Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

28 Mart 2008 Cuma

Şahan ifadeleri


IBM Z10 bin 500 Bilgisayar Gücünde


IBM, 1500 bilgisayarın işini tek başına yapabilen yeni bir anabilgisayar geliştirdi. Z10 aynı sayıda makineden yüzde 85 daha az yer kaplayarak, yüzde 85 daha az enerji tüketerek ve yüzde 100 daha fazla performans gösteriyor.
IBM’in anabilgisayar modeli Z10’da 4 çekirdekli, 64 adet işlemci bulunuyor.
IBM’in yeni modeli Sistem z10, 1500 bilgisayarın işini yaparken, bunu aynı sayıda makineden yüzde 85 daha az yer kaplayarak, yüzde 85 daha az enerji tüketerek ve yüzde 100 daha fazla performans göstererek gerçekleştiriyor. Büyük kurumların yükü gittikçe artan veri Güncel Teknoloji Haberlerimerkezlerine yüksek verimlilik getirmek için tasarlanan Sistem z10, bin 500 sunucu için gerekecek yazılım lisanslarını da konsolide ederek 30’a 1 oranında azaltıyor.
Sistem z10 ile birlikte bir anabilgisayarda ilk defa 4 çekirdekli işlemci kullanılıyor. 64 adet işlemcili Sistem z10, Linux, XML, Java, Websphere ve pek çok Servis Odaklı Mimari (SOA) tabanlı projeyi çalıştırabiliyor. Sistem z10, 1.5 terabyte’a kadar yükseltilebilen sunucu başına hafıza imkanıyla, büyüyen iş ihtiyaçlarına karşılık veriyor. Sistem z10, aynı anda milyonlarca kullanıcıya hizmet verebiliyor.
Yeni sunucunun, 5 yılda ve 5 binden fazla araştırmacının ortak çalışmasıyla geliştirildiğini anlatan IBM Türk Sistem ve Teknoloji Müdürü Oral Tuntaş, şöyle konuştu:
“Sistem z10 üzerinde çalışan IBM Rational Business Developer yazılımı, System z10 müşterilerine üretim süreçlerini kısaltmada yardımcı oluyor. Yazılım aynı zamanda mevcut COBOL tabanlı uygulamaların web servislerine dönüştürülmesini sağlıyor. Host Access Transformation Services (HATS) ise anabilgisayar uygulamalarına cep telefonu ve PDA araçlarla ulaşılabilmesini mümkün kılıyor.”

İnsanüstü Görme Gücü - Dijital Lens Geliştiriliyor


Washington Üniversitesinde geliştirilen bu lensler şu an için sadece tavşanlar üzerinde denenmiş ve hiç bir yan etki göstermediği görülmüş.
Üniversitenin kendi açıklamasına göre bu lensler şimdilik insan üstü zoom özellikleri kazandırmasa da kullanım alanları olarak sürücülerin trafikteki diğer araçlarla ilgili hız bilgilerinin ya da hava şartlarının direk göze yansıtılması işlevinde veya oyun sektöründe kullanılabileceğini söylüyorlar.


Bunun dışında yolda yürürken direk olarak internette sörf yapabilme imkanından da bahsetmişler. Lensin içinden nano büyüklükte tel kablolar geçirildiği için inorganik olmasına rağmen üzerinde denenen tavşanlarda 20 dakika boyunca hiç bir yan etki göstermemiş. Sokakta Terminator gibi gezen insanlar görmemize az kaldı gibi.

Dünyanın En Küçük Bilgisayarı Fujitsu Lifebook U1010S


Dünyanın en küçük kişisel bilgisayarı olarak dizayn edilen Fujitsu Lifebook U1010S, Hindistan'da yapılan tanıtımla dünyaya tanıtıldı.
63 gram ağırlığı ve bir dosya kağıdı büyüklüğündeki bilgisayarın hedef kitlesi çok sık seyahat eden pc kullanıcıları...
Firma yetkilisine göre; bilgisayarın hem optik okuyucusu hem de ana belleği var...

