Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Bebeğim Neden Ağlıyor

Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında ya da bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve yardımınızı almak için ağlar.

Bebekler ağlamaya başladı mı anne - babalar ne yapacaklarını şaşırır. Hele de o, ilk bebekleri ise daha çok panikler. Uzman Psikolog Sinem Olcay “Bebeğim neden ağlıyor” sorusunun yanıtını veriyor.
Yeni doğan bebeklerin çok ağlamasının bir sebebi var mıdır?

Bebekler sıkıntı veren her durumda teselli bulmak için yardım aramaya programlanmıştır. Bebeğinizin ağlaması, beyni henüz yeterince gelişmediği için tek başına başa çıkamadığı yoğun duygular ve korku veren bedensel hisler için yardım istemesi anlamına gelir. Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında, bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve sizin yardımınızı almak için ağlar.

Tüm bebekler arasında doğduğunda en olgunlaşmamış durumda olan insan yavrusudur. Aslında bebeklerin gebelik süresini anne karnının dışında tamamladığını söyleyebiliriz. Freud’un insan yavrusu için “dünyaya tamamlanmamış olarak gelir” demesi doğrudur. Yeni doğmuş bir bebeği dışarıdaki bir cenin gibi düşünebiliriz. İşte bu nedenle yani doğduklarında yeterince olgunlaşmış olmadıkları için bebekler çok hassastır.
Bebeklerin ağlamasına en çok ne sebep olur?

Bebekler hem fiziksel hem de duygusal pek çok nedenden ötürü ağlayabilir. Bir bebek, yorgun ya da aç olduğu ya da başka bir dış etken yüzünden fazla uyarıldığı için ağlayabilir.
Annelerin ağlamanın ne anlama geldiğini anlama şansı var mıdır?

İlk başlarda ağlamanın ne anlama geldiğini çözmek zor olabilir ama zamanla ağlamaları çok daha doğru bir şekilde okumayı öğreneceksiniz. Örneğin; zamanla açlık ağlamasını yorgunluk ağlamasından ayırt etmeye başlayacaksınız. Bazen ise ağlamanın nedenini kesinlikle bilemeyeceksiniz. Ama bunun bir önemi yok. Önemli olan bebeğin paniğini ve acısını ciddiye almanız ve sakinleşmesi için ona yardımcı olmanızdır.
Bebekler en çok ne zaman ağlar?

Ağlama, bebek 3-6 haftalık olduğunda en yüksek seviyededir. Bebek, 12-16 haftalık olduğunda ise azalır. Bunun nedeni bu dönemde bebeklerin hareket kabiliyetinin yükselmesi, bir şeyleri tutup onlarla oyun oynayabilmeleri dolayısıyla artık daha az sıkılma ve engellenme yaşıyor olmasıdır. Daha büyük bebekler ve 3-4 yaşına kadar çocuklar, açlık, soğuk, yorgunluk, hastalık gibi sebepler yüzünden ağlamaya devam eder. Bunun yanında, ağlamaya neden olan yeni hisler eklenmiştir.

Ebeveynden ayrılma korkusunun yarattığı panik yüzünden ağlayabilir. Büyüdükçe hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler; onları korkutan ya da huzursuz eden şeyler netleşir ve her biri bir ağlama nedeni olabilir. Konuşamayan bir çocuk için ağlama genelde “hayır” anlamına gelir. “Hayır bir başkasının kucağına gitmek istemiyorum”, “Hayır bu tulumu giydirmenden hoşlanmıyorum” gibi.
Bebek ağladığında ne yapmak gerekir?

Bebeklere her ağladığında müdahale etmek, sakinleşmeleri için yardımcı olmak gerekir. Ağlamasına uzun süre cevap verilmeyen bebekler aşırı duyarlı bir stres algılama sistemi geliştirebilirler.

Bebeğinizin kendi kendine sakinleşmesini beklemenizin hem beyin hem beden gelişimi bakımından olumsuz etkileri olabilir. Bir bebek, ağlamayla kaybettiği kontrolünü kendisi sağlayamaz, bunu sadece siz yapabilirsiniz. O nedenle bebeklerin her ağlamasına tutarlı şekilde cevap vermek gerekir.

Araştırma ve gözlemler göstermekte ki ağlamalarına cevap verilen bebekler ilerleyen zamanda daha az ağlayan, daha mutlu ve daha kolay sakinleştirilebilen çocuklar oluyor.

Gençlere cilt bakımı önerileri

Genç yaşlarda cilt bakımının önemi adet dönemiyle başlar. Zira hormonal değişimle beraber cildin yapısı değişime uğrar. Bu hormonal değişim sonucu ciltte bir dizi problemler başlar. Örneğin sivilcelenme, akne, siyah nokta, aşırı kuruluk veya aşırı yağlanma gibi.

Bu yaşların başlaması ile birlikte düzenli bir cilt bakımı ve kozmetik malzemelerin kullanımı çok önemlidir. Böylece ileride oluşabilecek sorunların şimdiden giderilmesi sağlanır, cildin pürüzsüz ve zinde kalması garantilenir.
Gençlerin uyması gereken öneriler:

1. Sabun kullanma alışkanlığını bırakmak gerekir. Zira dünyanın en iyi sabunu bile olsa sabunun kurutucu etkisi vardır ve kurutması cildin dıştan gelen tehlikeli mikroplara karşı savunmasız kalmasına neden olur.

2. Sabun yerine temizleme sütü ve toniği bu yaş grubu için en idealidir. Çoğu genç kız alışkanlık ve yanlış bilgilendirme sonucu temizleme sütü yerine tonik kullanmaktadır. Temizleme sütleri üst deride ve bir alt katmanda birikmiş kirlerin, deri yolu ile atılmış ifrazatların gidermesini sağlar. Bunu cildi tahriş etmeden yapar. Tonik ise sütün kalıntılarını alır, gözeneklerin tekrar büzülmesini ve derinin bir sonraki işleme (krem sürmeye) hazır ve emici olmasını sağlar. Temizleme etkisi süt gibi değildir.

3. Sabah ve akşam nemlendirici kullanılması önerilir. Derinin siyah nokta yapma alışkanlığı varsa ve gözenekleri büyük ise gözenek sıkışaştırıcı kullanılması tavsiye edilir.

4. Haftada bir derin temizleme ve peeling yapılmalı. Böylece ciltte aşırı ölü hücre ve kirin birikmesi engellenir, cilt nefes alır. Eğer cilt aşırı yağlı ise haftada iki defa peeling yapılması önerilir.

5. Akneli ve sivilceli deriler ise özel bir itina ile temizlenip tedavi edilmelidir. Kesinlikle ihmal edilmemeli. İlk devrelerinde müdahale şarttır. Öncelikle sivilcelenmenin gerçek nedeni tespit edilmeli ve tedavi buna göre yapılmalıdır. Çoğunlukla ana nedenler cildin mikrop alması, yanlış beslenme, hormonal dengesizlikler, yemek alerjisi, güneş alerjisi, ciltteki faydalı vitaminlerinin eksilmesi ve strestir. Bu nedenler çoğunlukla kombine halinde veya tek başına olabilir, ama genelde bazıları direkt sebep iken diğerleri uyarıcıdır.

Akne ve sivilce erkeklerde de aynı nedenlere bağlı olarak oluşur.
Genç yaşlarda uyulması gereken hususlar:

1. Sabun ve uyarıcı cins kozmetik malzemeleri kullanılmamalı. Traş losyonu da dahil. Bunların yerine temizleme jelleri veya kremleri kullanılmalı.

2. Sivilcelenme sorunu meydana geldiği andan itibaren dikkatle tedavi edilmeli. Aksi takdirde fark edilmeden çoğalacak ve iyileştirilmesi zorlaşacaktır. Bunun için kesinlikle uzman bir kişinin önerisine dikkatlice uyulmalı.

3. Bugünün teknolojisi kozmetik ve dermotolojik alanda kesin sonuç veren tedaviler sunmaktadir. En son teknoloji aha asiti “alfa hidroksi asit” ve glikolik asit tedavileri yapılmaktadır. Uzman bir kişi tarafından bu tedaviler sürdürülmeli ve evde aynı hafifletilmiş malzemelerle devam edilmeli.

4. Beslenme dışardan yapılan tedaviler kadar önemlidir. Belirli vitamin, mineral ve oligo elementlerle takviye şarttır. Bu iş için hem iyi bir diyet, hem de bitkisel olarak hazırlanmış ilaçlar kullanılması tavsiye edilir.

5. Deri ufak tefek sorunlar (örneğin sivilce, siyah nokta veya yağlanma) yapıyorsa el sürmemeye özen gösterilmeli. Unutulmaması gerekir ki bu yaşlarda derinize yapılabilecek doğru veya yanlış tedaviler ileride cildinizi pürüzsüz ve canlı kalmasının başlıca temelidir. Çoğunlukla gençlerde bu tür sorunlara müdahaleleri yanlıştır.

Sürekli siyah nokta ve sivilce sıkılmaya gidilir ve üzerine kapatıcı malzeme kullanılır. İşte bu işlem derinin yıpranmasına neden olur. Siyah noktalar bile çok özel maskeler ile tahriş yaratmadan temizlenebilir. Halbuki sıkma metodu ile hücrenin yapısı tekrar düzelmeyecek şekilde bozulabilir ve ileride lekeli ve açık gözenekli kalmasına neden olur. Özellikle bu tür sorunlar sıkma metodu ile tedavi edildiğinde güneşin ve kimyasal değişimlere maruz kalması ile deride pigment ve leke atar ve lekeler kalıcılaşır.

