Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

5 Aralık 2007 Çarşamba

Albay

Albayın biri yemekhaneyi denetlemeye gittiğinde aşcı askere sorar. "oğlum bu yemeklere ne koyuyorsun" der. asker "sana" koyuyorum komutanım. der. Albay bozuntuya vermeden tamam oğlum git diğer yemekhanecilere söyle onlarda sana koysun der. ve albay yemekhaneden ayrılır. albay tam nizamiyeden çıkarken aynı asker kendisine yetişir ve komutanım bütün yemekhanecilere söyledim hepsi sana koydu.

General Motors

İki erden birisi, geçen kamyona selam durunca öbürü sordu :
-Neden selem verdin?
-Görmedin mi? Kamyonun üzerinde General Motors yazıyordu.

Teftiş Fırçası

Askeri birlikte teftiş için hazırlık yapılıyormuş..Bu arada bütün erlere birer diş fırçası dağıtılmış.Er Mehmet te fırçayı göğüs cebine yerleştirmiş.Kıtayı denetleyen komutan sıra Mehmet e gelince,cepteki fırçayı göstererek sormuş;
-"Bu ne bu?..
-"Teftiş fırçası komutanım...

Azgın köpek

Savaşta komutan temeli yanına çağırır,oğlum der bak şu karşıdaki köprüyü görüyormusun şimdi oraya gizlice gidip düşman varmı tanklarımız arabalarımız piyadelerimiz,köprüden geçebilirmi diye bir keşif yapıp gel diye emreder.temel sürüne sürüne gider ve bir kaç saat sonra geriye döner,komutan sorar ne oldu oğlum düşman varmı yok komutanım, tanklarımız geçermi oğlum ? geçer komutanım,arabalarımız geçermi oğlum? geçer komutanım.peki piyadelerimiz geçebilirmi oğlum ? geçemez komutanım.niye geçemezki oğlum ?köprünün ayağına kocaman azgın bir çoban köpeği bağlamışlar komutanım...

Ördek böreği

Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır :
-Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler. Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Şey...yani evet, başçavuşum.
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!

Sayıpta atla

Parasutle atlamayi hatirlatan komutan ilk once kendinizi bosluga birakacaksiniz sonra 1, den 10, a kadar sayip, su ipi cekin parasutunuz acilir. Haydi göreyim deyip tek tek aşagı itekledigi askerlerinden birinin parasutu acilmadan yere cakilmisti.
Doctorlar, ambulanslar yetisti, askerin yuzu yere yapismis halde soyleniyor askeri ceviriyorlar asker soyle diyor, sesesesekiz, dodododokuz....

Nerelisin

Komutan teftiş sırasında bir askere sorar:
- Oğlum nerelisin?
- Maraşlıyım komutanım
Komutan askere bir tokat patlatır ve tekrar sorar:
- Oğlum nerelisin?
- Maraşlıyım komutanım
Komutan askere bir tokat daha patlatır ve tekrar sorar:
- Oğlum bak iyi düşün! nerelisin?
- KAHRAMAN Maraşlıyım komutanım!
Komutan: Aferin iste böyle diyerek diğer askere (Temel) döner:
- Oğlum sen nerelisin?
- Kahraman Trabzonluyum Komutanım !!!

Karadenizli er

Yeni erler eğitim görüyordu.Ders veren üsteğmen, karadenizli birere insan iskeletini göstererek ne olduğunu sordu.
Er :
-İnsan kılçığıdır komutanım, dedi.

Kuş Sandım

Yüzbaşı evin papağanına belli başlı kelimeleri ezberletmişti.Mehmet gel, Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s.
Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada evin yeni emir eri ortalığı silip süpürmekle meşgul görünüyordu.İçeriden Mehmet diyen sesi duyunca fırladı koştu :
-Buyur, dedi ama arkası gelmedi .
Tekrar işine daldı.Bir zaman sonra tekrar çağrıldı. Şaşırmıştı. Odada bu emri beklemeye karar verdi.Papağana gözü takıldığı anda da papağan "Mehmet" diye çağırmasın mı.Derhal hazır ol vaziyetine geçerek :
-Buyur komutanım, dedi.Kusura bakma seni kuş sandımdı.

Adam değiliz

Trabzon da bir asker ocağında komutan bağırmış :

-Oradan üç adam gelsin de bana yardim etsin!
-Ses yok!
-Üç adam gelsin dedim.
-Ses yok
-Bana bakin! Üç adam gelsin dedim!
Askerlerden biri çıkışmış :
-Komutanım, biz adam değiliz, biz Laziz Laz!