“Dünyada var olan A4 boyutlarındaki en hafif pc’ye sahibiz. Bu ürünün tanıtımı ve gelişmesine katkıta bulunuyoruz. Ağırlık olarak çok hafif. Aynı zamanda “Port kopyalayıcısına” sahip. “Port replikatörü ( kopyalayıcı )” ile aynı zamanda kendi optik disk sürücüsüne sahip olabilirsiniz ve böylece hiçbir veri kaybolmadan hem optik disk hemde hard diskiniz olur.”

Akıllı Gözlük Smart Goggle

Japon bilimadamları uzaktan kumada ile idare edilen ve ev içerisinde kaybedilen hertürlü eşyayı anında bulmaya yarayan sihirli bir gözlük geliştirdi.
'Smart Goggle' adı verilen gözlük, üzerine yerleştirilen kamera ile kaybolan eşyalarınızı bulmanıza yardımcı olur.
Anahtar, cep telefonu gibi saatlerce arayıp bir türlü nereye koyduğumuzu bilemediğimiz durumlarda Smar Goggle devreye giriyor. Her türlü aleti hemen bulmamızı yarayan bu gözlüğü takan kişi, baktığı herşeyi kaydeden kamera sayesinde aletlerin isimlerini tek tek anons ederek hafızasına kaydediyor.
Hafızaya kaydedilmiş olan bu eşyaların koybolması halinde arayan kişinin bu cisimlerin ismini sadece kameraya yerleştirilmiş olan mikrofona fısıldaması yeterli oluyor.
Japon bilimadamları tarafından bulunan sihirli gözlüğün, yeni objeleri tanıyan ve tanımlayan dünyadaki en gelişmiş yazılım olduğu düşünülüyor.
Ürünün modeli, tanıtım için piyasaya çıkarılmış olmasına rağmen çok büyük ve ağır olduğu için günlük kullanım için ne kadar kullanışlı olacağı şimdilik belli değil.
Kaynak : www.teknoportal.gen.tr

Symbio Hem İnternet Radyosu Hem de VoIP Telefon


Symbio hem internet-radyosu hem de VoIP telefon görevi gören bir cihaz. Sıra dışı tasarıma sahip kablosuz internet-telefonu, HD-Sound sayesinde yüksek ses kalitesi sunacak. Cihazın renkli bir ekranı var ve RSS Güncel Teknoloji Haberleribeslemelerini yönetebiliyor. Thomson'a göre telefon ile 12 saate kadar konuşma yapılabiliyor.

Symbio dect telefon ilk başta farklı tasarımıyla dikkat çekiyor. İçi boş, neredeyse çizim izlenimi uyandıran yapısı hassas tercihlere hitap ettiğini kanıtlıyor.


Bunun yanında ürünün gelişmiş mobil özellikleri var. İnternete bağlanabilme özelliğiyle web sitelerinin RSS kaynaklarını okuyabilen telefon LCD ekrana sahip. Telefon HD ses desteğiyle kaliteli ses oluşumu sağlıyor. SMS gönderebilme ve okuyabilme özelliği, İnternet radyolarını dinleyebilme, 6 saat konuşma süresi dikkat çeken özellikleri arasında.


Entegre internet-radyosu ise istasyonları WLAN ile algılıyor, yani bir PC'ye ihtiyacı var. Cihaz altı saate kadar müzik keyfi sunuyor.


Thomson Symbio 21 x 45 x 55 cm ebatlarında ve toplam 300 gram ağırlığında. 230 Dolar fiyat etiketine sahip olan telefon 2008'in üçüncü çeyreğinde piyasaya sürülecek.