6. Yağlı derilerde genelde riboflavin b2 vitaminin eksikliği ile meydana gelebilir. Onun için bol bol süt tüketilmeli, karaciğer kullanılmalıdır. Ayrıca kimi durumlarda hayvansal gıda alerji etkisi yaratabilir. Bu tespit edilirse, en az 1 ay kırmızı et yenilmemeli.

7. Sokağa çıkıldığında nemlendirici kullanmak gerekir. Zira bugünün hava şartları koruyucu malzmelerin kullanılmasını gerektirmektedir (kir, sigara, egsoz dumanı vs). Sabah akşam yüzü temizlemek şarttır. Genç kızlarda yanlış ve ucuz kozmetik ürünleri bu tür sorunların oluşmasına yol açmaktadır.

Gençlere cilt bakımı önerileri

Genç yaşlarda cilt bakımının önemi adet dönemiyle başlar. Zira hormonal değişimle beraber cildin yapısı değişime uğrar. Bu hormonal değişim sonucu ciltte bir dizi problemler başlar. Örneğin sivilcelenme, akne, siyah nokta, aşırı kuruluk veya aşırı yağlanma gibi.

Bu yaşların başlaması ile birlikte düzenli bir cilt bakımı ve kozmetik malzemelerin kullanımı çok önemlidir. Böylece ileride oluşabilecek sorunların şimdiden giderilmesi sağlanır, cildin pürüzsüz ve zinde kalması garantilenir.
Gençlerin uyması gereken öneriler:

1. Sabun kullanma alışkanlığını bırakmak gerekir. Zira dünyanın en iyi sabunu bile olsa sabunun kurutucu etkisi vardır ve kurutması cildin dıştan gelen tehlikeli mikroplara karşı savunmasız kalmasına neden olur.

2. Sabun yerine temizleme sütü ve toniği bu yaş grubu için en idealidir. Çoğu genç kız alışkanlık ve yanlış bilgilendirme sonucu temizleme sütü yerine tonik kullanmaktadır. Temizleme sütleri üst deride ve bir alt katmanda birikmiş kirlerin, deri yolu ile atılmış ifrazatların gidermesini sağlar. Bunu cildi tahriş etmeden yapar. Tonik ise sütün kalıntılarını alır, gözeneklerin tekrar büzülmesini ve derinin bir sonraki işleme (krem sürmeye) hazır ve emici olmasını sağlar. Temizleme etkisi süt gibi değildir.

3. Sabah ve akşam nemlendirici kullanılması önerilir. Derinin siyah nokta yapma alışkanlığı varsa ve gözenekleri büyük ise gözenek sıkışaştırıcı kullanılması tavsiye edilir.

4. Haftada bir derin temizleme ve peeling yapılmalı. Böylece ciltte aşırı ölü hücre ve kirin birikmesi engellenir, cilt nefes alır. Eğer cilt aşırı yağlı ise haftada iki defa peeling yapılması önerilir.

5. Akneli ve sivilceli deriler ise özel bir itina ile temizlenip tedavi edilmelidir. Kesinlikle ihmal edilmemeli. İlk devrelerinde müdahale şarttır. Öncelikle sivilcelenmenin gerçek nedeni tespit edilmeli ve tedavi buna göre yapılmalıdır. Çoğunlukla ana nedenler cildin mikrop alması, yanlış beslenme, hormonal dengesizlikler, yemek alerjisi, güneş alerjisi, ciltteki faydalı vitaminlerinin eksilmesi ve strestir. Bu nedenler çoğunlukla kombine halinde veya tek başına olabilir, ama genelde bazıları direkt sebep iken diğerleri uyarıcıdır.

Akne ve sivilce erkeklerde de aynı nedenlere bağlı olarak oluşur.
Genç yaşlarda uyulması gereken hususlar:

1. Sabun ve uyarıcı cins kozmetik malzemeleri kullanılmamalı. Traş losyonu da dahil. Bunların yerine temizleme jelleri veya kremleri kullanılmalı.

2. Sivilcelenme sorunu meydana geldiği andan itibaren dikkatle tedavi edilmeli. Aksi takdirde fark edilmeden çoğalacak ve iyileştirilmesi zorlaşacaktır. Bunun için kesinlikle uzman bir kişinin önerisine dikkatlice uyulmalı.

3. Bugünün teknolojisi kozmetik ve dermotolojik alanda kesin sonuç veren tedaviler sunmaktadir. En son teknoloji aha asiti “alfa hidroksi asit” ve glikolik asit tedavileri yapılmaktadır. Uzman bir kişi tarafından bu tedaviler sürdürülmeli ve evde aynı hafifletilmiş malzemelerle devam edilmeli.

4. Beslenme dışardan yapılan tedaviler kadar önemlidir. Belirli vitamin, mineral ve oligo elementlerle takviye şarttır. Bu iş için hem iyi bir diyet, hem de bitkisel olarak hazırlanmış ilaçlar kullanılması tavsiye edilir.

5. Deri ufak tefek sorunlar (örneğin sivilce, siyah nokta veya yağlanma) yapıyorsa el sürmemeye özen gösterilmeli. Unutulmaması gerekir ki bu yaşlarda derinize yapılabilecek doğru veya yanlış tedaviler ileride cildinizi pürüzsüz ve canlı kalmasının başlıca temelidir. Çoğunlukla gençlerde bu tür sorunlara müdahaleleri yanlıştır.

Sürekli siyah nokta ve sivilce sıkılmaya gidilir ve üzerine kapatıcı malzeme kullanılır. İşte bu işlem derinin yıpranmasına neden olur. Siyah noktalar bile çok özel maskeler ile tahriş yaratmadan temizlenebilir. Halbuki sıkma metodu ile hücrenin yapısı tekrar düzelmeyecek şekilde bozulabilir ve ileride lekeli ve açık gözenekli kalmasına neden olur. Özellikle bu tür sorunlar sıkma metodu ile tedavi edildiğinde güneşin ve kimyasal değişimlere maruz kalması ile deride pigment ve leke atar ve lekeler kalıcılaşır.

6. Yağlı derilerde genelde riboflavin b2 vitaminin eksikliği ile meydana gelebilir. Onun için bol bol süt tüketilmeli, karaciğer kullanılmalıdır. Ayrıca kimi durumlarda hayvansal gıda alerji etkisi yaratabilir. Bu tespit edilirse, en az 1 ay kırmızı et yenilmemeli.

7. Sokağa çıkıldığında nemlendirici kullanmak gerekir. Zira bugünün hava şartları koruyucu malzmelerin kullanılmasını gerektirmektedir (kir, sigara, egsoz dumanı vs). Sabah akşam yüzü temizlemek şarttır. Genç kızlarda yanlış ve ucuz kozmetik ürünleri bu tür sorunların oluşmasına yol açmaktadır.

Ebru Şallı Cildi İçin Çimen Suyu İçiyor

Cildiniz İçin Bol Bol Çimen Suyu İçin

Cilt İçin ÇimenBol bol çimen suyu içtiğini ve formunu yağsız sebze yemeklerine borçlu olduğunu söyleyen Şallı, "Çimen suyu çok faydalı. Ancak bu çimenler sanıldığı gibi sokakta büyüyen çimenlerden değil. İnsanlar bilmedikleri otlardan kesinlikle uzak durmalı" dedi.

100'den fazla vitamin ve enzim içeren çimen suyu, taze çimenden sıkılıyor. 57 gramlık bardağın fiyatı 2.5 dolar… Amerikalılar son dönemde nar, havuç ya da portakal suyuna değil, "çimen suyu"na rağbet etmeye başladı. Ülkede moda haline gelen "çimen suyu", büfelerde taze taze sıkılıyor ve 57 gramlık küçük kaplarda servis ediliyor. 2 kilo 250 gramlık sebzeden alınabilecek vitamin ve minerallere denk gelen bu içeceğin bardağı 2.5 dolardan satılıyor.
Çimen Suyu İçinde 100`den Fazla Vitamin ve Enzim Barındırır

İçinde 100`den fazla vitamin ve enzim barındıran ve özel yetiştirilmiş çimlerden elde edilen `çimen suyu`, kanı yenileme özelliğiyle dikkat çekiyor. Tadı pek de hoş olmadığı için genelde tek yudumda içilen ve ağız tadını düzeltmek için peşinden bir dilim portakal yenen bu ilginç içecek hakkında 10`dan fazla kitap yazıldı. Özel tohumları olan bu çimen , yine özel olarak yetiştiriliyor.

