karpuzu diyet yoğurt ile karıştırın. Şekersiz bir fincan çayı unutmayın.

Zevkli akşam yemekleri

Diyeti bie keyif haline getirebilmek için önce onu bir işkence haline getirmek için önce onu bir işkence olmaktan çıkarın. Günün en keyifli öğünü olan akşam yemeklerini hep birlikte zevk haline getirin. Haftanın belirli akşamlarını sebze ve meyve kürü olarak seçin. Kendinize ve ailenize hiçbir sınır koymadan dilediğiniz kadar meyve, sebze yiyin. Ancak, kabuklu olan meyvelerin kabuklarını soymadan... kütür kütür bir elmayı ısıra ısıra yemenin keyfini sürün. biliyoruz sebze özellikle erkekler tarafından tercih edilmiyor. o halde bir günü de balığa ayırmaya ne dersiniz? tabii ki ızgara olmak koşuluyla! zaten balığı parçalamadan yemek çok daha makbul! leziz bir palamut balığını ızgarada yapıp bütün aile birlikte yemek hiç de fena olmaz.

Akşam Yemekleri İçin Alternatifler
Keyifli akşam yemekleri için size üç tane önerimiz var. Bir deneyin bakalım hoşunuza gidecek mi?

Kremalı domates soslu makarna ve yoğurt:
bir porsiyon kremalı domates sosunu 125 gram pişirilmiş spagetti ile karıştırın. üzerine Parmesan peyniri dökün ve mevsim sebzeleriyle servis edin. Yemeğin yanına bir küçük kap yoğurt da alabilirsiniz.

Fesleğen soslu makarna: 200 gram fiyonk ya da burgu makarnanın üstüne fesleğen ilave edin. Üzerine Parmesan peyniri dökün. makarnanın yanına sebze katarak servis edin.

Mantarlı Kereviz: dört adet orta boy kerevizin içini oyun. 250 gram mantar, sivri biber, domates, maydonoz ve dereotunu doğrayı karıştırın. üzeirne sıvı yağ ve bir tatlı kaşığı şeker ekleyerek karıştırın. kerevizlerin içine bu karışımdan koyarak az suyla karıştırın.

Burca Göre Diyet!

İnsanların davranışlarında etkin olduğuna inanılan burçlar, yemek yeme alışkanlıklarında da belirleyici olabiliyor. Bu yüzden diyet yaparken burcunuzun özelliklerine uygun davranmak en akıllıca olanı diye düşünenlerdenseniz, okumadan geçmeyin...

Koç (21 Mart - 20 Nisan) : Abur cubur yemeye son derece meraklısınız. Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnıbahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.

Boğa (21 Nisan - 21 Mayıs) : Yemek için yaşayanlardansınız. Fakat unutmayın ileride bu kilolar başınıza bela olur. Karbonhidratlardan kaçının. Aksi takdirde tombul bir kişi olursunuz. Sindirim güçlüğü çekebilirsiniz. Düşük nişasta, yağ ve şeker içeren bir diyet, beslenme hayatınızın gerekli bir parçası olmalıdır. Doğal iyot içeren besinler, balık ve deniz mahsulleri, yumurta, karaciğer, böbrek, buğday, ıspanak, pancar, taze meyve ve yeşil salata besin listenizde daima yer almalıdır. Ayrıca su içmek de hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmalı.

İkizler (22 Mayıs - 21 Haziran) : Yemek yerken o kadar acele hareket ediyorsunuz ki artık bu durum sizin sağlığınızı etkiler hale gelmiş. Yemekleri çok çiğnemeden yutmayın. Az ama sık yemeyi prensip haline getirin. İkizler kemiklerinin sağlıklı olmasını istiyorsa sağlıklı beslenmelidir. İkizler de kan pıhtılaşması çok sık görülür. Balık, tereyağı ve köy peyniri, havuç, portakal, greyfurt, şeftali, erik, üzüm suyu, kuru üzüm ve badem beslenme listenizde vazgeçilmez besinler olmalıdır. Sakinleşmeniz ve huzurlu olmanız için de şifalı bitkiler ve kafeinsiz çaylar tam size göre.

Yengeç (22 Haziran - 23 Temmuz) : Duygusal olmanız sizin beslenme alışkanlıklarınızı da etkiliyor. Üzüldükçe böreklere, keklere, dondurma ve şekerlemelere sarılıyorsunuz. Halbuki yengeçler, nişastalı yiyeceklerden, şeker, tuz ve baharatlardan uzak durmalıdır. Çünkü mideleri çok hassastır. Vücudunuz kalsiyuma fazlaca ihtiyaç duyar. Düşük yağ içeren süt, peynir ve yoğurt, kıvırcık lahana, domates, salata ve marul, bol miktarda taze sebze ve yağsız protein, sizin cilt ve mide sağlığınız açısından iyi olup, kilonuzu daha rahat kontrol altına almanızı sağlar. İncelmek için öncelikle kendinizle hesaplaşmalısınız.

Aslan (24 Temmuz - 23 Ağustos) : Yemek sizin için adeta bir zevk haline gelmiş. Güzel lokantalar, nefis yemekler her zaman hayalinizi süslüyor. Vücudunuza önem verdiğiniz için diyet yapmakta son derece başarılısınız. İradeniz harika! Kan dolaşımınızın düzenli olması için; sığır, kuzu ve kümes hayvanları eti, karaciğer, çiğ yumurta sarısı, kereviz, elma, incir, şeftali, limon ve badem sizin için idealdir. Porsiyonlarınızı yüzde 50 azaltmanız önerilir.