TTNet ADSL Kullanıcılarını Uyardı

Türk Telekom yetkililerinden alınan bilgiye göre, internetin yaygınlaşmasıyla Türkiye genelinde kullanımı giderek artan Güncel Teknoloji HaberleriADSL bağlantısının ortak kullanılması durumunda aboneler çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor. ADSL internet bağlantısının başkalarıyla paylaşıldığı durumlarda internet üzerinden işlenebilecek herhangi bir suçta birinci derecede abone sorumlu tutuluyor.
ADSL bağlantısı paylaşımının yasal olmadığını, internet bağlantısını yavaşlattığını bildiren yetkililer, bu konuda denetimlerinin devam ettiğini, ADSL hattını paylaştığı belirlenen abonelerin sözleşmelerinin tek taraflı iptal edileceğini kaydettiler.
Bu arada, Türk Telekom'un internet servis sağlayıcısı TTNet tarafından hazırlanan broşürde, ADSL aboneleri, ADSL modemlerini şifreyle kullanmaları, şifrelerini kimseye söylememeleri konusunda uyarılıyor.Bu konuda alınması gereken önlemlerle ilgili bilgi verilen broşürde,abonelerden, kablolu veya kablosuz ADSL modemi üzerinden internetbağlantılarını kesinlikle paylaşmamaları isteniyor.
Broşürde şu önerilerde bulunuluyor:
"ADSL aboneliğiniz esnasında size verilen ilk şifreyi, ilk kullanımda kolay tahmin edilmeyecek bir şifre ile değiştirin. Kendi güvenliğiniz için ADSL kullanıcı adı ve şifrenizi kesinlikle başkalarına söylemeyin. Kablosuz ADSL modem kullanıyorsanız başkalarının kablosuz ağ üzerindeninternet bağlantınızı kontrolünüz dışında kullanmasını önlemek amacıyla ADSL modeminizin şifreleme özelliğini mutlaka aktif duruma getirin."

Facebook'un açıklarını bulan Türk öğrenci


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektrik-Elektronik Bölümü birinci sınıf öğrencisi Buğra Ayan, hiçbir karşılık beklemeden, Türk internet sitelerindeki güvenlik açıklarını tespit edip, ilgilileri uyarıyor.

Ayan, 1989 yılında Erzurum'da doğduğunu ve Erzurum Fen Lisesi'ni bitirdikten sonra geçen yıl KTÜ Elektrik - Elektronik Bölümü'nü kazandığını söyledi.

Üniversite sınavına girene kadar bilgisayarda sadece oyun oynadığını belirten Ayan, sınava girdiği günün akşamı, internet üzerinde çalışmalara başladığını anlattı.

Kurduğu kendi internet sitesinin güvenliğini güçlendirmek için başka internet sitelerinin güvenlik önlemlerini incelemeye başladığını, böylece bu sitelerin güvenlik açıklarını tespit etmeye başladığını ifade eden Ayan, "Yaptığım çalışmaları hem kendi internet sitemde hem de http://www.haber61.net/ sitesinde kamuoyu ile paylaşıyorum. Amacım, Türk internet kullanıcısının güvenli ve huzurlu bir ortamda hareket etmesini
sağlamak" dedi.

Bulduğu güvenlik açıklarıyla ilgili raporları aralarında bazı üniversitelerin de bulunduğu kurumlara bildirdiğini anlatan Ayan, şöyle konuştu:

"Bu sitelerin güvenlik konusunda neler yapmaları gerektiğini sadece kendilerine söylüyorum. Türkiye'de özellikle bir üniversitenin internet sitesinde büyük güvenlik zafiyeti var. Buradan bilgilere çok rahatlıkla ulaşılabilir. Bu konuda çalışmalar yapıyorum. Yaptığım uyarılar sonucu onlarca site güvenlik önlemlerini arttırdı. Hatalarını düzeltti"

"Facebook düzeltti ama"

Çalışmaları sırasında sosyal paylaşım sitesi Facebook'un güvenlik açıkları ve bu açıklardan nasıl başkalarının özel alanlarına girilebileceğini belirlediğini ifade eden Ayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Facebook'taki bu açıkların doğurabileceği tehlikeleri site yetkililerini bildirdim. Açıklar sayesinde, 'arkadaşlarınızın arkadaşlarının' özel bilgilerine girilebileceğini veya adres çubuğunda yapılacak küçük değişiklikler yasaklı olmasına rağmen fotoğraflarına
bakabileceğini anlattım.

İsteyen herkesin, engelli de olsa istediği kişinin fotoğraflarına ya da özel bilgilerine ulaşmasının imkanı olduğu ve bunları kullanabileceğini örneklerle gösterdim. Konuyla ilgili Facebook yetkilileri bana mail gönderdi. Uyarılarımızdan sonra güvenlik önlemlerini arttırdılar. Fakat sitede ben yine bazı açıklar buldum. Bu açıkların da kapatılmasını bekliyorum."

Bazı programlar üzerinde de çalıştığını belirten Ayan, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) verilerini kullanarak, "TC Kimlik No Yaz Adres Bul" adlı adres arama programı oluşturduğunu söyledi.

