Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

20 Mart 2008 Perşembe

"Jules Verne" uzay aracı yörüngede


Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) ikmal yapmak üzere Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından dün sabah Ariane 5 tipi bir roketle uzaya gönderilen ''Jules Verne'' adlı ''Automated Transfer Vehicle'' (ATV) uzay aracı, dünya yörüngesinde dolaşmaya başladı.

ESA'nın web sayfasında yapılan açıklamada, Fransız Guyanası'ndaki Kourou uzay üssünden dün sabah fırlatılan 21 ton ağırlığındaki insansız uzay aracının, şu anda UUİ ile aynı yörüngede, ancak daha düşük irtifada dönmekte olduğu belirtilerek, Jules Verne uzay aracının optik sistemi sayesinde otomatik şekilde 3 Nisan'da ISS ile kenetlenmesinin öngörüldüğü kaydedildi.

ESA, 10 Avrupa ülkesinden 30'dan fazla kuruluşun katılımıyla ve European Aeronautic, Defence and Space şirketinin liderliğinde 1998'den bu yana geliştirilmekte olan ATV uzay aracından, Amerikan uzay mekiklerinin emekliye ayrılacağı 2010 yılından itibaren, ISS'in Rus füzeleriyle ortaklaşa ikmali için dört adet daha gönderilmesinin planlandığını bildirdi.

Adını 19'uncu yüzyıl Fransız yazarı Jules Verne'den alan uzay aracının, ISS mürettebatına 5 ton, gıda, su, oksijen ve yakıt götüreceğini belirten ESA, daha sonraki seferler sırasında bu kapasitenin 8.1 tona yükseltileceğini kaydetti.

Ajans, aracın yakıtının yarısının, irtifa kaybeden ISS'in yörüngesinindüzeltilmesi için kullanılacağını bildirdi.

ESA, Jules Verne uzayaracının ISS ile 4 ay kenetli kaldıktan sonra, istasyonun atıklarını da alıp atmosfere girerek parçalanacağını belirtti.

Avrupa'ya uzayı keşif alanında diğer ülkelerle rekabette önemli avantaj sağlayacak 10,3 metre uzunluğunda ve 4,5 metre çapında uzun bir silindir şeklindeki ATV'nin en önemli özelliği otomatik buluşma ve kenetlenme teknolojisi.

Yolunu kendisi bulabilen ve insan müdahalesi olmaksızın istasyon ile kenetlenecek olan araç, ayrıca toplam 22 metre uzunluğunda 4 güneş paneline sahip bulunuyor.

Avrupa'nın büyük umutlar beslediği ve gelecekte çok şey beklediği ATV'nin, salı ISS'e gitmek üzere uzaya fırlatılacak Amerikan uzay mekiği Endeavour'un görevini tamamlayana dek yörüngede dönmeye devam edecek.

Kontrol merkezi Fransa'nın Toulouse kentinde bulunacak Avrupa uzay aracı, basınç kontrollü olduğundan gelecekte astronotların taşınmasınada olanak sağlıyor.

Henüz başlangıç aşamasında bulunan ATV'yi gelecekte daha da geliştirmek isteyen Avrupa, kendi bağımsız taşıma sistemini oluşturmak istiyor. Şimdilik, hiçbir ESA astronotu amerikan uzay mekiği veya Rus Soyuz aracı olmaksızın yörüngeye veya ISS'e gidemiyor.

Astronotlara müzik

ATV'nin ilk modeli Jules Verne, bu seyahati sırasında ISS'teki astronotlara bu programa katılan 10 kadar ülkenin sakinlerinin arasından seçilen Norveçli 14 yaşındaki bir genç kız tarafından belirlenerek bir müzikçalara kaydedilen şarkıları da ulaştıracak.

Therese Miljeteig isimli genç kızın, ESA tarafından düzenlenen yarışma sonucu seçilen listesindeki şarkılar ise şöyle:

Here Comes The Sun - Beatles
Come Fly With Me - Frank Sinatra
Rocket Man - Elton John
Up Where We Belong - Joe Cocker and Jennifer Warnes
Imagine - John Lennon
Flashdance - What A Feeling - Irene Cara
Walk of Life - Dire Straits
Fly - Céline Dion
Rockin' All Over The World - Status Quo
I Believe I Can Fly - R Kelly

Yeni teknoloji geliştirme bölgeleri

Bazı alanların Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak tespit edilmesine ve bazı teknoloji geliştirme bölgelerinin sınırlarında değişiklik yapılmasına ilişkin karar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Karara göre, alan tahsisi ile ASO Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Tokat Teknoloji Geliştirme Bölgesi oluşturuldu.