Mavi Kıl

İstanbulda askeriyenin birinde bir subay sürekli 1 maaşına iddaya girip, bütün iddaları kazanıyormuş. Askeriyede iddaya giripte ütmediği kişi kalmamış. En sonunda doğuya sürgün edilmeye karar verilmiş. İstanbuldan Hakkariye sürgün edilmiş. İstanbuldaki albayı Hakkarideki albaya telefon açarak. Size sürgün bir subay gönderiyoruz. Napın yapın onunla iddaya girmeyin demiş. Bunu duyan albay karşısındakine benim askeriyemde her türlü idda, bahis oyunları zaten yasaktır demiş. Subay askeriye gelir gelmez albay yanına çağırmış. Subaya, duyduğuma göre sen çok iddacı birisiymişssin demiş. Bunu üzerine subay öyle ama sizinle kesinlikle iddaya girmem komutanım demiş. Adam huylanmış. Olum neden benle iddaya girmezsin demiş. Subay: Komutan sizin gözleriniz mavi sizin götünüzde mavi kıl vardır bu kişiler çok şanslı olurlar o yüzden ben böyle kişilerle iddaya girmem demiş. Komutan yok bende dediysede subay vardır komutanım demiş. Komutan sonunda dayanamamış varmısın iddaya demiş. Adam varım demiş ve 1 maşına iddaya girmişler. Subay demiş komutanım şimdi siz bakıp yok deseniz ben inanmam ben bakıp var desem siz inanmazsınız demiş. Biz en iyisi bütün askerlere gösterip öyle karar verelim demiş. Komutan ben götümü hiç kimseye göstermem demiş bunu üzerine subay yüzünüzü kapattıkmı sizi kimse tanımaz komutanım demiş ve askeriyenin ortasında bi çadır kurulmuş gelen asker yok demiş. Sonra komutan kalkıp bak gördün mü iddayı ben kazandım demiş. Subay haklısınız albayım alın şu 1 maşım demiş ve albaya vermiş. Gururla odasına dönen albay istanbulu arayıp istanbuldaki albayı telefona istemiş. Albay telefona gelmiş. Başlamış Hakkarili albay sizin iddacıda hiç bir boktan anlmıyo demin bi idda kaybetti deyince istanbullu albay telaşla. Etmeyin albayım götünüzü bütün askeriyeyemi gösterdi yoksa der. Bunu üzerine albay sorar nerden bildin. İstanbullu albay cevap verir. Burda bütün askeriyeyle 1 er maşına iddaya girmişti 1 hafat içinde ordaki albayın götünü bütün askeriryeye göstereceğim diye.

Hitler

Iki yahudi hitler kampinda her gun iskence agir calisma ve hakarete magruz kaliyorlarmis biri digerine sormus: Simdi hitler eline gecse ne yapardin
ikincisi: Hemen bogazlardim demis...ya sen ne yapardin
ilki: cevap vermis 50 santimlik demir cubugun bir tarafini kizdirir soguk tarafini hitlerin kicina sokardim
Ikincisi:neden demis
ilki: Niyesi varmi tutup cikaramasin diye

Titanik

Hitler ele geçirilen İngiliz, Fransız ve Yahudi üç esire bir şans tanımak istemiş..
- "Size birer soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım" demiş.

İngilize sormuş:
- "Titanik kaç yılında battı ? İngiliz hemen cevap vermiş
- "1912"

Hitler İngilizi göndermiş, Fransıza sormuş bu kez,
- "Titanik te kaç kişi öldü?" Fransız cevap vermiş
- "1050"
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür bırakmış. Ve Yahudi ye dönmüş:
- "Say lan ölenlerin isimlerini!"

Kaçmaya Çalışıyorsun

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz, Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar, fakat İngiliz in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk önce bacağı keserler ve İngiliz, Almanlardan bu bacağı anavatanı olan İngiltere ye atmalarını ister.
Almanlar da İngilizin isteğini yerine getirir. Sonra İngiliz in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve Almanlar da yerine getirir. Bu sefer de Almanlar öteki kolu keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlardan kolu anavatanına atmalarını ister, fakat Almanlar " olmaz!" derler,

İngiliz nedenini sorunca şöyle cevaplarlar:
"Sen Galiba Kaçmaya Çalışıyorsun!"

