Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

7 Aralık 2007 Cuma

Fenerbahçe

Hakim sanığa sormuş:
-Uluslararası kaçakçılık suçu ile suçlanıyorsun. Tüm deliller aleyhine. Söyleyecek bir şeyin var mı?
Sanık boynunu bükmüş ve,
-Aman hakim bey, demiş.. Ben Fenerbahçeliyim. Uluslararası ne gibi bir faaliyetim olabilir ki?

Hakemler Bizden

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin? -Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan. -Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde... Şeytan şeytanca gülümsemiş: -Ama bütün hakemler de bizde...

Orta Hakem

Futbol maçında seyirciler yanlış kararlar veren orta hakeme bağırmaktadırlar:
- İ... hakem, i... hakem!!!!
Bu çirkin tezahurat üzerine orta hakem, yan hakemlerden birinin yanına koşar ve şiddetle çıkışır:
- İlişkimizden kimlere bahsettin?

Trabzon Maçı

Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu.
-İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin? Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım?
Adamcağız uzun uzun düsünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz. Melek tekrar sorar.
-Peki, bari söyle, hiç cesaret gerektiren bir şey yaptın mı, hayatında?
Adam hemen atılır gururla.
-Yaptım, tabii!
-Anlat bakalim, neymiş bu cesur iş?
Adam anlatmaya baslar.
-Ben futbol hakemiydim. Trabzon da bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçını yönetiyordum. Maçin son dakikasinda Trabzon aleyhine penalti çaldim.
-Vay canına, gerçekten cesurmussun sen, hadi geç bakalim!
Cennetin kapıları açılır. Bizim hakem tam geçecekken, melek merak eder:
-Ne zaman olmustu bu maç?
-Asagi yukarı üç dakika oluyor biteli...

Türk Yönetim Felsefesi

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi. Her iki takımda performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.Büyük gün geldi ve iki takımda kendini hazır hissediyordu..
Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar....
Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.Yapılan araştırmalar,analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi. Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor,1 kişi dümencilik yapıyordu. Türk Takımında ise 1 kişi kürek çekiyor,8 kişi dümeni kullanıyordu. 9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapılanma şekli şöyleydi; 4 dümen müdürü, 3 bölgesel dümen müdürü, kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir Dümen yöneticisi, ve kürek çekme elemanı.
İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu Hemen harekete geçti;Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu ve müdürlere Sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.

Berabere

Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip:
- "Hocam," der "Sen bizim takımın durumunu bilmezsin... "
- "Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilir misin?"
- "Ne yaparlar?"
- "Seni parça parça ederler..."
Hakem cevap verdi:
- "Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız..."
- "Neden?"
- "Öteki takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!..."

Derbi maçı

Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar:
- Yarın maça geliyor musun?
- Hayır gelmiyorum, karım izin vermiyor.
Diğeri: - Bak, bu işin kolayı var. Maçtan iki saat önce karımı kucaklıyorum, yatak odasına götürüyorum. Üzerindeki parçalarcasına çıkarıyorum, deliler gibi sevişiyoruz. O mutlu bir şekilde yatarken, ben de kaçıp koşa koşa maça geliyorum. Sen de bu yolu dene. Önceleri benim karım da izin vermiyordu.

- Olur.
Maçtan sonraki gün iki arkadaş yine buluşurlar: - Dünkü maçta yoktun? Yoksa dediklerimi yapmadın mı?

- Yaptım, ama bak anlatayım. Maçtan iki saat önce, dediğin gibi karımı kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Önce giysilerini parçalarcasına çıkardım, sonra yatağa fırlattım. Tam pantolonumun düğmelerini açarken, "Yahu boşver, bizim takım bu sezon bunca zahmete değecek kadar güzel oynamıyor zaten." deyip vazgeçtim.

Elendik

Takımın bütün futbolcuları kadının peşindeydiler. Kadın kaleciden başlayıp, sağbek solbek derken santrfora kadar ulaşır. Klubün kutlama gecesinde ise solaçığın kolunda gelir.
Bu işe şaşıran idarecilerden biri santrforu bir köşeye çekerek sorar:
- Yakın zamana kadar, bu kadının gözdesi sen değil miydin?
Santrfor cevap verir:
- Evet, efendim öyle idi, ama finallerde elendik.

Yollar kaç şeritliydi

bir minibüs şöförü kaza yapar. farı kırılır. fardan bir cin çıkar.

cin: dile benden ne dilersen...

şöför:bütün yollar 4 şeritli olsun

cin: buçok zor başka bir şey söyle

şöför: cimbom şampiyon olsun

cin: yollar kaç şeritli olsun demiştin.

Zidane

Fatih Terim bir gün İtalyadaki Trapattoni ye gitmiş ve demiş ki:
- Bizimkilerde futbolcu sizinkilerde; siz niye bu kadar başarılısınız da biz değiliz?
Trapattoni " Bak şimdi anlayacaksın" demiş ve Zidane ı çağırmış, demiş ki
- Bak Zidane. Babanın oğlu olup da senin kardeşin olmayan kişi kimdir?
Zidane
- Benim... demiş.
Fatih Terim in bu çok hoşuna gitmiş ve hemen Türkiye�ye gelip antrenmanda olan Hakan Şükür ü çağırmış, demiş ki
- Hakan babanın oğlu olup da kardeşin olmayan kişi kimdir?
Hakan düşünmüş bulamamış ve hemen Ergün ün yanına gitmiş.Soruyu Ergün e sormuş. Ergün cevap olarak
- Benim demiş.
Hakan büyük sevinçle hocasına gelmiş. Hocam " Buldum buldum Ergün müş." demiş.
Fatih Terim de :
- Ne Ergün ü oğlum Zidane Zidane... demiş

Kamp

Otel odasindan telefon eden kadin arkadasi bayana:
- Kaldigim otele kamp yapmak üzere bir futbol takimi geldi.
Telefonun diger ucundaki kadin:
- Sen sekse düskün bir kadinsin. Nasil takimdan memnun musun?
- Henüz bir sey söyleyemem. Bu gece de sol açigi deneyecegim.

Degaj

Karadeniz de bir evde yangın çıkmıştı.
Bir kadın kucağında çocukla damın tepesinde kalakalmıştı.İtfaiye geldi, ama kadın bir türlü çocuğu aşağı atmıyordu.

Birlikte cayır cayır yanacaklardı. Derken kalabalığın arasından Temel fırladı :
-At yenge, çocuğu aşağı at.Ben Sürmenespor un kalecisiyim.Çocuğu tutarım.