Bu adres bulma programının kendisinin bulduğu bir şey olmadığını ifade eden Ayan, "Ben bunu sadece kullanılabilir bir hale getirdim. YSK'nın veri tabanını kullanarak çalışıyor bu program. Ben bunu kullanabilir hale getirdikten sonra bir hafta içinde programı 100 bin kişi indirdi. Her 3 saniyede bir kişi programı indiriyor" diye konuştu.

"SESAME" geleceğe ışık tutacak

Türkiye'ninde aralarında olduğu 10 ülkeden 48 enstitünün katılımıyla, güney Avrupa denizlerindeki 50 yıllık ekosistem değişikliğini belirlemek ve gelecek yarım asırlık süreçte ise olabilecekleri belirlemek amacıyla yürütülen çalışmanın ikinci etabı başladı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Fiziksel Oşinografi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, Güney Avrupa Denizleri Ekosistem Değişimlerinin Değerlendirilmesi ve Modellenmesi (SESAME) Projesinin, Avrupa Birliği Entegre Projesi olduğunu söyledi.

Projenin adını, Karadeniz ve Akdeniz'in birlikte oluşturdukları Avrupa, Afrika ve Asya kıtaları arasında yer alan medeniyetin beşiği olan denizlerden aldığını belirten Özsoy, 2007'de başlayan ve 4 yıl sürecek olan projeye İsrail, Yunanistan, Fransa, Tunus, İtalya, Romanya, Rusya,Bulgaristan, İspanya ve Türkiye'den 40 enstitünün katkı sağladığını ifade etti.

Özsoy, tüm ülkelerde eş zamanlı sürdürülen çalışmanın Türkiye ayağını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün gerçekleştirdiğini belirterek, "R/V 2 BİLİM Gemisi ile 2007 yılında ilk bölümü tamamlanan çalışmanın bu yılki bölümüne devam ediliyor" dedi.

Bu yılki çalışmanın ilk ayağının tamamlandığını belirten Özsoy, şöyle konuştu:

"Çalışmalarımızda, denizlerin mevcut ve iklim değişimi koşullarındaki ekosistem davranışlarının incelenmesi, gelecekteki durumlarının öngörülebilmesi, balıkçılık, turizm ve ekosistem kararlılığı gibi büyük toplumsal değer taşıyan mal ve hizmetlerin nasıl etkileneceğinin ortaya konulabilmesi hedeflenmekte.

Bu amaçla tüm geçmiş veriler yeniden değerlendiriliyor, yoğun bir veri toplama programı ile Akdeniz ve Karadeniz basenlerinin tümünde eş zamanlı, belli kıta sahanlığı ve boğazlardaki süreçler için özel kapsamlı deniz çalışmaları yapılıyor.

Bu bölgelerin tümü ve her biri için ayrı ayrı model öngörüleri geliştirilirken, sonuç olarak incelenen deniz alanlarını geçmiş 50 yıllık değişimi ile ilerideki 50 yıllık olası değişimleri, sosyo-ekonomik sonuçları, gözlem ve öngörüler düzleminde sorgulanıyor.

"Araştırmalar olumlu mesaj vermiyor"

Özsoy, SESAME projesi kapsamında 2008 yılı Mart-Nisan ve Ağustos-Eylül aylarında yapılacak eş zamanlı araştırma seferlerine Türkiye'deki oşinografi (okyanus ve denizleri inceleyen bilim dalı) biliminin yerleşmesi ve gelişmesinde büyük katkıları olan, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi merhum Prof. Dr. Ümit Ünlüata adının verildiğini bildirdi.

Batı ve doğu Akdeniz, batı ve doğu Karadeniz kıta sahanlıkları, Cebelitarık, Sicilya boğazları ve Türk boğazlarında çok yönlü veriler elde edilecek bu seferlerdeki incelemelerde deniz suyu örneklerinin yanı sıra, atmosfer örneklerinde de fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişkenlerin ölçümlerinin yapılacağını anlatan Özsoy, şöyle konuştu:

"Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'i kapsayan R/V 2 BİLİM Gemisi'nin seferlerinde 7'si yabancı olmak üzere toplam 20 bilim adamı görev alıyor.