1 hafta içinde büyüyen çimenin besleyici unsurlarından tam olarak faydalanabilmek için mutlaka suyunun içilmesi gerekiyor; çünkü örneğin salataya karıştırarak yendiğinde herhangi bir faydası görülmüyor . Uzmanlar günde 57 gram çimen suyunun insan vücudu için yeterli olacağını; alıştıktan sonra ise bunun en fazla 114 grama kadar çıkarılabileceğini belirtiyor. YÜZDE 70 ORANINDA KLOROFİL İÇERİYOR
Çimen Suyu K, E, C, A, B, B12 , B9 , B8 , B6 , B3 , B2 ve B1 Gibi Vitaminler İçerir

K, E, C, A, B, B12 , B9 , B8 , B6 , B3 , B2 ve B1 gibi vitaminler içeren `çimen suyu`nun içindeki mineraller de bir o kadar fazla: Bakır, demir, magnezyum, potasyum, manganez, iyot, kalsiyum, fosfor, selenyum, sülfür, bakır, çinko sodyum, bor , krom, kobalt ve molibden. Çimen suyu yüzde 70 oranında klorofilden oluşuyor. Klorofil ise ışığın `ilk ürünü` olduğu için diğer bütün elementlerden daha fazla ışık enerjisi içeriyor. Tanınmış beslenme uzmanı Bernard Jensen , çimen suyunun sindirilmesinin sadece birkaç dakika aldığını ve bu süreçte çok az vücut enerjisi tüketildiğini belirtiyor. FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR
Çimen suyunun faydalarından bazıları ise şöyle:

- Kanı temizleyip kan dolaşımını düzenler
- Hemoglobin üretimini artırır
- Diş çürümelerini önler
- Ağızda 5 dakika tutulursa diş ağrılarını keser , dişetlerini temizler
- Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
- Toksik ve kanserojen maddeleri nötralize eder
- Karaciğeri temizler
- Kan şekerini düzenler
- Saçların aklaşmasını engeller
- Sindirim sistemini düzenler
- AIDS `in önlenmesine yardımcı olur
- Vücuttaki ilaç artıklarını temizler
- Kötü bakteri oluşumunu engeller
- Vücuttan ağır metalleri temizler
- Cildi yeniler
- Seks hormonlarını düzenler
- Tansiyonu düşürür

Sigara İçenler İçin Cilt Bakımı Önerileri

Sigara cildimizin kara sarı bir görünüm almasına neden olur. Bunu engellemek için;

Yatmadan önce 1 armutun suyunu sıkıp yüzünüze iyice yedirin. Bu cildinizin normal cilt rengini almasına yardımcı olur.

Kestane balı çiğerlerinizin ve nefes yolarınızın temizlenmesine yardımcı olur.

Olgun yarım avokadoyu, 2 tatlı kaşığı bal ve yarım limon karıştırın. Ve yüzünüze uygulayın. 1 saat bekletin. Özellikle göz çevresine uygulayın. Sigaranın etkisiyle oluşan kırışıklıkların oluşmasını engeller.

Cilt Bakımı İçin Şifalı Bitkiler

Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemli bir bölümü yüzyıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları da fevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan bitkiler, güzellik ve cilt bakımına en uygun olanlardır:
Atkuyruğu:

Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek çok etkili bir dezenfekte ilacıdır.
Aynısafa çiçeği:

Cildi temizler ve kendini yenilemesini destekler (regenerasyon). İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.
Sarı kantaron:

Yatıştırıcıdır. Özellikle kuru ve çatlak cildi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.
Ceviz yaprağı:

Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.
Ebegümeci:

Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Deriyi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.
Civanperçemi:

İltihaplanmaları önler, krampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı deride başarıyla kullanılabilir.
Gülyağı ve gülsuyu:

Deriye canlılık kazandırır ve gerginleştirir.
Ihlamur:

Deri dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler, kuru ve duyarlı deriler için uygundur.
Isırganotu:

Derinin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir.
Kekik:

Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın deri için önerilir.
Oğulotu(Melisa):

Limon okulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra deriyi de genel anlamda yatıştırır.
Mayıs papatyası:

Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileri ile özellikle problemli ve duyarlı deriler için çok önemlidir.

Gebelik Testleri


Hamile olup olmadığınızı en erken anlamanın yolu gebelik testi yaptırmaktır.

4 günlük döllenmiş yumurta, insan koryon gonadotropini (hCG) denilen bir hormon salgılamaya başlar. Bu hormon vücut suyunda vücudun dokularına yayılır. Başlangıçta kanda bulunabilir, kısa bir süre sonra ise idrarda teşhis edilebilir.

Gebelik testlerinin çoğu, kan örneğinden daha kolay alınan idrar örneği ile yapılır.

hCG nin varlığını tespit etmek için birçok idrar tahlili tipi kullanılır. Çoğu, hCG ile bir hCG antikoru arasındaki bir reaksiyona dayanır. İlk reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için ikinci bir reaksiyona ihtiyaç vardır. Bu genellikle bir renk değişimidir.

Bazı kadınlar evde yapılan gebelik testlerini kullanmaktadırlar. Bu test paketleri çoğu eczaneden alınabilir. Çoğu, bir test tübünde idrarla karıştırılan bir solüsyon içerir. Belirli bir süre teste göre değişmek üzere birkaç dakikadan birkaç saate kadar geçtikten sonra, hamileyseniz koyu bir halka oluşur. Bazı markalarda, bir renk değişimi gebeliği belirtir.

Gebelik testini evde yapmaya karar verdiyseniz, talimatları dikkatle izleyin. Ayrıca ister evde ister laborutuvarda yapılsın, günün ilk idrarını kullanırsanız gebelik testi daha doğru olur.

İdrar testlerinin doğruluğu:

Doğrulukları, karmaşık olabilecek talimatları ne kadar iyi izlediğinize çok bağlıdır. İlk kez kullananların ya da deneyimsiz kullanıcıların doğru bir test sonucuna ulaşmaları daha küçük bir olasılıktır ve hiçbir test kusursuz değildir. Ayrıca gebelik testleri, özellikle gebeliğin ilk günlerinde uygulandıklarında, hamile olduğunuz halde olmadığınızı gösterebilirler. Bunun nedeni, gebeliğin ilk zamanlarında hCG düzeylerinin düşük olması ve teşhis edilememesidir. Bu nedenle, herhangi bir gebelik testinin negatif sonuçları, pozitif bir sonuçtan daha az güvenilirdir.

Evde yapılan gebelik testleri tarama testleri olarak kabul edilmelidir. Test sonucu negatifse ama gebelik belirtileri gösteriyorsanız, doktorunuza başvurun. Sonuç pozitifse, onaylaması ve doğum öncesi bakım için doktorunuza gidin.

Hamileyseniz ve adetiniz 4 ila 7 gün geciktiyse, bir klinikte ya da doktorunuzun muayenesinde yapılan idrar testinin sonuçları dörtte üç oranında pozitiftir. Adetiniz 2 hafta geciktiyse, doğruluk oranı yüzde i00e yaklaşır. Evde yapılan gebelik testlerinin sonuçları, adetin gecikmesinden 10 gün sonra yapıldıklarında yüzde 95 oranında doğrudur.

İdrara dayalı gebelik testleri en sık olarak kullanılmaktadır, ama bazı durumlarda, daha kesin olduğu ve hamileliği daha erken teşhis edebildiği için bir kan testi de uygulanabilir. Dış gebelik yumurtanın fallop tüpünde ya da rahim dışında bir yerde gelişmeye başladığı gebelik durumunda, idrara dayalı gebelik testlerinin negatif sonuçlarına karşın, kadında tüm gebelik belirtileri görülebilir. Bunun nedeni, yumurta rahimde olmadığı zaman HCG düzeylerinin yüksek olmamasıdır. Ancak kan testi daha hassastır ve gebeliği teşhis edebilir. Dış gebelik potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olduğu için, bu bilgi annenin hayatının kurtulmasına yardımcı olabilir.

Gebelikte Risk Faktörleri

RİSK FAKTÖRÜ NEDİR?

Gebelikte başlayan ve doğum eyleminden lohusalık döneminin bitimine kadar olan dönemde anne adayının kendisini ya da bebeğini ilgilendiren muhtemel normaldışı durumların ortaya çıkma olasılığı her anne adayı için eşit değildir.

Gebelikte anne adayının kendisiyle ve/veya bebeğiyle ilgili normaldışı durumların ortaya çıkma olasılığını artıran faktörlere GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ adı verilir.

Örnek 1: 35 yaşından daha ileri yaştaki bir anne adayının kromozomal anomalili (Down sendromu gibi) bebek doğurma riski artmıştır. Bu bağlamda "ileri yaş", kromozom anomalisi olan bir bebek doğurma açısından mutlak bir risk faktörüdür.

İleri anne yaşı diğer bazı normal dışı durumların ortaya çıkması açısından da risk faktörüdür. Burada tek örnek olarak kromozom anomalisi verilmiştir.

Örnek 2: Gebelik öncesinde tanısı konmuş diyabeti olan bir anne adayının bebeğinde anomali ortaya çıkma olasılığı ve kendisinde de preeklampsi gelişme olasılığı bu hastalığı olmayan bir anne adayına göre belirgin bir şekilde artmıştır. Bu bağlamda "gebelikte diyabet" anomalili bir bebek doğurma ve preeklampsi gelişimi açısından istatistiksel olarak mutlak bir risk faktörüdür.

Gebelikte diyabet diğer bazı durumların ortaya çıkması açısından da risk faktörüdür. Burada örnek olarak anomalili doğum ve preeklampsi gelişimi verilmiştir.


Yaşanmakta olan ya da yaşanacak bir gebeliğe ait risk faktörlerinin büyük bir kısmı anamnez (doktor tarafından yapılan sorgulama) esnasında ortaya çıkarılabilir.

Risk faktörleri gebeliğin başından beri sabit bazı faktörler olabilir (ileri anne yaşı, ya da daha önce ölü doğum yapmış olmak gibi), gebeliğin erken dönemlerinde ortaya çıkarılabilir (tanısı konamamış hipertansiyon, erken dönemde geçirilen kanamalar gibi), ya da gebeliğin ileri dönemlerinde ortaya çıkarılabilir (gebeliğe bağlı hipertansiyon, intrauterin gelişme geriliği gibi).

Risk faktörlerinin gebe kalınmadan önceki dönemde belirlenmesi, önlem alınması açısından en iyi sonuç verir. Zira risk faktörlerinin önemli bir kısmı kontrol edilebilir (sigarayı bırakmak, anemi (kansızlık) tedavisi görmek, kronik hipertansiyon ya da diyabetin kontrol altına alınması gibi).