Kadın inandı ve attı.
Temel nefis bir atlama ile çocuğu yakaladı.
Sonra üç kere yere vurup degajını yaptı..

Fb 6 GS 0

6-0 biten Galatasaray Fenerbahçe maçından sonra galatasaray lı arif tanınmamak için yaşlı bir adam kılığına girer ve bir cafe ye gider. Cafe de yanına yaşlı bır bayan yanaşır ve :
-Naber Arif, der.
Bunun üzerine Arif delirir nasıl tanıdı bu kadın beni diye düşünüp durur. Ertesi gün yine aynı cafede aynı kadın yanaşır Arifin yanına yine
-naber Arif.
3. gün Arif cok değişik bır kılıkta gider cafeye ve yine aynı kadın yanaşır ve yine:
- Naber Arif.
Arif dayanamayıp sorar nerden tanıyosun beni diye.
Yaşlı teyze :
- Olum benim lan kaptan Bülent....

Box maçı

Bir gün Temel Mike Tayson ile ünvan maçına çıkmış.
Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmuş.
Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menejeri Temel in kulağına;
- Sakın dokuzdan önce kalkma.
Temel hafifden gözlerini aralayarak menejerine;
- Saat kaç?

UEFA Bilgisayar Proğramcılarını Kovdu

UEFA ÇALISANLARININ iSYANI
UEFA bilgisayar programcilarini isten cikardi,(reuters-cenevre)
UEFA merkezinden yapilan aciklamaya gore fenerbahce hakkinda bilgi almak icin uefa/championsleague.com sitesine girenler, "bu isimde bir takim kayitlarimizda bulunmamaktadir" yanitini almalari uzerine şikayette bulunmuslar.
yapilan arastirmada bilgisayar sisteminin sampiyonlar liginde puan alamayan takimlari kaydetmedigi ortaya cikmis.
bilgisayar bolumu sefi hans gunter "hatamizi kabul ediyoruz,bilgisayar
programini hazirlarken iki buyuk ihtiyatsizligimiz oldu;ilki bir takimin hic puan alamayacagini aklimiza getirmememiz, ikincisi ise fenerbahcenin
sampiyonlar ligine katilabilecegi ihtimalini ongormememiz " aciklamasini yapmis...

Beşiktaş

Beşiktaş ekibi istanbula gelir, maç saatine yakın stata girerler.. stata
takımdan ayrı gelen SERGEN, takımın motivasonunun çok düşük olduğunu
görür, suratlar asıktır, - Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye
sorar. Takım arkadaşlarından biri,
- Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için
canımız sıkkın, der..
bunun üzerine SERGEN:
-Pekala çocuklar, hadi siz gidin kadıköy ü gezin, ben tek başıma
sahaya çıkar oynarım, der.. Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan
çıkıp kadıköyü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra BEŞİKTAŞ
takımı stata döner, skor; BEŞİKTAŞ 1-Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda
daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar..
Maç bittikten sonra stata döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB
adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen
SERGEN E koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler..
Ama SERGEN üzgündür. - Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahçup ettim, der.
- olur mu öyle şey, der BEŞİKTAŞ takımı, sen koskoca bir takımla tek
başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun..
- Ama, der SERGEN, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim için utanç vericiydi.

Hasta Fenerli

Hasta Fener li, gerçekten de hasta olur ve ölüm döşeğine
düşer.
Her zaman maçlara birlikte gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler son defa görelim diyerek...
- Allah ın takdiri... Elden birşey gelmez ama son bir istediğin varsa bari onu yerine getirelim..
- O zaman beni galatasaraya üye yapın !..
Herkes birbirine bakar :
- Yav sen doğuştan Fener li değil misin ?.. Ne yapıyorsun sen?!..
Hasta Fenerbahçelinin birden yüzü güler :
- Ülen !.. Bir Fenerli öleceğine, bir galatasaraylı ölsün be !..

Fenerin Hali

Kadın arkadaşına kocasıyla cinsel hayatının monotonluğu ile ilgili dert yanmaktaydı.

-Ah kardeş artık ne elliyo ne yokluyo, ayda yılda bi çok canı çektikçe yaklaşıyo. Varsa yoksa 24 saat futbol.

-Ah şekerim bunu halletmek çok kolay, der arkadaşı ve devam eder; hangi takımlıydı senin kocan?

-Galatasaraylı. Ne olmuş ki?

-Bak şimdi akşam eve gittiğinde kocan işten gelmeden fenerbahçe formasını giy bekle bakalım ne olacak.

Ertesi gün kadın tekrar arkadaşına mutlu bir şekilde gelir ve anlatmaya başlar.

-Ay şekerim verdiğin fikir için çok teşekkür ederim. Eve gittim fenerbahçe formasını giydim. Ardından kocam gelip beni o formanın içinde görünce vay efendim sen benim galatasaraylı olduğumu bilmiyomusun da bu formayı giyiyosun diyerek üstüme bi atladı sabaha kadar 5 postayı sayabildim gerisini hatırlamıyorum.

-Ben sana dedim artık bol zevkli geceler dilerim, der arkadaşıda.

Aradan günler haftalar geçer adam her akşam gelipte formayı karısının üstünde gördükçe dellenip sabaha kadar kadını posta manyağı yapar. Kadın gittikçe halsizleşmiştir. Tekrar arkadaşına gider ve anlatır.

-Kardeş kocam boğa gibi oldu dur durak bilmiyo. Bak sana iğne iplik gibi kaldım her gece onlarca defa sevişmekten, der. Arkadaşı devam eder;

-Şekerim o zaman bu akşam eve gidince kocan gelmeden galatasaray formasını giyde bekle bakalım ne olacak.

Kadın akşam eve gider ve galatasaray formasını giyer ve bekler. Kocası eve geldiğinde birde bakar ki karısı galatasaray formasını giymiş. Kendinden emin bir tavırla şöyle der;

-Ya işte biz adamı böyle *ike *ike cim bomlu yaparız.

Yalanlar

Uluslararası yalan atma yarışmasında üç ülke finale kalır, Almanya, Fransa ve Türkiye... Türkiye´yi temsilen de Nam-ı Kemal oradadır. Jüri yarışma konusunu ortaya atar: Batan bir gemidekileri nasıl kurtarırsınız? Önce Alman Palavracı dizer yalanları: - Ben çok iyi bir yüzücüyümdür. Gemideki bütün insanları yarım saat gibi kısa bir sürede gide-gele, gide-gele karaya taşırım. - ohaaa der Fransız ve bu sefer o başlar: - Ben de sıçarak büyük bir ada oluştururum ve insanları o adaya çıkartarak kurtarırım! Sıra Nam-ı Kemal dedir oda okkalı bir yalan söyler: - Bende de öyle bir şey var ki onu şöyle gemiden karaya doğru bir uzattım mı köprü olur ve bu insanları köprüden geçirir kurtarırım. - Çüşşş... der Fransız, hiç o kadar büyük şey olur mu? Bizimki cevap verir: - Öyle *öte böyle şey!

