Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

14 Mart 2008 Cuma

Ekzimer Lazer LASIK

Ekzimer Lazer ile LASIK ' in farkları

Ekzimer Lazer' de ışın direkt olarak gözün kornea tabakasına yönlendirilir. LASIK' te ise kornea tabakasında bir kapak açıldıktan sonra ışın kornea tabakasının ortasına yönlendirilir ve kapak kapatılır.

Gözün Kırılma Kusurları Nelerdir ?

Miyopide, gözün ön-arka ekseninin genelde uzun olmasından dolayı uzaktaki cisimlerin görüntülerinin gözün arkasındaki merkez görme noktasına varmadan odaklaşması sonucu ağtabakada net görüntü oluşamaz.

Hipermetropide, gözün ön-arka ekseni kısa olduğundan görüntü merkez görme noktasında bulanık olur, ancak arkasında netleşir.

Astigmatta ise, görüntü merkez görme noktasında eğik / bozuk olarak meydana gelir.



Ekzimer Lazer nedir ?

Ekzimer Lazer yüksek enerjili ültraviyole ışınları yayan bir Lazer cihazıdır. Bu ışınlar gözün en önündeki saat camına benzeyen şeffaf kornea tabakasına temas edince, buradaki kornea moleküllerini birbirine bağlayan kimyasal bağları koparır ve böylece korneanın yüzeyindeki o kısım yok olur. Bu olay fotokimyasal bir işlem olduğundan gözün hiçbir dokusuna zarar vermez, hatta etkisi gözün iç kısımlarına bile girmez; çünkü gözyaşına veya herhangi bir sıvıya rastladığı anda tüm etkisini kaybeder.

LASIK Nedir ?

LASIK ( Lazer in situ Keratomileusis ) yönteminde ise önce gözün ön bölümündeki kornea tabakası ileri teknoloji ürünü otomatik kesici olan mikrokeratom ile ortalama 160 mikron kalınlığında bir bölüm korneadan ayrılmadan, ince bir yaprak halinde kaldırılır ve orta tabakaya Ekzimer Lazer uygulandıktan sonra ince kapak tekrar eski yerine kapatılır.

Ekzimer Lazer ve LASIK ile eski Rusya' daki eski miyop düzeltme ameliyatları arasında benzerlik var mıdır ?
Radyal Keratotomi eski Rusya öncülüğünde uygulanıp, artık terk edilmiş olan bir başka yöntemdir: bu ameliyatta bıçak ile sağlam korneanın büyük bir bölümü dikey olarak derinlemesine kesilmektedir. Bu nedenle - ben de dahil olmak üzere - bir çok doktor bu müdahaleye karşı çıkmışlardır ve çıkmaktadırlar.

Halbuki Ekzimer Lazer yöntemi, ameliyathane şartlarını bile gerektirmeyen bir müdahale olup, gözün önündeki saat camı gibi duran kornea dokusu 0,2 mikron yani milimetrenin onbinde ikisi kalınlığında mikroskopik tabakalar halinde inceltilerek korneaya yeni bir şekil verme işlemidir; bilgisayar hesaplamalarıyla yapılan bu işlem sonunda miyopi, hipermetropi ve astigmatizma düzeltilmiş olur.

Anlaşılacağı üzere ne Ekzimer Lazer, ne de LASIK yönteminin Rusya' da yapılan ameliyat ile hiç bir teknik benzerliği yoktur.

Ekzimer Lazer ile LASIK yöntemlerinin karşılaştırılması :

Ekzimer Lazer LASIK
Tedavi Sonrası : Göz 2 gün bantlı kalır. Hasta gözleri bantsız
gider.
1. ve 2. Günler: Ağrı ve Batma olur. Hiç batma olmaz.
Yüksek derecelerde: Geri dönüş olur. Daha başarılı sonuç
alınır.
Haze ( Puslu Görüntü ) : Olabilir. Hemen hemen hiç
olmaz.

Ekzimer Lazer / LASIK kimlere uygulanabilir ?
Bir veya iki gözü miyop, miyop astigmat, hipermetrop veya hipermetrop astigmat olanlara,
Hipermetropisi veya astigmatı 6,00 diyoptriden az olanlara,
18 yaşını bitirmiş olup, gözlük veya kontakt lensinden veya bunların sunduğu görüntüden memnun olmayanlara,
Miyopu son bir senede -1,00 diyoptriden fazla ilerlememiş olanlara,
Mesleklerini gözlük veya lenslerle zor uygulayan sporcu, dalgıç, pilot gibi kişilere,
Yapılacak işlem, kornea kalınlığını 380-400 mikronun altına indirmeyecek kişilere...
Tedavi Nasıl Gerçekleşir ?

Hastanın gözü narkoza gerek kalmadan, yerel anestezik bir damla ile uyuşturulduktan sonra, hasta önündeki bir ışığa bakarken Ekzimer Lazer kansız ve bıçaksız, LASIK' te ise kansız olarak işlem tamamlanmaktadır.

Müdahale sonrası hastanede kalmaya gerek olmadığından, hasta rahatlıkla evine gidebilmektedir.

Görme ne zaman sağlanır ?

Ekzimer Lazer' de müdahale bitiminde göz birkaç gün kapalı kalır ve hasta yaşına göre giderek düzelen bir görmeye kavuşur. Fakat Hipermetrop ve Hipermetrop Astigmatların görmelerinin tümüyle düzelmesi zaman almaktadır.

Halbuki LASIK' te, hasta gözü kapatılmadan evine gönderilir ve müdahale masasından kalkışından itibaren hemen hemen normale yakın görme sağlanmış olur.

Ekzimer Lazer' in diğer tedavi alanları nelerdir ?
Görmeyi engelleyen ve kornea kalınlığının 1/3' ünden azını etkileyen lekelerin temizlenmesinde
Görmeyi azaltan yüzey pürüzlerinin giderilmesinde,
Tedaviye cevap vermeyen inatçı mikrobik keratitlerde,
Tekrarlayan kornea erozyonlarında,
Bazı göz tansiyonu tiplerinde
Hangi Ülkelerde uygulamaktadır ?

FDA onayını aldıktan sonra Ekzimer Lazer, Amerika da dahil olmak üzere Fransa, Belçika, Almanya, İngiltere, Japonya gibi 35 ülkenin 230 merkezinde uygulanmaktadır ve yeryüzünde şu ana kadar 3,320,000 göz başarı ile tedavi edilmiştir.

Diabetik Retinopati

Prof Dr Jale Menteş

Diabetes Mellitusun en önemli komplikasyonlarından biri olan “Diabetik Retinopati” 20-64 yaş arasındaki kişilerde (yani çalışan nüfustaki), körlük nedenlerinin en başında yer almaktadır. Diabetik retinopati ve komplikasyonları

nedeniyle her yıl körlük oranlarına %12-14 lük bir oran eklenmektedir. Bu oran, ABD için her yıl 8000 yeni körlük olgusu demektir.

Bu rakamlar, gelişmemiş ülkeler için biraz daha düşüktür. Bundan 30 yıl önce, önlenemez ve nispeten tedavi edilemez bir hastalık olarak tanımlanan diabetik retinopati, laser teknolojisindeki gelişmelerin katkısı ile bugün artık, diğer körlük nedenleri gibi olmayıp "önlenebilir ve/veya tedavi edilebilir" bir hastalıktır ve diabetik retinopatiden kaynaklanan görme kayıpları da önlenebilir körlük nedenleri arasındadır.



İNSİDENS

Gelişmiş toplumlarda hem diabet görülme oranlarının giderek artması, hem de modern tedavi yöntemleri ile diabetlilerin yaşam sürelerinin uzatılması diabetik retinopati görülme sıklığını arttıran en önemli faktörlerdir. Diabetlilerin tümünde retinopati gelişmez. Diabetik popülasyonun yaklaşık %25i diabetik retinopatinin çeşitli formlarına sahiptir.

Gerek 30 yaş öncesi gerekse de 30 yaş sonrası diabet tanısı almış tüm diabetik hastalarda Diabetik Retinopati İnsidensi DİABETİN SÜRESİ ile direkt olarak ilişkilidir.

30 yaşdan önce diabet tanısı almış, tip I diabetli hastalarda tanıdan hemen sonra retinopati görülmez. Bu tip diabetlilerde diabetik retinopati prevalansı 13 yaşından sonra hızla artmaktadır (Puberteye kadar yaşın koruyucu etkisi vardır).

PATOGENEZ

Diabetik retinopati, retinanın prekapiller arteriol, kapiller ve venüllerini etkileyen mikrovasküler bir hastalıktır.

Bugün için diabetik mikrovasküler hastalığın nedeni bilinmemektedir. Ancak, gerek diabetik retinopati gerekse diğer komplikasyonlara yol açan etkenin "KRONİK HİPERGLİSEMİ" olduğu sanılmaktadır. Uzun süre hiperglisemiye maruz kalan retinada aldoz redüktaz enzim yolu (sorbitol yolu) ve/veya proteinlerin nonenzimatik glikasyonu (glikozilasyonu) gibi metabolik anomaliler oluşmaktadır.

Diabetik retinadaki metabolik anomaliler sonucunda şu histolojik değişiklikler ortaya çıkmaktadır:

*Kapiller bazal membran kalınlaşması

*Kapiller endotel hücre harabiyeti ve proliferasyonu

*Perisit hücre kaybı

*İç ve dış kan retina bariyerinde bozulma

Bu değişiklikler ve diabette kan vizkozitesindeki artış sonucunda retinada "fokal intraretinal kapiller tıkanıklıklar" ile "vasküler permiabilite artışı ve sızıntılar" ortaya çıkar.

RİSK FAKTÖRLERİ

Metabolik Kontrol:

Diabetik retinopatinin ortaya çıkışı ve prognozunu etkileyen sistemik faktörler içinde en önemlisi Diabetin Metabolik Kontrolüdür.

Özellikle haftanın iki günü ve günde 4 kez yapılan ölçümler (sabah açlık, sabah tokluk, öğlen tokluk ve akşam tokluk kan şekeri ölçümleri) ve Hb A1C ölçümleri ile kan şekeri yakından takip edilmelidir. Tokluk kan şekeri ölçümleri %70-140 mg arasında olmalı veya 3 ayda bir yapılacak olan Hb A1C ölçümleri 7mg/dl den az olmalıdır.

Diabetin Tipi, Süresi ve Hasta Yaşı:

30 yaş öncesi tanı konulmuş diabetiklerde retinopatinin seyri daha şiddetli ve retinopati insidensi daha yüksekdir.

Puberte Ve Hamilelik:

Puberte ve hamilelik diabetik retinopatinin ortaya çıkışı ve progresyonunun çok hızlandığı durumlardır

Hipertansiyon:

Son yıllarda, özellikle tip II diabette diastolik kan basıncı yüksekliğinin bir risk faktörü olduğu kabul edilmektedir.

KLİNİK

Diabetik retinopatinin sınıflandırılması, retinadaki lezyonların varlığı ve yaygınlığına göre yapılır.

1. Nonproliferatif Diabetik Retinopati (NPDR):

a) Hafif NPDR

b) Orta NPDR

c) Şiddetli NPDR (=Preproliferatif DR)

2. Proliferatif Diabetik Retinopati (PDR):

a) Erken PDR

b) Yüksek - risk PDR

NPDR devresindeki lezyonlar yalnızca retina içinde sınırlıdırlar. Bu devrede oftalmoskobik ve anjiografik olarak görülen lezyonlar şunlardır:

*Venöz dilatasyon

*Mikroanevrizma

*Retina içi kanama

*Sert eksuda

*Yumuşak eksuda

*İntraretinal mikrovasküler anomali (IRMA)

*Venöz değişiklikler

*Arterioler tıkanıklıklar veya iskemik (=hipoksik, nonperfüze ) retina alanları.

PDR devresindeki lezyonlar sadece retina içinde sınırlı değildir, vitreus içine doğru da gelişir. NPDR devresindeki lezyonlara ek olarak PDR devresinde görülen lezyonlar şunlardır:

*Neovaskülarizasyon

*Fibröz (glial) doku proliferasyonu

*Retina önü ve vitreus kanamaları

*Retinal traksiyonlar

*Retina dekolmanı

*Neovasküler glokom.

Sonuçta hasta ışık hissi negatif olacak şekilde tüm görme yeteneğini hatta gözünü kaybetme riski ile karşı karşıya kalır.

*Venöz Dilatasyon:

Diabetik retinada oftalmoskobik olarak görülen en erken lezyon venöz *Mikroanevrizma:

Diabetik retinada en erken lezyonlardan biri olan mikroanevrizmalar, retina kapillerlerindeki fokal, sakküler genişlemelerdir. Mikroanevrizmaların duvarı su ve büyük moleküllere karşı geçirgen olduğu için çevre retinada ödem ve lipid birikimine neden olurlar.

*Sert Eksuda:

Mikroanevrizma ve dilate kapillerlerden oluşan sızıntıların sıvı komponentlerinin rezorbe olması sonucunda, içindeki lipid ve lipoprotein deriveleri retinanın orta katlarında çökerek sert eksudaları oluştururlar. Oftalmoskobik olarak, beyazımsı-sarı renkte ve sınırları belirgin lezyonlar olarak görülen sert eksudaaların maküla merkezinde toplanma eğilimleri vardır.

*Retina İçi Kanama:

Mikroanevrizmalardan ve yapısal bozukluk gösteren kapiller damarlardan gelişen retina içi kanamalar, oftalmoskobik olarak genellikle nokta veya leke şeklinde görülürler..

*Yumuşak Eksuda:

Yumuşak eksudalar (cotton wool spotlar), arterioler tıkanıklık alanlarındaki hipoksi nedeni ile oluşan sinir lifi nekrozlarıdır. Oftalmoskobik olarak, beyazımsı renkte ve sınırları belirsiz lezyonlar şeklinde görülürler.

*İntraretinal Mikrovasküler Anomaliler (IRMA):

Retina içinde tıkanmış, irregüler, kısa kapiller segmentlerdir.