Kontrol edilemeyen risk faktörleri için ise daha sık doktor kontrolleri yapılarak henüz risk gerçekleşmeden önlem alınmaya çalışılabilir (daha önceden ölü doğum yapmış bir anne adayının bebeğinin iyilik durumunun sık olarak değerlendirilmesi ve gerektiği durumlarda müdahale edilmesi gibi)

Gebeliğinizde sorgulamayla ya da muayeneyle saptanmış belli bir risk faktörünün olması, o riskin gerçekleşeceği anlamını taşımaz, yalnızca riskin yükseldiğini gösterir. Benzer bir şekilde risk faktörü olmaması, gebeliğinizin tümüyle sorunsuz seyredeceği anlamını taşımaz, ancak gebeliğinizin sorunsuz seyretme olasılığının yüksek olduğunu gösterir.

Kürtaj


Kürtaj uygulanması


Kürtaj teknikleri


Kürtaj 'ın riskleri nelerdir?


Kürtaj veya kürtaj ile rahim tahliyesi rahim içindeki bir gebeliğin özel yöntemlerle sonlandırılmasıdır. Kadının arzusuyla 10. gebelik haftasına kadar yasal olarak uygulanabilir.


Gebelik haftanızı hesaplayın


Evli kadınlarda kürtaj (yasal tahliye) uygulamasında eşler de müdahaleye rıza vermelidirler.

Evli olmayan ve 18 yaşın üzerinde olan kadınlar kendi isteklerine göre kürtaj yaptırabilirler.






  • "Yasal Tahliye" adından da anlaşılacağı gibi ülkemizde reşit kadınlarımıza tanınmış tümüyle yasal ve çağdaş bir haktır.




  • Kürtaj yalnızca ve ancak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanınca uygulanır. Yapılan işlem gizli kalır.




  • Ülkemizde düşük ilacı (RU-486) kullanılmamaktadır. Dünyanın çoğu ülkesinde (gelişmiş olan ülkeler dahil) ve bizde tahliye, aşağıda anlatılan vakum tekniği ile uygulanır.




  • Gebelik testiniz ister pozitif ister negatif olsun, asla "söktürücü iğne" gibi yöntemlere kendi kendinize başvurmayın. Bu ilaçların gebelik durumlarında işe yaramaları tıbben mümkün değildir.




"İlk hamilelikte uygulanan kürtaj sonrasında bir daha hamile kalınmaz!!"
BU YALNIZCA HURAFEDİR
Dikkatli ve vakumla uygulanan bir kürtajın kadının genital sistemine zarar vermesi beklenen bir durum değildir.




Gebeliğin tıbben sakıncalı olması durumunda (anneyle ilgili gebeliğin riskli olduğu hastalıklar, bebeğin ileri derecede sakat olduğunun ya da öldüğünün belirlenmesi gibi) bu süre 10 haftayı aşabilir. Bu durumda birden fazla uzman doktorun kurul oluşturarak karar vermeleri gerekir.



Uygulanması

Yasal tahliyeler hem lokal anestezi, hem de genel anestezi altında uygulanabilir. Genel anestezi her ne kadar maliyeti biraz artırsa da, işlemin tümüyle ağrısız seyretmesi açısından çağdaş ve etkili bir yöntemdir.



Kürtaj Tekniği

Gebelik haftası ultrasonla belirlendikten sonra dikkatli bir jinekolojik muayene yapılır. Vajina ve rahim ağzı bakterilerden arındırılmak amacıyla dezenfekte edildikten sonra, rahim ağzını sabitlemek için plastik bir alet vajinadan yerleştirilir ve lokal anestezik madde uygun olarak rahim ağzı içine enjekte edilir, veya genel anestezi için anestezi uzmanı tarafından gerekli işlemler başlatılır.

Daha sonra çok ince plastik kanüller rahim ağzından rahim içine ittirilir. Bazen rahim ağzı sert olabilir ya da gebelik 6. haftanın üzerinde olması nedeniyle daha geniş çaplı plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda rahim ağzını genişletmek için özel "buji" adı verilen aletler kullanılır. Kanül yerleştirildikten sonra kanüle bir enjektör iliştirilir. Enjektörde oluşan vakum yardımıyla rahmin içi vakumla boşaltılır.

10. haftaya yakın olan gebeliklerde bazen rahim içine metal aletler sokularak rahmin tümüyle boşaltıldığından emin olmak gerekebilir, ancak bu çok ender bir durumdur.

Rahimin içi tümüyle boşaltıldıktan sonra kanül çıkarılır, diğer tüm aletler çıkarılır ve hastanın 10 dakika istirahatı sağlanır.

Tüm bu işlemler 6. gebelik haftasına kadar olan gebeliklerde 5 dakika, 6 ile 10 arası olan gebeliklerde 5-15 dakika sürer. Bu süre Kadın-Doğum uzmanının çalışma süresidir. Genel anestezi uygulandığında hastanın uyuması, işlemin yapılması ve hastanın kendine gelmesine 20-40 dakika eklenmelidir.



Riskler

Yasal sınırlar içinde (10. gebelik haftasına kadar uygulanan kürtaj) oluşması muhtemel riskler büyük oranda işlemi uygulayan Kadın-Doğum uzmanının tecrübesine bağlıdır.





  • Lokal anesteziyle yapılan uygulamalarda işlem esnasında en sık rastlanan sorunlar lokal anestezik maddeye aşırı duyarlılık ve vazovagal senkoptur (uterusun sabitlenmesi amacıyla takılan alet nedeniyle bayılma oluşması). Bu, geçici ve selim bir durumdur. Yaklaşık %1 oranında görülür.




  • İşlemden hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi oluşabilir. Bu durum da yaklaşık %1 oranında gözlenir ve hayati tehlike yaratmayan geçici bir durumdur.




  • Bazen rahim ağzı kanülün geçmesine izin vermeyecek şekilde sert olabilir ve işlem yarıda bırakılabilir (görülme oranı: yaklaşık 700'de 1). Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir.




  • Gebelik çok erken ise (<5.5 hafta) tahliye başarısız olabilir. Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir. Tecrübeli bir Kadın-Doğum uzmanı erken bir gebeliği tahliye etme girişiminde bulunmak yerine belli bir süre bekledikten sonra tahliye etmeyi önerir.




  • Özellikle gebelik büyükse işlem esnasında aşırı kanama olabilir. Yasal sınırlar içinde yapılan tahliyelerde oluşan kanamalar hayati tehlike yaratmaz.




  • Çok ender durumlarda ve çoğunlukla yasal sınırı aşan (10. gebelik haftası sonrası uygulanan) tahliyelerde işlem esnasında rahim delinebilir .




  • Özellikle çok erken gebelik haftalarında uygulanan tahliyelerde işlemden birkaç saat sonra görülen nadir bir sorun da rahim içinde kan birikmesidir (görülme oranı 500'de 1). Hayati bir tehlike yaratmayan bir durumdur ve rahmin içindeki kan boşaltılarak tedavisi sağlanır.




  • Enfeksiyon oluşacaksa bu genellikle işlemden 6-7 gün sonra ortaya çıkar ve kendini ağrı, akıntı, aşırı kanama şeklinde belli eder. Kürtaj sonrası verilen antibiyotikleri düzenli olarak kullanmanız durumunda bu sorun da ender olarak gözlenir.




  • İçeride "parça kalması" durumunda genellikle ilk iki haftada adet esnasındaki kanamadan çok daha fazla kanama görülür ve bu kanama pıhtı şeklinde ve koyu renklidir. Kanamanın ağrılı olması kural değildir. Bazen parça düştüğü gözlenebilir.




  • Geç dönemde görülen en önemli, ancak ender bir sorun işlem esnasında rahim iç tabakasının aşırı hasar görmesi sonucunda oluşan yapışıklıklardır (Asherman sendromu). Kendini kürtajdan 4-5 hafta geçmesine rağmen adet kanamasının olmaması ve ilaç tedavisiyle de kanama oluşturulamaması şeklinde gösterir. Usulüne uygun yasal sınırlar içinde yapılan tahliyelerde ve özellikle de vakumla uygulanan işlemlerde ender olarak gözlenir.




Uyarılar ve tehlike işaretleri

Kürtajdan belli bir süre sonra (genellikle bir hafta sonra) kontrole çağırılacaksınız. Bu kontrol gebeliğin tümüyle sonlandırıldığından, enfeksiyon oluşmadığından, işlem esnasında spiral takılmışsa spiralin uygun konumda olduğunun belirlenmesi açısından çok önemlidir. Bu kontrol ihmal edilmemelidir. Eğer kanama, parça düşürme, aşırı ağrı, ateş gibi durumlar ortaya çıkarsa kontrol günü beklenmemeli ve hemen doktorla irtibata geçilmelidir.



Gebelik Testleri

Hamile olup olmadığınızı en erken anlamanın yolu gebelik testi yaptırmaktır.

4 günlük döllenmiş yumurta, insan koryon gonadotropini (hCG) denilen bir hormon salgılamaya başlar. Bu hormon vücut suyunda vücudun dokularına yayılır. Başlangıçta kanda bulunabilir, kısa bir süre sonra ise idrarda teşhis edilebilir.

Gebelik testlerinin çoğu, kan örneğinden daha kolay alınan idrar örneği ile yapılır.

hCG nin varlığını tespit etmek için birçok idrar tahlili tipi kullanılır. Çoğu, hCG ile bir hCG antikoru arasındaki bir reaksiyona dayanır. İlk reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için ikinci bir reaksiyona ihtiyaç vardır. Bu genellikle bir renk değişimidir.