Akdeniz'de bugüne kadar gerçekleştirilmiş en geniş kapsamlı bu araştırmada, R/V 2 BİLİM Gemisi ile R/V Mare Nigrum (Romanya), R/VShikmona (Israil), R/V Akvanavt (Rusya), R/V Akademik (Bulgaristan) gemileri açık denizde buluşacak ve ortak istasyonlarda karşılaştırmalı ölçümler yapılacak.

Modern oşinografinin imkanlarının kullanıldığı bu projenin sonunda, planktonlar (hareket yeteneği akıntıya bağımlı olancanlılar) ve balıklar dahil tüm ekosistemin, fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak ortak özellikleri çıkarılacak."

Özsoy, geçmiş dönemlerde yapılan incelemelerin de ekosistemde bazı değişikliklerin yaşandığını ortaya koyduğunu, gelecekte bu olumsuzlukların izlerinin derinleşeceğini gösterdiğini söyledi.

Ekosistemdeki değişimin yavaş yavaş olduğu için insanların farkına varmakta zorlandığını anlatan Özsoy, "Ancak maalesef ekosistemde bir değişme var. Bu değişim yapılan bilimsel incelemelerde tek tek ortaya çıkıyor.

Nüfus yoğunluğuna bağlı olarak fosil yakıt kullanımından kaynaklanan küresel ısınma, çevre kirliliğinden kaynaklanan değişimler bize çok iyi şeyler söylemiyor.

Örneğin balık türleri azalıyor, göç eden canlı türleri var, bazı canlı türleri yok olmuş ve olmaya devam ediyor. Tüm bunlar bize gelecek açısından olumlu mesajlar vermiyor."

50 yılın fotoğrafı çekilecek

Araştırmada görevli ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü de küçük parçalar halinde yapılan çalışmaların bir araya getirilmesiyle geçmiş 50 yıllık süreçteki değişimin fotoğrafının ortaya çıkacağını söyledi.

Bu çalışmanın, gelecek yarım asra da ışık tutacağını belirten Gücü, şunları kaydetti:

"2010'da sona ermesi öngörülen proje, bir anlamda gelecek süreç için tedbirler alınmasını sağlayacak. Fosil yakıt kullanımına bağlı küresel ısınma, çevresel etkiler ve aşırı avcılık ekosistemi öldürüyor.

Bunların önlenmesi için radikal kararlar alınmalı. Örneğin, fosil yakıt kullanımının en aza indirilmesi gerektiği bizim verebileceğimiz en önemli mesaj olacak. Ancak, dramatik sonuçlar yaşanmadan bu mesaj yerine ulaşmayacaktır."

Kaynak : www.cnnturk.com

TÜBİTAK'tan "bilim merkezi" çağrısı

TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, bilim merkezlerinin her yaştan insanı bilimle buluşturduğunu belirterek, ''Amacımız, toplumda bilimsel yaklaşımı hayat tarzı haline getirecek bir merak ve heyecan duygusu uyandırmaktır'' dedi.

TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanlığının "bilim merkezi" kurulması projesi destek çağrısına ilişkin bilgilendirme toplantısı, TÜBİTAK Başkanlık binasında yapıldı. Toplantıya, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, bazı büyükşehir belediye başkanları, valiler ve sanayi odalarının temsilcileri ile diğer ilgililer katıldı.

Nüket Yetiş, proje çağrısından önce 4,5 yıl dünyadaki bilim merkezlerini taradıklarını ve buralardan dersler çıkarmaya çalıştıklarını belirterek geldikleri noktada çağrıya çıkma kararı aldıklarını ifade etti.

Yetiş, şöyle konuştu:

"Büyükşehirlerimizden hangisi bu işe en hazırsa o konuda birlikte yola çıkalım. Benim iyimser tarafım, kaynak sorunlarını da halledebilirsek 'hangisi' belki 'hangileri' haline gelebilir ama biz şu anda herkese eşit mesafedeyiz. Bu işi en hızlı yapanlar tabii ki biraz öne geçecekler. Amacımız, üç ya da beş yıl sonra burada olan on altı şehrimizin temsilcileri liderliğinde on altı ilimizde de bilim merkezlerinin yerel özellikleriyle birlikte ve birbirleriyle iş birliği içinde hayata geçirilmiş olması."