Başak (24 Ağustos - 23 Eylül) : şekerleme deyince siz akla geliyorsunuz. Özellikle de çikolata hayatınızın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Ancak bu yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü kalbinizde problem yaratabilir. Tuz, buğday, çavdar, yağsız sığır ve kuzu eti, peynir, zeytin, portakal, limon, kavun, elma, armut sizin ideal yiyeceklerinizdir. Kavun, elma, armut kısmen cildinizi temizlemek ve saçlarınıza bakım sağlamak için yardımcı olur. Elma ise kurtarıcınızdır.

Terazi (24 Eylül - 22 Ekim) : Terazi böbrekleri, sırtın alt kısmını, temsil eder. Bezelye, mısır, havuç, ıspanak, buğday, yulaf unu, elma, çilek, badem ve kuru üzüm hep elinizin altında olmalıdır. Böbrekleriniz için çok fazla asitli içeceklerden uzak durmalısınız. İncecik ve zarif bir beden için; ince dilimler faydalı olacaktır.

Akrep (23 Ekim - 22 Kasım) : Burcunuz üretim organlarını temsil eder. Solunum yolları problemleri yaşayabilirsiniz. Tahıllardan yapılmış ekmekler, balık ve deniz ürünleri, yeşil salata, soğan, kırmızı turp, taze meyve ve sebzeler içeren bir diyet tam size göredir. Doğru beslenme gerginliğinizi alıp götürür.

Yay (23 Kasım - 20 Aralık) : Burcunuz kalçalar, bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. Doğal beslenmek için kabuklu meyveler ve sebzeleri tercih edin. Bolca çiğ sebze, yeşil biber, patates, incir, kuru erik, çilek, elma, armut, ve taneli tahılları yemeniz önerilir.

Oğlak (21 Aralık - 18 Ocak) : Çalışkan bir yapınız var ve çalışırken de farkında olmadam öğün atlıyorsunuz. Oysa bu sizin için çok zararlı. Vücudunuzun vitamin ve minerallerden oluşan geniş bir besin karışımına ihtiyacı var. Burcunuz , dizleri, dişleri, kulakları ve deriyi temsil eder. Lahana, kereviz, yağsız etler, limon, portakal, inek sütü, her türlü peynir, balık, yumurta sarısı, buğday ve incirle aranızın çok iyi olması gerekir. Kayısı, badem yiyerek kuru ve alerjik eğilimli cildinizi canlandırın. Cildinizi sigara ve sigara dumanından uzak tutarak korumaya çalışın.

Kova (19 Ocak - 20 şubat) : Vücudunuzun sürekli C vitaminine ihtiyacı var. Yemek tarzınız yenilikçi. Bu nedenle değişik lezzetler tatmayı seviyorsunuz. Burcunuz el ve ayak bilekleriyle baldırları ve dokuları temsil eder. Vücudunuz sofra tuzuna çok ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı sofra tuzundan değil, bu maddeyi barındıran besinlerden almanız en mantıklısıdır. Çok fazla tuz aldığınızda zayıf bir kan dolaşımına, gereğinden fazla şişkin bir vücuda ve karaciğer rahatsızlıklarına açıksınız demektir. Deniz ürünleri, brokoli, havuç, turp, balkabağı, ıspanak, elma, şeftali, limon, portakal, greyfurt, nar ve ananas sizin için doğal tuz bakımından ideal besinlerdir.

Balık (20 şubat - 21 Mart) : Katı ve sıkıcı diyetler size göre değil. Yüksek proteinli, düşük yağ ve şeker içeren diyet uyguladığınız zaman kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Burcunuz ayaklar ile duyma, işitme, dokunma ve tatmayı temsil eder. Demir vücudunuzun başlıca ihtiyacıdır. Demir eksikliği, anemi ve düşük tansiyona sebep olur. Diyetlerinizde zengin demir içeren karaciğer, yağsız sığır eti, kuzu eti, yumurta sarısı, beyin, midye, ıspanak, soğan, arpa, marul, buğday ekmeği, kuru fasulye, elma, üzüm, limon, portakal, şeftali, hurma, kuru erik ve üzüm yer almalıdır. Maydanoz da bu listeye eklenebilir.

Hamilelikte seks

Hamilelikte seks Hamilelik sırasında seks isteğinin çiftten çifte değişmekle beraber, genellikle birinci üç ayda azaldığı, ikinci üç ayda arttığı, üçüncü üç ayda yine düşüş gösterdiği belirtiliyor. Bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz.
Doğum yaklaştıkça, isteğin iyice azalmasının nedenleri şöyle sıralanıyor: Birincisi, karın hacminin artışı hareket etmeyi zorlaştırıyor. İkincisi, ilerlemiş hamileliğin ağrı ve rahatsızlığı sıcak bir ilerlemeyi engelliyor. Üçüncüsü ise son dönemlerde kadının, bebek ve doğum dışında herhangi bir şeye yoğunlaşması zor oluyor.

Bedensel değişiklik

Her şeyden önce, bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz. Bu olumsuz etkiler şöyle özetlenebilir:

Bulantı ve kusma: Eğer bulantı ve kusmalarınız gece gündüz devam ediyorsa, bunların geçmesini beklemelisiniz (sıklıkla ilk üç ayın sonunda kaybolur). Eğer sizi yalnızca belli saatlerde, genelde sabah, rahatsız ediyorsa gevşemeye çalışın ve yemek saatlerinizi ona göre ayarlayın. Kendinizi berbat hissediyorsanız ısrarla çekici görünmeye çalışmayın; çünkü sabah rahatsızlığınız duygusal gerginliğinizle artabilir.

Yorgunluk: Dördüncü aya kadar geçecektir. Geçinceye kadar, kendinizi gece geç vakitlere kadar romantik olmaya zorlamak yerine; eğer uygunsanız eşinizle gündüz kendinizi daha dinç hissettiğinizde birlikte olun.

Görüntünüzün değişmesi: Hamilelik ilerledikçe kadının görüntüsü ve karnının şişmesi çiftlerden birinde ya da ikisininde de isteksizlik yaratabilir.