Bazı kadınlar evde yapılan gebelik testlerini kullanmaktadırlar. Bu test paketleri çoğu eczaneden alınabilir. Çoğu, bir test tübünde idrarla karıştırılan bir solüsyon içerir. Belirli bir süre teste göre değişmek üzere birkaç dakikadan birkaç saate kadar geçtikten sonra, hamileyseniz koyu bir halka oluşur. Bazı markalarda, bir renk değişimi gebeliği belirtir.

Gebelik testini evde yapmaya karar verdiyseniz, talimatları dikkatle izleyin. Ayrıca ister evde ister laborutuvarda yapılsın, günün ilk idrarını kullanırsanız gebelik testi daha doğru olur.

İdrar testlerinin doğruluğu:

Doğrulukları, karmaşık olabilecek talimatları ne kadar iyi izlediğinize çok bağlıdır. İlk kez kullananların ya da deneyimsiz kullanıcıların doğru bir test sonucuna ulaşmaları daha küçük bir olasılıktır ve hiçbir test kusursuz değildir. Ayrıca gebelik testleri, özellikle gebeliğin ilk günlerinde uygulandıklarında, hamile olduğunuz halde olmadığınızı gösterebilirler. Bunun nedeni, gebeliğin ilk zamanlarında hCG düzeylerinin düşük olması ve teşhis edilememesidir. Bu nedenle, herhangi bir gebelik testinin negatif sonuçları, pozitif bir sonuçtan daha az güvenilirdir.

Evde yapılan gebelik testleri tarama testleri olarak kabul edilmelidir. Test sonucu negatifse ama gebelik belirtileri gösteriyorsanız, doktorunuza başvurun. Sonuç pozitifse, onaylaması ve doğum öncesi bakım için doktorunuza gidin.

Hamileyseniz ve adetiniz 4 ila 7 gün geciktiyse, bir klinikte ya da doktorunuzun muayenesinde yapılan idrar testinin sonuçları dörtte üç oranında pozitiftir. Adetiniz 2 hafta geciktiyse, doğruluk oranı yüzde i00e yaklaşır. Evde yapılan gebelik testlerinin sonuçları, adetin gecikmesinden 10 gün sonra yapıldıklarında yüzde 95 oranında doğrudur.

İdrara dayalı gebelik testleri en sık olarak kullanılmaktadır, ama bazı durumlarda, daha kesin olduğu ve hamileliği daha erken teşhis edebildiği için bir kan testi de uygulanabilir. Dış gebelik yumurtanın fallop tüpünde ya da rahim dışında bir yerde gelişmeye başladığı gebelik durumunda, idrara dayalı gebelik testlerinin negatif sonuçlarına karşın, kadında tüm gebelik belirtileri görülebilir. Bunun nedeni, yumurta rahimde olmadığı zaman HCG düzeylerinin yüksek olmamasıdır. Ancak kan testi daha hassastır ve gebeliği teşhis edebilir. Dış gebelik potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olduğu için, bu bilgi annenin hayatının kurtulmasına yardımcı olabilir.

İstenmeyen Gebelik

Belki de bütün kadınların korkusu istenmeyen bir gebeliğe sahip olmaktır. Bunun nedeni genellikle gebelikten koruyucu önlemlerin yeterli olarak alınmaması ve bir istenmeyen gebelik durumunda ne yapılacağını bilmemektir. Sanılanın aksine bu tip sorunlar tamamen çözümsüz değildir.

İstenmeyen gebelik, kadının doğum yapmak istememesi, doğum yapmanın sağlık açısından zararlı olması veya yaşayan çocuk sayısı fazla olan durumlarda görülen gebelik durumlardır. İstenmeyen gebelik olmaması için doğum kontrol yöntemlerini kullanmalısınız. Gebelik olduğu durumlarda ise aşağıda açıklayacağımız yöntemlerle sorun çözülebilir.

Gebelik Tanısı

Doğurgan çağdaki kadınlarda adet gecikmesi olan her durumda gebelikten şüphelenilmelidir. Gebelik tanısı gebeliğe bağlı bulantı, aşerme, göğüslerde hassasiyet gibi özel yakınmalarla veya daha iyisi gebelik testi yaptırılarak konulabilir. Gebelik testleri idrarda gebeliğe özgü hormonlara bakılarak yapılır. Günümüzde bu tip testler oldukça hassastır çoğu zaman adet gecikmesinin ilk günlerinde sonuç veririler. Burada anımsatmamız gereken bir konu bu testlerin bir hastanede veya yetkili bir laboratuarda yaptırmanız gerektiğidir. Ülkemiz koşullarında son zamanlarda sağlık kabinlerinde veya eczanelerde yapılan testlerin güvenilirliği azdır. Gebelik testi sonucunun "negatif" olması gebeliğin olmadığı anlamına gelir. Bu durumda adet gecikmesinin nedeni araştırılması için doktorunuza danışmanız gereklidir. Test sonucu "pozitif" ise korkulan başa gelmiştir ve gebelik var demektir. Bu durumda eşinizle görüşüp gebeliğin geleceği konusunda kesin bir karara varmalısınız. Gebeliğin devamına karar verirseniz gebelik takibi için doktorunuza başvurmalısınız. Bu gebeliği istenmeyen gebelik olarak kabul edip sonlandırılmasını isterseniz yapılacaklar için aşağıdaki bilgileri okumaya devam edin.

Sorunun Çözümü Nasıl Olur?

İstenmeyen gebelik nedeniyle doktorunuza başvurduğunuzda ilk olarak ultrason dahil olmak üzere muayene olacaksınız. Bu muayene sonucunda gebeliğin sorunsuz ve kaç haftalık olduğu anlaşılacaktır. Gebelik haftası son adet tarihinin ilk gününden itibaren hesaplanır. Türkiye'de yasa ile 10 haftaya kadar istenmeyen gebeliklerin yetkili sağlık personeli tarafından sonlandırılmasına izin verilmiştir. Bu şekilde uygun görülen gebeliklerin sonlanmasında en güvenilir ve sağlığa uygun yöntem kürtajdır. Kürtaj gebeliğin cerrahi bir müdahale ile rahim dışına alınmasıdır. Bu yöntemin uygun yapıldığı takdirde kalıcı bir sorun ortaya çıkarması olasılığı çok azdır.

Türkiye'de piyasada bulunan hiçbir ilaç gebelik sonlandırılmasında kullanılamaz. İlaçla düşük olması tıbben kabul edilemez bir durumdur. İlaçla veya kabul edemeyeceğimiz yöntemlerle düşük yaptırılması özellikle kırsal kesimde yaygındır. Bu tip düşük yapılması aşırı kanama ve iltihap nedeni ile çok tehlikelidir. Sonuçta hangi yöntemle düşük olursa olsun yine kürtaj gerekecektir.

Son yıllarda önce Avrupa'da sonra ABD'de kullanılan RU486 adlı ilaç güvenilir olarak düşük yaptırılmasında kullanılmaktadır. Fakat bu ilacın kullanımı bu ülkelerde çok dikkatli biçimde sağlık kuruluşları kontrolü altında yapılmaktadır. Bu ülkelerde hastalar da çok bilinçli olarak denilenlere uymaktadır. Türkiye'de bu ilacın kullanılması özel koşullar nedeniyle iyi tartışılmalıdır.

Kürtaj Nasıl Yapılır?

Hasta muayene masasına yatırılır ve anestezi verilir. Hastaya acı vereceği düşünülen müdahaleler söz konusu ise genel anestezi kullanılmalıdır. Bu tip genel anestezide genellikle ameliyatlarda kullanılan ilaçların hepsi kullanılmaz ve bunların yan etkileri oldukça azdır. Daha önce doğum yapmış kadınlarda bazen lokal anestezi yeterli olabilir. Müdahale genellikle 10 dakika kadar sürer. Özel bir vakumlu enjektörle gebelikle ilgili dokular rahimden dışarı alınır. Gebelik küçük olduğundan bu işlem sorunsuz olarak yapılabilir. Hasta genel anestezi yapılmışsa yaklaşık 15 dakika içinde kendine gelir. Lokal anestezi kullanıldığı durumlarda ise hasta hemen ayağa kalkabilir. Hasta kendini iyi hissettiği anda eve gidebilir. Hasta evde en az 12 saat dinlenmeli ve 15 gün kadar eşiyle birlikte olmamalıdır. Doktorunuz büyük olasılıkla sizi kontrole çağıracaktır, bu kontrolü kesinlikle aksatmayın

16 Günde Cinsiyet Tahmini

Çok yakında, doğacak çocuğun erkek mi, yoksa kız mı olacağı hamileliğin 16. gününde tespit edilebilecek. İsrailli bilim adamları, ceninin beslenmesini sağlayan bir hormonun, ceninin dişi olması durumunda daha fazla salgılandığını saptadı.

Tel Aviv Genetik Enstitüsü'nde yapılan araştırmalarda, gebeliğin 16. gününde, ceninin beslenmesini sağlayan MSHCG hormonunun, ceninin dişi olması durumunda daha fazla salgılandığını saptadı.