*Venöz Değişiklikler:

Diabetik retinada, venlerde lokalize genişlemeler, daralmalar yada tıkanıklıkların yanısıra venöz boncuklanma (tesbihlenme), loop gelişimi, kılıflanmalar, reduplikasyonlar ve perivenöz eksudasyonlar gelişebilir.

*Arterioler Tıkanma:

Preproliferatif devrenin en tipik lezyonudurlar. Retinada hipoksik=iskemik retinal alanların oluşmasına neden olur.

*Neovaskülarizasyonlar:

Proliferatif devrenin en tipik lezyonudurlar. Gelişiminden, iskemik retina alanlarından salındığı tahmin edilen vazoproliferatif maddelerin sorumlu olduğu sanılmaktadır..

*Glial Doku Proliferasyonu:

. Yeni damar oluşumlarına komşu olarak gelişen glial dokular vitreusa doğru büyürler ve oftalmoskobide gri-beyaz bantlar olarak görülürler.

*Retina Önü ve Vitre İçi Kanama :

Neovaskülarizasyonların kanamaları sonucunda retina önünde ve vitreus içinde büyük kanamalar gelişir.

*Retinal Traksiyon ve Traksiyon Dekolmanı:

*Ön segment Neovaskülarizasyonları ve Neovasküler Glokom :

TANI

Diabetik retinopati geliştikten sonra gerek oftalmoskopla gerekse Fundus Flöresein Anjiografi ile tanı koymak oldukça kolaydır.

HASTA TAKİBİ

Diabetli hastalar tanı konulur konulmaz, herhangi bir görme şikayetleri olmasa bile göz doktoruna gönderilmeli ve periodik olarak yılda bir kez gözdibi muayenesi tekrarlanmalıdır. İster retinopatili isterse retinopatisiz olsun diabetli hastada periodik olarak yapılan tam bir oftalmolojik muayene çok önemlidir. Bu muayenenin önemi göz doktorları kadar pratisyen hekimler ve endokrinologlar tarafından da bilinmeli ve hasta ve yakınlarına da anlatılmalıdır.

Puberte ve sonrasında 4-6 ayda bir gözdibi bakılmalıdır.

Hamilelik ve bir yıl sonrasında, önceden retinopati yoksa 4 ayda bir, varsa 2 ayda bir takip önerilir.

TEDAVİ

Günümüzde diabetik retinopatinin tedavisi ve önlenmesinde kullanılabilecek etkili bir farmakolojik tedavi şekli yoktur.

Günümüzde Diabetik retinopatinin tedavisinde en etkili ve emin yöntem LASER FOTOKOAGÜLASYON tedavisidir.

Laser tedavisine başlamadan önce, hastalar metabolik yönden iyi kontrol ediliyor olmalıdır. * Tokluk kan şekeri %70-140 mg arasında olmalı veya Hb A1c seviyesi 7mg/dl den az olmalı,

* Diastolik basınç 90mmHg den az olmalı,

* Renal yetmezlik bulgusu olmamalıdır.

Laser tedavisine başlamadan önce mutlaka FFA (Fundus Flöresein Anjiografisi) çekilmesi ve bunun ışığında her bir gözün durumunun ayrı ayrı analiz edilmesi şarttır. FFA hastanın ön kol veninden fluoressein adı verilen düşük molekül ağırlıklı bir boyanın enjekte edilerek koroidea ve retina damar sisteminin fotoğrafik teknikler ile görüntülenmesi esasına dayanır.

Laser tedavisinin amacı, görme keskinliğini düzeltmek değil, hastalığın progresyonunu durdurmak sureti ile mevcut vizüel performansın korunmasıdır

Diabetik retinopati tedavisinde en çok kullanılan laserler Argon mavi-yeşil ve yeşil laserlerdir. Retinada orta şiddette yanıklar oluşturularak sızıntı yapan alanlar ve hipoksik alanlar kapatılırlar.

NONPROLİFERATİF DEVREDE, kural olarak maküler tutuluş (Diabetik Maküler Ödem) olmadıkça laser tedavisine gerek yoktur.

PROLİFERATİF DEVREDE ise, kural olarak her zaman laser tedavisine ihtiyaç vardır. İskemik retina alanları ve kanayan yeni damar oluşumları laser ile kapatılırlar.

Laser tedavisinin etkili olmadığı durumlarda Kriopeksi tedavisi uygulanır.

Kronik göz içi kanaması ve retina dekolmanı olan gözlerde Vitrektomi ameliyatı yapılır.

Son olarak Diabetik Retinopati tedavisinde, iyi metabolik kontrol, hasta -hekim işbirliği, hasta takibi, erken tanı ile zamanında, etkili ve yeterli bir laser uygulaması çok büyük önem taşımaktadır

Çocukluk çağı göz hastalıkları

PEDİATRİK OFTALMOLOJİ

Doç Dr Süheyla Köse

SEMPTOMATOLOJİ

Eriţkinlerle iliţkili pek çok muayene metodu ve oküler bozukluk çocuklar içinde geçerlidir. Ancak çocuklarda muayene ve bazı patolojiler özellik gösterir. Muayene erişkinlerde olduğu gibi kolaylıkla uygulanamaz. Sağlıklı muayene edilemeyen bebeklerin inhalasyon anestezisi altında değerlendirilmeleri gerekir. Pediatrik rutin muayenede öncelikle görme fonksiyonu ve oküler bütünlük değerlendirilmelidir. Muayeneye getirilen bir bebekte görme fonksiyonları bakılmalı, korneanın boyutu ve berraklığı incelenmeli, pupil ışık reaksiyonları izlenmeli, başın pasif olarak çevrilmesine cevaben göz hareketleri incelenmeli, gözlerde kayma olup olmadığı saptanmalı (Hirschberg testi), ve oftalmoskop ile fundus muayenesi yapılmalıdır.

Görme keskinliğinin değerlendirilmesi:

Görme keskinliği her iki gözde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çocuğun diğer gözü ile gizlice bakması engellenerek görme alınmalıdır. İki yaş altındaki çocuklarda görme keskinliği, çocuğun ışığa fiksasyonu, objeleri takibi, pupil ışık reaksiyonu, Teller keskinlik kartları (tercihli bakış testleri), VEP ve optokinetik nistagmus gibi muayene yöntemleri ile saptanabilir. Üç yaş ve üzerindeki çocuk koopere olabilir, bu nedenle Allen kartları, E harflerinin yönleri veya bebek, at gibi resimlerin gösterilmesi ve çocuğun cevabı ile subjektif olarak görme keskinliği saptanabilir.

Çocukta önemli bazı klinik görünümlerin ayırıcı tanısında aşağıdaki patolojiler düşünülmelidir.

Bulanık korneaya neden olan patolojiler; Bulanık ve ödemli bir kornea varlığında konjenital glokom, Descemet membranında yırtılmaya yol açan travma, mukopolisakkaridozlar (Hurler, Schei, Morguio vs...), mukolipidozlar, interstisyel keratit araştırılmalıdır.


Göz yaşarması: Sulanan ve yaşaran bir göz varlığında konjenital glokom, dakriostenoz, konjonktiva ve korneaya ait enfeksiyonlar, yabancı cisimler düşünülmelidir.

Büyük kornea: Kornea çapının normalden büyük olması durumunda konjenital glokom (göz içi basıncı yüksektir), ve megalokomea (göz içi basıncı normaldir) ayırdedilmelidir.

Fotofobi: Işıktan çok rahatsız olduğu gözlenen bebekte keratit, konjenital glokom, üveit gibi durumlar araştırılmalıdır.

Yenidoğan döneminde kırmızı göz: Bu durumda da konjonktivit, keratit, yabancı cisim düşünülmelidir.

Beyaz pupilla (Lökokori, resim): Bebek ve çocuklarda pupillanın beyaz görülmesi genel olarak lökokori adını alır, ciddi bir araştırma ile ayırıcı tanı yapılamsını gerektirir.

Retinoblastom, katarakt, retina dekolmanı, şiddetli arka uveit, prematür retinopatisi, persistan hiperplastik primer vitreus, retinal displazi, Coats hastalığı gibi patolojiler lökokoriye yol açabilir. Bunların arasında en önemlisi, bebeklerde en sık malign göz içi tümörü retinoblastomdur.

Proptozis: Gözün öne doğru yer değiştirmesi şeklinde bir görünüm rabdomyosarkom, orbital sellülit, orbita psödotümörü, optik sinir gliomu, retrobulber kanama, nöroblastom, lenfoproliferatif hastalıklar düşündürmelidir.

KONJENİTAL VE NEONATAL ENFESİYONLAR

1) Konjenital toksoplazmozis: Oküler toksoplazmozis lezyonlarının büyük bir çoğunluğu konjenital enfeksiyonlara bağlıdır. Oküler lezyonlar, nadiren erişkin dönemde primer bir enfeksiyon sırasında ortaya çıkabilir. Karakteristik lezyonu fokal nekrotizan bir retinittir. Tek olabilir veya küçük kümeler halindedir. Genellikle arka kutupta yer alır. Konjenital toksoplazmozisin klasik bulguları fokal nekrotizan retinit, intrakranial kalsifikasyon ve hepatosplenomegalidir. Ciddi olarak etkilenen çocuklarda arka segmentte yoğun inflamasyon, katarakt, şaşılık, mikroftalmi görülür. Hafif etkilenen olgularda sadece küçük retina skarları ve pozitif serolojik testler kalabilir. Tedavide bir veya daha fazla antitoksoplazmik ajanın kombinasyonu (Sulfadiazin, primetamin, klindamisin, tetrasiklin) ve bazen kortikosteroidler kullanılır.

2) Konjenital sifiliz: Penisilinin kullanımı sifiliz olgularını azaltmıştır. Buna rağmen son yıllarda sifiliz, geri dönüş yapmaya başlamıştır ve 1988'de sifilize ait oranlar 40 yıl içindeki en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.

- Erken konjenital sifiliz: Anne karnında etkilenen bebekte hayatın ilk 2 yılında, deride vezikül veya püstüller, mükoz membran tutulumu (konjonktivit), kemik, diş deformiteleri, periostit, generalize lenfadenopati, hepatosplenomegali, hiperbilirubinemi, anemi ve gözde korioretinit ortaya çıkar.

- Geç konjenital sifiliz: 2-15 yaşları arasında optik atrofi, pupiller anomallikler ve interstisyel keratit bulguları ile ortaya çıkar.

3) Konjenital rubella sendromu: Gebeliğin ilk aylarında rubella enfeksiyonu geçiren annelerin yaklaşık % 50'sinin çocuklarında malformasyonlar görülür.

Oküler bulgular olarak katarakt, mikroftalmi, glokom, korneal bulanıklık (glokom olmadan), arka kutupta tuz-biber manzarası şeklinde benekli retinit görülebilir. Oküler olmayan bulgular olarak da konjenital kalp hastalıkları, sağırlık eşlik edebilir.

Etkilenen bebekler 2 yaţa kadar virüsü aktif olarak yayarlar.

4) Diğer enfeksiyonlar (Sitomegalo virus)

OFTALMİA NEONATORUM

Hayatın ilk bir ayı içerisinde görülen konjonktival enfeksiyonlara oftalmia neonatorum denilmektedir. Enfeksiyon, doğum esnasında anne servix ve vaginasından bebeğe bulaşır.

- Kimyasal konjonktivit: % 1'lik AgNO3'a bağlı olarak ortaya çıkar.

- Gonokokal konjonktivit: Doğumdan sonra 1-3. günler arasında hiperakut pürülan konjonktivit şeklinde ortaya çıkar. Konjonktivada membranlar oluţur. Tedavide, topikal ve sistemik penicillin (50.000 Ü/Kg) 7 gün veya tek doz cefotaxime 100 mg/kg i.m. etkilidir.

- Herpes simpleks konjonktiviti: Genellikle 5-7. günlerde ortaya çıkar. Seröz eksudasyon vardır. Blefarokonjonktivit ţeklindedir. Bazen keratit de görülebilir.

- Klamidyal konjonktivit: Neonatal konjonktivitin en sık nedenidir. 5-14. günler arasında ortaya çıkar. Mukopürülan bir sekresyon vardır. Konjonktival reaksiyon papillerdir. Tedavide, topikal tetrasiklin + oral eritromycin 25 mgr/kg etkilidir.

- Basit bakteriyel konjonktivit: En sık Staf. aureus etken olarak saptanır. İlk bir ay içerisinde herhangi bir zamanda ortaya çıkar. Pürülan sekresyon vardır. Tedavisi antibiyotikli damla ve pomadlarla yapılır.

Oftalmia Neonatorumun önlenmesi: Özellikle gonokoksik ve klamidyal hastalığın profilaksisi şu şekildedir:

a) Eritromisin pomad % 0.5 (Ülkemizde yok)

b) Tetrasiklin pomad % 1 (Terramycine pom)

c) Gümüş nitrat % 1 solüsyonundan bir tanesi doğumdan sonra ilk 1 saat içinde uygulanmalıdır.

ÇOCUKLUK ÇAĞI ENFEKSİYONLARI

1) Orbital Sellülit: Orbital septum önünde, arkasında veya hem ön hem arkada enfeksiyon olabilir. Etyoloji genellikle stafilokok, streptokok ve 5 yaş altında hemofilus influenzadır. Kapak enfeksiyonlarına sekonder (örn; akut hordeolum) cilt laserasyonu, böcek ısırması, sinüs, kese ve diş enfeksiyonlarına sekonder, travma veya cerrahi sonrası ortaya çıkar. Orbital sellülit yaşamı tehdit edebilen bir enfeksiyon olduğundan hastaların hastaneye yatırılarak acil tedavisi gerekmektedir.

2) Toksokara kanis: Nematod enfestasyonudur. Pika sendromunda görülür. Oküler lezyon, sistemik enfestasyonun geç bir sekeli gibidir. Gözde, arka kutup granülomu veya kronik endoftalmi tablosu görülür. Ülkemizde sık değildir.

GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR

1) Lakrimal drenaj sisteminde anormallikler: Lakrimal kanal tıkanıklığı (dakriostenoz), dakriosistit, konjenital dakriyosel

2) Ptozis: Pupiller alanı kapatan ptozislerde ambliyopi gelişimini önlemek için erken cerrahi tedavi yapılmalıdır.