Bilim merkezlerinin bir müze olmadığını söyleyen Yetiş, "Bu merkezlerin bir boyutunda da araştırmanın bulunması gerekiyor. TÜBİTAK olarak biz her türlü desteğe hazırız" diye konuştu.

Yetiş, toplantıda TÜBİTAK'ın, "bilim merkezi" kurulması konusunda proje destek çağrısına ilişkin yaptığı sunumda ise "Günümüzde bilimsel ve akılcı bir yaklaşım, sadece bilim insanlarının işi değil, iyi bir yurttaş ve dünya vatandaşı olmanın önemli koşullarından biridir" dedi.

Bilimsel tavrı özümsemenin ve hayatın her alanında uygulamanın gerekliliğini anlatan Yetiş, "İyiyi ve doğruyu hedefleyerek gözlem yapabilmeli, sorgulayabilmeli, deneyebilmeli ve eleştirerek sonuca ulaşabilmeliyiz" diye konuştu.

TÜBİTAK'ın, Türkiye'nin hak ettiği uygarlık seviyesine erişmesinin, bilimsel düşünce ve bilimsel yaklaşımı toplumun hayat biçimi haline getirmesiyle mümkün olabileceğini savunduğunu anlatan Yetiş, "Amacımız, toplumda bilimsel yaklaşımı hayat tarzı haline getirecek bir merak ve heyecan duygusu uyandırmaktır.

Vizyonumuz sadece bilim ve teknolojiyi takip ederek tüketen değil, dünyanın ruhunu ve ritmini yakalayarak atacağı adımları belirleyen öncü bireylerin yetişmesini desteklemektir" dedi.

"Merkezler, bilimi anlaşılır kılıyor"

Bilim merkezlerinin her yaştan insanı bilimle buluşturduğunu dile getiren Yetiş, merkezlerin bilim ve teknolojiyi toplum için anlaşılır ve ulaşılır bir hale getirdiğini, ziyaretçilerini denemeye ve keşfetmeye teşvik ettiğini, bilimin günlük yaşamdaki yerini ve önemini gösterdiğini aktardı. Yetiş, bilim merkezlerinin müfredatla uyum içinde hazırlandığını, deneysel ve uygulamalı etkinlikler içerdiğini söyledi.

TÜBİTAK'ın, bilim merkezi kurulması çağrısına büyükşehir belediyelerinin başvurabildiğini bildiren Yetiş, bu kapsamda çağrıya Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Mersin, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Sakarya ve Samsun illerinin başvurabildiğini ifade etti.

Başvuruda, il özel idareleri ve sanayi odaları ile yapılacak iş birliklerinin de önemini vurgulayan Yetiş, bu yıl içinde çağrı kapsamında sadece bir bilim merkezi projesinin
destekleneceğini ifade etti.

En fazla iki bin metre kare kapalı sergi alanının destek kapsamında olduğunu, proje başvurularının en az on bin metre kare kapalı alana sahip bir bina, bina planı ya da böyle bir binanın kurulabileceği büyüklükte bir arazi ile yapılacağını bildiren Yetiş, proje sözleşmesinin imza tarihi ile bilim merkezinin sergilerin kurulumuna hazır hale getirilmesi arasında geçen sürenin en fazla üç yıl olacağını söyledi.

Projede TÜBİTAK'ın sorumluluklarını anlatan Yetiş, Kurum'un bilim merkezinin kavramsal tasarımı, içeriğinde yer alacak temel ögelerin belirlenmesi ve temin edilmesi, merkezde yer alacak atölyeler ile yapılacak etkinliklerin, bilim merkezi yönetim ve işletme modelinin izlenmesi ve denetlenmesi konusunda sorumlulukları olduğunu belirtti.

Yetiş, proje yürütücüsü kuruluşun ise binanın çevre düzenlemesi, TÜBİTAK ile beraber projelendirilmesi, inşaatı ve bilim merkezinin işletilmesi konusunda sorumlulukları olacağını kaydetti.