Üreme organlarının büyümesi: Hamilelikte hormonal değişikliklere bağlı olarak, kasık bölgesine doğru artmış kan akımı, bazı kadınlarda cinsel beklentiyi arttırabilir. Fakat özellikle hamileliğin son dönemlerinde, kadının cinsellikten daha az zevk almasına neden olabilir.

Memelerde dolgunluk: Bazı çiftler hamilelik boyunca dolu ve gergin göğüslerden hoşlanabilir. Fakat bir kısmında hamileliğin erken döneminde memelerin ağrılı gerginliğine bağlı olarak ilişki acı verebilir.

Vajina salgılarındaki değişiklikler: Bu salgıların miktarı artar ve kıvamı, kokusu, tadı değişir. Bu artış, birleşmeyi daha hoş hale getirebilir. Tam tersi kadının vajinasının sürekli ıslak ve kaygan olması eşinin sertleşmesini engelleyebilir.

Bebeğinize zarar vereceğinizden korkmak: Normal bir hamilelikte cinsel birleşme bu etkilerin hiçbirine yol açmayacaktır. Bebek rahimde rahat ve korumalı bir ortamdadır. Ayrıca rahim ağız kısmında oluşan sıvımsı bir tıkaç ile bebek dış ortamdan güvenle korunur. Ayrıca orgazmdan sonra rahimde kasılmalar olmasına karşın, bu kasılmaların normal bir hamilelikte tehlikesi yoktur.

Bebeğinizin “farkında” olmasından korkmak: Orgazm sonrasında rahimdeki kasılmaların sebep olduğu hafif sallantıdan bebeğinizin hoşlandığını düşünün. O, yaptığınızı ne görebilir ne de neler olduğunun farkındadır. Bebeğinizin hareketleri (birleşme sırasında yavaşlama ve sonrasında tekmeleme, kıvranma ve orgazm sonrası kalp atışlarında hızlanma) yalnızca hormonlara ve rahim hareketlerine bağlı tepkilerdir.

Karı koca arasındaki ilişkinin değişmesi: Çiftler artık yalnızca sevgili veya birbirine aşık karı koca değil, aynı zamanda anne baba oldukları düşüncesine alışmakta zorluk çekerler. Öte yandan bazı çiftler ilişkilerindeki bu yeni boyutu keşfedip, bunu da yeni bir heyecan olarak yatak odalarına taşırlar.

Cinsel ilişkinin sınırlanması gereken durumlar

Birleşme aşağıdaki durumlarda muhtemelen kısıtlanacaktır:

Herhangi bir anda beklenmeyen bir kanama olması,
Daha önceki hamileliğin ilk üç ayında düşük ya da düşük tehlikesi geçirmesi, şu anda da düşük tehlikesinin bulunması,
Daha önceki hamileliğin son 8-12 haftası içerisinde erken doğum, riskli erken doğum deneyiminin olması veya şu anda erken doğum belirtilerinin bulunması,
Plasenta Previa (anne ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan dokunun normal yerleşimi yerine rahim üst kısmına yerleşmesi) olması. Bu durumda ilişki ile plasenta zamanından önce yerinden ayrılıp, kanamaya yol açarak hem anne hem de bebek sağlığını tehdit edebilir.
Birden fazla bebek bekleme durumunda son üç ay ilişki yasaklanabilir.
Daha çok zevk almanız için öneriler

İşte size cinsel ilişkinizi güzel bir şekilde sürdürebilmeniz için bir kaç tavsiye:

İlişkiniz ister sık ister seyrek olsun öbür etmenlerden etkilenmesine izin vermeyin.
Ebeveyn olma duygusunun ilişkiniz üzerinde yaratabileceği gerginliği fark edin ve bu durumun her ikinizin de hissedebileceği cinsel isteğin yoğunluğunu değiştirebileceğini bilin. Her türlü sorunu açıkça konuşun, hiçbir zaman kulak ardı etmeyin.
Olumlu düşünün: Sevişmek, bedensel olarak doğuma iyi bir şekilde hazırlanmanıza yardımcı olacaktır.

Kadınları Etkileme Sanatı

Kısa ve etkileyici konuşun , Kadınlar konuşarak sevinçlerini paylaşırken, erkekler daha çok hareketleri kullanır. Konuşarak sevinmek veya şükretmek onlara uymaz. Erkeklerin aşk hakkında uzun uzun konuşmayı sevmemesi, sizi ruhunuzu okşayan bu tür konulardan mahrum bırakmamalı. Sevgilinize ilgisine ne kadar muhtaç olduğunuz açık açık anlatmalısınız. Erkekler sessizlikten hoşlanır Diyelim ki çılgınlar gibi seviştiniz ve birbirinizin kollarında yatıyorsunuz. O anda, siz ona ne kadar çok bağlı olduğunuzu söylemek isterken, o gözlerini kapatıp, anın büyüleyici rahatlığının tadını çıkarmak ister. İlişkinizin büyüsünü sizin kadar hissetmediği için onu suçlamak yerine, erkeklerin duygularını kadınlardan farklı ifade ettiklerini hatırlayın. Yoğun duygular içinde olan bir kadın bunu konuşarak dışa vurmayı tercih ederken, erkekler bu tür anları kendi kendilerine yaşamayı tercih eder. Duygularını paylaşmazlar Deşarj olmak için kadınlar sorunlarını dile getirmeye çalışırken, erkekler konuyu fazla uzatmadan çözüm bulmak ister. Erkekler sorunları sistematik olarak ele alır ve adım adım çözmeye çalışır. Ağlama krizlerinden hoşlanmazlar Erkekler gerçekten dramatik olayların dışında pek ağlamazlar. Kadınlar ise neredeyse her şey için ağlarlar. Onlar için kızgınlık, sinirlilik, yorgunluk, sevinç ağlama sebebi olabilir. Bir an için kendinizi sevgilinizin yerine koymayı deneyin ve kendinize onun gözüyle bakın. Bir dakika mutlusunuz, sonraki dakika gözyaşlarınız dökülmeye başlar. Ortada gerçek bir sorun yoksa, sevgiliniz ruh halinizi anlamakta ve size destek vermekte zorlanacak ve siz bu davranışı duygusuzluk olarak algılayacaksınız. Ağlama olayında kadınlar ve erkekler arasındaki yaklaşım farklılığını sevgilinizle konuşarak halledebilirsiniz. Özür dilemeyi sevmezler Erkekler tartışmayı bitirmek için illa bir formüle ihtiyaç duymaz. Onlar hiçbir şey söylemeden de tartışmayı bitirebilir. Uzun lafın kısası, erkeklerden özür dilemelerini bekliyorsanız, çoğu zaman boşa beklersiniz. Bu durum karşısında öfkelenmeye veya onların vicdan azabı duymayan, kalpsiz biri olduklarını düşünmenize gerek yok. Erkekler için özür dilemek olayı yeniden yaşamak anlamına geldiği için yaşananları tekrar etmeden özür dilemeyi seçerler. Sonuçta durup dururken arabanızı yıkaması, birkaç özür kelimesi söylemesinden daha iyi değil mi?