3) Optik fissür boyunca klobomlar (iris kolobomu, koroid kolobomu gibi)

4) Optik sinir anomalileri (Kolobom, optik pit, miyelinli sinir lifleri gibi)

5) Maküler hipoplazi

6) Ön kamara disgenezisi (konjenital glokom)

7) Hyaloid sisteme ait patolojiler: Embryoda hyaloid damar optik sinirden çıkar, vitreus içinden geçer ve gelişmekte olan lensi besler. Doğumda bu sistem geriler ve kaybolur. Bazen kalıntılar olabilir, Bergmeister papillası adını alır. Hyaloid sistem hiç gerilemez ve optik sinirle lensin arka yüzü arasında glial doku kalırsa göz normal şekilde gelişemez. Mikroftalmi ve beraberinde katarakt, glokom görülebilir. Bu klinik tablo Persistan Hiperplastik Primer Vitreus (PHPV) olarak adlandırılır.

ÇOCUKLUK ÇAĞI TÜMÖRLERİ

1) Retinoblastom: Çocuklukta en sık görülen malign göz içi tümördür. Tedavi edilmez ise yaşamı tehdit eder. Otozomal dominant olarak kalıtsal veya sporadik ortaya çıkar. Ailede retinoblastom öyküsü var ise genetik danışmanlık önemlidir. Hastada bulgular genellikle ilk üç yaş içinde ortaya çıkar. En sık görülen ilk bulgu lökokoridir. Diğer bir ortaya çıkış şekli ise şaşılıktır. Bazen intraoküler inflamasyon, glokom veya proptozis ile karşımıza çıkabilir. Muayenede tümör retinada tek veya multifokal, düz, pembe ve yuvarlak kitle şeklinde görülür. Retinanın dışına (ekzofitik) veya içine (endofitik) büyüme olur. Tümör en sık kemik iliğine ve optik sinir aracılığı ile santral sinir sistemine metastaz yapar.

Tedavi: Küçük, çok yaygın olmayan tümörlerde radyoterapi, daha ileri olgularda ise enükleasyon uygulanır.

2) Diğer Tümörler:

- Rabdomyosarkom: En sık primer malign orbita tümörüdür.

- Nöroblastom, optik gliom, medulloepitelyom (diktiyom)

- Lösemi, juvenil ksantogranülom

- Hemanjiom: Genellikle göz kapakları üzerinde lokalize, pembe kırmızı renkte kitle şeklindedir. Kitle gözü kapatarak ambliyopi oluşturabilir.Bu nedenle takibi gerekir. Tümör ilk 1 yaş içinde büyür, daha sonra spontan olarak küçülür. Görmeyi engelleyen lezyonlarda intralezyoner steroid enjeksiyonu başarılı sonuçlar verir. Göz kapalı olsun veya olmasın çocuğa erken yaşta refraksiyon muayenesi yapılması gereklidir. Tümör basısı astigmata ve ambliyopiye neden olabilir.

- Dermoid kist: Orbitada herhangi bir yerde lokalize, lastik gibi sert, deri altı kitle şeklindedir. Yavaş büyür ve çevre dokulara hasar verebilir. Bu nedenle cerrahi eksizyonu gereklidir.

PREMATÜR RETİNOPATİSİ

Prematüre bebeklerde, aşırı oksijen verilmesi ile ortaya çıkan bir klinik tablodur. 1940-1950'lerde çocuklardaki körlüğün önde gelen nedenlerindendi. Oksijen etyolojik faktör olarak bulunduktan sonra prematür retinopatisi giderek azaldı. Normal retina gebeliğin son yarısında optik diskten perifere doğru tedricen damarlanır ve son olarak temporal perifer, doğumdan kısa bir süre sonra damarlanır. Bebek ne kadar erken doğarsa damarlar o kadar az gelişmiş olur. İnkomplet vaskülarize temporal retina, oksijen hasarına en duyarlı bölgedir. Bu bölgede oluşan yeni damarlar ve fibrotik doku vitreus içerisine ilerleyerek ve retinal çekinti oluşturarak retina dekolmanına yol açar. 1500 gramdan daha düşük ağırlıkla doğan prematüre bebeklerin 4 haftalıktan başlayarak damarlar ora serrataya ulaşıncaya kadar her 2-3 haftada bir muayene edilmeleri gerekir.

Tedavi: Krioterapi, vitreoretinal cerrahi

ÇOCUKLARDA KATARAKT

Herediter olarak veya bazı metabolik hastalıklarla (galaktozemi, Fabry hastalığı, Lowe sendromu gibi) beraber ya da intrauterin bazı enfeksiyonlara sekonder (Rubella, toxoplazma, sitomegalovirüs enfeksiyonları) katarakt gelişimi görülebilir. Ayrıca travmaya bağlı katarakt gelişimi de çocukluk döneminde sık görülür.

Tedavi: Cerrahi olarak opak lensin uzaklaştırılması ve uygun refraktif düzeltmenin yapılması gereklidir. Beş yaşın altındaki olgularda intraoküler lens konulamadığı için hastaya gözlük veya tek taraflı afak ise kontakt lens önerilmelidir.

ÇOCUKLARDA GLOKOM

Doğumda veya doğumdan sonraki aylarda iridokorneal açıdaki gelişimin kötü olması sonucu göz içi basıncında artış ile karşımıza çıkar. Bir veya iki gözde sulanma, fotofobi, bulanık kornea ve kornea büyümesi klasik bulgulardır. Daha ileri olgularda buftalmus adı verilen ileri derecede göz büyümesi vardır. Göz içi basınç yüksekliğine bağlı olarak optik sinirde de hasar gelişir. Kornea opasitesi ve optik sinir hasarı gelişmeden tedavi yapılması önemlidir. Tedavi cerrahidir.

ÇOCUKLARDA RETİNA HASTALIKLARI

1. Retina Dejerenesansları: Leber'in konjenital amorozu, retinitis pigmentoza, koroideremi

2.Maküla Dejeneresansları: Best vitelliform distrofi, Stargardt dejeneresansı,

3.Vitreoretinal Dejeneresanslar: Jüvenil retinoskizis, Goldmann-Favre Sendromu, Stickler, Wagner dejeneresansı

4.Coats Hastalığı: Retinal kan damarlarındaki anevrizmal dilatasyonlar sızıntı ve eksudaya neden olur. Erken dönemde periferik damar anomalileri krioterapi veya fotokoogülasyon ile tedavi edilir. Retina dekolmanı geliştikten sonra tedavi güçtür. Lökokori oluşturur. Retinoblastomdan ayırt edilmesi önemlidir.

Bilgisayar kullanımına bağlı göz yorgunluğu

Günümüz modern teknolojisinde, ister iş hayatı ister özel hayat olsun, bilgisayarların yeri ve önemi inkar edilemez. Bu makinelerin faydası yadsınamamakla birlikte, kullanımları yüksek görsel dikkat istemektedir. Bilgisayar kullanımına bağlı olarak artan şikayetlerin büyük çoğunluğu, gözlerle ilgili olanlarıdır.

Bilgisayar kullanımına bağlı olarak, gözün kendisinde ya da görme kalitesinde birtakım problemlerin meydana gelmesi, göz yorgunluğu hali olarak yorumlanmaktadır. Sıklıkla görülen belirtileri şöyle sıralanabilir: Yorgun ve ağrılı gözler, gözlerde yanma ve batma, bulanık görme, kuruluk hissi, sulanma, kaşıntı, kızarıklık, gözleri kısarak bakmak, odaklama zorluğu, çift görme, yazı karakterlerinin veya grafiklerin etrafında ışık hareleri ya da saçılmalar görmek, ışığa karşı hassasiyet, baş ağrısı, boyun, sırt ve omuz ağrısı.


Sayılan bu belirtilerden bazılarının, bilgisayar karşısında çalışırken yaşanıyor olması, bilgisayara bağlı göz yorgunluğunu işaret ediyor olabilir. Belirtilerin görülme sıklığı ve şiddeti, kişiye bağlı sebepler dışında, çalışma ortamının şekline ve kişinin alışkanlıklarına göre de değişiklikler gösterecektir. Bu bağlamda, bilgisayar kullanımının gözlerde yarattığı problemlerden ve çözüm önerilerinden bahsetmek faydalı olacaktır.

Bahsedilen yorgunluk belirtilerini kendisinde hisseden kişi ilk olarak muayenesini yaptırıp, göz sağlığı hakkında bilgi edinmelidir; çünkü bu belirtilerin en büyük nedeni gözlerdeki kırma kusurudur (gözlük veya lens takmayı gerektirecek numara bozukluğu). Miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurlarının olup olmadığı saptanarak bunların gözlük camı veya lenslerle düzeltilmesi bu konudaki ilk aşamadır. Ayrıca halen kullanılan gözlük camı veya lenslerin numaralarının yetersiz kalması da göz yorgunluğuna sebep olabilecektir. Burada, halk arasında yaygınca inanılan yanlış bir görüşe değinmek ve doğrusunu anlatmak yerinde olacaktır; bilgisayar kullanımı insanların gözlerini bozmaz. Ancak mevcut olan ve kişinin o ana kadar önemsemediği veya bilmediği bir kırma kusurunun, belirtileriyle ortaya çıkmasına aracılık eder. Çalışma koşulları çok aşırıya kaçmadıkça normal bir göz bilgisayar karşısında bozulmaz.

Yakın objelere bakarken gözlerde meydana gelen uyum değişiklikleri, tıp dilinde akomodasyon olarak adlandırılır. Uzaktaki cisimden yakın bir cisme bakıldığında, gözlerdeki birtakım küçük kaslar kasılarak, kristal lens dediğimiz göz içindeki merceğin çapını değiştirir, böylece gözler yakına uyum sağlamış olur. Farklı uzaklıktaki objelerin her an net görülebilmesi, ancak bu bahsettiğimiz akomodasyon mekanizmasının sorunsuz çalışabilmesiyle mümkündür. Mekanizmada yetersizlik oluşursa, bilgisayar monitöründeki objelere ve/veya uzaktaki cisimlere bakarken kısa veya uzun süreli geçici bir bulanık görme hali oluşur. Normal şartlarda gözler, yakından uzağa ( veya uzaktan yakına) yarım saniye içerisinde uyum sağlarlar, yani yakın objeye bakarken birden uzaktaki cismi seçmek ve onu net algılamak bu süreyi geçmemelidir. Eğer bu süre uzarsa uyum mekanizmasında yetersizlik söz konusudur. Bu durum göz yorgunluğu ve baş ağrısına yol açacaktır, tedavisinde gözlükler kullanılmaktadır.

Akomodasyon (uyum) mekanizması, 40 yaşından sonra insanlarda doğal bir süreç olarak yetersiz olmaya başlar ve 60 yaşlarında tam yetersizlik gelişir. Bu duruma presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme bozukluğu) adı verilir. Tedavisi yakın okuma gözlüğüdür ve genellikle 35-40 cm’ lik yakın okuma mesafesine göre ayarlanarak verilir. Ancak bilgisayar karşısında çalışırken monitörler genellikle 70- 75 cm uzakta bulunur, bu mesafeyi net görmek için ikinci bir yakın gözlük edinmek yararlı olacaktır, çünkü esas yakın gözlüğüyle monitöre bakmak, mesafe uygunsuzluğu nedeniyle gözleri yoracaktır.

Bilgisayarlarda ekran özellikleri, gözleri etkileyen diğer bir önemli faktördür. Çalışmalar sonucu anlaşılmıştır ki, gözler monitöre baktığında tam bir kilitlenme (yani tam bir ekrana uyum) sağlanamamakta, yukarda bahsettiğimiz küçük göz kasları sürekli kasılıp gevşemekte ve kristal göz merceği devamlı şekil değiştirmektedir; bunun anlamı gözlerin ekrana tam odaklanamamasıdır, tabii ki sonucunda göz yorgunluğu şikayetleri başlayacaktır. Bu sebeple, göz sağlığı açısından, kullanılan ekranlar yüksek çözünürlü ve düşük parlaklık oranlı olmalıdır, büyük ve daha gelişmiş teknoloji ürünü ekranlar (LCD) en sorunsuz ekran tipleridir. Koruyucu filtre kullanılması hem yansımayı azaltır, hem de düşük bir oranda da olsa monitörden yayılan radyasyonu süzer. Teknik bir bilgi olarak, 14’’ lik monitörlerin, yeni teknoloji ürünü düşük radyasyonlu büyük monitörlere oranla on kat daha fazla radyasyon yaydığını burada vurgulayalım.

Gözlerde kuruma hissi, bilgisayar kullanıcılarının en sık karşılaştığı sorundur; yanma, batma, kaşınma, göz yaşarması ve kızarma ile kendini belli eder. Bu durum kontakt lens kullananlarda daha belirginleşir, sebebi lensin doğallığını koruyan gözyaşı tabiatının monitör karşısında değişmeye başlamasıdır. Gözdeki kuruma hissinin en büyük sebebi, monitöre bakarken normalin 1/3’ üne inen göz kırpmalarıdır, çünkü insan yakındaki bir objeye dikkatini verdiğinde refleks olarak daha az göz kırpmaya başlar. Gözkapakları her kırpmada gözyaşını kornea dediğimiz saydam tabakaya yayıp, oksijenlenmesini, nemlenmesini ve beslenmesini sağladıkları için, az kırpıldığında gözler kuru kalacak ve batmaya başlayacaktır. Diğer bir sebep monitörün göz hizasının üzerinde bulunmasıdır, bu durumda gözler yukarı doğru bakacağından kapaklar daha açılmış kalacak, bu da göz yaşının buharlaşmasını arttırarak kurumaya yol açacaktır. Ayrıca, çalışma ortamındaki havalandırmanın nem oranının yüksek olması ve havalandırmanın direk göze doğru gelmesi de gözlerde kurumaya yol açabilecektir. Bilgisayar kullanırken, sayılan bu etkenlerden gözlerin kurumasını önlemek için, göz kırpma sayısını bilinçli olarak arttırmak, belirli aralıklarla uzağa bakarak göz kırpma refleksini normale döndürmek alınacak önlemler arasındadır. Monitörü göz hizasının altına yerleştirmek gerekir, bunun ayarı monitörün üst kenarının göz seviyesinin biraz altında kalmasını sağlayarak yapılabilir. Bu önlemlerle geçmeyen göz kuruması, suni gözyaşı damlalarıyla tedavi edilmek durumundadır.