Karpuz taşımaca

Nam-ı Kemal, Japon, Alman ve İngiliz en çok kimin karpuz taşıyacağı üzerine iddiaya girerler. Jopon der ki: - Ben iki tane taşırım.. Koltuklarımın altına birer tane alarak. İngiliz der: - Ben de 4 tane taşırım.. İki tane koltuk altlarıma, iki de omuzlarımın üstüne alırım. Alman da der ki: - Ben de beş tane taşırım.. Herkes şaşırır nasıl taşırsın? - İki tane koltuk altına alırım, iki tane omuzlarımın üstüne, bir tane de önüme takarım demiş. Sıra Nam-ı Kemal e gelmiş, o da 9 tane taşırım demiş.. Nasıl? demişler.. - İki tane koltuk altına, iki tane omuzlarıma alırım.. Almanı da önüme takarım.

O dışarda

Ülkenin birinde çok azgın bir kadın varmış, kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve onu çağırmışlar.. Nam-ı Kemal´in de Ben bu işi ancak karanlık bir odada yaparım diye özel bir isteği olmuş.. Neticede Nam-ı Kemal ve kadın karanlık bir odada başlamışlar sevişmeye... 1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş ikisinde de tık yok... 24 saat sonra kadın artık pes etmeye başlamış ve seslenmiş: - Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben öldüm! - Ne Nam-ı Kemal´ı abla ben Recep! - Recep mi? Peki Kemal? O nerde? - O dışarda bilet kesiyo abla

Sıfırdan

Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal in duracağı yok, 95.yi yaparken yok efendim bu 94. diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz dese de kadın dinlemiyor, hayır bu daha 94. diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz.

Kalıp Kalıp

Nam-ı Kemal karısıyla gerdeğe girdiği gün çok telaşlıymış. Çünkü dalgası iş yapmıyormuş. Bunun üzerine doktordan bu işe bir çare bulmasını istemiş. Doktor:
-"Sen şimdilik biberon ve sütle idare et" demiş.
Nam-ı Kemal de bunu uygulamış. Karısı hamile kalınca. Hastaneye götürmüş. Karısını hemen doğuma alan doktor Nam-ı Kemal e bunun nasıl olduğunu sormuş. Ama Nam-ı Kemal de bilmiyormuş.
İki saat sonra ameliyat bitmiş.
Ve Nam-ı Kemal telaşlı bir şekilde doktora kız mı oğlan mı diye sormuş.
Doktorda sinirli bir şekilde
-Ne diyon lan o*o*pu çocuğu iki saatten beri kalıp kalıp peynir çıkıyor.

Sırayı Şaşırmak

Zenginler kulübü özel bir yarışma düzenlemişti. Açık havada yapılacak olan bu yarışmanın etapları şu şekildeydi, ortada bir masa ve masanın üzerinde çok sert bir içki var, yarışmacı bu içkiyi bir dikişte içecek, ondan sonra koşarak karşıdaki mağaraya girecek, mağaranın içinde çok vahşi bir ayı var, bu ayının ensesine bir tokat vurup mağaranın diğer kapısından dışarı çıkacak ve dışarda bekleyen çok güzel bir kadınla sevişecekti. Bu etapları tamamlayabilen yarışmacı birinci olacaktı.
İlk olarak Alman yarışmacı tezahüratlar içinde masanın yanına geldi, seyircileri selamladıktan sonra içkiyi kafasına dikti. Fakat içki o kadar sertti ki Alman bunu içer içmez olduğu yere yığılıp kaldı.
İkinci olarak masanın başına Fransız geldi, o da seyircileri selamladıktan sonra kendinden gayet emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip mağaraya doğru fırlamış fakat tam mağaranın ağzına geldiğinde içkinin tesiriyle sızıp kalmıştı. Onu da alıp götürdüler.
Son olarak Namı Kemal masanın yanına gelmişti. Diğer yarışmacılar iri yarı izbandut gibi adamlar olduğu halde, Namı Kemal ufak tefek, tok karnına 48 kg. gelen bir adamdı. Seyirciler epey gülüşmüşlerdi fakat bizimki gayet kendinden emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip gözlerini 15-20 saniye kapalı tuttuktan sonra yıldırım gibi fırlayıp mağaradan içeri girmişti.
Biraz sonra içerden hırıltılar, gürültüler, bağrışmalar feryatlar gelmeye başlamıştı. Aradan 20 dakika geçti yarışmacı ortada yok, 30 dakika yok derken tam 45 dakika sonra diğer kapıdan kan-ter içinde çıkan yarışmacı, elinin tersiyle alnındaki teri silerek :
- Nerede ensesine vurulacak kadın?

Kırmızı Mendil

Bir yarışma düzenlenir,Türkiyeyi temsilen Nam-ı Kemal katılır. Amaç en uzun *iki olanı 1.seçmek. Yarışma başlar, Fransız çıkarır masaya kor:60cm. Herkes alkışlar sesler yükselir v.s. Sıra Almandadır, kendinden emin bir şekilde oda çıkarır 90cm. Sesler daha da yüksek çıkar. Son yarışmacı Nam-ı Kemal e gelir sıra. Açar ve masaya kor. Ama oda ne! 5-6cm kadar bizimkinin *iki. Herkes güler yuhalar. Nam-ı Kemal elini cebine atar ve kırmızı bir mendil çıkarır. Mendili *ikinin biraz önünde sallar *iki oraya kadar uzar, mendili biraz daha *ikinin uzağında sallar ve hoop *iki mendilin yanında. En son mendili topak yapar ve atabildiği kadar uzağa atar: Hadi git getir oğlum.

Alaman

Namik-kemal, alman ve ingiliz kampa gidiyorlar. Her aksam ayni cadirda yatarlar. ingiliz ortada Namik Kemal arkasinda almanda önunde yatiyormus.Namik kemal her aksam ingilizi yapıyormuş.
.. Bir gun ingiliz hastalanir önceden cadira gidip yatar onun icin alman ortada yatar. bizim Namik gelir almanı tam yapacakken alman bagirir: Namik ben alaman ben alaman diye. Namik ta hastır lan hergun aliyonda bugun niye alamiyon.....