Seks renginiz hangisi

Favori renginiz seks hayatınızın anahtarı gibi. Hatta giydiğiniz kıyafetlerden, arabanıza kadar seçtiğiniz tüm renkler seks hayatınızı ele veriyor. Bakalım sevdiğiniz renkler seks hayatınızda ne anlama geliyor. Sarı: Seks niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir. Örneğin gay’lerin en favori rengi sarıdır derler.

Yeşil: Yeşil seçenler ferah ve saftırlar. Nazik olmalarına rağmen tutkulu değildirler.

Siyah: Hafif sapık bir seks anlayışına sahip, abartısız sadist ve mazoşist hareketlerden hoşlananların rengidir.

Kırmızı: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir. Bir kere ışığı gördüler mi onları durdurmak saatler alır.

Beyaz: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar. Fransız tarzı öpücükler müstehcen, gün ışığında seks yapmak ise tartışılmazdır.

Kahverengi: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler. Sevişmek için zamana ve özele ihtiyaçları olan bu insanların hisleri çok gel-gitlidir ve söyleyeceğiniz ağır bir söz, ilişkinizi bitirebilir, dikkat!

Gri: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile! Eşlerinin terk etmemesi veya hamile kalmak için sevişirler.

Mavi: Muhteşem seks partnerleridir. Günahkar, etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlıdırlar.

Çocuk Sahibi Bir Aile Olmaya Hazır mısınız

Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor. Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.”

Ortak karar alınmalı

Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.”

Sex Görev icabı yapılıyor

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Başkanı Doç. Dr. Cem İncesu, ''Kent yaşamı, zaman sorunu çiftlerin cinselliğinin kalitesini düşürdü. Stresi artırdı. Bu durum kadınlarda zaten eksik olan cinsel motivasyonu yok etti. Kadınlar artık cinsellikten zevk almıyor” dedi.

Doç. Dr. Cem İncesu, yoğun çalışma temposu, bir yerlere ya da bir şeylere yetişme telaşı içerisinde geçen yaşam temposunun insan vücudunda stres hormonlarını yükselttiğini, yükselen stres hormonlarının ise başta cinsel istek ve ereksiyon olmak üzere çeşitli cinsel işlevleri olumsuz yönde etkilediğini belirtti. İncesu şöyle devam etti:

''Kentlerde yaşayan insanların sürekli biçimde zamansızlık sorunu yaşamaları çiftlerin cinselliğe ayırdıkları zamanı azaltmakta, ayrıca ayrılan zamanın kalitesini düşürmektedir. Bu gelişmelerin doğal sonucu, aralara ve boş zamanlara sıkıştırılmaya çalışılan, özellikle gece geç saatlerde ve yorgun biçimde yaşanan, 'görev icabı' başlatılan, 'isteksizce' sürdürülen, 'yeterince haz almadan ya da doyuma ulaşamadan' tamamlanan ya da hafta sonu tatiller gibi belirli zaman dilimlerine ertelenen bir cinsellik kültürü ve yaşam biçimi toplumda yerleşmeye başlamıştır.''

Bu sürecin kadınlar açısından değerlendirdiğinde tablonun biraz daha karardığını vurgulayan İncesu, çalışan, eşiyle aynı güçlükler, koşuşturmalar, kariyer planları gibi stres faktörleriyle karşı karşıya olan kadınların ev ve çocuk bakımı gibi yükleri de üstlenmeleri sonucu kendi özel yaşamlarına, kişisel gelişimlerine ve cinselliklerine enerji ve zamanları kalmadığını kaydetti. Doç. Dr. İncesu, bu durumun kadınlarda zaten var olan cinsel isteksizlik ve motivasyonsuzluğu daha da artırdığını bildirdi.

Çiftlerin cinsel sorunlarını konuşmada güçlükler yaşadıklarını vurgulayan Dr. İncesu, başvuran çiftlerle yaptıkları görüşmelerde cinsel sorunlarını birbirlerine hiç açmadıklarını, bazen uzun yıllar her iki tarafın da sorunun kendisinden kaynaklandığını düşünerek karşı tarafın konuyu açmasını beklediğinin anlaşıldığını kaydetti. İncesu, erkeklerin de cinsel açıdan özgür, açık olmadıklarını, en özgüvenli görünenlerin bile cinsel konularda çekingen, utangaç ve kırılgan olduklarını ve sorunlarını kabul etmediklerini söyledi.