MSHCG hormonunun, annenin kan ve idrarında, gebelik veya gebelik olmadığı zamanlarda testle saptanabildiği biliniyor. Bilim adamları, annenin bir kız çocuğuna gebe kaldığı zaman, MSHCG hormonunun 5 defa daha fazla salgılanadığını belirttiler. Daha önce bir başka araştırmada, MSHCG hormonunun, gebeliğin ikinci ve üçüncü ayında, kız çocuğuna hamile kalan annelerde daha fazla salgılandığı saptanmıştı. Bilim adamları, araştırma sonucunun şimdilik bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi için kullanılmaması gerektiğini, bu konuda başka işaretlerin de elde edilmesiyle daha kesin sonuç alınabileceğini kaydettiler.

347 hamile kadın üzerinde yapılan araştırmada, gebeliğin 14-20 günlerinde MSHCG hormonunun 1 veya 3 kez daha fazla salgılandığı belirlendi. Araştırma sonucunda 184 dişi, 163 erkek ceninin meydana geldiği gözlendi. Gebeliğin 3. haftasında MSHCG hormonu yüzde 18.5 daha fazla belirlenen hamile kadınların daha sonra kız çocuğu doğuracakları belirlendi.

Çevre cinsiyeti etkiliyor

ABD'de Michigan State Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, çevresel faktörlerin doğacak çocuğun cinsiyeti üzerinde etkili olabileceğini gösterdi. Journal of Occupational and Environmental Medicine adlı dergide yer alan araştırma raporunda, çevre kirliliğinden etkilenen erkeklerin çocuklarının daha çok erkek olduğu kaydedildi. Araştırmada, kanlarında yüksek oranda PCB (poliklorlu bifeniller) bulunan erkeklerin çocuklarının yüzde 57'sinin erkek olduğu saptandı. PCB, vücuttaki iç salgı bezlerinin çalışmasını engelleyerek, kansere de yol açabiliyor.

Gebelik Öncesi Tetkik ve Muayeneler


İnsanın hayatında verdiği en önemli kararlardan birisi de çocuk sahibi olmak istemesidir. Hayatının herhangi bir döneminde çocuk sahibi olmayı istemeyen kadın yok gibidir. Ancak bu güç karar verildiğinde gebe kalmadan önce hem ruhsal hem de fiziksel olarak hazır olmak gerekir.

İlk doktor ziyaretini hamile kaldıktan sonra yapmak her zaman yeterli olmayabilir. Sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, sağlıklı ve rahat bir doğum yapmak ve sağlıklı bir bebeğe sahip olmak için hamile kalmaya karar verdiğinizde doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.Doktorunuz hem sizin hem de dünyaya getirmeyi planladığınız bebeğinizin zarar görmesini engellemek için bazı muayene ve tetkikler yapacak size sağlıklı bir hamilelik dönemi için önerilerde bulunacaktır.

Gebelik öncesi muayene

Anne olmaya karar verildiğinde ilk yapılması gereken gebeliği takip etmesi istenilen hekim ile temasa geçmek, randevu almak ve muayeneye gitmektir. Gebelik öncesi muayenenin birtakım amaçları vardır. Sağlık durumu ile ilgili amaçların dışında sizin hamileliğinizi takip etmesini ve doğumunuzda eşlik etmesini arzu ettiğiniz hekiminizi tanımanız ve pozitif diyalog kurmanız açısından da bu ilk ziyaret son derece önemlidir. Doktorunuzla kuracağınız diyalog hamilelik takiplerinin önemli bir detayıdır.

Doktorunuz "ben bebek sahibi olmak istiyorum" diye başvurduğunuzda sizin genel sağlık durumunuz ile ilgili ana hatları çıkartmaya çalışacak ve olası problemleri saptayarak bunları tedavi edecektir.

Muayenenin ilk aşaması görüşmedir. Bu görüşmede doktorunuz ilk önce sizi tanımaya çalışacaktır. Yaşınız, mesleğiniz, kaçıncı evliliğiniz olduğu gibi sizin için önemsiz görünebilecek bazı bilgiler doktorunuza önemli ipuçları verebilir. Bunlardan mesleğiniz özellikle önemlidir. Meslek ile ilgili faktörler genel sağlık durumu dışında hamilelikte de zararlı olabilmektedir.

Doktorunuz daha sonra kalp hastalığı, diyabet, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı gibi kronik sistemik hastalığınız olup olmadığını sorgular. Bu hastalıkların varlığı hamileliğin size zarar vermesine neden olabileceği gibi bebeğinizin sağlıklı gelişimine engel olabilmesi açısından da önemlidir. Sistemik hastalıklar gözden geçirildikten sonra sıra daha spesifik olan jinekolojik hastalıklara gelir. Myom, yumurtalık kisti, endometriozis gibi hamileliğe engel olabilecek durumların varlığına yönelik ipuçları aranır ya da daha önceden bu tür durumların varlığı tespit edilmiş ise uygulanan tedaviler ve sonuçları ile ilgili bilgi edinilir. Bazı jinekolojik hastalıklar ve enfeksiyonlar hamile kalmada güçlüğe ya da hamile kalındığında düşüklere neden olabildiğinden jinekolojik öykü son derece önemlidir.

Obstetrik öykü olarak adlandırılan ve daha önceden yaşamış olduğunuz hamilelikler ile bunların sonuçları ile ilgili bilgiler de önemli ipuçları verebilir. Eğer daha önce doğum yaptıysanız bebeklerin doğum haftaları, doğum kiloları, doğum şekli, eylem ve doğum sırasında yaşanan özellikler değerlendirilir. Eğer daha önceden tekrarlayan düşükler, sakat ya da ölü doğumlar varsa doktorunuz yeniden hamile kalmanıza izin vermeden önce bunların nedenlerini araştırmak ve gerekiyorsa tedavi etmek isteyecektir.

Bu ilk görüşmede hem anne hem de baba adayının aile geçmişleri sorgulanır, soylarında genetik geçiş gösteren herhangi bir anomali ya da hastalığın olup olmadığı araştırılır. Bu tür bir problem varlığında doktorunuz gebelik öncesi genetik danışmanlık isteyebilir.

Görüşmenin bir başka amacı da anne-baba adayının yaşam ve beslenme alışkanlıklarının ortaya çıkarılmasıdır. Bu alışkanlıklar hamileliğe ve bebeğe zarar verebileceği için mutlaka sorgulanmalıdır.

Düzenli ya da düzensiz kullanılan ilaçlar hekim ile tartışılmalı, bunların gebeliğe ve bebeğe olan etkileri sorgulanmalıdır. Öte yandan alerji varlığı ve hangi maddelere karşı allerjik olunduğu da önemlidir.

Muayene

Öykü alındıktan ve kişinin genel sağlık durumu ile ilgili detaylı bilgi edinildikten sonra sıra muayeneye gelir. Bu jinekolojik muayenede standart muayeneden farklı bir işlem yapılmaz.

Muayenede vajinal ve pelvik enfeksiyonlar araştırılır. Transvajinal ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıkların durumu değerlendirilir. Myom, kist, endometrioma varlığı araştırılır.

Eğer daha önceden yapılmadıysa ya da yapılmış olsa bile üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçmiş ise mutlaka smear testi yapılmalıdır.

Muayenenin son aşaması boy,kilo ve tansiyon tespitinin yapılmasıdır.

Laboratuar incelemeleri

Öykü ve muayeneden sonra sıra bunlarla saptanamayan faktörlerin incelenmesi gerekir. Bu inceleme laboratuar yardımıyla yapılır. Bilinenin herhangi bir hastalığı olmayan kişilerde rutin testler istenir. Rutin testler şunlardır:





  • Tam kan sayımı




  • Tam idrar tetkiki




  • Anne ve babanın kan grupları




  • Toksoplazma ile ilgili testler




  • Rubella (kızamıkçık) ile ilgili testler




  • Hepatit B ile ilgili testler




  • Açlık kan şekeri (AK?) bakılması son zamanlarda önerilmemektedir çünkü AK? sadece var olan aşikar diyabeti gösterir. Bunun yerine 50 gram glukoz ile yapılan tarama testi daha önemli bilgiler verebilir.




Bunlar dışında belirli bir yakınma ya da bulgu varsa buna yönelik incelemeler yapılır. Örneğin adet düzensizliği varlığında tiroit ve prolaktin hormonları da dahil olmamak üzere detaylı hormon incelemesi gerekli olabilir. Jinekolojik hastalık dışında bir patoloji saptandığında doktorunuz ilgili branştan konsültasyon isteyecektir.

Öneriler

Tüm incelemeler yapıldıktan ve hamile kalmaya engel bir durum olmadığı gösterildikten ya da var olan patolojiler tedavi edildikten sonra sıra önerilere gelir.

Yapılan tetkiklerde rubella'ya karşı bağışık olmadığınız saptanırsa aşı olmanız gerekir. Ancak bu aşı canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir.

Eğer diyabet (şeker hastalığı) saptanmış ise kan şeker düzeyinizin mutlaka normal düzeyde tutulması gerekir Yapılan araştırmalar kan şekeri yüksekliğinin hamilelik üzerinde olan olumsuz etkilerinin döllenme olmadan çok daha önce başladığını ortaya koymuştur.

Gebelik ve anne olma heyecanı sağlıklı bir yaşam için mükemmel bir motivasyon aracıdır. Bu kararı veren pek çok kadın alışkanlıklarını kendi isteği ile değiştirmekte, pek çoğunun eşi de ona destek olmak maksadıyla ona uymaktadır. Sonuç daha sağlıklı bireyler ve aile olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sigara: Sigarayı bırakmak için anne olmayı istemekten daha iyi bir sebep olamaz. Sigara kadında yumurta, erkekte sperm sayı ve kalitesini azalttığından gebe kalmada güçlüğe neden olabilir. Sigara içen gebelerin bebekleri düşük doğum ağırlıklı olabilmekte, bu kadınlarda düşük ya da erken doğum daha sık görülmektedir. Yeni yayınlanan bir çalışmada gebelikleri boyunca sigara kullanan kadınlardan doğan erkek çocukların ileriki yaşamlarında suç ve şiddete olan eğilimlerinin artmış olarak bulunması ilginçtir.