Söz konusu kararla, İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi için ek alan verilirken, Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi 1 No'lu alanının sınır ve koordinatlarında da değişiklik yapıldı.

Kaynak : www.cnnturk.com

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) ''Robotik'' projesi tamamlandı ve ilk prototip robot testlerden başarıyla geçti.

Proje yöneticisi ve İYTE Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emin Faruk Keçeci, yurtdışında benzeri 200 bin dolara satılan bomba imha robotunun Türkiye'de üretilebileceği düşüncesi ve bu konuda yaptıkları görüşmelerin ardından projeye başladıklarını söyledi.

"F-16 savaş uçaklarını üretebilen Türkiye, bu robotu kendi imkanlarıyla hem daha ucuz hem de daha teknolojik olarak üretmez mi" sorusunun temel hareket noktaları olduğunu anlatan Keçeci, projenin TÜBİTAK desteğiyle 30 ayda tamamlandığını kaydetti.

Keçeci, şöyle konuştu:

"Hayat kurtarmak ve ordumuzun modernizasyonu için bu proje çok önemliydi. Bomba imha uzmanının sakat kalması veya ölmesi engellenebilecekti. Bomba imha uzmanı patlayıcı maddeye müdahale ederken kendini korumak için kavlardan yapılmış zırhlı bir elbise giyer ama aletlerini kullanabilmek için mecburen elleri çıplaktır. Çok küçük bir patlama olsa bile uzmanın elleri zarar görebilir.

Projeye mali destek bulunması için bir proje takımı kuruldu ve TÜBİTAK'a başvuruldu. Nisan 2005'te projenin başlaması ile öncelikle İYTE'de bir robotik laboratuvarı kurulmaya çalışıldı. Bu kapsamda gerekli malzemeler, makineler ve el aletleri alındı.

Türkiye şartlarında, robotu pratik olarak imal etmek, teorik olarak tasarlamaktan çok zordu. Tasarım programında istediğimizi yapabiliyorduk ama imalat sırasında parçaları bulmak için çok çaba harcadık.

Beklenti çok yüksek olduğu için robot büyük ve ağır oldu, bu da imal edilmesini zorlaştırdı.

Özellikle makine tasarım, imalat, elektronik devre tasarımı, mikro işlemci programlama gibi; makine, elektronik ve bilgisayar mühendisliği gibi farklı alanlarda uzmanlık gerektiren robot tasarımı ve imalatı, ülkemizde yeni gelişmekte olan bir teknoloji olduğu için zorluk bir kat daha arttı.

Fakat buna rağmen istikrarlı bir çalışma yapıldı. Sonuçta robot 5 parçadan meydana geldi; gövde, kol, tutucu, kamera ve kumanda."

Projeden prototipe

Robotun, gövde paletleri sayesinde dakikada 25 metre hızla hareket edebildiğini belirten Keçeci, gövdenin üzerinde yer alan kolun toplam 4 serbestlik derecesine sahip olduğunu, ve 2 metre mesafeye kadar uzanabildiğini anlattı.

Keçeci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu özelliği sayesinde ulaşılması güç yerlere erişebilmekte. Kolun ucunda yer alan tutucu, bombaya müdahale edilmesini sağlamakta. Üç farklı şekilde hareket edebilen tutucu, kullanıcı imha uzmanın en iyi şekilde bombayı inceleyebilmesine imkan sağlıyor.

Kamera kulesi üzerinde yer alan gece görüşlü kamera 3 farklı şekilde hareket ettirilerek robotun kullanılan kısmına göre en iyi şekilde konumlandırılıyor.

Kameranın gece görüşü özelliği sayesinde karanlıkta da robot rahatça kullanılabilmekte. Kameradan gelen görüntü kablosuz bağlantı ile kullanıcının önündeki ekrana aktarılıyor. Bomba imha uzmanı, kumanda sayesinde robotu kontrol edebiliyor."

Robotun piyasadaki benzerlerinden en önemli farkının kolunun insan kolu gibi kullanılabilmesi olduğunu anlatan Keçeci, böylece personelin, robotu kullanmayı değil bombayı imhaya odaklanabildiğini söyledi.

Keçeci, "Teknik olarak iş uzayında kontrol olarak tanımlanan bu çeşit kontrol; bu tip robotlarda, bu proje ile ilk defa başarılı bir şekilde uygulanmış olundu" dedi.

DPT projesi kapsamında imal edilen çabuk değiştirilebilir eklemler sayesinde bomba imha robotunun kapasitesinin daha da arttırılacağını ve robotun farklı aletler kullanmasının mümkün olacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Emin Faruk Keçeci, "Bu proje, Türkiye'de de robotların yapılabileceğini göstermiştir" diye konuştu.

Bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke öldü

Stanley Kubrick’in çevirdiği “2001: A Space Odyssey” filmine ilham kaynağı olan kısa öykünün yazarı olan Arthur C. Clarke, 90 yaşında hayata veda etti.

İngiliz bilim kurgu Yazarı Arthur C. Clarke, 90 yaşında öldü. Sekreteri Rohan De Silva, daha önce solunum yetmezliği nedeniyle birçok kez hastaneye kaldırılan Clarke’ın bu sabah Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’daki Apollo hastanesinde hayatını kaybettiğini söyledi.

Clarke’ın sağlık durumu son haftalarda yeniden kötüleşmiş ve yazar 4 gün önce hastaneye kaldırılmıştı.

Clarke, 90. yaş gününü yaklaşık 50 yıl önce yerleştiği Sri Lanka’da kutlamış ve bu kutlamada Sri Lanka’da barışa ulaşılmasını dilemişti. Sri Lanka’da Clarke’ın adını taşıyan bir akademi bulunuyor.

Bilim kurgu yazarı Clarke, bu kutlamada uzayda başka canlıların varlığının kanıtının elde edilmesini ve havayı daha az kirleten yakıtların kullanılmasını da istediğini söylemişti.

Clarke, çocukluğunda yakalandığı bir hastalık nedeniyle yaklaşık 30 yıldır tekerlekli sandalye kullanıyordu.

HAYATI VE ESERLERİ

Stanley Kubrick’in çevirdiği “2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Yolu Macerası) filmine ilham kaynağı olan kısa öykünün yazarı olan Clarke, 16 Aralık 1917’de İngiltere’de doğdu.

80’den fazla kitap yazan Clarke’ın ortaya attığı bazı bilim kurgu kavramları, daha sonra uydularla iletişim alanında sağlanan gelişmelerle şaşırtıcı benzerlikler taşıyordu.

Küçük yaşlarda fen bilimlerine ilgi duyan Clarke, henüz çocukken kendi yaptığı teleskopla Ay’ın haritasını çıkarmayı başarmıştı. 1941’de İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine çağrılan Clarke, burada radar eğitimcisi olarak görev yaptı ve askerlik görevi sırasında ilk bilim kurgu öykülerini yazdı.

Clarke; “Earthlight” (Yer Işığı - 1955), “A Fall of Moondust” (Aytozu Yağmuru - 1961), “The Fountains of Paradise” (Cennetin Çeşmeleri - 1979) romanlarıyla dikkatleri üzerine çekti.

1950’lerde Clarke deniz altının araştırılması konusuyla ilgilenmeye başladı ve Sri Lanka’da dalgıçlık ve sualtı fotoğrafçılığı yapmaya başladı.

Yazdığı “The Sentinel” (Gözcü) adlı kısa öyküden esinlenilen “2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Yolu Macerası), yönetmen Stanley Kubrick tarafından 1968’de filme alındı. Daha sonra “2010: Odyessey Two” (2010: Macera İki) romanını yazdı ve bu romanın filmi de 1984’te çekildi.

Clarke, uyduyla haberleşme düşüncesini geliştirmesi nedeniyle Franklin Enstitüsünün altın madalyasıyla bilim yazarı olarak da UNESCO’nun Kalinga ödülüyle ödüllendirildi.

Clarke’ın diğer eserleri arasında, Şafak Projesi (1983), Rama ile Buluşma (1983), Kara Güneş (1984) ve Rama 2 (1989) bulunuyor.

Allah Rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun .

Yaş ve cinsiyet tespit eden kamera geliştirildi


Japonya, teknolojide sınır tanımıyor. Tokyo’daki güvenlik fuarında sergilenen bir kamera, kişinin cinsiyetini, yaşını ve yüzünü tanıyabiliyor.

Kamera kişinin yaşını ve cinsiyetini, kemik yapısına, göz ve ağız arasındaki aralığa ve göz çevresindeki kırışıklık ve torbalara bakarak tespit ediyor.Omron firmasının geliştirdiği kamera (OKAO Vision Face Recognition Sensor), henüz yaş dilimleri temelinde çalışıyor. Sözgelimi, 17 yaşındaysanız, sizi 10-19 yaş diliminde gösteriyor. Cihaz, şimdilik sadece Japon, Çin ve Güney Korelilerin yüzlerini tanıyor. Tek dezavantajı bu değil... Yaşını söylemekten hoşlanmayan kadınların da kameraya pek sıcak bakmayacağı düşünülüyor.
Kaynak : www.bilim.org