Sigara Öldürür

Albay askerlerin sigara içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir yazı asmıştır.Yazıda :

-Sigara öldürür, diye yazıyormuş.

Ertesi gün oradan geçen albay yazının altındaki cevabı görmüş :

-Türk askeri ölümden korkmaz!

Ananı

Uçakta kapı açılmış acemi erler teker teker paraşütle aşagı atlıyorlardı.Sıra temele geldiginde komutanına dönerek; komutanım dün gece rahmetli annem rüyama girdi; oğlum o paraşütle atlama açılmayacak dedi.komutan atla oglum inanma böyle boş rüyalara der, fakat askeri ikna edemez.Bunun üzerine ver onu bana al benimkini der ve degiştirirler.Asker atlar ve paraşütü açılır süzüle süzüle aşagı dogru inerken başını kardırırki ne görsün; komutan paraşütü açılmamış mermi gibi aşagı dogru geliyor.Tam yanından geçerken bagırır; "komutanım.. komutanımm nereyeee" komutan hışımla bagırır; "ananı s...."

Taklitçi Ajan

Türkiye den Rusya ya 3 tane ajan gidecekmiş.Türk komutanı ajanlara çuvallar içinde gideceksiniz.Rus komutanı yakalarsa bir başka şeyin taklitini yapın demiş.Ajanlar gitmiş.Rus komutanı ajan Ahmet in bulunduğu çuvala tekme atmış.Çuvaldan miyav miyav diye ses gelmiş.Komutan bunda birşey yok diye bırakmış.Ajan Ali nin çuvala tekme atmış.Çuvaldan hav hav diye ses gelmiş.Komutan bunu da bırakmış.Sıra ajan Mustafa ya gelmiş.Komutan vurmuş,ses yok.Bir daha vurmuş,yine ses yok.Birdaha vurmuş .artık ajan dayanamamış patates lan patates

Salak erler

İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş erini çağırır ve der ki;
- Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al.

Er:
- Baaaşüstüne çavuşum der gider.

ikinci çavuş çağırır erini:
- Olum git bak bakayım ben evdemiyim der..

er:
- Baaşüstüne çavuşum der çıkar.

bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
- Yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden bulayım..

diğer er:
- Yahu benim ki daha salak yok gidip kendisi evdemiyiş değilmiymiş diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca askeriyenin telefonu var evi arada sorsana...

Kaçak Asker

Bzim asker sürekli askerden kaçıyormuş askere cezalar verilmiş dayaklar atılmış yinede kaçıyor, komutanlar çaresini bulamammış bir de iyilikle soralım neden kaçtığını sormuşlar komutanı askeri çağırmış bir sigara vermiş oğlum neden sürekli askerden kaçıyorsun kaçak asker ben Karısızlığa dayanamıyorum komutanım, Komutanda oğlum daha önce neden söylemedin çaresini buluruz bak şu eğitim alanında bir tahte kulube var nezaman canın kadın istedi git orda bir delik var oraya şeyini sok bizim asker komutanın yanından çıkar çıkmaz deliğe yönlenmiş ve deliğe şeyini sokmuş o kadar çok hoşuna gitmişki artık her gün o tahta barakadaki deliğe şeyini sokup rahatlıyormuş tabiki askerden kaçması düzelmiş teskereye az bir zaman kalmış yine koşarak deliğe şeyini sokmuş delik eski delik değil kupkuru ve soğukmuş hemen koşturarak komutana sormuş deliğe birşeyler oldu komutanım .komutan hafif sırıtarak elindeki listeye bakmış deliğin öbür tarafına geçme sırası sana geldide ondan

Adıyaman lı

Adıyaman lının biri İzmir de yedeksubay okulunda askerligini yapmaktadır. Hafta sonları çarşı izinlerinde kız tavlamaya çalışır fakat başaramaz.

Aynı yerde askerlik yapan İzmir liler Adıyaman lı ile dalga geçerek sorarlar;

-Adıyaman lı bu hafta çarşıda ne yaptın?

-Konak meydanında denizi seyrettim.

-Yahu ne diye boklu denizi seyrettin. Kızlara takılsana...

Ertesi hafta Adıyaman lı Karşıyaka ya geçer ve yine kız tavlamayı başaramaz. İzmir liler yine dalga geçerek Boklu denizi seyredecegine arkana dönüp apartmanlara baksaydın ya derler.