İncesu, “Erkekler tedaviye başvurmayı, yardım istemeyi, çözüm arayışına girmeyi şiddetle reddediyor” dedi. Cinsel fonksiyon bozuklukları yaşayan erkeklerin büyük bölümünün sorunlarını adeta bir kader olarak algılamayı tercih ettiklerine dikkat çeken İncesu, ''Tedaviye başvuru oranı bu alanda sorun yaşayan erkeklerin yüzde 10'unun da altında olduğunu söyleyebiliriz'' dedi.Cem İncesu, Türkiye'de kadınların en sık yaşadığı cinsel sorunun cinsel isteksizlik ve cinsellikten yeterince haz alamamak olduğunu dile getirerek, bunun da en temel nedeninin cinsellik konusunda toplumun muhafazakarlığı ve kadın-erkek arasındaki ayrımcılıktan kaynaklandığını söyledi.

Kadınların, doğdukları andan evlendiği güne kadar cinsellik alanında sürekli yasaklar, kısıtlamalar, suçluluk ve günahkarlık duyguları ile büyütüldüklerini söyleyen İncesu, cinselliğin kötü, acı ya da utanç verici, kadınlar için gereksiz ve ayıp bir kavram olarak benimsetildiğini ifade etti.

''Sonra bir gün birileri 'artık evlendin, bugünden itibaren cinsellik eşinle serbest, hatta cinsellik senin evli bir kadın olarak görevin' der ama ne yazık ki cinsellik öyle hesap kitaplara, mantıksal önermelere, toplumsal kurallara sığabilecek uyabilecek bir olgu değildir. 2006 yılında ülke çapında yaptığımız araştırma, kadınlarımızın evlendikleri ilk günden başlayarak büyük sorunlar yaşadıklarını göstermektedir.

Her 100 kadından 54'ü ilk denemelerinden başlayarak şiddetli ağrı, kasılma ya da korku, kaçınma gibi nedenlerle cinsel birleşme kurmakta bile büyük güçlükler yaşamaktadır. Her 10 kadından yaklaşık 1'inde bu zamanla da düzelmemekte ve vajinismus olarak bilinen bir cinsel işlev bozukluğu olarak sürmektedir.''

10 Kadından 5 i Cinsel Sorunlu

Sıkça görülen cinsel sağlık sorunları Türkiye'de 40-80 yaş arasındaki erkeklerin 3'te birinden fazlasını etkiliyor. Kadınlarda ise bu oran yüzde 50'ye kadar yükseliyor BİR ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı. Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan 'Global Cinsel Tutum ve Davranışlar' konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti. 32 ülkede 27 bin 500'den fazla kadın ve erkeği kapsayan araştırma Türkiye'de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum illerindeki bin 500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşerek gerçekleştirildi. Buna göre her 100 erkekten 30'unda cinsel işlev bozukluğu görülürken kadınlarda bu oran yüzde 50'ye kadar çıkıyor.

ARAŞTIRMAYA göre, tüm yaş gruplarındaki Türk kadınları arasında cinsel ilişkiye girme sıklığı ayda 1 ile 4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü, yani yaklaşık yüzde 60'ı, cinsel performanstaki azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri ise, Türk erkeklerinin yaklaşık dörtte üçünün, erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli olduğunu düşünmesi. Araştırmada, Türk kadınlarının diğer ülke kadınları gibi cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşündüğü de ortaya çıktı. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı çok daha yüksek bulunuyor. Özellikle 40'ın üzerindeki kadınlarda cinselliğe önem verenlerin oranı düşmeye başlıyor. Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71'i son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girereken, erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83 olarak saptanıyor.

Cinsel ilişkiye girme sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor. Araştırmada Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek görülüyor. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40 yaşından sonra cinsel ilişkiden memnuniyet düzeyi azalmaya başlıyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer ülke kadınlarına kıyasla daha düşük. Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor. Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan ilginin kadınlarda 50'li yaşlarda, erkeklerde ise 60'lı yaşlarda azaldığını düşünüyor.

Zayıflamak Sanattır!

Fazla kilolar, çağımızın sorunu... Peki, fazla kilolardan arınırken doğruları uygulayabiliyor muyuz? İşte zayıflamanın doğruları, yanlışları... Genel olarak 12-18 yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabaları ile belirlenen bir bozukluk... Psikologlara göre, ne zaman ortaya çıktığıı bilinmemekle birlikte,eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değil. Anoreksia Nervoza olarak adlandırılan rahatsızlığa yakalanan bireylerin yaklaşık yüzde 95' inin kadın olduğunu belirten uzmanlar, bir kişinin kız kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı hastalık riskinin belirgin oranda arttığını kaydediyor. Bozukluk, üst sosyoekonomik sınıflarda daha sık görülüyor.
En temel belirti aşırı kilo alma korkusu...
Bu durum kişinin yiyecek konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına neden olabiliyor. Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma oluşuyor. Buna bağlı olarak bu kişiler çok zayıf ve ince olsalar bile kendilerini şişman bulabiliyor. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek isteyenler 2 yola başvuruyor. Kişilerin bir bölümü yiyecek alımını ileri derecede kısıtlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de, çok az kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler. Bu kişiler buna rağmen ağır egzersizler de yaparlar.
Hastalık belirtileri
Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin birbirini izlediği gözleniyor. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra şişmanlayacakları korkusuyla, boğazlarına parmaklarını bastırarak kusuyor. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi, mide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler gözlenebiliyor. Bu kişilerin yeme davranışlarında ve yiyeceklerle olan ilişkilerinde gariplikler görülebiliyor.
Yiyecekleri saklayabilir, yemek yapmak için mutfakta saatlerce uğraşabilirler. Anoreksia Nervoza'nın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemekle birlikte, oluşumu psikolojik, sosyolojik ve biyolojik olmak üzere üç boyutta ele alınıyor. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığını ve bu dönemin cinsel ve sosyal çatışmalarla yüklü oluşunu dikkate alan uzmanlar, cinsel ve sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıktığını düşünüyor.