Gözlerimizde, fazla ışığın içeri girmesini ve gözü rahatsız etmesini engelleyen bir mekanizma bulunmaktadır. Aşırı parlak bir ışık bu mekanizmayı otomatik olarak devreye sokar ve gözün daha fazla çalışarak efor sarf etmesine neden olur. Bunun uzun sürmesi durumunda gözler yorulacak, bu aşırı ışıklı ortamdan rahatsız olduğunu, yorgunluk belirtilerini ortaya çıkararak anlatmaya çalışacaktır. Çalışma ortamında direk göze gelen bir ışık kaynağını ortadan kaldırmak gerekir, pencereden sızan ışığın arkaya alınması da gözleri rahatlatacaktır. Kullanılacak ışık kaynağının, arkadan, omuz hizasından monitöre veya çalışma masasına düşecek şekilde ayarlanması gerekir. Ayrıca monitörün kontrast ve parlaklık ayarının da uygun bir şekilde ayarlanması yerinde olacaktır, ekran zemin renginin açık, yazı karakterlerinin ise koyu renklerde tercih edilmesi gözlerin zorlanmasını önleyecektir.

Bilgisayar karşısında çalışırken, gözlerin sağlığını korumanın en güzel yolu, onları sık sık dinlendirmektir. Her yarım saatte bir ara vermek, birkaç saniye kapalı tuttuktan sonra uzaktaki bir objeye bakıp gözleri rahatlatmak yeterlidir. Çalışma masası ve sandalyesinin ergonomi kurallarına uygunluğu vücudu da rahatlatacaktır. Uzun süreli çalışmalarda, saat başı yapılacak basit vücut egzersizleri, diri kalmaya yardımcı olacaktır.
Op.Dr. Özcan Karakurt

Blefarit - Gözkapağının iltihabi

Blefarit ne demektir ?
Blefaron Latincede gözkapağı anlamına gelir. Blefarit gözkapağının iltihabi bir hastalığıdır. Her iki cinsiyette, her yaşta görülebilir ve oldukça yaygındır. Blefarit süreğen bir hastalıktır, tedaviye rağmen tekrarlayabilir.

Blefarit hastalığı, anatomik ve klinik özellikleri açısından ön ve arka blefarit olarak ikiye ayrılır. Ön blefaritte gözkapağının özellikle dış kenarı, kirpik dipleri etkilenir. Ön blefarit, bakterilerin aşırı miktarda çoğalmasına veya derinin yağlı-kepekli olmasına bağlıdır. Arka blefarit ise kapağın göze değen arka kısmını etkiler ve buradaki gözyaşı yağ bezlerinin anormal olmasıyla ilişkilidir.

Vücutta ve gözde başka hastalıklarla birlikte olabilir mi?
Blefaritli hastalarda akne rosasea ve seboreik dermatit gibi cilt hastalıkları sık olarak görülür. Bu hastalıklardan ilki, yüz derisinde kızarıklık ve kabalaşma, diğeri ise ciltte aşırı yağlanma ve saç kepeklenmesi gibi belirtilerle kendini gösterir.

Blefaritli hastalarda konjonktivit, kuru göz, kirpik batması gibi diğer göz hastalıkları da sıktır.

Blefaritin nedeni nedir ?
Blefaritin gelişmesinde gözkapağında normalde de bulunan bazı bakterilerin aşırı miktarda çoğalması önemli bir rol oynar. Bu bakterilerin artıkları, toksinleri iltihabi belirtilere neden olur. Cildin yağlı olması ve gözkapağındaki yağ bezlerinin anormal olması, bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırır. Çeşitli virüsler, allerjik etkenler, ilaçlar, sigara dumanı, kimyasal maddeler de blefarite yolaçabilir.

Blefaritin belirtileri nelerdir ?
Blefarit her iki gözde batma, yanma hissi, kızarıklık, sulanma, kaşıntı, çapaklanma gibi yakınmalara neden olabilir. Gözkapaklarında kızarma, şişlik, kirpiklerde düzensizlik, yapışıklık ve dökülme meydana gelebilir. Blefarit tanısı göz muayenesi ile konur.

Blefarit başka sorunlara yolaçabilir mi ?
Blefarit, gözkapağı bezlerinde tekrarlayan, akut iltihaplara (arpacık) ve sert şişkinliklere (şalazyon) zemin oluşturabilir. Özellikle yaşlılarda kirpiklerde içe dönmesi, göze batması ve dökülme gibi sorunlar gelişebilir.
Blefarit gözün görme işlevini etkilemez. Çok nadiren gözün kornea tabakasında iltihaba ve görme sorunlarına neden olabilir.
Göziçi ameliyat geçirecek hastalarda, ameliyattan sonra enfeksiyon gelişmesi riskini arttırabilir.

Blefarit
Gözkapağı kenarlarının düzenli temizlenmesi ve bakımı tedavinin temelidir. Hastalar gözkapağı bakımını uzun süre uygulamalıdır.

Bu bakımda önce gözkapağı kenarına, yakmayacak biçimde, sıcak pansuman uygulanır. Böylece birikmiş ve sertleşmiş olan yağlı maddeler, kabuklar yumuşar. Daha sonra ıslak bir gazlı bez ya da kulak pamuğuyla gözkapağı kenarına sürtülür, kirpik dipleri ve çevresindeki birikintiler temizlenir. Son aşamada gözkapağı kenarına antibiyotikli-steroidli ilaçlar uygulanır. Gözkapağı temizliği için göz doktorunuz hazır karışımları veya bebek şampuanlarını kullanmanızı tavsiye edebilir.

Bu tedaviye bazı hastalarda yapay gözyaşı damlalar da eklenir.

Bazı hastalara 1-2 ay süreyle ağızdan antibiyotikli ilaç kullanması önerilir.

KAYNAK:
HALKA YÖNELİK EĞİTİCİ SAYFALAR
Dr. Bülent Yazıcı

Behçet Hastalığı

Tanım:

İlk kez 1937 yılında Türk dermatoloji profesörü Dr. Hulusi Behçet tarafından tarif edilen Behçet hastalığı, ağızda ve genital bölgelerde yaralara (aft, ülser) ve gözde inflamasyona (iltihaba) yol açan kronik bir hastalıktır. Bazı hastalarda artrite, damar iltihabı ve tıkanmalarına sindirim kanalında, beyin ve omurilikte inflamasyona da neden olmaktadır.

Behçet hastalığı her hastada farklı bir tablo çizer. Bazı hastalarda hastalık hafif seyreder ve sadece ağızda ve genital bölgede ülserler bulunur. Bazılarında ise daha şiddetlidir ve menenjite neden olabilir (beyni saran zarların iltihaplanması). Şiddetli bulgular genellikle ilk belirtiler başladıktan aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkarlar. Bulgular uzun bir süre devam edebileceği gibi, bir kaç haftada da geçebilir. Tipik olarak, bulgular görülür, kaybolur ve tekrar ortaya çıkarlar (alevlenme dönemleri).



Nedeni

Behçet hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bulguların çoğunun nedeni kan damarlarının iltihaplanmasıdır. Kan damarlarındaki bu iltihaplanmaya bağışıklık sisteminin neden olduğu düşünülmektedir, fakat bu reaksiyonu neyin başlattığı bilinmemektedir.

Behçet hastalığı bulaşıcı değildir. Gelişmesinde bağışıklık sistemi bozukluğunun yanısıra, kalıtsal nedenlerin de etkili olabileceği sanılmaktadır. Çevresel faktörlerin de (virüs ya da bakteri gibi) duyarlı kişilerde hastalığı başlatabileceği sanılmaktadır.

Behçet hastalığı "ipek yolu" üzerindeki ülkelerde sıktır (Akdeniz bölgesi, Türkiye, İran, Asya ülkeleri, Uzak Doğu, Japonya)

20'li ve 30'lu yaşlarda başlama eğilimi göstermekle birlikte, her yaşta görülebilir.

Tanıda belli bir yöntemle deriye iğne batırılması ile uygulanan "paterji testinden" yararlanılabilir fakat bu test hastaların ancak %40'ında pozitif bulunur.

Tedavi

Behçet hastalığı için tam "şifa" sağlayacak bir tedavi bulunmamakla birlikte, uygun ilaçlar ile çoğunlukla bulguları kontrol altına alabilmek mümkündür. Tedavide amaç, yakınmaları azaltmak ve sakatlık ya da körlük gibi komplikasyonları (hastalığın neden olabileceği istenmeyen durumlar) önlemektir. Hangi ilacın seçileceği ve tedavinin ne kadar süreceği hastanın durumuna bağlıdır. Bazı bulguların giderilmesi için bir kaç tedavinin bir arada kullanılması gerekebilir.

Topikal (yerel, bölgesel) tedavi: Ağrı ve raharsızlığı ortadan kaldırmak için ülserlerin üzerine inflamasyonu azaltmak için kortikosteroid ya da acıyı azaltması için ağrı kesici merhem sürülebilir. Ağız ülserleri için gargara yazılabilir.
Ağızdan alınan ilaçlar: Hastanın bulgularının şiddetine göre prednizolon gibi kortikosteroidler, azatioprin, klorambusil, siklosporin, kolşisin gibi immunosupresif (bağışıklık sistemini baskılayan) ilaçlar yazılabilir. Eğer bu ilaçlar bulgular üzerinde etkili olamazsa, siklofosfamid ya da metotreksat gibi diğer ilaçlar verilebilir.
Tedavi etkili olsa dahi alevlenmeler görülebilir

Astigmatizm Astigmat

Düzenli ve düzensiz olarak iki ana gruba yarılır. Gözün en kuvvetli ata merceği olan korneanın yuvarlak olması gerekirken oval ya da yamuk olması şeklinde özetlenebilir.

Bu şekilde nesnelerin görüntüsü görme noktası üzerine düşer, ancak bu görüntü oval ya da yamuk görüntüdedir. Aynı cismin bir kısmı net, bir kısmı bulanık olarak görünür. Beynin düzeltme mekanizmaları bozuk olan kısımları düzeltirken net olanlar bulanıklaşır ve baş ağrısı gelişir. Astigtamtizma baş ağrısının yaygın sebepleri arasındadır.

Miyop ve hipermetrop ile birlikte görülebilir. Bir gözdeki astigmatı belirlemek için iki değer kullanılır; 1-Astigmatın yani yamukluğun büyüklüğü

2-Astigmatın yönü



Büyüklük silindirik camlarla düzeltilir. Yönü ise astigmatın aksi olarak ifade edilir. Buraya kadar anlatılan astigmat çeşidi kendi içinde bir düzen içeren bir yamukluk olan düzenli astigmatizmayı anlatmaktadır. Burada yamulan sadece bir aksta olmaktadır. Buna düzenli astigmatizma adı verilir. Ancak gözün yapısal özelliği ya da sonradan geçirilen travma ve enfeksiyon gibi nedenlerle korneada düzensiz yamuklar gelişebilir.

Düzenli astigmatın tedavisinde birinci kademe tedavisinde ters yönde yamukluk içeren silindirik mercekler kullanılır. Bu camlar gözden bir miktar uzak olduklarından görüntüyü bir miktar bozar.

İkinci kademeyse kontakt lensler gelir. Ancak bu lenslerinde gözdeki yamukluğa uygun özel yapım lensler olması ve uygulama sorunları nedeniyle çok kolay söylenemez.

Üçüncü kademeyse Excimer Laser - wavefront tedavisi gelir. Burada korneal yamukluk laser ışınları ile düzeltilir. Düzensiz astigmatın yalnızca laser tedavisi ile düzeltilme şansı vardır.

Acil göz hastalıkları

GÖZ YARALANMALARINDA KORUNMA VE İLKYARDIM

Biliyor musunuz ki, göz yaralanmalarının (kazalarının) %90'ı önlenebilir. Yine biliyor musunuz ki göz kazalarının (yaralanmallarının) %45'ı ev oritamında olur. İster evde, ister okulda, ister işte, ister oyunda, nerede olursanız olun, görmenizi koruyacak her önlemi almalısınız. Bu küçük broşürde, gözlerinizi yaralanmalardan korumak için bazı öneriler vereceğiz. Elbette bir kaza olduğunda sorunu tek başınıza çözemeyebilirsiniz. 0 durumda en yakınınızdaki hekime başvurmanız gerekecektir. İlk yardım yapıldıktan sonra sorununuzu hekiminizle paylaşabilirsiniz.

Göz Yaralanmasından Korunma

Göz yaralanmasına bağlı görme kaıyıplarını önlemede ilk ve en önemli adım yaralanmayı engellemektir.

Evde ne yapalım?

Günlük yaşantımıızda kullandığımız pek çok madde gözle değdiğinde ciddi yanmalarlyanıklar yapar. 0 nedenle; spreyleri kullanırken (saç spreyi, sprey deodorant, spreyli temizlik araçları) Çok dikkatli olun ve gözünüze gelmemesi için çıkış deliğini dışarıya ve göz seviyesinden aşağıya ayarlayın.



* Kimyasal sıvılar , deterjanlar, amonyak türü maddelerin (temizlikte ve diğer amaçla kullanın) kulianma kılavuzlarını dikkatlice okuyun. Her kullarııştan sonra ellerinizi iyice yıkayın ki, göze bulaşma olmasın.

*Yağda kızartma yaparken, kızgın yağın sıçramasını önlemek için tencere ve tavaya kapak kullanın.

* Çok kuwetli kimyasal kullanmanız gerektiğinde göze teması engellemek için gözlük {mümkünse özel gözlük) kullanın..

*Güneş lambaları (ultraviyole) kullanırken opak camlı gözlük kullanın.

*Özellikle çocuklar çevrede iken bıçak, çatal gibi araçların kullanımına özen gösterin.