Bu sefer Adıyaman lı Karşıyaka ya geçerek apartmanları seyretmeye başlar. O da ne bir bayan el sallıyor. Hemen gider bayanın dairesinin kapısını çalar. Karşısına orta yaşlı üzerinde seksi bi gecelik bulunan bir bayan çıkar.

Biraz sohbet ve tanışma faslından sonra bayan sorar;

-Nerede askerlik yapıyorsun_

-Gaziemir de

-Aa benim oglumda seninle birlikte askerlik yapıyor. Şimdi kız arkadaşıyla sinemaya gittiler, birazdan gelirler. Sen haftaya gel, birlikte olalım, der.

Adıyaman lı bölüge döndügünde İzmir liler etrafını sararak sorarlar;

-Adıyamanlı bu hafta ne halt ettin?

-Bu hafta ne halt ettigimi bende anlamadım ama haftaya kesin birinizin anasını s.kecegim!

Asker Mektubu

Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve birgün Temel cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve mektubu göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup göndermezdi acaba kime yazmiş diye merak eder ve mektubu okur mektupta temel cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini okuyunca temele acır ve cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel e verir ve Temel parayı alınca bir mektup daha yazar çavuş yine mektubu okur ve mektup da şöyle yazar SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA BANKA HESABIMA YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM İBNE ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU YEMİŞ

Padişah 2

Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus.Padisah, ihtiyari selamlamis:

" Selamunaleykum ey pir i fani..."

" Aleykumselam ey serdar i cihan..."

Padisah sormus:

" Altilarda ne yaptin ?"

" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..."

Padisah gene sormus:

" Geceleri kalkmadin mi ?"

" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..."

Padisah gulmus:

" Bir kaz gondersem yolar misin ?"

" Hem de ciyaklatmadan..."

Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus:

" Ne konustugumuzu anladin mi ?"

" Hayir padisahim..."

Padisah sinirlenmis. " Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelleni alirim."

Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..

" Ne konustunuz siz padisahla..."

Adam, basveziri soyle bir suzmus:

" Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.."

Basvezir, yuz altin vermis.

" Sen padisahi, serdar i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.."

" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.."

Vezir kafasini kasimis.

" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.

"Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim."

Vezir bir soru daha sormus...

" Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis.

" Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..."

Vezir gene kafasini sallamis.

" Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus:

" Onu da sen bul..."

Gerçek Cesaret

Karacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker

- "Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek

-"İşte cesaret" demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine
- "Emret komutanım "diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek

- "İşte cesaret " demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve
-"Emret komutanım" demiş.

Komutan
- Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş.

Asker;
- "Hadi lan" demiş.. Komutan diğer komutanlara dönerek
- "İşte asıl cesaret bu " demiş.

Çıkarda

Mehmet askere gitmiş 2 ay sonra bölük komutanının yanına gidip;

- Komutanım ben askere gelmeden 2 gün önce evlendim. Daha karıma doyamadan buraya geldim. Bana bir izin verin de karımı görüp gelem...

Demiş. Bölük komutanı çok anasının gözü biri imiş.

- Tamam, seni 10 gün izine göndereceğim ama bir şartla; izinden döndüğünde yaptıklarını dakika dakika anlatacaksın bana.

Mehmet çaresiz boynunu bükmüş ve kabul etmiş. Bölük komutanı izin kağıdını imzalamış, verirken yaptıkları anlaşmayı tekrar hatırlatmayı da ihmal etmemiş. Mehmet 10 gün sonra dönmüş izinden ve bölük komutanı hemen çağırmış yanına.

- Anlat bakalım ne yaptın 10 gün boyunca.

Mehmet:
- Komutanım eve gittim, 10 gün sonra Hatçe dediki...

Komutan:
- Oğlum tek tek anlat, eve gittin sonra ne oldu?

Mehmet:
- Komutanım eve gittim, kapıyı çaldım, Hatçe kapıyı açtı, 10 gün sonra Hatçe dediki...

Komutan:
- Oğlum sana tek tek anlat dedim. Bak benim kafamı bozma döverim.

Diye gürleyince Mehmet çaresiz tek tek anlatmaya başlamış.
- Komutanım eve gittim, kapıyı çaldım, Hatçe kapıyı açtı, oturup yimağımızı yidik, sona Hatçe yatağı serdi, sona ben soyundum, sona Hatçe soyundu...

Komutan heyecanlı heyecanlı sormuş:
- Eee daha sonra?