0-2 yaş arasındaki çocuklara TV izletmeyin

Renkli, hareketli görüntüleri, sesleriyle televizyon daha bebeklikten itibaren çocukların dikkatini çekmeye başlıyor.Dr. Ayten Aydoğan İpin ucunu kaçırırsanız, saatlerce de başına bağlıyor. Ancak Amerikan Pediatri Birliği, yapılan çalışmaları temel alarak yıllık yayınladığı önerilerde, 0-2 yaş arasındaki çocuklara televizyon izletilmemesini istiyor.İki yaş altına, tv izletme yerine kişilerle karşılıklı etkileşim ve sosyal ilişkilere dayalı faaliyetler öneriliyor. Çocuğun sadece pasif alıcı olduğu tv izleme gibi faaliyetler ise men ediliyor. Çocuklar günde kaç saat televizyon izlemeliler? Çocukların günde televizyon izleme süresi 1-2 saati geçmemeli. Ancak algılama seviyelerine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programların seçilerek izlemesi sağlanmalı.

Televizyonun çocuk üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri neler?

TV, bilgisayar oyunlarına çocukların denetimsiz maruz kalmaları çeşitli sorunlara yol açtığı için genellikle olumsuz yanları vurgulanmaktadır. Çocukların keşfetme, öğrenme yetilerinin gelişmesi için uyaran alması gereklidir. Bu uyaranlar işitsel (müzik, konuşmalar vb), görsel (tv, çevre), dokunsal (temas, nesnelerin yapısı), sosyal (arkadaş vs) gibi çok çeşitli olabilir. TV görüntüleri, programlarda işlenenler çocuk için öğrenmesine yardımcı uyaranlar sağlayabilir. Ancak çocuğun çevresindeki uyaranları denetleme olanağımız olduğu için öğrenmesini istemediğimiz uyaranları çevrede kontrol edebiliriz. Televizyonda ise kontrölü imkansız çeşitlilikte çocuk için zararlı olabilecek bir sürü uyaran mevcuttur. Ek olarak yeterli düzeyde uyaran öğrenme için gerekli iken uyaran fazlalığı öğrenmeyi engellediği gibi başka sorunlara da yol açabilir.

Çocukların televizyonda hangi programları izlemeleri doğru?

Çocukların algılama seviyesine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programları seçmek ve sadece bunları izlemesini sağlamak gerekir. Yaşlarına uygun şiddet ve açık cinsellik davranışlarının sergilenmediği eğitici, gelişim için yararlıda olabilecek çocuklara yönelik dizi, çizgi filmlerin seçilerek izletilmesi tavsiye edilir. Televizyonda bulmak zor oluyorsa, yada denetimleri zorsa kaset, CD şeklinde hazırlanmış çocuk programları seçilerek izletilebilir.

Çocuklar haberleri izlemeliler mi?

Haberler erişkinler için hazırlanır. Ne yazık ki Türkiye’de denetime rağmen şiddet, katliam, intihar haberleri ve görüntüleri çok sık yer alıyor. 10-12 yaş altı çocuklar bu haberlerin stres yapıcı, yanlış şeyler öğretici etkisine duyarlı iken, daha büyük yaşlarda örnek alma davranışlarına yol açabilir. Örneğin intihar olaylarının medyada yer alması sonucu gençlerde aynı yolla intiharlarda artış gözleniyor.

Çocukların klip, reklam ve dizi filmleri izlemeleri ne derece doğru?

Belli sınırlarda ve seçilmiş olan klip, dizi izlemelerinde sakınca yok. Fakat içinde şiddet, kavga, cinsellik veya ölüm olaylarının olmadığı dizi, klip sayısı az.

Ailece televizyon izlendiği zamanlarda anne-babaların dikkat etmeleri gerekenler nelerdir?

Anne-babanın vaktini geçirdiği, izlediği programlar çocuklardan farklı olmalı. Birlikte zaman geçirilmesi için birlikte kitap okuma, yemek pişirme, oynama gibi karşılıklı etkileşimlerin olduğu diğer aktiviteleri tavsiye ediyoruz. Baba ya da anne çocuğa uygun olmadığını düşündüğü film yada dizi sırasında çocuğun vaktini geçirebileceği kitap okuma, oyun oynama, uyku saati ise yatağına gitme gibi diğer aktivitelere yönlendirmeleri sağlıklı olur.

Şiddet içerikli görüntülerin çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

Araştırmalar gazete, tv, internet, bilgisayar oyunları gibi çok çeşitli medya ürünlerinde şiddet içerikli görüntü ve haberlere maruz kalan çocuklarda saldırgan davranışlarda artma, şiddete duyarsızlaşma, uyku bozuklukları, gece kabusları, saldırganı model alma, kendisine ve yakınlarına zarar geleceği korkuları geliştiği biliniyor. Çocukların şiddet olaylarına katılmasında en önemli birinci etkili faktörün daha önce şiddete maruz kalmak, tanık olmak olduğu araştırmalarla tespit edilmiştir.