İnfilak

Bir gün Nam-ı Kemal bir komutanın kızına aşık olmuş, komutan kızını vermemiş ve bir şart sunmuş demiş ki kızımı ..kince *mından kıvılcım çıkaracaksın demiş. Nam-ı Kemal kabul etmiş. Komutan ne yaptığını kendisine bildircek adamlar koymuş Nam-ı Kemal in arkasına. Nam-ı Kemal ne yapacağını düşünmeye koyulmuş. Bir gece dolaşırken yolda bi ateş böceği görmüş ve aklına bi fikir gelmiş. Gitmiş komutanın kızını almış yanına gece yarısı götürmüş ormana. Bu arada bir sürü ateş böceği toplamış bi poşetin içine kıza bi soktukça bi ateş böceğini havaya atıyormuş, arkasındaki komutanın adamlarıda onu kıvılcım zannediyormuş ve komutana sokuş bir kıvılcım bir diye söylüyormuş sokuş 2 kıvılcım 2 sokuş 3 kıvılcım 3.... Nam-ı Kemal tam 31e gelince boşalmış ve elindeki poşeti salıvermiş. Poşetteki ateş böcekleri etrafa yayılmış. Arkasındaki adamlar da komutana haber vermiş. sokuş 31 *m infilak etti...

Sinek

Bir gun Nam-ı Kemal nasıl olduysa şeyinden rahatsızlanmış ve hastaneye
yatmış. Şeyini alçıya almışlar bunun. Gel zaman git zaman
odaya bir sinek girmiş ve tam alçılı organın açık kısmına (tepesine)
konmus. Tabii N.Kemal rahatsız.. Hemen hemşireyi cağırmış.
Hemşire demiş şu sineği kovalar mısın. Hemşire bakmış yetişilecek gibi degil merdiven aramış yok. En sonunda zıplayarak kovmaya
karar vermiş. Bir zıplamış sineği ıskalamış N.Kemal in şeyinden kayarak yaralanmadan yere inmiş. Bir daha, bir daha nafile sinek hala
orada. Bir kaç kere daha deneyip N.Kemal e donup: Nam-ı Kemal bey kusura bakmayın
yetişemiyorum demiş. N.Kemal de: Hemşire hanım bir kere
daha zıplarsan tavana yapıştıracam o sineği.

Karpuz

Nam-ı Kemal, Japon, Alman ve İngiliz en çok kimin karpuz taşıyacağı üzerine iddiaya girerler. Japon der ki: Ben iki tane taşırım koltuklarımın altına alarak. İngiliz der: Bende 4 tane tasırım iki koltuk altına ikide omuzumun üstüne alırım. Alman da der ki: Bende beş tane taşırım herkes şaşırır nasıl taşırsın ya? İki tane koltuk altına, iki tane omuzlarımın üstüne, bir tanede tarragima takarım demiş. Sıra Nam-ı Kemal e gelir, Nam-ı Kemal der bende 9 tane taşırım iki koltuk altına, iki omuzlarıma, Almanıda tarragıma takarim.

Hizmetçi

Fransa krallığında saraya hizmetçi aranıyormuş. Deneme için baş vuranlar arsından sınavı nam-ı kemal kazanmış ve işe alınmış. Aradan daha bir saat bile geçmeden nam-ı kemal doğruca kralın huzuruna çıkmış ve "efendim beni işe aldınız teşekkür ederim lakin benim bir kusurum var" demiş kıral nedir evladım senın kusurun dıye sorunca nam-ı kemal ismim efendim demiş, kral yenıden pekı nedır oğlum senın ısmın dıyınce nam-ı kemal de sik efendim demiş. Bunun üzerine kral "sorun değil yeterki kraliçe ve prensesin bundan haberi olmasın dıyerek nam-ı kemalı yollamıs. Bu olaydan sonra nam-ı kemal kralıceye isminin am , prensesede köfte oldugunu söyler. Gel zaman gıt zaman bır gun aksam yemegınde köfte cıkar prenseste en sevdiği yemek olan köftelerı yedıkce yer. Kralıçe hernekadar "kızım bukadar çok köfte yeme aksam senı sıkar" desede prenses yemege devam eder. Gece yarısı olup herkez yatmaya cekıldıgınde nam-ı kemal doğruca prensesın odasına gıderek baslar sıkıstırmaya, prenses hemen "anne anneeeeee köfte beni sıkıyor" diye bagırmaya başlar. Kraliçe "kızım ben sana okadar yeme, gece sıkar dıye söylemıstım"der prenses "anne bu hızmetcı köfte" dıye bagırır. Kralıce kızının odasına geldıgınde nam-ı kemalı gorur gormez avazı cıktıgı kadar bagırır "bey beeeeeeeyyyyy yetiş kızımın bacakları arasında am var" kral "saçmalama hanım başka ne olacak" dıye kralıceyı azarlar. Kralıce olayı krala ızah edene kadar nam-ı kemal işini bıtırmıs ve balkondan atlayarak kacmaya baslamıs bunu gören kralda derhal balkona cıkarak bagırmaya baslamıs "ey ahaliiii toplanıııınnn" butun halk toplanmış " siki tutuuuuuuunnnnnn" herkez sıkı tutmus "kafasını kesııııııııınnnnnnn" herkez kafasını kesmıs.

Nam-ı Kemalin Boynuzu

Nam-ı Kemal sarayın bahçesinde çobanlık yapıyormuş. Bu ara padişahın kızı ile sevişiyormuş. Bunu duyan padişah sarayın kapılarını Nam-ı Kemale kapatmış. Bizim Nam-ı Kemal sarayın duvarından bir delik açmış ve kızla burada sevişiyormuş. Birgün padişah kızı iş başında görmüş.
-Kızım ne yapıyorsun orada?
Kız:
-Baba götümde çıban bitti keçiye yalatıyordum . İyi gelirmiş diyorlar.
Padişah:
-Kızım benimkinde de çıban bitti bende yalattırayım.
Neyse padişah götünü deliğe koymuş birden çekmiş. Kızı:
Ne oldu baba?
-Keçi boynuzlarını soktu kızımmmmmm!

Al Onu

Bir gün trende Nam-ı Kemal, Çinli ve Japon bir araya gelip hünerlerini ortaya koymaya karar verirler.
Japon
-Ben bu zarfa sevgilimin baş harfini yazdığımda herkes anama gittiğini anlar demiş.
Çinli
-Ben bu zarfa evimin nosunun son rakamını yazsam anama gittiğini anlar demiş.
Bunun üzerine Nam-ı Kemal.
-O bir şey mi ben bu zarfı kime göstersem anama gittiğini anlar demiş.
Herkes şaşırmış ve yapmasını istemiş.
Nam-ı Kemal de zarfı nah işareti yaparak karşı vagondaki birine göstermiş.
Adamda Nam-ı Kemal dönüp;
-Al onu anana gönder...