Mehmet:
- Sona Hatçeye bir geçirdim. 10 gün sona Hatçe dediki: "Memet az bi çıkarda işemeğe gidem çok sıkıştım"

Temelle Yunan askeri

Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş.Temel in canı çok sıkılıyormuş.Yunan a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış.Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan aldırmamış.Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış.Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?" demiş, yunan aldırmamış.Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış, yunan aldırmamış.Nöbetler degişmiş sıra yine Temel le Yunan a gelmiş.Yunan a hadi sınıra git demişler yunan da:

- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor.."

Yüzbaşım

Bir Astsubay la bir gözü takma Yüzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı. Yüzbaşı her gece yatmadan takma gözünü çıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı.

Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gözüde yutmuştu.

Astsubay farkına vardı ama artık iş işten geçmişti.
Ertasi gün sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu . Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mümkün değildi bir türlü rahatlayamıyordu.

Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nöbetcisi er telaşlandı nazikçe kapıyı tıklattı..
-Komutanım yardımcı olayım..
Astsubay can havliyle kapıyı açtı,
-Bak oğlum şurada ne var bir türlü
s...çamıyorum deyip er e doğru döndü.

Er eğilip bakar bakmaz hazırola geçti ve selam durdu. Bunu gören Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladım diye bağırdı..

Asker yanıtladı;
-Nasıl selam durmayım Komutanım içeriden Yüzbaşım bakıyor......

alinin ödevi

aliye öğretmen ödev vermiş. aliye 5 cümle yazacaksın demiş. ali babasına gitmiş:

-babacığım bana bir cümle söyler misin? demiş.babası da o sırada maç izliy ormuş.birden:

- gooooooooolll diye bağırmış.ali defterine yazmış.sonra annesine gitmiş.annesinin sana yağı kaybolmuş:

- sana sana sana demiş. ali defterine yazmış.abisine gitmiş.abisi tarzan filmi izliyormuş:

-ben tarzan demiş.ali defterine yazmış.ablasına gitmiş.ablası telefonda sevgilisiyle konuşuyomuş:

-bu gün olmaz şekerim yaarıın demiş.ali defterine yazmış.kardeşine gitmiş.kardeşinin oyuncak robotunun pili bitmiş:

-pilibitti pilibitti bozuldu demiş.eretesi gün aliyi öğretmen tahtaya kaldırmış. ali:

-gooooooooooooll diye bağırmış.öğretmen:

-bana mı dedin sen onu???????? demiş.ali:

-sana sana sana demiş.öğretmen:

-sen kendini ne zannediyosun? demiş.ali:

-ben tarzan demiş.öğretmen:

-seni disipline vereyim mi? demiş.ali:

-bu gün olmaz şekerim yaarıın demiş.öğretmen düşüp bayılmış.ali:

-PİLİBİTTİ PİLİBİTTİ BOZULDu!!!!!.... DEMİŞ.

iskelet

Ögretmen ögrencilere sordu: buradabir hayvan iskeleti var. söyleyin bakalınm, bu hangi hayvanın iskeletidir? Turgut cevap verir- ölmüşbir hayvanın iskeletidir.

yalancı öğretmen

bir gün çocuklar yerde 50 krş bulmuşlar sınıfa gelmişler ve öğretmen bunların tartıştığını görmüş siz neyi tartışıyosunuz bakim demiş çocuklarda 50 krş en iyi yalan söyleyene vercez demiş öğrtde sormuş yalan ödüllendirilmez cezalandırılır demiş ve sonra da ben küçükken hiç yalan söylemezdim dedmiş bunun üzerine öğrenciler kıs kıs gülerek parayı öğretmene ver çünkü en iyi o atıyo demiş.

Terbiyesizlik

Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

Sayılar Yalan Söylemez

Öğretmen matematik dersinde:
-Çocuklar, dedi, sayılar asla yalan söylemez. Örneğin bir adam bir tarlayı, on iki günde sürerse, on iki adam bir günde sürebilir. Buna benzer bir örnek de siz bulun bakalım.
Öğrencilerden biri kıs kıs gülerek parmağını kaldırdı:
-Örneğin bir vapur Atlantik Okyanusu�nu altı günde geçiyorsa, altı vapur bir günde, yüz kırk vapur bir saatte geçer...