Mesude Erşan

Ömrünüzü uzatan sırlar

·Çok fazla uyumayın Yapılan araştırmalar günde 8 saatten fazla uyuyan insanların ölüm oranını normalden daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ama bu partilerde sabahlayanlar için iyi haber değil. Çünkü 4 saatten daha az uyumak da yaşam süresini kısaltıyor. Günde 6 ile 7 saat arasında uyumanın yaşam süresini uzattığı belirtiliyor. · İyimser olun İyimser insanların kötümserlere göre kan basınç düzeylerinin düşük olması ve strese daha az yatkın olmalarının kalp krizi riskin azaltarak yaşam sürelerini uzatıyor. · Daha fazla seks yapın Salgılanan hormonlar sayesinde stres düzeyini ve kan basıncını seviyesini düşürerek kalp krizi riskini azaltıyor. Ayrıca Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre düzenli cinsel yaşam prostat kanseri ile de savaşıyor. ·Evcil hayvan besleyin Özellikle köpek olmak üzere evinde evcil hayvan besleyen kişilerde azalan stres ile kalp krizi riski de düşüyor. Bunun evinde hayan beslemeyenlere göre yaşam süresini uzatmada %12 etkili olduğu belirtiliyor.Ayrıca yalnızlık duygusu ve depresyonun önüne geçtiği gibi egzersiz sağlıyor.
Kolestrolünüzü ölçtürün araştırmalar kolestrol seviyesi tehklikeli düzeyde olan birçok insanın bundan haberi olmadığını söylüyor. Kalp hastalıklarına yol açan kolestrol seviyesinizi öğrenmek için test yaptırmak buna bağlı oluşan ölüm riskini de azaltacaktır. Zengin olun Yapılan istatistiklere göre gelir düzeyinin yüksek olduğu ailelerde düşük olanlara göre kronik hastalıkların görülme oranı çok daha düşük. Beslenme, yaşadığınız ev ortamı ve aldığınız sağlık hizmetlerinin standartları yükseldikçe sizin de yaşam süreniz uzamakta. · Sigara içmeyin Duymaya alışık olduğunuz bu madde yapılan her araştırmayla doğruluğunu kanıtlıyor. Kanser kalp krizi riskini kat kat artıran bu alışkanlık yaşam sürenizi kısaltan en büyük düşmanlardan biri.
Sakinleşin Stres kan basıncını yükselterek sakin insanlara göre kalp hastalıklarına yakalanma oranını 3 kat artıran bir faktör. Orta yaşta ise bu oran 6 kata çıkarak yaşam süresini kısaltıyor.
· Antioksidan alın
Kanser ve Alzheimer hastalıklarına karşı iyi bir savaşçı olan antioksidanlardan yana zengin olan besinleri sofranızdan eksik etmemeniz gerekiyor.
· İyi bir evlilik yapın
Evlilikteki stresin yaşam sürenizi kısaltma ihtimalinin yanı sıra genetik açıdan iyi özelliklere sahip bir eş seçmeniz çocuğunuzun yaşam süresini uzatabiliyor.

İlginç Güzellik Önerileri

Cilt lekeleri, ölü deriler, kırılmış tırnaklar için çözümler elinizin altında olabilir. İşte etrafınızdaki ufak tefek şeylerle gelen güzellik. Yarım limon Güneş lekeleri için evinizdeki limon iyi bir çözüm olabilir. Limonu ortadan kesin ve lekelrinize sürün. Yüzünüz bu şekilde 3 dakika bekleyin ve durulayın.

Kibrit kutusundan törpü
Tırnağınız kırıldı ancak törpünüzü evinizde unuttunuz.. Kibrit kutusunun yakma şeridi ile tırnağınızı kısa sürede törpüleyebilirsiniz.

Türk kahvesiyle peeling
İçtiğiniz türk kahvesinin telvesini dökmeyin. Kahve telvesiyle bepanten kremi karıştırın ve yüzünüze dairesel hareketlerle sürün. Hoş görünmese de ölü derilerden kurtulmak için en basit çözüm.
Eski maskaralar kullanılabilir Tarihi geçen maskaranız hala işinize yarayabilir. Eski maskaranızı alt kirpiklerinize sürün. Kalıntılarını temizlemek kolay olurken daha doğal görümüm elde edebilirsiniz.

Bal ile cildiniz parlasın
Kurumuş ve çatlamış ciltler için bir kaşık bal ile şekeri karıştırın. Dudaklarınıza sürün ve bekletin. Böylece yumuşacık ve pürüzsüz, canlı dudaklara sahip olabilirsiniz.

Güzelliğinizi ortaya çıkaracak 20 öneri

Bugün ve bundan sonraki 10 yıl boyunca olabileceğiniz en güzel halinizde görünmeye ne dersiniz? Uzmanlara sorduk ve bir kadını maksimum güzelliğe ulaştıracak 20 öneriyi derledik...
Elif Nazlı Duran : Yüzünüze ve yaşam stilinize en fazla uyan saç kesimini bulun En uygun saç kesimi için tabii ki, yüzünüze ne kadar uyduğunu belirlemek önemli. Ama burada kuaförlerin atlanmaması gereken bir tavsiyesi var; o kesim size çok uysa bile, yaşam tarzınıza uymayabilir. Örneğin sabahları çok uğraşmanızı ya da neredeyse her gün fön çektirmenizi gerektirebilir. İşte bu nedenle saçlarınızı kestirirken gerçekçi olun ve yüzünüz kadar yaşam şeklinizi de göz önünde bulundurun. Kuaförlerin, bu konudaki bir başka tavsiyesi de zamanı kısıtlı olan kadınların katlı kesimden şaşmamaları özellikle de saçları düzse... Böylece sadece hacim veren bir köpük sürerek ve kurutarak harika görünebilirler.

Doğru fırça ve aplikatörü seçin...
Allık ya da pudra sürmek için sadece onların ambalajlarından çıkan minik fırçaları kullanıyorsanız, bu makyajınızı hiçbir zaman "tam kapasite" yapamadığınız anlamına gelir. İşte o nedenle makyözlerin önerisi, çantanızda mutlaka büyük boy, profesyonel bir fırça bulundurmanız ve onu sık sık kullanmanız. Farkı fark edeceksiniz!