İşyerinde

Pek Çok cisim ummadığımız şekilde uçarak gözünüze çarpabilir ve göze zarar verir.

*İşinizde metal ya da diğer parçacıkların göze çarpma riski varsa (marangoz, demirci) mutlaka özel iş gözlüğü kullanmalısınız.

*Kaynağa bakmak çok tehlikelidir. İşiniz bunu gerektiriyorsa özel gözlük kullanmalısınız.

*Tanımadığınız bir aleti kullanırken mutlaka kullanım kılavuzunu okumalı ya da yardım istemelisiniz.

*İşe başlarken "gözlerimi uçan parçacıklardan, dumandan, tozdan nasıl korurum?" diye düşünmelisiniz.

Çocuklarla

Uygun biçimde kullanimazsa pek çok oyun ve oyuncak göze zarar verebilir

*Çocuklara oyuncak seçerken yaşlarını ve sorumluluk alma derecelerini gözönünde bulundurun. Özellikle çat- pat, dart ve oyuncak tabancaları satın almayın. Ayrıca çocukların kağıt külah içinden üfleyerek uzağa fırlattıkları kağıt parçaları ile oluşturdukları bir oyun ülkemizde çok yaygındır. Bu kağıt parçalarının içine iğne koyabilmektedirler. Bu çok tehlikelidir. Bu oyunu yasaklamalısınız.

*Çocukların tehlikeli bir oyun oynadıklarını gördüğünüzde bunları engellemelisiniz: Kartopu gibi, sönmemiş kireç kalıntılarına taş atmak gibi, şişelerle koşmak gibi.

*Çocuklara makas gibi, kalem gibi tehlikeli olabilecek cisimleri nasıl kulianacaklarını öğretmelisiniz.

Bahçede/Tarlada

*Buğday başakları da dahil pek çok bitki çarptığında göze zarar verir. Özellikle dikenleri varsa. AIçak dallı ağaçların yanında dikkatli olunmalıdır.

*Odun kırma işlemi, fırlayan parçacıklar nedeniyle önemli bir yaralanma nedenidir. Özel dikkat belki de gözlük takılması gereklidir.

Havaifışek

Havaifişekler her yaş grubu için çok önemli bir göz yaralanması nedenidir.

*Patlayıcı olan türleri kullanılmamalıdır.

*Çocukların havaifişek ile ilişkisi olmamalıdır.

*Havaifışek atılırken yakınında olunmamalıdır.

Tüm öneriler bir uzun listeden kısa bir derlemedir. Biliniz ki; bir işi yaparken "gözü nasıl korurum?"diye düşünmeniz bile yeterli ve önemli bir önlemdir.

İLK YARDIM

İlk yardım ve hemen sonrası gerekli yere başvuru önemlidir.

Göze Birşey Kaçtığında

Asla gözünüzü oğuşturmayın. Üst göz kapağını kirpiklerden tutarak alt göz kapağının derinliklerine kaçan kaçan cismi hareket ettirecek ve birkaç kez göz kırpmak ile cisim gözden çıkacaktır. Gözlerinizi açıp soğuk suyla gözü yıkamanız da yararlı olur. Eğer çıkaramazsanız, uğraşmayın ve hekime başvurun.

Göze Sert BIr Çarpma Olmuşsa

*Ağrı ve şişmeyi önlemek için hemen, 15 dakika süreyle soğuk baskı uygulayın (buz ya da soğuk suya batırılmış havlu ya da bez parçası ile).

Göz ya da Kapaklarda Kesi Varsa

*Gözü gevşek olarak bandlayın ve hemen hekime başvurun. Asla baskı uygulamayın, gözü oğuşturmayın.

Kimyasal Yanıklar

Gözü hemen suyla yıkayın. Bu sırada göz kapaklarını açmanız gerekir. Başı temiz bir su kaynağının (kabın) içine sokup gözlerinizi açarak da yapabilirsiniz. Bu işlem en az 15 dakika sürmelidir. Bu arada gözün oynatılması (sağa-sola, yukarı-aşağı), iyice yıkanmasını sağlar. Kapama uygulamayın. Yıkadıktan sonra hekime başvurun.

UNUTMAYIN erken, doğru tedavi ile görme korunur ancak yine unutmayın ki, korunma ve ilk yardım Çok daha önemlidir.

Arpacık

TANIM:

Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler "dış" arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, "meibom bezleri" denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da "iç" arpacığa neden olur.

Sık karşılaşılan bir sorundur. Nadiren cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir.

Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunların etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.



Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.

Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir

Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül(ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabın boşalmasını sağlamaktır. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.

İç arpacığın tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama kalın gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun üstesinden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağının altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişimle çıkarılabilir. Lokal anestezi altında gözkapağı dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır. Kepeğin önlenmesi de önemlidir, çünkü arpacıkta rolü olduğu düşünülmektedir. Neden blefarit, yani gözkapağı iltihabı ise, uzun süreli antibiyotik tedavisi ve hafif kortizonlu damlalar etkili olabilir.
Birçok vakada neden bilinememektedir.

Cassini'den Satürn'ün uydusuna yakın bakış


Satürn'ün çevresinde 4 yıldır dönmekte olan Cassini uzay aracı, gezegenin ayı Enceladus'un yakınından geçerek, uydunun püskürttüğü buz gayzerlerini gözlemledi.

Enceladus'un yüzeyine 50 km kadar yaklaşan Cassini, gök cisminin "kaplan çizgileri" adı verilen güney kutbundaki gizemli çatlaklardan 160 kilometre kadar yükseğe fışkıran buz parçacıklarını inceleme olanağı buldu.

Satürn'ün uydularından bu küçük ayın yüzeyinde su, hatta okyanus bulunabileceğini düşünen bilim adamları, Enceladus'daki bu gayzer faaliyetinin nedenini anlayabilmeyi istiyor.

Dünyadan bir milyar kilometre uzakta bulunan Cassini, bilim adamlarının manevrasıyla 500 kilometre çapındaki Enceladus'a 50 kilometre yaklaşarak, buz parçacıklarından örnekler de topladı.

Buz parçacıklarının insan saç teli kadar ince olduğunu ve tepkiyen gazın şiddetiyle saatte bin 300 kilometre hızla yüzeyden uzaya doğru püskürdüğünü belirten araştırmacılar, Satürn'ün halkasının kaynağı olduğunu düşündükleri bu parçacıkların Cassini uzay aracı için bir tehlike yaratmadığını kaydettiler.
Kaynak : www.cnnturk.com

Bilim adamları, Enceladus'tan iki ayrı tipte parçacık püskürdüğünü, bunlardan birisinin saf sudan buz, diğerinin de buzla karışık başka maddeler olduğunu belirterek, Enceladus'tan fışkıran gayzerlerin de su buharı ile karışık karbondioksit, metan, biraz amonyak, karbonmonoksit veya nitrojenden oluştuğunu tahmin ediyorlar.

Microsoft'tan üç yeni ürün


Microsoft Türkiye, ''dünyanın en gelişmiş sunucu işletim sistemi'' Windows Server 2008, SQL Server 2008 ve VisualStudio 2008'i İstanbul'da tanıttı.

"Kahramanlar Aramızda" teması ile yapılan tanıtımda konuşan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, işletmelere akıllı gelecek nesil, bütünleşik ve verimli bir platform yarattıklarını belirterek, "Üç üründen oluşan dinamik platform, büyük veya küçük tüm işletmelere en gelişmiş ve güçlü bilişim teknolojisi altyapısını kuruyor" dedi.

Windows Server 2008'in, SQL Server 2008 ve Visual Studio 2008 ile birlikte hızlı geliştirme ve güçlü kullanıcı deneyimi, işletmelerin CRM ve ERP gibi alanlardaki uygulamalarına yüksek verimlilik kazandırdığını kaydeden Arkan, aynı zamanda tüm iş uygulamalarının "yeni kuşak" internet ve çalışma ağı uygulamalarıyla birlikte çalışmasına imkan vererek günümüzün bilişim kahramanları için sağlam, güvenli, güvenilir ve uyumlu, birlikte çalışabilir bir ortam sağladığını dile getirdi.

Arkan, "Bu ürünler şirketlerimizin Türkiye için daha fazla değer üretmesine ve ekonomideki verimliliğin artmasına ciddi bir katkı oluşturacaklar. Türkiye'nin bilişimle kalkınmasına büyük destek sağlayacaklar" diye konuştu.

Microsoft International Başkan Yardımcısı ve Microsoft Ortadoğu ve Afrika Başkanı Ali Faramawy da sunulan platformun, iş zekası, sanallaştırma, bilgi koruma, güvenlik, veri denetimi ve internet özellikleri ile bilişim teknolojilerindeki hızlı dönüşüme katılmaları için işletmelere sağlam bir altyapı sunduğunu belirterek, "Yeni ürünlerimizin kazandıracağı altyapı sayesinde artacak verimlilik ve rekabet avantajının Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ekonomilerine çok ihtiyaç duydukları bir ivme kazandıracağına inanıyorum" dedi.

Yeni uygulamalar için yeni platform

Verilen bilgiye göre, Windows Server 2008, SQL Server 2008 ve VisualStudio 2008 ile birlikte en zorlu iş uygulamalarını yaratmak ve kullanmak için daha güvenli, daha dayanıklı ve esnek bir platform sunuyor.

Yeni sunucu, yazılım geliştiricisi ve bilgi tabanından oluşan bu platformun sunduğu zengin kullanıcı deneyimi ile uygulamalar kolayca kurulabilir ve yönetilebilir hale geliyor.

Windows Server 2008, özellikle çalışma ağı kullanımı, ileri güvenlik özellikleri, uzak uygulamalara erişim, merkezi sunucu yönetimi, performans ve dayanıklılık izleme araçları, geliştirme ve dosya sistemi konularında üstün bir performans sergileyerek, işletmelere ciddi bir verimlilik artışı getiriyor.

Windows Server 2008'in içinde kurulu olarak gelen Hyper-V Sanallaştırma teknolojisi ile işletmelerin sistem değişiklikleri fiziksel ortamdan soyutlanıyor ve "sanal bir platform" yaratılıyor.

Microsoft SQL Server 2008 ise, Microsoft'un veri platformları için getirdiği "Her Yerde, Her Zaman, Sizin Veriniz" vizyonunda ileriye doğru atılmış çok önemli bir adım oluşturuyor.

Sistemin bir parçası olan Visual Studio 2008 ise, yazılımcıların yüksek kalitede ve zenginlikte sonuçlar veren, birbirleriyle bağlantılı uygulamalar geliştirmesini mümkün kılıyor ve kurumların doğru ve etkin kararlar almalarını sağlayacak bilgiye ulaşarak analiz etmeleri için gerekli altyapı ve araçları sunuyor.

2007'nin en iyi oyun yapımcıları açıklandı

Gamasutra'nın ortak olduğu Game Developer dergisi 2007 yılının en iyi 20 oyun yapım firmasını açıkladı.

Liste hazırlanırken ABD, İngiltere ve Japonya'nın haftalık en çok satılan oyunlar listesi baz alındı.

İşte oyun dünyasının en iyi 20 yapım firması ve oyunları:

1. Nintendo Kyoto (Brain Age, Wii Play)
2. Infinity Ward (Call Of Duty 4: Modern Warfare)
3. Blizzard Entertainment (World of Warcraft: The Burning Crusade)
4. Electronic Arts Canada (FIFA Soccer 08, NBA Street: Homecourt)
5. Valve (Portal, Team Fortress 2)
6. Konami Japan Studio (Winning Eleven: Pro Evolution Soccer, Dance Dance Revolution Universe)
7. Insomniac Games (Ratchet & Clank Future)
8. Capcom Osaka Studio (Lost Planet: Extreme Condition, Monster Hunter Freedom)
9. Electronic Arts Tiburon (Madden NFL 08, NASCAR 08)
10. BioWare Edmonton (Mass Effect, Jade Empire: Special Edition)
11. Bungie Studios (Halo 3)
12. Ubisoft Montreal (Assassin's Creed, Naruto: Rise Of A Ninja)
13. 2K Boston [& Australia] (BioShock)
14. Harmonix (Rock Band)
15. Bandai Namco Tokyo (Ace Combat 6: Fires Of Liberation, Beautiful Katamari)
16. Square Enix Tokyo (Final Fantasy VII: Crisis Core, Front Mission DS)
17. Game Freak (Pokemon Diamond / Pearl)
18. Epic Games (Unreal Tournament 3, Gears Of War PC)
19. Hudson Soft (Mario Party 8, Mario Party DS)
20. Neversoft (Guitar Hero III, Tony Hawk's Proving Ground)

Kaynak : www.cnnturk.com

İnternet düşmanı ülkeler açıklandı

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, 2008 yılı itibariyle internet düşmanı ilan ettiği ülkeleri açıkladı.

Listede 15 ülke yer alıyor. Ülkelerin 1'i Amerika'dan 1'i Avrupa'dan, 9'u Asya'dan, 4'ü ise Afrika'dan.

2006'da açıklanan listede olmayan Zimbabwe ve Etiyopya'da artık internet düşmanı listesinde sayılıyor.

İşte internet düşmanı ülkeler listesi:

Beyaz Rusya - Burma - Çin - Küba - Mısır - Etiyopya - İran - Kuzey Kore - Suudi Arabistan - Suriye - Tunus - Türkmenistan - Özbekistan - Vietnam - Zimbabwe.

Örgüt tarafından internet düşmanı ilan edilmemiş ancak gözetim altında bulunan ülkeler ise şöyle:

Bahreyn - Eritre - Gambiya - Ürdün - Libya - Malezya - Sri Lanka - Tacikistan - Tayland - Birleşik Arap Emirlikleri - Yemen.

Uzay yürüyüşünde Dexter'ın elleri takıldı

Amerikan Endeavour uzay mekiğinin iki astronotu, Japon laboratuvarı Kibo'nun bir bölümünün Uluslararası Uzayİstasyonu'na (ISS) montajını bitirip robot Dextre'ın ellerini taktıktan sonra istasyona geri döndü.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), astronotlar Rick Linnehan ve Garret Reisman'ın, Japon laboratuvarının ilk bölümünü ISS'e yerleştirmek için 7 saati aşkın süre boşlukta çalıştığını bildirdi.