Mektup Kime

İngiliz Fransız ve Nam-ı Kemal trende yolculuk ederken İngiliz kendi posta sistemlerinin çok hızlı olduğunu söyler buna karşılık Fransız kendi sistemlerinin daha hızlı olduğunu ve 1 günde postanın alıcıya ulaştığını belirtir. Nam-ı Kemal de onlara elindeki mektubu gösterir ve bunu anında köyüne göndereceğini belirtir. İngiliz ve Fransız şaşırarak izlerler Nam-ı Kemal trenden dısarı bakar ve koyun otlatan çobana elini sallar ve "bu kime bu kime?" Çoban da karşılık verir "ananaa ananaa..."

Maymun 2

Bir Fransız Bir İngiliz Birde bizim Nam-ıKemal`i ayrı ayrı adalara atmışlar yanlarına da birer maymun vermişler bunlardan nasıl bir nesil türeyecek diye merak etmişler aradan 5 yıl geçmiş bilim adamları Fransız`ın bulunduğu adaya gitmişler yarı maymun yarı insana tombul bakımlı bir çocuk bulmuşlar sevinmişler oradan, İngiliz`in bulunduğu adaya gitmişler oda aynı birde bizim Nam-ı Kemal`in bulunduğu adaya gitmişler bakmışlar ki bakımsız ,cılız ,kötü bakımlı, ne insana nede maymuna beziyor bilim adamları şaşırmış bizimkine sormuşlar bu ne hal namık İngiliz ve Fıransız`ın çocuklarını anlatmışlar Namık demişki
-Eee banada dişi maymun verseydiz ben daha iyisini yapardım erkek maymundan bukadar oluyor.

Yarışma

Birgün padişah bir yarışma düzenlemiş. Kızını halkın önünde soyunduracak ve dalgası kalkmayana büyük miktarda altın verecekmiş. Ülkenin her yerinden yarışmaya katılanlar olmuş ve tabi bizim Nam-ı Kemal de durur mu o da katılmış ama diğerlerinden daha hazırlıklı gelmiş. Şeyini, kalkmasın diye bacağına dolamış!!
Neyse yarışma başlamış. Padişahın kızıda ne öyle, güzeller güzeli taş gibi bir vücut, dayanılacak gibi değil...
Hal böyle olunca da herkesin şeyi kalkar kurşuna dizilir, bizim Nam-ı Kemal in bacağı kalkar topa tutulur!

Göbekmi Bebekmi

Bir gün Nam-ı Kemal yolda giderken bir bayan görür ve derki:
- Bayan önünüzdeki göbek mi bebek mi?
Kadında "bebek" der.
Nam-ı Kemal de:
- Aletini versem bir tanede bana yapar mısın?

Sör Heykeli

Nam-ı kemal Fransiz arkadaşıyla bir gün Fransayi gezerken bakmışlarki bir sör heykelinin altında Türk bir elinde bir parca ekmek sarılmış ekmeği yiyor diger eliylede mikini tutuyor, Fransız hemen atılır ve nam-ı kemale doner
bak ustad sizin Türklerin haline bizim sör heykeli dahi sizin Türklerin rezilliğini gösterir gibi duruyor.
Nam-ı kemal hemen atılır derki,
yok üstad bizim Türk ekmegi yiyor sizin sörde bir parça ekmek istiyor, bizim Türkde alda mikimi ye diyor.

Boşalma

Boşalma yarışması yapılır. İngiliz Fransız ve doğal olarak Nam-Kemal. İngiliz gelip çeker. spiker sayar: 1kova, 2 kova, 3 kova tıkandı. Fransız çeker: 5 kova, 6 kova, 7 kova Nam-ı kemal çeker: 10 kova, 11 kova, 12 kova 1.tribün, 2. tribün, 3.tribün, 4. tribün glugluglu.

Cebim Delik

Nam-ı Kemal çok zengin bir dul hanımın davetlisi olarak malikanesine gider. Kapıda onu karşılayan uşağa paltosunu şapkasını verir ve diğer davetlilerle birlikte geniş yuvarlak bir masaya otururlar. Herkes bir soru sorar yanıtlar verilirken sıra Nam-ı Kemale gelir ve sorar:
-Elim pantolonumun cebinde, pantolonumun cebi delik, elimde ne tutuyorum acaba? Herkes utanmış, evin sahibi bayan kızmış ve böyle ayıp sorular soramazsınız deyip uşağa seslenmiş:
-Beyefendinin paltosunu şapkasını ver derhal evi terketsin.
Nam-ı Kemal "durun yahu demiş elim cebimde,cebim delik elimde işte bu var" diye anahtarı gösterince herkes kahkaha ile gülmüş.
aradan uzun bir zaman geçmiş bizimki sıkılmaya başlamış gitmek istiyor.
soru sırası yine ona gelince aynı soruyu sormuş.herkes gülerek "anahtar"demiş. Nam-ı Kemal:
-Bilemediniz deyip,uşağa seslenmiş "oğlum getir benim şapkamı paltomu"

kafanı kullanacaksın

Nam-ı Kemal iş için bir şehre gitmiş. Orada kendine 2 arkadaş edinmiş. Biri ingiliz biri Alman. Bakmış bunlar çok ukala davranıyorlar "sizinle bir iddaya girelim"demiş. Diğerleride kabul etmiş. İddaa ise "kadını en çok kim bağırtacak". Doğru bir otele gidip bir kadın bulmuşlar ve başlamışlar işe. İlk önce ingiliz girmiş içerden ses yok. İkinci olarak Alman girmiş onda da ses yok. Son olarak bizim Kemal girmiş ve içerden bağırtılar, inlemeler, çığlıklar gelmeye başlamış. Nam-ı Kemal çıkmış içerden ve hepsi büyük bir şaşkınlıkla sormuş: ya nasıl yaptın bunu. Biz ikimizde kadından ses çıkarmayı beceremedik diye. Nam-ı Kemal hemen cevap vermiş: kafanı kullanacaksın!

Alma Yarışması

Günün birinde içine alma yarışması düzenlenir. İngiliz, Alman ve Nam-ı Kemal. İlk önce İngiliz masanın yanına gelir ve büyük bir karpuz koyar ve üstüne oturur karpuz kaybolur herkes alkışlar. Sıra Almana gelir oda masanın üstüne büyük bi kabak koyar oturur ve kabak kaybolur. Alkışlar daha da yükselir ve sıra Nam-ı ktadır oda masanın üstüne bir tane elma koyar herkes yuhalamaya başlar ve Nam-ı Kemal masaya oturur herkesin sesi daha da artmıştır çünkü ne elma ne de masa ortada yoktur.