Alkol: Benzer şekilde alkol de gebe kalma şansını bir miktar azaltır. Anne karnında alkole maruz kalan bebeklerde uzun dönemde zeka gerilikleri, öğrenme bozuklukları, davranış bozuklukları görülebilir. Yine yapılan bir çalışmada haftada 1-5 kez alkol kullanan kadınların hiç kullanmayanlara göre daha zor gebe kaldıkları saptanmıştır. Alkol erkekte de sperm sayısı ve kalitesini azaltır.

Stres: İsrail'de yapılan bir araştırmada infertilite tedavisi gören kadınlarda stres gidermek maksadı ile meditasyon yapanlarda gebeliklerin daha kolay elde edildiği sonucuna varılmıştır. En sağlıklı ve kolay stres giderici egzersizdir.

Beslenme: Gebelikte olduğu gibi gebe kalmaya karar verildiğinde de beslenme son derece önemlidir. Suni tatlandırıcılar, kafein gibi pek çok maddenin kullanımı azaltılmalıdır. Kilo fazlalığı varsa bunları vermek için en iyi dönem gebelik öncesidir. Çünkü gebelikte diyet önerilmez. Yaygın kanının aksine beslenme bozukluğu olmayan kişilerde hamile kalmadan önce vitamin takviyesi gerekmez. Bu durumun istisnası folik asittir.

Hamile kalmadan önce B grubu vitaminlerden biri olan folik asit takviyesi faydalı olmaktadır. Günde alınan 400-800 mikrogram folik asit bebekteki merkezi sinir sistemi anomalilerini %50'ye yakın oranda azaltır. Buna karşın folik asidin düşük olasılığını da arttırdığına dair az sayıda araştırma da mevcuttur. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi üreme çağındaki her kadının her gün folik asit almasını önermektedir.

Önemli noktalar

Gebe kalınıp kalınamayacağı önceden bilinemez.Hiçbir hekim ya da kişi, hiçbir kimseye çocuğun olur ya da olmaz diye garanti veremez. Tabii ki bunun istisnaları vardır. Rahmi ya da testisleri olmayan bireylerden oluşan çiftlerde doğal olarak gebelik olmaz. Ancak anatomik olarak hiçbir problem olmasa bile %15 vakada açıklanamayan kısırlık olduğu unutulmamalıdır.

Gebe kalmaya karar verildiğinde doğal olarak ilk yapılacak şey korunmayı bırakmaktır. Uygulanan yönteme bağlı olarak üreme yeteneğinin geri dönmesi 0-3 ay kadar sürebilir.

Gebe kalmak için en uygun dönem 28 günde bir adet gören kadında kanamanın başlangıcından itibaren 12-15. günlerdir.

Gebe kalma şansını arttırmak için düzenli bir cinsel yaşam ve haftada en az 3 ilişki faydalı olur. Bu şekildeki çiftlerin %75'i 6 ay içinde gebelik elde eder.

Çiftlerin %15 inde 1 yılın sonunda gebelik olmaz. Bu çiftlerin infertilite araştırılması açısından hekime müracaatı gerekir.



Gebelik İsteyenler İçin Cinsellik


İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman

Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.

İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken "bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir" şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassastır.

Uygun Şekil

Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükürük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH'ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası

Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kullanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır. (Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez. İlişki öncesi yapılan duş vajen pH'ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Özet





  • Gebe kalmayı planladığız da 3 ay öncesinden korunmayı bırakın




  • Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun




  • Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin en az 48 saat boşalmaması gerektiğini unutmayın




  • Sabah erken saatte ilişkide bulunun




  • Kayganlaştırıcı kullanmayın




  • Hiçbir zaman ve asla vajinal duş yapmayın




  • Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin




  • Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun




  • Su altında ilişkide bulunmayın




  • İlişki sonrası erkek 1-2 dakika geri çekilmemeli, kadın ise 20-30 dakika yatar pozisyonda kalmalıdır.




Gebeliğe Hazırlık

gebelige_hazirlik Bir çiftin yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biri belkide en önemlisi bebek sahibi olmaya karar vermektir. Daha önceki jenerasyonlarla mukayese edildiğinde günümüzde, çocuk sahibi olup olmamaya karar vermek daha çok kontrolümüzdedir. 1990 lı yıllarda kadınların çoğunluğu ileri yaşlarda bebek sahibi olmayı tercih ediyorlar. Bir kadının en verimli dönemi 20 li yaşlarının ilk yılları dır. 35 yaşından sonra ise doğurganlık özelliği giderek azalmaya başlar.

Öyle yada böyle, 20 li,30 lu hatta 40 lı yaşlardasınız bebek sahibi olmaya karar verdiğinizde şansınızı artıracak pek çok şey artık size bağlı. Bütün mesele karar vermede çünkü her şeyi dikkate alarak karar verdiğinizde zamanlamayı doğru yaptınız demektir. Hamile kalma şansınız, hem sizin hem eşinizin genel sağlık durumu ve yaşam biçiminize bağlıdır. Vücudunuzu hazırlamanız ve şansınızı artırmanız için ise almanız gereken bazı önlemler vardır.

Sigarayı bırakın ve alkollü içki kullanmayı azaltın
Çok sigara içmek hamilelik şansınızı üçte bire indirir; hamilelikte düşük ve kanama riskini artırır. Alkol de doğurganlığınızın düşmesine neden olur; bu yüzden, hamile kalmak istiyorsanız, kendinizi günde bir kadeh şarapla sınırlamalısınız.

Dengeli beslenin
Genel sağlığınız için dengeli beslenme büyük önem taşır. Beslenme rejiminizde mutlaka bol taze meyve ve sebzeye, esmer ekmeğe, makarna, pirinç, baklagiller, yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etlere yer vermelisiniz. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız.

Gerilim ve endişeden kurtulun
Gerilimden kurtulmak doğurganlığınızı artıracak; yaşama zevkinizi ve cinsel arzunuzu geliştirecektir. Psikolojik baskılar, kadının da erkeğin de cinsel verimliliğini düşürür. Kadınlarda ovülasyonu engellerken erkeklerde sperm üretimini azaltır, erken boşalma ve iktidarsızlığa yol açar.

Takviye ilaç alın
Doktorlar hamileliğin 12. haftasına kadar günde 0.4 mg folik asit almanın bebeğin omurga ve omurilik sorunlarıyla doğma riskini % 70 oranında düşüreceğini söylüyorlar. Eczanelerden satın alınabileceği gibi, folik asit bolca yeşil, lifli sebzelerde ve tahıl ürünlerinde bulunur.

Doğum kontrolüne son verin
Şayet doğum kontrolü olarak hap kullanıyor idiyseniz, kullanmayı bıraktıktan sonra tam bir adet döneminin geçmesini yani hormon yapınızın eski haline dönmesini beklemek özellikle doğumun gerçekleşeceği tarihi belirlemek açısından son derece önemlidir.

Kadın Üreme Organı Menstritasyon


Siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen süredir. Normalde bu süre 28 gün olmasına karşın 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır.

28 günde bir adet gören, yani siklusu 28 gün olan bir kadının ovulasyon (yumurtlama günü) sıklıkla (şart değil) 14. gündür.

Adet görme mekanizması





  • mensriasyonBeyinde gerçekleşen olaylar

    Her adetin ilk günü beyinde hipotalamustan salgılanan GnRH adlı hormon, hipofizden folikül stimule edici (uyarıcı) hormon (FSH) salgısını uyarmaya başlar. FSH etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir folikül (yumurta hücresini barındıran yapı) olgunlaşmaya başlar. Bu folikül olgunlaştıkça östrojen hormonu üretimi artar, östrojen üretimi arttıkça hipofiz bölgesinden salgılanan luteinizan hormon (LH) miktarı artar. Folikül olgunlaştıkça giderek içi sıvı dolu ufak bir kese haline gelir.




  • Yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

    Folikül yaklaşık olarak 16-20 milimetre çapına eriştiğinde östrojen hormonu da kanda maksimum seviyeye ulaşır ve bu da LH seviyesinin giderek daha da artmasına neden olur. LH piki (LH'ın en yüksek seviyeye ulaştığı an) olduğunda folikül çatlar ve içindeki oosit (yumurta hücresi) serbestleşerek Fallop tüpünün içine girer.

    Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" corpus luteum (sarı cisim) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı bu defa östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da üretmeye başlar. Gebelik oluşmazsa bu yapının işlevi 14 günde biter. Gebelik oluştuğunda ise gebelik ürününü "desteklemek" için bu yapı yaklaşık 10. haftaya kadar progesteron salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren "gebelik ürünü" kendi progesteronunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.




  • Uterusta gerçekleşen olaylar (uterus=rahim)

    Uterusun içi endometrium adı verilen bir tabakayla kaplıdır. Endometrium östrojen etkisiyle kalınlaşır ve yumurtlama sonrası devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin implantasyonu (yerleşmesi) ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirilir.




mensriasyon



Neden kanama olur?