Japon uzay ajansının "mikro-gravite" alanında araştırma yapacak bu modülünün montajıyla Japonya da ABD, Rusya ve Avrupa ile birlikte ISS'te söz sahibi olacak.

Avrupa uzay ajansının araştırma modülü Columbus geçenay ISS'e monte edilmişti. Japonca "umut" anlamına gelen Kibo, Amerikan, Rus ve Avrupa laboratuvarlarından çok daha geniş.

Kibo'nun montajı tamamlandığındayörüngedeki ISS'in temel inşası da tamamlanmış olacak.

Dextre'ın elleri takıldı

Endeavour uzay mekiğinin astronotları bugün yaptıkları uzay yürüyüşü sırasında dev uzay robotu Dextre'ın da ellerini taktılar.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ISS program müdürü Mike Suffredini, astronotlar Kanada yapımı 200 milyon dolar değerindeki robotun ellerini takarken, yerdeki mühendisler de dev robotun elektrik sisteminde ortaya çıkan sorunun giderilmesi için bir yazılım yaması hazırlamakta olduklarını belirtti.

Suffredini, mühendislerin en kısa sürede gerekli yamayı hazırlayacaklarına ve arızanın uzun süre devam etmesi sonucu robota zarar vermesine engel olacaklarına inancının tam olduğunu kaydetti.

Dextre adı verilen dev robotun eklemlerini, kollarını ve elektronik parçalarını ısıtmak için elektrik enerjisine gereksinimi bulunuyor, aksi taktirde 200 milyon dolarlık makine günlerce soğuk durumda kalırsa, önemli hasar görebilir.

Yerdeki mühendisler gerekli yazılımı yetiştiremezlerse astronotlar bir uzay yürüyüşüyle Dextre'ı demonte edecek ve parçalarını ISS'in içine koyacaklar, böylece robot ısıtılmak zorunda kalmayacak.

Kaynak : www.cnnturk.com

NASA "Bir cisim gördük"


Endeavour uzay mekiğinin kalkışı sırasında görülen esrarengiz 'cisim' endişe yarattı

Endeavour uzay mekiğinin dün kalkışı sırasında esrarengiz bir cismin çarpmış olması ihtimali, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) mühendislerini yine zor durumda bıraktı.

Uzay mekiklerinin daha önceki kalkışları sırasında da yaşanan bu durum karşısında şaşkınlıklarını gizlemeyen Texas'ın Houston kentindeki Johnson Uzay Merkezi yetkilileri, fırlatmadan 10 saniye sonra kamera ile tespit edilen cismin ne olduğu veya büyüklüğü konusunda yorum yapmayı reddederken, bu esrarengiz cismin mekiğe çarpıp çarpmadığından emin değiller.

Bu arada, yarın TSİ 05.25'te Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile kenetlenmeye hazırlanan Endeavour astronotları da mekiğin termal kalkanında olası hasar incelemesi yaptılar.

Görüntüleri izleyen uçuş müdürü Mike Moses basına yaptığı açıklamada, cismin mekikten bir parça olmadığını düşündüğünü ve bunun mekiğe çarpıp çarpmadığını belirlemenin mümkün olmadığını belirterek, uzmanların esrarengiz cismin görüntülerini analiz etmelerini beklemenin gerektiğini kaydetti.

Moses, cisim mekiğe çarpmış olsa bile Endeavour'un kalkışının hemen başında ve hızının göreli olarak düşük olduğu için fazla hasar veremeyeceğinin altını çizdi.

Birisi Japon 7 astronotla önceki gün fırlatılan Endeavour uzay mekiği, UUİ'nin inşasının son halkası Japon yapımı Kibo laboratuvarının ilk unsurunu taşıyor

Kaynak : www.haberturk.com

Bu işyerinde video izlemek yasak!

Mesai saatlerinde MSN, Facebook, Youtube gibi sitelere girenler yandı YouTube'a erişim şirketlerin internet bağlantılarında aşırı trafiğe neden olması nedeniyle engelleniyor.!

İnternet erişiminin işyerindeki verimliliği düşürdüğü konusu ilk defa seslendirilmeye başlanalı on yılı geçti. Hatta Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından Sabancı Holding’in de aralarında olduğu pek çok şirket grubu, kendi ağlarından YouTube, Facebook gibi sitelere erişim olanağı vermiyor.
YouTube'da en fazla izlenen amatör videolardan birisi de "I got a crush on Obama (Obama'ya tutuldum)" başlığını taşıyor. (Fotoğraf: YouTube)


MSN Messenger gibi anlık bilgi paylaşımını getiren programlara ise sınırlı oranda kullanım imkânı veriliyor. MSN ile başlayan çalışanların erişimlerinin denetlenmesiyle ilgili süreçte, bu defa sıra çalışanların video izlemesine geldi. YouTube gibi sitelerdeki düşük kaliteli video klipler bile işyerindeki verimliliği düşürmeye yetiyor ama tek sorun bu da değil. Çok yüksek oranda bant genişliği harcanması dolayısıyla online video erişimi özellikle küçük işyerlerinin internet kullanım hacmini büyük ölçüde baltalıyor.Kaba bir hesapla, ortalama bir video dosyası, herhangi bir ses dosyasından en az yedi kat, ortalama bir elektronik postadan ise 200 kat daha fazla hacim kaplamakta.Geçen ay internet izleme ölçümleri yapan Nielsen Online tarafından yayınlanan bir rapora göre videoların en yoğun izlendiği saatler hafta içi 12:00 ile 14:00 arası.VİDEODA DÜNYA REKORUComScore internet trafik izleme şirketinin belirttiğine göre Aralık 2007'de dünyada 10 milyardan daha fazla video izlendi ki bunun bir dünya rekoru olduğunu belirtmek gerek. Bu hacim içinde, işyerlerinden seyredilen videoların kesin oranı bilinmemekle birlikte, yüzde 50 gibi makul bir varsayım bile işgücü ve kaynak maliyeti açısından işyerlerinin ne tür bir kayıp rakamıyla karşılaştığı hakkında bir fikir veriyor.Kar amacı gütmeksizin çalışan hayır kuruluşlarının çalışanları da günün büyük bir kısmını video seyrederek geçirince artan Internet trafiği normal işleyişi bütünüyle durdurabiliyor. Söz gelişi Kaliforniya San Jose'deki Katolik hayır kurumları bile 'internet kullanımında kısıtlamalara' gitmek zorunda kaldılar.BLOKE ETMEK ZOROnline video erişimini bloke etmek kolay bir iş değil. Giderek artan sayıdaki internet kullanıcısının giderek artan çeşitlilikte ve daha fazla kapasite kullanımını gerektiren Internet kanallarını kullanmaya başlaması nedeniyle bilgi işlem yöneticileri kendi ağları üzerinde filtreler oluşturmakta giderek daha fazla zorlanıyorlar. Buna ek olarak, yapılan işin gereği online video seyredilmesi gereken işyerlerindeki çalışanların hangi videoları iş için hangi videoları kendi kişisel amaçları için izlediklerini tespit etmek de neredeyse imkansız. Bu karışıklığa çare üretmek konusunda çalışan bazı küçük yazılım şirketleri ise, video içerik analizi üzerinden çalışacak bir takım filtre yazılımları geliştirmeye çalışıyor. Çalışanları bir şeylerden 'alıkoymaya' ve onların 'neler seyrettiklerini' izlemeye yönelik girişimler her ne kadar etik tartışmaları beraberinde getirse de şirket kaynaklarının verimli kullanılması ve israfın önlenmesi gibi 'ulvi' amaçlar söz konusu olduğunda yöneticilerin önünde pek fazla seçenek kalmadığını söyleyebiliriz.

Kaynak : www.haberturk.com

Telefon değil servet


Bu telefon tam 1 milyon 600 bin dolar!

İngiltere'nin başkenti Londra'da önceki gün sergilenen 1 milyon 600 bin dolarlık cep telefonu, dünyanın en pahalı telefonu olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. GoldVish firmasının koleksiyonunda yer alan hançer kabzası şeklindeki telefon, "Tek Numune" adıyla sergilendi. Telefonun 150 gramlık kabı için 18 ayar tek parça altın kullanıldı. Üstü elmas parçaları ile süslenen telefonun sarı, beyaz ve gül kırmızısı versiyonları bulunuyor.

Kaynak : www.haberturk.com

Pioneer plazma üretimini durduruyor


Sebebi hedeflenen maliyetli plazma paneli rekabetini sürdürmenin zor olduğu...

Japon elektronik şirketi Pioneer plazma paneli üretimini durduruyor. Pioneer’dan yapılan açıklamada, şirketin, hedeflenen satışlarda maliyetli plazma paneli rekabetini sürdürmenin zor olacağına karar verdiği belirtildi. Pioneer’ın kararı, Japonya’daki flat panel faaliyetlerindeki son sarsıntı olarak değerlendiriliyor. Geçen ay Sony ve Sharp’ın birlikte hareket edeceği, likid kristal ekran (LCD) üretmek için Sony’nin Sharp’ın fabrikasına yatırım yapacağı belirtilmişti. Sony firması da LCD panelleri Samsung’dan alıyor.

Kurtlar Vadisi'nde kıyamet koptu

Kurtlar Vadisi'de merakla beklenen buluşma gerçekleşti. Polat İhtiyarla buluştu. Memati'nin akıbeti ne olacak?

İNTERNETHABER

Ve kıyamet koptu... Önce Polat uzun süredir merakla beklenen buluşmayı gerçekleştirdi... O meşhur ama meçhul ihtiyarlarla buluştu. Ardından da izleyenlerin dahi hayal edemeyeceği bir teklifle karşılaştı.

'İhtiyar'lar ellerindeki tüm gücün ve bilginin başına geçmesini istediler Polat'tan. Öyle ki Fatih Sultan Mehmet'ten Mustafa Kemal'e kadar tüm büyük devlet adamlarını kendilerinin görevlendirdiğini açıklayarak hemde. Yani DEVLET'in kendisini teklif ettiler. Polat'ın dizinin başından beri edindiği misyon itibarı ile bu teklife hayır demesi elbette olası değildi ve o da beklendiği üzere bu teklifi kabul etti.

POLAT ALEMDAR ARTIK DEVLET

Aslında son dönemde yakaladığı gerçek gündemle parelellikten biraz uzaklaştı senaryo. Dink cinayetine gönderme, misyoner cinayetleri ve Danıştay saldırısının ardından bir parça abartıya kaçtı senaristler. Ancak dizi heyacanı katlayarak fanatiklerİni ekran başında tutmayı başarıyor.

Tam 'İhtiyar'ların teklifine evet demesiyle Polat'ın hareket alanı genişledi derken dizi finaliyle herkesi gelecek bölüme kilitlemeyi yine başardı. Memati belki de tüm dizi boyunca ilk defa bu denli çaresizdi...

Dolayısı ile Memati hayranları bölüm finalinden pek hoşnut değil. Muhtemelen bu durumdan kurtulacaktır ancak Memati dizinin ilk bölümünden itibaren ilk defa bu denli ezilmiş oldu.

Netice itibarı ile gelecek bölümde merakla beklediğimiz iki yanıt var; Memati kafasına dayalı o silahtan nasıl kurtulacak? Muro beklendiği üzere ölecek mi?

Kaynak : www2.internethaber.com

Bilim dünyası bunları düşünüyor?

Bilim dünyasının en deneyimli isimleri, gelecekle ilgili en çok neyi merak ediyor bilmek istermisiniz?

İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..

KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ?

Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.
- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill

SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ?

Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .
- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger

EVREN NASIL YOK OLACAK?

13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var:

1. Çekim kuvveti büyümeyi yavaşlatacak ve evren kendi içine doğru çökmeye başlayacak.

2. Evren genişlemeye devam ettikçe soğuyarak yok olacak.

3. Varlığı tam olarak anlaşılamayan bir enerji genişlemeyi hızlandırıp evrenin yırtılmasına neden olacak.

4. “Büyük patlama” bir önceki evrendeki dengelerin bozulmasıyla ortaya çıkmıştı, bu evrendeki dengelerde bozulursa yeni bir “büyük patlama” meydana gelebilir.
- James Webb Uzay Teleskopu üzerinde çalışan astronom Dr. Maggie Aderin

GENLERE BAKIP HASTALIKLARIMIZI ÖNGÖREBİLİR MİYİZ?

Şimdiye kadar 100 kadar genin belli hastalıklara yatkınlığa işaret ettiği ortaya çıkarıldı. Gelecekte bu teknoloji sayesinde hangi hastalıklara yatkın olduğumuzu önceden öğrenip ona göre yaşamımızı şekillendireceğiz.
- Oxford Üniversitesi genetik Prof. Peter Donnelly

BÜYÜK BİR SALGIN HASTALIK OLACAK MI?

Sorunun cevabı evet... Özellikle kuş gribi gibi grip salgınları her 20-30 yılda bir ortaya çıkıyor. Salgının ortaya çıkması durumunda gerekli aşıyı geliştirmek için altı ay zaman gerekiyor.
- İngiliz Tıp Araştırma Konseyi Prof. Neil Ferguson

ROBOTLAR İNSAN ZEKASINA YAKLAŞACAK MI?

Robotlar için yapay zeka geliştirmek oldukça zor bir süreç... Beş yıl içinde sesli komutları anlayabilecek robotlar üretilecek. Önümüzdeki yüzyılda ise robotlarla sanat, felsefe hakkında sohbet edilebilecek. Ancak robotların özellikle tarım alanında iş gücü olarak kullanılacağı tahmin ediliyor.
- West of England Üniversitesi robotik uzmanı Prof. Alan Winfield

UZAYLILAR VAR MI?