Çizgiyi Geçme!

10 yaşında olan Nam-ı Kemal birgün evde otururken birden ayağa kalkıp salonun girişine bir çizgi çizmiş. Tam bu sırada Nam-ı Kemal in babaannesi salona yaklaşmış ve Nam-ı Kemal bağırmış. - "Babaanne sakın çizgiyi geçme yoksa seni **ker*m!!"
Babaannesi de
- "Oğlum git işine ben zaten çok yoruldum"
demiş. Nam-ı Kemal çizgiyi geçen babaannesini bi güzel **km*ş. Akşam Nam-ı Kemal in babası olayı öğrenince Nam-ı Kemal e sormuş.
- "Oğlum niye anamı **kt*n?"
Nam-ı Kemal
- "Sen benim anamı yıllardır **kiyon ben bişey diyo muyum?" Demiş...

Terazi

Nam-ı Kemal ile bir Fransız bir gün Palandökene geziye çıkar. Şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
-Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda... Fransızda okey der. Önce fransız eder 200 gr sıra Nam-ı Kemal e gelmiştir. N.Kemal ağzına ederken Fransız da bunun pipisi ile oynar ve Nam-ı Kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye Nam-ı Kemal de söz mü yok:
- "kardeşim sende teraziyle oynamasaydın"

Namık

Namık kemal bir gün bir papagan alır.papagan yollan geçenlere küfür eder ..namık kemal şöyle der bir daha küfür edersen senin üstünü örterim.papagan yine küfür eder namık kemal papagan ın üstünü örter.aradan 2 gün geçer namık kemal papagan öldümü merak eder hafiften tülü acar papagan da kafasini uzatır ve şöyle der götün mü kaşindi namık

Cam Ev

Dünya cik buyuklük yarışması oluyormuş almanyada. Bizim ülkedende Nam-ı Kemal katılmış. Neyse herkes teker teker cikini çıkarıp masaya koyuyormuş. Kimininki 2 metre kimininki 5 metre, sıra geliyor bizim Nam-ı Kemale. Birde bakıyorlar Nam-ı Kemal yok. Hemen tamam bukadar buyuk cikleri gorunce kesin kaçtı demişler. O anda bir gürültü camdan yapilan ev paramparça oluyor ve ortaya bir cik düsüyor. Bursadayım geliyorum...

İşeme Yarışması

Birgün işeme yarışı yapılıyormuş. Nam-ı Kemal bu yarışmaya katılmış. İngiliz 3 şişe Alman 4 şişe işemiş.
Sıra Nam-ı Kemale gelmiş. Nam-ı Kemal:
Yüzme bilmeyenler dışarı demiş.

Nam-ı Kemal

Nam-ı Kemal askerler tarafından aranıyor ama bir türlü bulunamıyor.Yüz Başı ben onu bulurum diyor ve yanına on asker alarak çıkıyor, bir meydan çeşmesinin başına varıyor. Hemen çeşmenin duvarına birşeyler yazıyor ve askerlere diyor bu yazının devamını yazanı tutuklayın işte o kaçak Nam-ı Kemal dir. Tabi askerler siperde. Adamin biri geliyor bakiyorki çeşmenin duvarında su içtim tadıyla; damağıyla kana kana hemen yazinin devamını yazıyor arkadaki kavak ağacı girsin ananın a...na dalıyla budağıyla.

Bilet

Ülkenin birinde azgın mı azgın bir kadın varmis. Kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve cağırmışlar!
Nam-ı Kemal´in de " Ben bu işi ancak karanlık bir oda da yaparım" diye özel bir isteği olmuş!
Neticede Nam-ı Kemal ve Kadın karanlık bir oda da başlamışlar sevişmeye...
1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş. İkisinde de tik yok...
24 saat sonra artık kadın pes etmeye baslamıs ve seslenmiş
-"Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben öldüm!"
-" Ne Nam-ı Kemal´i abla ben Recep!"
-"Recep mi??? Peki ya Nam-ı Kemal? O nerde?
-"O dısarda bilet kesiyo abla"

Sahlep

Başı beladan kurtulmayan Nam-ı Kemal
bu sefer de yeniçerilerden kaçmaktadir! O koştukça yeniçeriler arkasından gelir.
En sonunda köyün meydanına gelen Nam-ı Kemal çareyi çıplak bir heykelin yanına geçip aynı onun gibi çırılçıplak durmakta bulur. Bu heykel de çocuklarin *arragini tutup aşağı doğru hareket ettirdiğinde alttan çikolata veren bir heykeldir...
Tabii cok geçmeden Nam-ı Kemal´i de bu heykel gibi zanneden bir cocugun annesi bizimkinin dalgasını tutar ve asagi dogru indirir. Tık yok! Canı yanar Kemal´in ama yeniçerilerde meydanda onu aradigindan sesini çıkaramaz, kadın bir daha dener bir daha ve bir daha...
Dayanma noktasının sınırına gelen Nam-ı Kemal sessizce kadına;
-"Cikolata bitti, Sahlep var sahlep" der

Zurna

Kralın bir kızı vardır ve daha önce hiç cinsel deneyimi olmamıştır. Bir gün kral kızıyla cinsel ilşkiye girmeden evlenme şartını koşarak evlenmek isteyenlerini kabul eder ve aralarından Nam-ı Kemal i damat adayı olarak seçer.
N.Kemal bir değil, iki değil, üç değil fıstık gibi kız yanında ama ona dokunamıyor sonunda dayanamayarak penisini çıkartır. İlk defa penis gören kız bu ne diye sorar? Nam-ı Kemal de zurna,zurna der bunun üzerine kız zurnayı çalmak ister artık kız alışmıştır ve N.Kemalde sonunda sıkılır. Bir gün kız zurnayı istediğinde onu bahçede kaybettiğini söyler. Kızda babasına N.Kemal in zurnasının bulunmasını istediğini söyler bunun üzerine bütün saray bahçede Nam-ı Kemal in zurnasını aramaya başlar. Kız etrafa bakarken bir anda elbisesinin altından sarkan babasının penisini görür ve babasına:
-Baba,baba işte zurna burda der ve çekiştirmeye başlar.
Telaşlanan Kral
-Kızım bırak o ananın zurnası der.