Corpus luteumun ömrü siklus kaç gün olursa olsun her kadında 14 gündür. Bu süreye yaklaştıkça corpus luteumun progesteron salgısı giderek azalır ve kandaki progesteron iyice azaldığında endometrium tabakası desteğini kaybederek "dökülmeye" başlar. İşte bu dökülme kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
Corpus luteum ömrünün kısıtlı olmasının özel bir anlamı vardır: 28 günde bir adet gören bir kadında ovulasyon 14. günde olmaktadır, demek ki kadın örneğin 30 günde bir adet görüyorsa bu kadında 30-14=16. gün ovulasyon günüdür. Aksine 26 günde bir adet gören bir kadında 26-14=12. gün ovulasyon günüdür.












mensriasyon
Resimde oosit ve çevresini saran spermler görülmekte

Döllenme ve takiben gebeliğin başlaması

Salgılanan oositin ömrü 12-24 saattir. Bu süre içinde oosit sperm hücreleriyle karşılaşır ve şartlar uygun olursa sperm hücrelerinden biri oositin içine girerek fertilizasyon (döllenme) olayını başlatır. Daha sonra sperm-oosit birleşmesinden oluşan blastosist endometriumda uygun bir yer bulup yerleştiğinde implantasyon gerçekleşir.

Artık gebelik süreci başlamıştır. İmplante olan hücrelerden beta HCG adlı hormon salgılanır ve hücreler de hızla çoğalarak embriyo oluşumunu başlatırlar.

Eğer yumurtlama sonrası gebelik oluşursa corpus luteumun ömrü uzar ve progesteron salgısını sürdürmeye devam eder. Böylece gebelik oluştuğunda porgesteron salgısı azalmadığından endometriumda "dökülme" yani adet kanaması gerçekleşmez. Corpus luteum progesteron desteğini, bu görevi gelişmekte olan gebelik ürünü devralana kadar devam ettirir.


mensriasyon
Bu resimde döllenme gerçekleşmiş ve blastosist gelişmeye başlamıştır.

Büyük dudaklar (labia majör)

Kadın üreme organının en belirgin kısmını oluştururlar. Her iki yanda birer tane olmak üzere yukarıdan aşağı uzanan, içlerinde bol miktarda ter ve yağ bezleri, kan damarları ve sinirler bulunan, iki deri kıvrımından oluşmuştur. Üst kısımları daha çok olmak üzere kıllarla örtülüdür.

Kadın üreme organları

Kadın üreme organlarını, dış ve iç üreme organları olarak iki bölümde incelemek gerekir.

Dış üreme organları; büyük ve küçük dudaklar,klitoris, zar ve vajina( hazne) grişinden oluşur. Vajina girişinin hemen üzerinde bir üreme organı olmayan idrar deliği de yer alır.

İç üreme organları ; vajina, rahim ( uterus ) , yumurtalıklar ( overler ) ve tüplerdir ( rahim kanalları ).

Zar (hymen)

Vajina girişinden hemen sonra bağ dokusu ve damarlardan oluşan ince bir zardır. Zarın ortası, adet kanamasının dışarı atılmasını sağlayacak biçimde açıktır. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. İlk cinsel ilişki sırasında zarda zedelenme ve açılma olur ve her zaman olmasa da bir miktar kanama görülür. Ancak bazı zarlar ileri derecede esnek olur ve cinsel ilişkiye karşın kanamayabilir. Zar; bisiklete, ata binme, düşme ve benzeri durumlarda zedelenmez.

Klitoris (bızır)

Kadın cinsel organının üst bölümünde küçük dudakların bittiği yerde bulunur. Cinsel ilişki sırasında sertleşir ve duyarlılığı sağlar.

Küçük dudaklar (labia minör)

Büyük dudakların hemen altında vajina girişini çevreleyen yaprak biçiminde iki küçük deri kıvrımıdır. Kıl ve deri altı dokusu bulunmaz. Ancak kan damarları ve sinirler açısından zengindir.

Rahim (uterus)

Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi burada olur. Kas ve bağ dokusundan oluşur. Normalde 8 cm. uzunluğunda , 5 cm genişliğinde ve 2.5 cm kalınlığında tersine duran bir armuda benzeyen bu organ, gebelik sırasında bebeği, bebek eşini ve bebek çevresindeki sıvıyı içinde barındırıp, büyümesine izin verecek şekilde genişler ve tüm karın boşluğunu kaplar. Doğumdan sonra 6 hafta içinde yeniden gebelikten önceki şekil ve büyüklüğüne döner. Rahmin iç yüzü ince bir doku (endometrium) ile örtülüdür ve her ay çocuğun yerleşmesi için hormonların etkisiyle kalınlaşır, oluşacak gebeliğin en baştaki hali olan döllenmiş yumurta veya embriyonun yerleşmesi, sağlık ve güven içinde büyümesi için gerekli yataklığı yapar, besin maddelerini hazırlar. Eğer gebelik olmazsa adet kanaması şeklinde dışarı atılır.

Vajina (hazne)

Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde, esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır.

Tüpler (rahim kanalları)

Rahmin iki yanından çıkarak yumurtalıklara doğru uzanan 8 - 10 cm uzunluğunda boru şeklinde kanallardır. Görevi yumurtalıktan atılan yumurta hücresini yakalayıp, kendi içinde yumurtanın sperm tarafından döllenmesini sağlamak ve döllenmiş yumurtayı rahim içine taşımaktır.

Overler (yumurtalıklar)

Rahmin her iki yanında yaklaşık 3.5x2x1 cm büyüklüğünde, üzeri girintili çıkıntılı iki organdır. İkisinin içinde döllenmemiş, gelişmeye hazır ortalama 400.000 - 500.000 yumurta vardır. Ergenlik (buluğ) çağının başlaması ile birlikte, her ay bunlardan bin kadarı döllenmek için yola çıkar, ancak çoğu kez bir tanesi olgunlaşır ve yumurtalık dışına çıkarılır. Atılan bu yumurta tüp tarafından yakalanır. Daha ender olarak birden çok yumurtanın üretilmesi ve döllenmesiyle birbirinden farklı bebekler oluşturmak üzere çoğul gebelikler de oluşabilir. Buna en iyi örnek çift yumurta ikizleridir.

Kadınlar neden adet görür ?

Kızlar çocukluktan ergenliğe geçerken genellikle 9 yaş civarında adet görmeye başlar.

Adet görme, her ay rahim içini döşeyen endometriumun zamanını doldurarak dökülmesi ve az bir kanama ile rahimden vajinaya, oradan da dışarıya atılmasıdır. Rahim içini döşeyen dokunun rahim duvarından ayrılması sırasında az bir kanama oluşur, adet sırasında ortaya çıkan kanamanın nedeni budur.

Yumurtalıkta her adet döneminde bir yumurta olgunlaşır. Yumurta olgunlaşması adet kanamasının ilk günü başlar ve ortalama 14 gün sürer. Olgunlaşan yumurta dışarı adet kanamasının 12-16 günleri arasında atılır. Tüpler ise yumurta atılacağı zaman yumurtalıkların üzerine bir el gibi yapışıp vantuz gibi yumurtayı içine alır. Eğer yumurta tüp içindeyken cinsel ilişki olmuşsa, kadına geçen ve rahimden yukarıya doğru ilerleyen erkek tohum hücresi (sperm) erkekten getirdiği genetik özellikleri yumurtaya aktarır. Bu olaya döllenme denir. Döllenmiş yumurta bölüne bölüne çoğalırken, rahim kanalından rahme doğru iner ve rahim içine ulaşınca adetin ilk gününden itibaren kalınlaşan ve yumurtlamadan sonra bebeğin yerleşmesi için özel bir şekil alan rahmin iç yüzeyini döşeyen dokuya (endometrium) yerleşir. Rahim iç yüzeyini döşeyen dokudaki değişimler yumurta gelişirken ve atıldıktan sonra yumurtalıklardan salgılanan hormonların etkisi ile oluşur. Böylece yeni bir bebeğin oluşum öyküsü başlar. Döllenmiş yumurta yerleştiği anda çeperlerinde binlerce hücre bulunan su dolu küçük bir lastik top görünümündedir. Daha sonra bu yapı içindeki hücrelerden bir kısmı bebek oluşumunu sürdürürken, bir kısım hücreler de anne ile bebek arasındaki ilişkiyi sağlayan bir yapıya, halk arasında çocuk eşi denilen plasenta ya dönüşür. Eğer gebelik oluşursa çocuk eşi çıkardığı hormonlarla hem yumurtalığın işlevini üstlenir hem de rahim içini bebek için uygun ortamda tutar. Gebelik oluşmazsa çocuk eşi oluşmayacağından yumurtalığın görevini sürdürecek hormonlar da oluşmaz. Böylece rahim iç yüzeyi dokusunun beslenmesi bozulur ve adet kanaması ile atılır.
İlk adet görme yaşı bir kızdan diğerine değişir. 9 ile 16 arasında herhangi bir yaşta olabilir. Adet döngüsü, bir kanamanın başlamasından, diğer kanamanın başlangıcına kadar geçen süredir. Kişiye göre değişiklik gösterebilirse de iki adet dönemi arasındaki süre ortalama 28 gündür. 21 ile 35 gün arasındaki süreler normal kabul edilir. Bu döneme yeni giren genç kızlarda ilk 1 - 2 yılda adet düzensizlikleri olabilir. Daha sonra adetlerinin belli bir düzende olması gerekir. Kanama miktarı da kişiye göre değişiklik gösterir.

Adet dönemleri birbirini izleyerek menopoza dek sürer. Menopoz, adet kanamalarının artık olmamaya başladığı döneme verilen isimdir. Ortalama olarak 45 - 50 yaşları arasında adet görme sona erer.