Araştırmalara göre evrende başka canlıların da bulunması büyük bir ihtimal ama onlarla asla karşılaşmayabiliriz. Evrende bol bulunan hidrojen ve oksijen canlıların yaşaması için gerekli suyu sağlıyor. Ancak diğer yıldızlar bize fazla uzak olduğu için onlar bizi bulana kadar evrende yalnızız.
- Open Üniversitesi gezegen bilimcisi Prof. Colin Pillinger

56 milyon yıllık devekuşu fosili

Fransa'da 56 milyon yıllık "devekuşu" fosili Paris'in 60 km kuzeyinde bir mağarada bulundu. Paleontolog Eric Buffetaut'nun açıklamasına göre, fosil, Paris'in 60 km kuzeyinde bir mağarada bulundu. Omurganın boyutları, fosilin bugün yeryüzünde yaşayan en büyük kuş olarak bilinen devekuşu büyüklüğünde bir kuşa ait olduğunu gösteriyor.

Ancak fosili bulunan kuş, bugün kurak ortamda yaşayan devekuşundan farklı olarak, yoğun bitki örtüsüne, sıcak ve nemli iklime sahip bölgelerde çeşitli memeliler, kaplumbağalar ve timsahlarla birlikte yaşıyor ve sadece otla değil, aynı zamanda küçük hayvanlarla besleniyordu.

Benzer bir kuş fosili de 19. yy'da Reims bölgesinde bulunmuştu.
Kaynak : www.internethaber.com

Herşeyi bulan gözlük piyasada


Japon bilimadamları ev içerisinde kaybedilen hertürlü eşyayı anında bulmaya yarayan sihirli bir gözlük geliştirdi.

'Smart Goggle' adı verilen gözlük, üzerine yerleştirilen kamera ile kaybolan anahtar cep telefonu gibi saatlerce arayıp bir türlü nereye koyduğumuzu bilemediğimiz her türlü aleti hemen bulmamızı yardımcı oluyor.

KAMERA KAYDEDİYOR

Gözlüğü takan kişinin baktığı herşeyi kaydeden kamera ayrıca aletlerin isimlerini tek tek anons ederek hafızasına kaydediyor. Hafızaya kaydedilmiş olan bu eşyaların koybolması halinde arayan kişinin bu cisimlerin ismini sadece kameraya yerleştirilmiş olan mikrofona fısıldaması yeterli oluyor.

DÜNYADAKİ EN GELİŞMİŞ YAZILIM

Japon bilimadamları tarafından bulunan sihirli gözlüğün, yeni objeleri tanıyan ve tanımlayan dünyadaki en gelişmiş yazılım olduğu düşünülüyor.

Model ürün, tanıtım için piyasaya çıkarılmış olmasına rağmen çok büyük ve ağır olduğu için günlük kullanım için ne kadar kullanışlı olacağı ise merak konusu.

Kaynak : www.internethaber.com

Tek bir diskte 12.000 şarkı!

Blu-ray CD ve DVD'nin yeni veliahtı olmayı başardı. Blu-ray formatı hakkında mutlaka bilmeniz gereken detaylar burada.

DVD'nin halefi olmak için yapılan savaş sonra erdi: HD-DVD öldü, Blu-ray kazandı. Yeni formatın neler getirdiğini, cihazların ve medyaların fiyatını ve en önemlisi bu teknolojiyi satın almanın ne zaman mantıklı olduğunu birlikte araştıracağız.

Haftalar boyu dedikodusu yapıldı ve sonrasında her şey çok hızlı gerçekleşti: Toshiba şefi Atsutoshi Nishida 19 Şubat 2008'de son bir defa daha HD-DVD'nin avantajlarından bahsetti; ama her nedense geçmiş zamanda konuşuyordu. Sonrasında seneler boyu süren DVD'nin halefi olma savaşını sona erdiren nihai sözler söylendi: "Kesin pazar analizlerinin sonucunda bundan sonra HD-DVD oynatıcı, kaydedici ve PC sürücüsü geliştirmemeye, üretmemeye ve pazarlamamaya karar verdik. Firmamızı ve her şeyden önce müşterilerimizi hayal kırıklığına uğrattık. Fakat hızlı bir kararın, piyasanın gelişim sürecine çok daha yardımcı olacağını düşündük".

HD-DVD neden bu kadar çabuk öldü?

2008 Ocak ayının başlangıcında önemli bir Hollywood stüdyosu olan Warner Bros. sürpriz bir hamle ile mavi tarafa geçeceğini duyurduğunda her şey belliydi: ABD film fabrikasında üretilen sinema filmlerinin çoğu yüksek çözünürlüklü olarak Blu-ray diskler ile satılacaktı - Toshiba'nın yanında Microsoft, Intel ve HP gibi IT firmaları tarafından (bir zamanlar) desteklenen HD-DVD düşüşe geçmeye başladı. Daha sonra şubat ayında Netflix veya dünyaca tanınmış market zinciri Wal-Mart gibi büyük video mağazaları da HD-DVD'yi ürün yelpazelerinden çıkardılar. Son olarak Microsoft'un Xbox takımı bile HD-DVD'nin "tüketicilere yüksek çözünürlüklü içerik sunmanın tek yolu olmadığını" belirtme ihtiyacı duydu; format artık tutulmuyordu.

Öyle ya da böyle format kavgası endüstrinin kendisi tarafından sonlandırıldı, böylece tüketici ikilemde kalmaktan kurtuldu. Yaklaşık 1 Milyon kullanıcı (Toshiba'ya göre bunların 300.000'i Xbox 360 HD-DVD sürücüsü kullananlar) artık modası geçmiş bir cihaza sahipti, fakat Toshiba bu tüketiciler için tam destek ve servisini devam ettirecek. Karşılaştırmak gerekirse: Blu-ray oynatıcılar çoktan 10 Milyondan fazla satıldı bile. Üstelik bu sadece başlangıç.

Blu-ray'in en önemli avantaj ve dezavantajları

Blu-ray çok daha yüksek depolama kapasitesi ile (50 GB'a kadar) görüntü ve sesi yüksek çözünürlüklü olarak sunmak için ideal bir medya oluyor: Artık video sinyalleri 1920 x 1080 piksel çözünürlüğe kadar saniyede 40 MBit bant genişliği ile gösterilebiliyor (DVD: 720 x 576 piksel, yaklaşık 10 MBit/s).

Bunun dışında resim-içinde-resim, internet bağlantısı veya daha iyi menüler gibi yeni fonksiyonlar mevcut. Blu-ray ses konusunda da bir adım öteye gidiyor: "Dolby True-HD ve "DTS-HD Master Audio" gibi ses standartları sayesinde orijinal müzik ve sesler, uyumlu ses sistemleri ile kayıpsız bir şekilde aktarılabiliyor.

Film medyası olarak DVD ile karşılaştırıldığında Blu-ray'in bir dezavantajı var: Yeni oynatıcıların yanında HD keyfine varabilmek için HDMI bağlantısı ile donatılmış bir televizyona (veya projektöre) ihtiyacınız var. Zira genel olarak kopya koruması ile donatılmış Blu-ray filmleri yüksek çözünürlükte seyretmek için bunlar şart.

Aynı durum PC'de Blu-ray oynatımı için de geçerli. Burada da bağlı TFT monitör HDCP (High-bandwidth Digital Content Protection) şifreleme sistemini desteklemeli ve HDMI veya DVI bağlantısına sahip olmalı. Bu şartları ise sadece 24 inçten itibaren yeni çıkan ekranlar sağlıyor. Ayrıca ekran kartınız da HDCP'yi desteklemeli: Sapphire Radeon HD 2400 Pro gibi uygun fiyatlı modelleri 45 Dolar'dan itibaren bulabilirsiniz.

Blu-ray oynatıcı ve filmlerin fiyatı ne kadar?

Blu-ray piyasada halen çok yeni, 100 YTL civarı bir fiyattan bulabileceğiniz DVD çalarlar ile karşılaştırıldığında Blu-ray oynatıcılar çok pahalıya kaçıyor.

Giriş seviyesi Blu-ray oynatıcı olarak Philips BDP 7200n, Samsung BD-P1400 veya Sony BDP-S300E (yaklaşık 530 Dolar) modellerini tavsiye edebiliriz; Pioneer BDP-LX70 (yaklaşık 2.100 Dolar) gibi üst seviye modellere yaklaştığınızda çabucak 1.500 Dolar sınırını aşmış oluyorsunuz.

Fakat açık arayla en çok yaygın Blu-ray oynatıcı ise tamamen farklı bir cihaz: Sony PlayStation 3. PS3'ü "çocuklar için oyun konsolu" olarak gören HD fanları çoğunlukla şu önemli avantajı göz ardı ederler: Dünya çapında o kadar fazla kullanıcısı var ki, Sony tarafından firmware güncellemeleri ile sürekli optimize ediliyor ve fonksiyonel olarak genişletilebiliyor. Bu yüzden PS3 en uyumlu ve geleceği en parlak Blu-ray oynatım istasyonu olma unvanını kazanıyor. Sadece iki dezavantajı var: PS3 Blu-ray oynatırken yaklaşık 200 Watt güç harcıyor (saf Blu-ray oynatıcılar 80 Watt ile yetinebiliyor). Ayrıca oynatım sırasında çıkardığı 2,0 Sonelik ses ile biraz gürültülü.

Sinema filmlerini karşılaştırdığımızda oynatıcılarda olduğu gibi devasa farklar söz konusu değil: Tipik bir Hollywood filmi Blu-ray ile 40-46 Dolar civarında iken DVD seçildiğinde fiyat aralığı 20-30 Dolar arasında oluyor. Yani HD filmler seçildiğinde fiyat farkı oynatıcılarda olduğu gibi yüksek olmuyor.

Blu-ray sürücüler ve boş medyalar ne alemde?

PC tarafına bakıldığında bazı şeyler değişmiş gibi gözüküyor: Uzun süredir pahalı olan dâhili Blu-ray sürücü fiyatları şu sıralar düşüşe geçti. Pioneer BDC-202 veya Lite-On DH-401S gibi Blu-ray'i sadece okuyabilen sürücüleri (BD-ROM) 200 Dolar civarında bulmak mümkün.

Buna karşın Blu-ray yazıcıların (BD-R/RE) fiyatı neredeyse iki katı. Lite-On LH-2B1S veya LG GGW-H20L gibi sürücülerin fiyatı yaklaşık 400 Dolar; LG'nin yazıcısının HD-DVD'leri de oynatma gibi bir artısı var. Uygun BD boş medyaları da dört çeşit: Bir kez yazılabilir (BD-R) ve birden çok kez yazılabilen (BD-RE) medyalar ve bunların 25 veya 50 GB kapasiteli sürümleri... Şubat ayında Blu-ray medyaların yaklaşık fiyatları şu şekildeydi:

BD-R 25 GB: 13 Dolar
BD-R 50 GB: 38 Dolar
BD-RE 25 GB: 18 Dolar
BD-RE 50 GB: 60 Dolar


Fiyatlandırma stratejisine bakarsak Blu-ray sürücülerin yaygınlaşmasının neden şimdiye kadar sürdüğü anlaşılıyor: Özellikle 50 GB'lık boş medyalar halen çok pahalı. Mobil sabit diskler çok daha fazla kapasite sunuyor ve GB başına maliyetleri daha düşük (ayrıca fiyatları sürekli olarak düşüyor). BD medyalarının normal kullanıcıya kadar ulaşması için BD medya üreticileri fiyatları yaklaşık onda bir oranında düşürmeliler. Dolayısıyla boş medya tarafında sonuç çok basit: Beklemek!

Artık DVD film almaktan vazgeçmeli miyim?

Hayır... DVD filmler Blu-ray filmlere göre halen çok daha ucuz ve seçim imkânı çok daha geniş: Şu an Amazon'da 600 Blu-ray film mevcut, 100.000'in üzerinde de DVD. Ayrıca birçok DVD prodüksiyonu halen yüksek görüntü ve ses kalitesi sunuyor. Öyle ki, HD içerikle doğrudan karşılaştırıldığında aradaki farklı anlayabiliyorsunuz.

Üstelik tüm Blu-ray çalarlar DVD'lerle de baş edebiliyor ve "eski" DVD çözünürlüğünü (PAL/"Standart Definition") HD televizyonlarda çok güzel gösterebiliyor. Eğer en çok sevdiğiniz film Blu-ray olarak çıkmış ve sizin de evinizde gerekli donanımınız varsa durum farklı gözüküyor: Zira kural olarak filmin Blu-ray sürümü ile oluşan fiyat farkı ekstra özellikler, daha iyi ses ve detaylı görüntü ile dengeleniyor.

Blu-ray cihazı alırken nelere dikkat etmeli?

Salt Blu-ray oynatıcı alırken en önemli kıstas donanım oluyor. Blu-ray oynatıcınızın mümkün mertebe HD televizyonunuza uyum göstermesine dikkat edin: FullHD bir ekran ("HD ready 1080p" logosu ile), tüm Blu-ray oynatıcıların destekliği 1080p çıkış formatına tam destek verir.

Bu durum 24p oynatım modu için de geçerli. Bu mod sayesinde orijinal sinema kalitesinde görüntü elde edersiniz. Ses formatlarında ise BD oynatıcının birçok ses standardını çözümleyebilmesi önemlidir: Dolby True-HD ve DTS-HD Master Audio gibi yeni codec'lerin desteklenmesi önemli.

Dikkat: DVD'lerde olduğu gibi ne yazık ki Blu-ray disklerde de bölge kodu koruması var. Dolayısıyla Amerika'dan satın aldığınız bir Blu-ray diski Türkiye'de oynatamazsınız.

Salt oynatıcılarda önemli olan bir diğer kıstas da desteklenen Blu-ray sürümüdür: Şu sıralar kafa karıştırıcı bir biçimde 1.0 (BD-Video), 1.1 (Bonus View) ve 2.0 (BD Live) gibi farklı sürümleri destekleyen oynatıcılar piyasada dolaşıyor... 1 ile başlayan sürümler teknik olarak eskidir, ne kadar düşük fiyata satılsalar da bu oynatıcılardan uzak durmalısınız. 1.1 sürüm Blu-ray oynatıcılar, film yönetmeninin videolu yorumunu aynı ekranda göstermeyi sağlayan resim-içinde-resim özelliğini destekler. En güncel 2.0 sürümü ise internet bağlantısını destekliyor ve bu sayede fragman, alternatif film sonları veya aktörlerle ilgili güncel haberler gibi ekstra materyaller internetten indirilebiliyor.