Nam-ı Stadyum

Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve tam 2 litre çıkartıyor. Spiker stadyumdaki seyircilere 2 litre diye söylüyor. Sonra Fransız boşalıyor ve tam 5 litre çıkartıyor. Spiker 5 litre çıktı diyor seyircilere. Bizim Nam-ı Kemal geliyor. Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şöyle diyor:
-Lütfen yüzme bilmeyenler stadyumu terk etsin.

Teras

Bir yarışma düzenleniyor. Yarışmacılar Fransız, Alman ve Nam-ı Kemal. Yarışmada 3 katlı bir bina ve her katta 20 kadın kim bu kadınların hepsiyle beraber olursa yarışmayı o kazanacak. Yarışma başlamış Fransız girmiş binaya 2. Katın merdivenlerinde bayılıp kalmış. Alman girmiş oda 3. katın merdivenlerinde bayılmış. Nam-ı Kemal e sıra gelmiş Kemal binaya girmiş aradan 4 saat geçmiş hala ortalarda yok bi bakalım demişler binanın 1-2-3 katındakı kadınlar baygın halde bizim Kemal yok terasa çıkmışlar bizim Nam-ı Kemal bir kedinin peşinde gel pisi pisi gel pisi.

Cindy

Nam-ı Kemal, Amerika dan yurda dönmek üzere transatlantikte seyehat ederken gemi batar!
Bizimki tahta parçalarına tutunup hayatta kalmaya çalışırken ilerde canını kurtarmaya calısan birini görür ve hemen onu kurtarmak için ona doğru yüzmeye başlar.. ama bir bakar ki kurtardığı kişi Cindy Crawford dur.. Neyse bunlar birlikte ıssız bir adaya cıkarlar...
Cindy hemen atlar: "Sen benim hayatimi kurtardin, dile benden ne dilersen"
Bizimki mütevazidir "nolacak ya insanlık görevi bu, önemli değil" der
Cindy ısrar eder ve bizimki dayanamaz ve "tamam o zaman, bi kere ver" der... işlem tamamlanir hemen o anda...
Ertesi gün Cindy yine gelir ve "sen benim hayatımı kurtardın, dile benden ne dilersen"
Nam-ı Kemal için cevap hazırdır "bi kere ver"... işlem yine tamamlanir hemen...
Artık Cindy her gün günde beş kere bu soruyu sorar ve bu olay günde bes kere tekrarlanmaya baslar...
Yine Cindy aynı taleple gelince, Nam-ı Kemal bu sefer başka bir şey ister: "Tamam, şimdi sen şu ateşin önüne otur" der ve Cindy e kömür tozlarından bir bıyık yapar, sırtına bi ceket giydirir, basına bir kasket takar ve "şimdi sen bu şekilde ateşin önünde bana sırtın dönük şekilde otur" der...
Cindy şaşırır "acaba sapıklastı mı bu, neyse bakalım ne olacak" der içinden...
Cindy ateşin önünde o şekilde oturmaktadır, Nam-ı Kemal uzaklaşır ve Cindy e yaklaşmaya başlar ve şöyle der: "Ya birader geçen gün gemi battı, birini kurtardım bir baktım ki Cindy Crawford muş, inan ki her gün beş posta, her gün beş posta"

Aids`li Nam-ı Kemal

Nam-ı Kemal kanserden ölüyormuş. Ölüm döşeğinde oğlu sormuş:
- Baba neden AIDSten öldüğünü söylüyorsun herkese?
Nam-ı Kemal demişki:
- Oğlum ben öldükten sonra kimse annenle berabar olamasın diye!

Taş Olursun

Bir gün Nam-ı Kemal in oğlu şeyinle oynuyormuş. Bunu gören Nam-ı Kemal;
- Oğlum şeyinle oynama taş olursun taş!
Oğlu da;
- Sertleşmeye başladım bile...

Asd

Birgün arabaların hız ve frenleri hakkında yarısma başlatılır ve yarışmaya Almanyadan mercedes-benz le bi Alman katılır, Fransadan renoult la Fransız ve Türkiyeden Nam-ı Kemal katılır. Altında Murat 124. Hakem yarışmanın kurallarını okur. Kurallar çıkabildiğiniz kadar yüksek hıza çıkıp karşıdaki duvara en yakın duran kazanıcak der... Ve yarısma başlar... Önce Alman basar basar duvara 10 cm kala durur. sonra Fransız basar basar frene bir basar araba 12 cm kala durur. Bu arada Alman ve Fransız aralarında konuşur fren sistemin ne? Alman benim abs der Fransız falan filan diye cevaplar. Onlar konuşurken bizim Nam-ı Kemal gazı kökler 1. vites 2 . vites 3 4 derken duvarı deler geçer. Fransızla Almanda konuşurlarken bu olayı görür ve N.Kemal e de sorarlar senin fren sistemin ne diye... Nam-ı Kemal de ASD der. Alman sorar asd ne oluyor diye... anasını *iksen durmaz der..

Adalar Dışarda Kaldı

Nam-ı Kemal bigün uçakta yolculuk ediyormuş kadının birisiyle tartişmaya başlıyor kadın diyor ki İsveç Türkiye den daha büyük Nam-ı Kemal olmaz Türkiye daha büyük falan diyor, neyse bunlar iyice tartışıyorlar kadın diyor ki sana adresimi veriyim gel gösteriyim İsveç daha büyük. Neyse Nam-ı Kemal akşam gidiyor bi güzel seks yapıyorlar sabah kadın diyor gördünmü İsveç daha büyükmüs tr yi içine aldı, Nam-ı Kemal gülüyor içine aldı ama adalar dışarda kaldı.

Gerçeği görünce

Kralın birinin çok sevdiği bir atı varmış nasıl olmuşsa bu at birden hastalanmış ve ağlamaya başlamış sürekli ağlıyormuş kral da ilan vermiş atını güldürene bin altın vereceğini söylemiş yüzlerce kişi müracaat etmesine rağmen atı bir türlü güldürememiş sonunda namık kemale haber vermişler O da gelmiş krala atı güldüreceğini söylemiş. namık Kemali atın bulunduğu ahıra götürmüşler namık Kemal bir süre içerde kalmış çıktığında bakmışlar ki at kahkahalarla gülüyor.kral hemen bin altını vermiş. at o kadar gülüyormuş ki artık saman bile yiyemez hale gelmiş kral dayanamamış NAMIK KEMALİ çağırmış eski haline döndürürse iki bin altın vereceğini söylemiş namık kemal girmiş cıktığında bakmış lar ki at ağlıyor kral merak etmiş bu işi nasıl yaptığını namık kemal de:başta ata benim ...kim seninkinden büyük dedim başladı gülmeye 2.sinde de çıkarıp gösterdim gerçeği görünce ağlamaya başladı..