Bronzlaşın; bu her zaman işe yarar
Tabii ki güneşin ışınlarıyla değil! Bronz görünmek her zaman sizi en güzel halinize ulaştırmak için etkili bir yol olsa da, yine de güneşin zararlı etkileriyle cildinizin sağlığını riske etmeye değmez. Üstelik "sahte" bronzluk için yararlanacağınız o kadar çok ürün var ki! Allıklar, pudralar ve otobronzan kremler size muhteşem bir bronzluk ve bunun yanında daha canlı ve genç bir görünüm armağan etmek için sıradalar. Uzmanların, bu konudaki tavsiyesi ise her zaman teninizden sadece bir ton koyu bronz ürün seçmeniz, yani aşırıya kaçmamanız.

Güneş koruyucunuz olmadan asla dışarı bir adım bile atmayın
Yazının başında, önerilerimizin sizi bugün ve 10 yıl boyunca güzel kılacağını ifade etmiştik. İşte bu önerimiz, önünüzdeki 10 yılı güzel geçirmenizi garantileyecek olanlardan. Dermatoloji uzmanları, yaz kış güneş koruyucu krem kullanmanın bir alışkanlık haline gelmesi konusunda hem fikir. Bizim tavsiyemiz ise, hem banyonuzda - örneğin saç fırçanızın hemen yanında- hem de çantanızda bir tane bulundurmanız.

Baş Döndüren Bacaklar

Güzel ve bakımlı bacaklar için beslenme Dizlerin, baldırların ve ayak bileklerinin kalın ve dolgun oluşu, genellikle kalıtımsal faktörlere bağlı. Dolaşım sorunları veya şişmeler bu problemin daha da kötü boyutlara varmasına neden oluyor. Ancak çok az bitkisel yağ ile bol miktarda lifli besin içeren, alkol ve tatlı tüketiminin sınırlı olduğu, vitaminler ve mineral tuzlar açısından zengin bir beslenme pek çok şeyi değiştirebilir. Taze meyve ve sebzenin de güzel bacaklara sahip olmak için şart olduğunu unutmayın. Bilinçli beslenmeyle selülitten kurtulup, biriken yağlarınızı yakabilir ve şişliklerin indiğini gözlerinizle görebilirsiniz. Güzel ve bakımlı bacaklar için egzersiz
Bacaklarınızı kuvvetlendirecek en iyi egzersiz seçenekleri; bisiklet, yürüyüş, koşma ve yüzme. Bu sporları düzenli olarak yaptığınızda bacaklarınızın biçimlendiğini fark edeceksiniz.

1- Yere uzanıp yan dönün. Ağırlığınızı poponuzla baldırınıza verin. Sol dizinizi kendinize çekin. Ayak tabanınız yere değmeli. Sağ bacağınızı iyice uzatın. Ayak parmaklarınız dışarıya bakmalı. Bacağınızı 10 kez aşağı yukarı hareket ettirip, diğer yanınıza dönün.

2- Yüzüstü uzanın, ellerinizi çenenizin altında birleştirin. Bacaklarınızı yukarıya kaldırın ve makas şeklinde hareket ettirin. Egzersizi 30 kez tekrarlayın.

İdeal çiftin formülü

Çiftlerle yapılan görüşmeler sonucu elde edilen bilgilere göre aşağıdaki kişilik özellikleri evlilikte doyumu ve uyumu belirliyor. Erkekte sıcakkanlılık, sosyal ilişki kurma isteği arttıkça evlilikte uyum azalıyor. Erkeğin makbulü, evin dışında fazla ilişkisi olmayanı. Kadın için sıcakkanlılık uyum faktörleri içinde sayılmıyor bile.

• Strese tolerans her iki cins açısından önemli. Eksikliği sorun çıkarıyor.

• Enerjik, canlı ve hayatiyeti yüksek erkek ve kadın ideal. Ama erkekler için bir paradoks var: Hem canlı hem sosyal ilişki yoksunu olacak, evden ayrılmayacak!

• Değişime açıklık erkekte önemli, kadında değil. Aşırısı zararlı, sık eş değiştirmekle sonuçlanabiliyor.

• Kendini sorgulama her iki cinste ne kadar yüksek olursa, ilişkide uyum o kadar azalıyor.

• Gergin erkek evliliği zora sokuyor.

• Bir grup içinde olmak temel ihtiyacı olmamalı. (Erkekte bu ihtiyaç yüksek olduğunda, eşi kendisinden uzaklaştığını düşünüyor)

• Yeniliğe açık olmalı. Ama fazla değil. Aşırı yeniliğe açık olmak erkekleri, geleneğe, düzene, otoriteye hatta evliliğe tepkiye yöneltir.

Mutlu beraberlikler için birkaç öneri
Duygusal iniş çıkışları yoğun olan ve uzun süren kadınlar bir endokrinoloğa (hormon uzmanı) başvurmalı.

Eşleri ‘ayın muayyen günlerinde’ yoğun ve şiddetli iniş çıkışlar gösteren erkekler, bu süreçte yaşananları anlayışla karşılamalı.

Kadınlar bazı kokuları hiç de çekici bulmayabilir. Bu onların beyninin kokulara daha fazla hassas olmasından kaynaklanır! (Erkekler deodorant kullanmayı ihmal etmeyin!)

Eğer bir erkekle uzun süreli bir ilişkiyi planlıyorsanız, saygı duyduğunuz ve beğendiğiniz özellikleri olduğundan emin olun. Böylece ‘kimyamız çok tutuyor’ safhası geçtikten sonra yeterli miktarda endofin salgılamaya zemin yaratırsınız. Bu da sizi epey idare edecektir.

Sizin için ideal sevgilinizde başarı isteği veya görünüş önemli ise, kandırılmadığınızdan emin olun. Çevreden ve arkadaşlarından ipuçları almaya çalışın.

Herhangi bir uzlaşma girişiminin içinde mutlaka kadınlar bulunmalıdır. Erkeklerin işi kestirip atma eğilimine karşı, onlar konuşma ve ilişkiyi kotarma eğiliminde olacaklardır.