TÜBİTAK'ın projedeki destek kapsamına değinen Yetiş, TÜBİTAK'ın bilim merkezinin içerik yönünden kavramsal ve şematik tasarımlarının yapılması, bilim merkezi sergilerinin tasarımı, üretimi veya hazır satın alınması, sergilerin nakliyesi ve kurulumu, atölye ve etkinliklerin içeriklerinin tasarımı, planlaması ve temini konularında karar verici, uygulayıcı ve fon sağlayıcı olacağını belirtti.

Yetiş, TÜBİTAK'ın projede yönetim ve organizasyonel yapılanma konusunda ihtiyaç duyulabilecek profesyonel destek ve personelin eğitimi konularında da karar verici ve fon sağlayıcı olacağını aktardı.

Proje çağrısında bütçe üst limitinin on iki milyon YTL olduğunu dile getiren Yetiş, proje yürütücüsü kuruluşun, bilim merkezinin üç yıllık işletme giderine ilişkin TÜBİTAK'ın uygun göreceği teminatı, bilim merkezinin açılışından önce vereceğini söyledi.

Kaynak : www.cnnturk.com

Japonlar uzaydan Dünya'ya kağıt uçak atacak


Japon bilim adamları, yeni uzay araçlarının yapımında kullanılacak bilgiler elde edebilmek amacıyla uzaydan Dünya'ya kağıttan uçak fırlatmayı tasarlıyor.

Japon bilim adamları, yeni uzay araçlarının yapımında kullanılacak bilgiler elde edebilmek amacıyla uzaydan Dünya'ya kağıttan uçak fırlatmayı tasarlıyor.

Japon Uzay Kurumu (JAXA) yetkilileri, Amerikan uzay mekiğine benzer kağıt uçaklarla laboratuvar şartlarında yaptıkları deneyleri uzaya taşımayı düşünüyor.

Tokyo Üniversitesi laboratuvarında yapılan deneylerde kullanılan 7 santimetre boyundaki kağıt uçaklar 7 "mach" (ses hızının yedi katı) hıza ve 200 santigrad derece sıcaklığa dayandı.

Bu şartlar, uzay araçlarının atmosfere girerken karşılaştığı şartlara benziyor. Kimyasal süreçlerden geçirilerek sıcağa ve hıza dayanıklı hale getirilen kağıttan yapılan uçaklarla yürütülen deneyler başarılı oldu.

Uzay yetkilileri, kağıt uçağın atmosfere girişinin, yeni uzay araçları geliştirilmesi konusunda yepyeni fikirler geliştirilmesini sağlayabileceğini düşünüyor.

JAXA yetkilileri, kağıt uçak deneyini üç yıla kadar yapmayı düşünüyor. Bir yetkili, "En büyük sorunumuz, kağıt uçağın nereye ineceğini bilemememiz. Atmosfere girer girmez rüzgarla savrulacaktır" dedi ve uçağı yerde bulabilmek için ya üzerine minik bir verici takacaklarını ya da çeşitli dillerde "Bulursanız bize haber verin" diye yazacaklarını söyledi.

İnsan-robot ortak yaşamının ilk adımla


NASA'da çalışan bilim adamları Dextre'ın ISS'e monte edilmesinin uzayda başlayacak olan uzun süreli insan-makine ortaklığının ilk adımı olduğunu söylüyorlar.

Uluslararası Uzay İstasyonu seyahatini tamamlayan Endeavour'un Dünya'ya dönmesiyle birlikte uzayın keşfinde sırada ne var sorusu sorulmaya başlandı.

NASA'dan Allard Beutel, "Yaptığımız iş robot bilimi. Robot bilimi bize Mars'ta ya da ayda doğal yaşam alanları içeren yapılar ya da başka çalışma istasyonları inşa edebilmemiz için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağlıyor" diye konuşuyor ve ekliyor "Bu sadece bir başlangıç.

İnsanlarla robotların ortak yaşam alanları olacak. Bu güneş sistemine yayılabilmemiz için başlatılan uzun bir sürecin ilk parçası."

İnsanoğlunun uzayın keşfi için daha emekleme aşamasında olduğunu söyleyen Beutel, "Bir yerden başlamak zorundayız ve Dextre'ın montajı başlayabileceğimiz en iyi yerdi" şeklinde konuştu.

Hasret Msn Nickleri

♥ unutulanlar unutanlari asla ama asla unutmaz !