Sperm yarismasi

Bir gun en cok sperm atma yarismasi duzenlenir. Yarismaya bizim Namik ta katilir.Birinci yarismaciya sorarlar. Ne kadar sperm atarsin diye. O da bir bardak söyler. Böyle devam eder son iki yarismaci kalir. Onlardan biri ingiliz biride bizim Namik tir. ingilize sorarlar. Oda bir kuvet kadar atarim der. En son sira bizim Namika gelir. Namika sorarlar oda derki: Yuzme bilmiyen varsa disari ciksin....

En büyük

Amerika Başkanı nın Kızı *iki en büyük olanla evlenecekmiş. Başkan her yere haber yollamış, aradan bir hafta geçmiş dünyanın dört bir tarafından erkekler gelmiş elemeler yapılmış finale üç kişi kalmış. Beyaz Sarayın önüne getirmişler. Biri bi çıkarmış sarayın etrafını bir kez dolanmış, diğeri çıkarmış iki kez, üçüncü üç kez dolandırmış. O arada kel, tek gözlü biri gelmiş kafasında şöle bir not varmiş:
Ben Nam-ı Kemal Türkiye deyim bekleyin geliyorum...

En

Bir ülkede yaşayan bir kralın kızı sevişmelerden tatmin olmaz ve hiç zevk alamaz. Bunu üzerine kral kızını zevkten bağırtabilene 2 kasa dolusu altın verecegini söğler ve her ülkenin en azılı insanları çağrılır. Alman, Fransız ve Nam-ı Kemal. Alman hazırlıklarına yapar ve kral sorar Seninkinin boyu kaç metre? Alman 1.30 metre der. İçeri girer fakat hiç ses çıkmaz.Kral Fransıza sorar Seninkinin boyu kaçmetre Fransız 2 metre der.
Fransız da prensesi bağırtamaz.En son Nam-ı Kemal gelir ve kral ona da sorar seninki kaç metre? Nam-ı Kemal 90 cm der ve girer. Girer girmez içeriden inanılmaz bir çığlık gelir ve Nam-ı Kemal dışarı çıkar. Nam-ı Kemal e sorarlar Yav bizimki bukadardı ama yapamadı seninkinin boyu alt tarafı 90 cm nasıl yaptın derler. Nam-ı Kemal cevap verir Bizim orada önce enini söylerler

Şeytan

Namık kemal bi gün der ki: Allahın adını verdim artık karı s.........m der ve dağın başına yerleşir. 3 yıl sonra artık abazalık canına tak etmiştir her gün hayvan s......e otuzbir çekmekte fakat bi türlü karı si...memektedirr. Yağmurlu bi gecede her tarafı sırılsıklam göğüs uçları ortaya çıkmış fıstık gibi bi hatun gelir der ki:
-Arabam bozuldu geceyi sizde geçirebilirmiyim?
Namık Kemal kabul eder. Hatun odasında soyunurken bu dayanamaz ve anahtar deliğinden bakar bi de ne görsün hatun çırılçıplak. Hemen dalar içeri ve hatunu 2 saat anırta anırta s....r. Sonra hatun şeytana dönüşür ve der ki:
-Sana çok büyük bi günah işlettirdim ne düşünüyosun?
Namık kemal hiç istifini bozmadan cevap verir:
-Ulan şu dünyada bi şeytanı sikmediğim vardı onu da siktim ya artık gözüm açık gitmem..

Aman Dökmeyin

Bir gün Nam-ı Kemal kamyon şöfürlügü yapıyormuş N.Kemal tam olarak bilmesekte tahmini olarak 3 ay kadar uzun yolda kalmış ve eve dündüğünde karısına "hadi yatalım" demiş karısı olmaz çocuklar evde der N.Kemal o zaman sen git sıcak bir corba hazırla der ve servis yaparken üzerine dök ve banyoya git ben gelirim der. Kadın akşam Çorbayı yapar sofrada üzerine döker. Bunu öğrenen N.Kemal koş banyoya der. Ardından gider ve karısını ..kmeye başlar. Annesinin gelmediğini gören çocuk kalkıp banyoya gider ve gördügü manzara karşısında korkup kardeşlerinin yanına koşar ve kardeşlerine derki aman oğlum üzerinize corba dökmeyin babam sizide ..ker

İntikam

Bir gün Nam-ı Kemal iş icabı bir şehre gider. O gece o şehirde konaklamasi gerekir ve akşamüstü kendisine bir otel aramaya başlar. Bulduğu otelde resepsiyon görevlisinden bir oda ister. Resepsiyon görevlisi Nam-ı Kemal e hiç boş odaları olmadığını sadece iki kişilik bir odada konaklayan erkek bir Japon müşterilerinin olduğunu söyler. Ayrıca bu şehirde bundan başka otel bulamazsiniz der. Bizim Nam-ı Kemal resepsiyon görevlisine olsun Japon müşterinizi gösterin ben onunla anlaşırım der. Japonla aynı odada kalıp oda parasını paylaşma konusunda anlaşırlar. Odalarına yatmaya çıkarlar. Bizim Nam-ı Kemal uyur. Japon ben su Türk e bir oyun edeyim de bir daha ömrü boyu beni unutmasin diye düsünür ve kalkıp uykusu ağır olan Nam-ı Kemal in sakalını, bıyığını kaşını, kirpiğini traş eder. Sabah erkenden Japon odadan çıkar gider. Nam-ı Kemal uyanır aynada elini yüzünü yıkarken halini görür ve delirir. Vay ibne Japon ben sana sorarım der. Fıkra bu ya ikinci gece Japon odaya gelir. Uyuma vakti gelmiştir. Nam-ı Kemal hiç bozuntuya vermeden yatar uyku taklidine geçer. Bizim Japon kuşuykusunda bu Türk benden intikam alır diye bekler. Bir ara içi geçer bunun farkına varan Nam-ı Kemal hemen kalkar Japonun şeyinin ucuna bir ip bağlar, ipin diger ucuna ise kocaman bir taş ve çıkar otelin balkonuna. Tam bu sırada Japon kuşuykusundan uyanır. Bir şeyinin ucundaki ipe bakar birde Nam-ı Kemal in elindeki kayaya. Şeyim kopacağına atlarım asağı daha iyi diye düşünürken Nam-ı Kemal kayayı balkondan asağı bırakır. Japon yataktan fırlar ve kayanın peşinden atlar. Nam-ı Kemal ardından bağırır: - Atla eşşoğlueşek atla! Tassakları da karyolaya bagladımmmm...