Peki ama şimdi mi satın almalı yoksa biraz daha beklemeli mi?

Bizim tavsiyemiz: Sabredenler özellikle BD-Live destekleyen cihazlarda büyük fiyat düşüşlerine şahit olacaktır.

Blu-ray kopya koruması gerçekten kırıldı mı?

Bunun cevabı ancak "ne evet ne de hayır" olabilir, zira Blu-ray üç farklı kopya koruması kullanıyor: En çok tanınanı AACS (Advanced Access Content System). Bu koruma sayesinde içerik sadece HDMI (veya HDCP destekli DVI portundan) bağlantısı üzerinden oynatılabiliyor.

AACS genel olarak kırılmış değil, ama internette AnyDVD HD gibi sürekli güncellenen hacker araçları her disk için AACS korumasını devre dışı bırakabiliyor ve böylece Blu-ray filmler sorunsuz bir şekilde PC'nin sabit diskine kopyalanabiliyor. Sonrasında PowerDVD Ultra (7.3.3319 sürümüne kadar) veya Nero ShowTime HD gibi yazılımsal oynatıcılar, diskteki filmleri okuyabiliyor. İkinci kopya koruması olan bölge koduyla da AnyDVD neredeyse baş edebiliyor. Yine de bu koruma filmin DivX HD gibi farklı bir formata dönüştürülmesine engel oluyor. Fakat bu durum ancak boş Blu-ray medyaların satın alınmayacak derecede pahalı olduğu sürece "rahatsız edici" olacaktır.

DVD'lerde olduğu gibi, kopyalanma dalgasına kapılmamak için Blu-ray üreticileri bir arka kapı oluşturmuş durumdalar: Bazı şartlar altında çalıntı kopya oynatan cihazlar internet veya özel bir kara liste sayesinde "yasak" cihazlar arasına alınabiliyor ve yeni çıkan Blu-ray diskler ile kilitlenebiliyor. Yani çalıntı kopya oynatırsanız bu sizin son Blu-ray oynatışınız olabiliyor. Şu ana kadar bu yöntem kullanılmadı ve kullanılmayacak gibi gözüküyor. Zira bu yöntem ile "güvenilir" cihazlar da yanlışlıkla kilitlenirse bu durum Blu-ray'in popülaritesi için resmen bir zehir etkisi yaratır.

HD kaynağı olarak internet, BD'den daha mı iyi?

Belki gelecekte... Ama önümüzdeki birkaç sene için henüz değil. Zira internet, Blu-ray ile kalite kulvarında kapışabilecek bir HD içeriği sunamıyor. 50 GB'lık film içeriğini şu anki DSL hızları ile indirmeye çalışanlar elbette vardır. Ama sabredemeyenler iTunes'daki HD fırsatları veya yakın zamanda YouTube ile yetinmek zorunda kalacaktır. Kısacası en yüksek görüntü ve ses kalitesini şu an için sadece Blu-ray sunuyor.

Kaynak : www.internethaber.com

Cepte Türkçe karakter müjdesi

Cep telefonlarında karakter çilesi sona eriyor. Artık mesaj çekerken hem kafanız hem cebiniz rahatlayacak.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Hollanda'da yaptığı açıklamada Türkçe harflerin cep telefonlarında tanınmasının kabul edildiğini bildirdi.

Yıldırım, Lahey'de basın mensuplarına yaptığı açıklamada, uluslararası cep telefonları üreticileri birliğinin, geçen ay Meksika'da yaptığı toplantıda, ç, ş, ü ve ı gibi Türkçe karakterlerin cep telefonlarında tanınmasını benimsediğini belirtti.

Bakanın verdiği bilgiye göre, bundan böyle üretilen bütün cep telefonlarında Türkçe harfler yer alacak. Cep telefonlarında halen Türkçede kullanılan harflerin tamamı olmadığı için, Türkçe geçilen mesajlarda daha fazla ücret alındığını anımsatan Yıldırım, kabul edilen bu kararla Türkçe olarak mesaj geçmek isteyen herkesin önemli oranda tasarruf sağlayacağını anlattı.

İlk cep telefonu hayatımıza girdiğinden bu yana bunun yapılması gerektiğini belirten Yıldırım, "Biz bu dönemde bir başardık. Bunu hala birçok ülke başarmış değil. Örneğin İspanyollar da uğraşıyor, Araplar da. Ama henüz başaramadılar" dedi.

İşletmelere en güçlü destek

Microsoft'tan 3 lansman bir arada. Microsoft Türkiye, sunucu işletim sistemlerinde yeni bir çağ başlattı.
Microsoft Türkiye, dünyanın en gelişmiş sunucu işletim sistemi Windows Server 2008, SQL Server 2008 ve Visual Studio 2008’’in lansmanını İstanbul’da gerçekleştirdi.

“Kahramanlar Aramızda” teması ile yapılan lansmanda konuşan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, “İşletmelere bugüne kadarki en güçlü bilişim teknolojisi altyapısını sunuyoruz” dedi.

Microsoft Türkiye, sunucu işletim sistemlerinde yeni bir çağ başlatan Windows Server 2008, SQL Server 2008 ve Visual Studio 2008’i ortak bir lansman ile tanıttı. Sunucu ürün ailesi ve yazılım geliştirme araçları lansmanı “Kahramanlar Aramızda” teması ile 12 Mart 2008’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Microsoft International Başkan Yardımcısı ve Microsoft Ortadoğu ve Afrika Başkanı Ali Faramawy ve Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan katıldı.

Etkinlikte, yeni platformun, Microsoft’un daha fazla verimlilik, hız, basitlik ve kullanışlılık üzerine inşa edilmiş dinamik bilişim anlayışının doğrudan bir yansıması olduğu vurgulandı ve lansmanın bilişimin yol haritasını nasıl etkileyeceği açıklandı.

Yeni Uygulamalar için güçlü platform

Windows Server 2008, SQL Server 2008 ve Visual Studio 2008 ile birlikte en zorlu iş uygulamalarını yaratmak ve kullanmak için daha güvenli, daha dayanıklı ve esnek bir platform sunuyor. Yeni sunucu, yazılım geliştiricisi ve bilgi tabanından oluşan bu platformun sunduğu zengin kullanıcı deneyimi ile uygulamalar kolayca kurulabilir ve yönetilebilir hale geliyor.

Windows Server 2008 özellikle çalışma ağı kullanımı, ileri güvenlik özellikleri, uzak uygulamalara erişim, merkezi sunucu yönetimi, performans ve dayanıklılık izleme araçları, geliştirme ve dosya sistemi konularında üstün bir performans sergileyerek, işletmelere ciddi bir verimlilik artışı getiriyor. Windows Server 2008’in içinde kurulu olarak gelen Hyper-V Sanallaştırma teknolojisi ile işletmelerin sistem değişiklikleri fiziksel ortamdan soyutlanıyor ve “sanal bir platform” yaratılıyor.

Microsoft SQL Server 2008 ise, Microsoft’un veri platformları için getirdiği “Her Yerde, Her Zaman, Sizin Veriniz” vizyonunda ileriye doğru atılmış çok önemli bir adım oluşturuyor.

Farklı tipte verilerin saklanmasını ve yönetilmesini kolaylaştırıyor; arama, analiz, raporlama, entegrasyon gibi, bu verilerden etkin ve verimli bir şekilde yararlanmayı sağlayan interaktif bir dizi hizmeti sunuyor.

Sistemin bir parçası olan Visual Studio 2008, yazılımcıların yüksek kalitede ve zenginlikte sonuçlar veren, birbirleriyle bağlantılı uygulamalar geliştirmesini mümkün kılıyor ve kurumların doğru ve etkin kararlar almalarını sağlayacak bilgiye ulaşarak analiz etmeleri için gerekli altyapı ve araçları sunuyor.

Visual Studio 2008 yazılım geliştirenlere .NET altyapısının farklı sürümleri için çözümler oluşturma olanağı sağlıyor. Böylece yazılımcılar, aynı uygulama geliştirme ana birimini kullanarak, .NET altyapısının, 3.5 dahil olmak üzere farklı sürümlerini kullanan çözümler geliştirebiliyor. Windows ve diğer işletim sistemi ortamlarında çoklu tarayıcı desteğiyle çalışan Microsoft Silverlight yeni nesil web uygulamaları için zengin kullanıcı deneyimi ve daha ileri seviyede etkileşim imkanları sunuyor. Böylece İnternet üzerinde XML tabanlı arayüzler ve .NET kodlama altyapısı kullanılarak daha hızlı uygulamalar geliştiriliyor.

Lansmana katılan “kahramanlar” arasında bilişime dünya çapında katkıda bulunan Türkler de yer aldı

Microsoft’un sunucu ürün ailesi ve yazılım geliştirme araçları lansmanı, “Kahramanlar Aramızda” teması ile yapıldı. Microsoft dünyanın her yerinde iş çözümleri ardında koşan çalışanları ve yenilikçi, yaratıcı çözümler geliştirenleri “kahraman” olarak nitelendiriyor. Amerika’da düzenlenen dünya lansmanına katılarak başarı öykülerini paylaşan binlerce kahraman arasında Türkler de yer aldı.

Lütfi Kırdar’da düzenlenen Türkiye lansmanına, ise, “TeamPlain Web Access” ürününü geliştiren ve geçen yıl Microsoft bünyesine katılan İzmir’li DevBiz firması kurucularından Hakan Eskici katıldı. Bu ürün, program geliştiricilerin her an her yerde uygulama geliştirme projelerine uzaktan erişebilmesini sağlayan web yazılımından oluşuyor. Geliştirilen sistemle herhangi bir bilgisayar üzerinden, merkezdeki sunucuya ulaşılıp, yazılımlar hakkında son durum bilgileri alınabiliyor. Bir program yüklemeye gerek kalmıyor.

Microsoft’un küresel düzeyde bir çok merkezde gerçekleştirdiği yeni platform lansmanlarında ayrıca Microsoft Robotics Studio, IIS 7.0 ve Windows Medya Servislerini kullanan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerbildirimleriyle desteklenen RobotTurk adlı insansız uçan robotu geliştiren Türk mühendisler Oğuz Bayrakdar ve Ömer Çelik’in de isimleri ve girşimci projeleri de gündeme geliyor. Bu uçan kurtarma robotu, deprem gibi büyük doğal afetlerde, felaket bölgesinde ulaşılamayan alanlara giderek bölgeden topladığı görüntüleri bir merkeze aktarabiliyor.

RobotTurk, Microsoft’un küresel düzeyde gerçekleştirdiği lansmanlarda başarı öyküsü olarak tüm dünyaya aktarılıyor.

Etkinlikte ayrıca, yürütmekte oldukları gönüllü bilişime katkı çalışmalarıyla önplana çıkan Microsoft’un Most Valuable Professionals, Microsoft Student Partners üyeleri ve uzun yıllardır sistem uzmanlarına ve yazılımcılara yönelik hizmet sunan bağımsız kuruculardan oluşan Sitebuilders ve Yazgelistir ekipleri de bilişim kahramanı olarak yer aldılar.

“Üç üründen oluşan dinamik platform, bugüne kadar tüm işletmelere sunulan en güçlü bilişim teknolojisi altyapısını kuruyor”

Microsoft’un sunucu ürün ailesi ve yazılım geliştirme araçları lansmanını bir konuşmayla açan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan şunları söyledi:

“ İşletmelere akıllı, gelecek nesil, bütünleşik ve verimli bir platform yaratıyoruz. Üç üründen oluşan dinamik platform büyük veya küçük tüm işletmelere en gelişmiş ve güçlü bilişim teknolojisi altyapısını kuruyor. Windows Server 2008’in, SQL Server 2008 ve Visual Studio 2008 ile birlikte hızlı geliştirme ve güçlü kullanıcı deneyimi, işletmelerin CRM ve ERP gibi
alanlardaki uygulamalarına yüksek verimlilik kazandırıyor. Aynı zamanda tüm iş uygulamalarının “yeni kuşak” İnternet ve çalışma ağı uygulamaları ile birlikte çalışmasına imkan vererek günümüzün bilişim kahramanları için sağlam, güvenli, güvenilir ve uyumlu, birlikte çalışabilir bir ortam sağlıyor. Bu ürünler şirketlerimizin Türkiye için daha fazla değer üretmesine ve ekonomideki verimliliğin artmasına ciddi bir katkı oluşturacaklar. Türkiye’nin bilişimle kalkınmasına büyük destek sağlayacaklar.”

Lansmanda konuşan Microsoft International Başkan Yardımcısı ve Microsoft Ortadoğu ve Afrika Başkanı Ali Faramawy ise şunları söyledi:

“Sunduğumuz platform; iş zekası, sanallaştırma, bilgi koruma, güvenlik, veri denetimi ve İnternet özellikleri ile bilişim teknolojilerindeki hızlı dönüşüme katılmaları için işletmelere ve bilişim kahramanlarına sağlam bir altyapı sunuyor. Yeni ürünlerimizin kazandıracağı altyapı sayesinde artacak verimlilik ve rekabet avantajının Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ekonomilerine çok ihtiyaç duydukları bir ivme kazandıracağına inanıyorum.”

Microsoft’un Lütfi Kırdar’da gerçekleşen lansmanda Fujitsu Siemens, Intel, HP ve Tradesoft Platin sponsorlar; Bilge Adam, Banksoft, Probil, Netron, Edutime, TT Net, Data Market, Proline ve VeriPark ise Altın Sponsorlar arasında yer aldılar.

Türkiye lansmanını, genç bilişimcilerin de bu heyecana ortak olabilecekleri, akademik dünyaya özel ve bölgesel olarak beş ilde düzenlenecek Üniversiteler Lansman etkinlikleri takip edecek. İller bazından düzenlenecek ve bir üniversite evsahipliğinde, bölgedeki tüm üniversitelerin katılımı ile gerçekleşecek etkinlikler 13 Mart’ta başlayacak ve sırasıyla İzmir, Kayseri, Ankara, İstanbul ve Trabzon’da Mart – Nisan aylarında düzenlenecek.