♥ merhaba özlenmesi en güzel insan.özümde özlediğim,gözümde tüten,gülünce beni güldüren yüz,duyduğumda en mutlu olduğum ses. SENİ ÇOK ÖZLEDİM ÇAĞLARIM

♥ ya değerimi bileydin ya da değerin kaybolmadan geleydin

♥ Sen, Solgun baharlardaki mavi yağmurum, Akşam kızıllığında yorgun gölgem, Kış ayazında yaz güneşimsin. Bulutlardaki saklı düşlerim, Her günün sonunda özlediğimsin. Yüzün kadar temizdir kalbin, Hangi sevgi alabilir yerini? Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor, Sensizlik ölüm kadar acı…

♥ Sabahları seviyorum, insanları seviyorum, filmleri ,şarkıları , kitapları,sıcak ekmeği, kalabalık sofraları,çikolatayı, minicik bebekleri, rüzgarda yaprak olmayı, geceleri yıldız olmayı, yaz gecesinde yağmur olmayı sevdim... Ve en çokta seni sevdim, Hep yokluğunda...

♥ Çarşıda kaybolan çocuğun elinde soğuyan anne sıcaklığı hızıyla ayrıldın benden, Oysa ben çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile ayrı kalamam senden… :((

♥ Sıkıntı çekecek kadar gücüm acı çekecek kadar sabrım kalmasa da Seni sevecek kadar kalbim her zaman vardır. Hani dağlarda dört mevsim erimeyen kar olur ya; yokluğunda yüreğimden eksilmeyensin sevgi...

♥ Yaşadığım her an Seni özlemeye itiyor beni Ağır geliyor yokluğun Beklediğimsin, özlediğimsin, özlemimsin..

♥ Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Akıtır taşa, toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi Şimdi bin güneş doğsa götüremez karanlığımı...

♥ Sevdimse; verdiğin yürekle sevdim Sen açtın bu ufku karşımda sonsuz Yürüdüm bir yolun sonuna geldim Yıkık, üzgün ve paramparça SENSIZ...

♥ Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

♥ Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin Senin yüzünden bu delicesine içmeler...

♥ Seni görmediğim günler Karanlıktayım, katran gecelerdeyim Cehennem misali bir yerdeyim Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse İşte öyleyim...

♥ HEY SEN! sen,seni özleyenin haberinden,habersizce özlemle özlenmektesin.sen varya sen özlediklerimin içinde en güzel,en büyük özlemimsin.

En Güzel Galatasaray Nickleri

Cimbombom Diyerek Sana Yuz Koyduk,sarinin Yanina Kirmizi Koyduk,yillardan Beridir Hep Senin Olduk,cimbombom Sen Bizim Herseyimizsin

BIZ GONULLERE CEKTIK BAYRAKLARI DIREKLERE DEGIL. BIZ TARIHE YAZDIK ISMIMIZI DUVARLARA DEGIL. BIZ AVRUPADA ACTIK BAYRAGI KADIKOYDE DEGIL. BIZ DUNYAYA POZ VERDIK SAKSAKCILARA DEGIL. VE BIZ IMPARATORLARLA BUYUDUK KESTANELERLE DEGIL.

Gercekleri Tarih Yazar, Tarihide Galatasaray.

Adana Ceyhan Herkes Cimbomlu Hade Sende Uyan

Cim Bom Bom'um Benim Biricik Sevgilim, Soyle Senden Baska Kimim Var Benim, *Seninle Aglarim Seninle Gulerim, Soyle Senden Baska Kimim Var Benim.

Takım tutmak kolay, taraftar olmak "ZOR"'dur; İşte biz "ZOR"'u başarırız, diyenlerdeniz.

Alemin kralıymış sarı civcivler, şampiyon olacakmış bordo hamsiler, avrupa fatihiymiş kara fatmalar, alemin tek kralı ultra aslanlar!

1 gün herkes fenerbahceli olucak ama geri kalan 364 gün herkes GALATASARAY'lı olucak.

Delikanlı adam kanatlı takım tutmaz, tutsada delikanlı olmaz. GALATASARAYLI olmak bir ayrıcalıktır anlatılmaz yaşanır.

Cimbomluysan konuş İBRET alsınlar,fenerli isen sus ADAM sansınlar!!!