Nereden Bilsin

Genç bir taşralı öğrenci İstanbul�a hukuk öğrenimi için gelmişti. Fakat büyük şehrin kızları aklını başından alınca, bu güzel kızlar üzerinde ihtisas yapmayı tercih etti.
Öğretim yılının sonuna doğru babası oğlunu ziyarete geldi ve bu arada beraberce şehri dolaşmaya çıktılar. Bir aralık Beyazıtta dolaşırken geniş bir bahçeye girdiler. Karşılarındaki büyük binayı gösteren baba, oğluna sordu:
-"Bu ne yavrum? Hastane mi?"
-"Ben de bilmiyorum," diye cevap veren delikanlı, o sırada yanlarından geçen bir gence dönüp sordu:
-"Afedersiniz, bu ne binasıdır?"
-"Bu mu, Hukuk Fakültesi..."

Neymiş

Öğretmen Acar`a sordu: "Kamburu olan hayvanın adı nedir?"
-"Deve öğretmenim."
-"Güzel. Şimdi de bana iki kamburu olan hayvanın adını söyle."
-"Hecin devesi öğretmenim."
-"Mükemmel. Sonm olarak üç kamburu olan hayvana ne derler?"
-"Kamburu olan Hecin devesi, öğretmenim."

Kıssadan Hisse

Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış.
İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya:
- Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.
Öğretmen:
- Güzeel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8 inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçince Ted Amcama bulaşmayın...

Kara Bulutlar

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi. Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..

Hangi Sınıf

Bir gözlem:
Üniversitenin ilk günü dekan bir sınıfa girdi ve Günaydın! dedi.
Sınıf hep birden Günaydın, hocam! deyince,
A! Siz birinci sınıfsınız, dedi.
Sonra açıkladı:
Bir hoca sınıfa girip Günaydın! dediğinde, hepsi, Günaydın, hocam! derse, birinci sınıftırlar; gazetelerini ortadan kaldırıp kitaplarını açarlarsa ikinci sınıftırlar; hocayı görmek için gazetelerinin yukarısından bakarlarsa üçüncü sınıftırlar; ayaklarını sıraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü sınıftırlar. Hoca içeri girip Günaydın! dediğinde, bunu not alıyorlarsa master öğrencisidirler.

Biyoloji Sınavı

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar.Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, Bu mikroskoplarda lam da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.Hoca arkasından seslenmiş Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış Tanısana hadi lan tanısana kim olduğumu.

Müşkülpesent

Bir toprak ağası oğlunu üniversiteye göndermişti. Sene sonunda oğlu köyüne dönünce, merakla sordu baba:
-"Oğlum kaçıncı oldun?"
-"İkinci," dedi delikanlı.
-"Yazık emeklerime. Ben seni oraya birinci olasın diye göndermiştim."
İkinci yıl delikanlı çok daha fazla çalışır ve bu sefer gerçekten birinci olarak döner. Sonucu babasına söyleyince adam aksi aksi başını salladı ve hayıflanarak:
-"Sen birinci oldun ha? Yazık! Demek o üniversite de üniversitelikten çıktı ha!"

Sorsana

Öğretmen dalgın gözlerle sınıfı süzdü, sonra birden seslendi:
-"Hey, en arkadaki delikanlı.. Sen... Kalk eğildiğin yerden... Ezbere anlat ev ödevini."
-"Ben mi? Bilmiyorum ki."
-"İnanılacak şey değil. Peki, ne yaptın dün akşam sen?"
-"Hiç arkadaşlarla meyhaneye gidip, önce bir kadeh içki içtim. Sonra da kahvede tavla oynadık..."
-"Ne? Utanmadan bir de söylüyorsun bunu ha? Peki ne diye geldin sen buraya?"
-"Ben mi? Bozuk kaloriferleri tamire geldim... Ben kaloriferciyim..."

Bir Soru Bir Örnek

İmtihanda müfettiş sordu:
-�Isının cisimler üzerinde etkisini söyler misiniz?�
Öğrenci uzun uzun düşündü, bir süre gözleri tavana takılıkaldı. Bir türlü hatırlayamadı. Öğretmen yardım etmek istedi:
-"Uzar efendim."
Sorunun cevabı tamamdı. Müfettiş tekrar sordu:
-"Şimdi de, günlük bir örnek ver bakalım," dedi.
-"Mesela yazın sıcak havalarda..."
-"Evet,� dedi müfettiş. �Evet, devam et..."
-"Meselâ, yazın sıcak havalarda günler uzar...

İyiliğe Kemlik

Okulda cezaya çarptırılan Acar başından geçeni annesine anlatıyordu. "Öğretmenin sandalyesinin üstüne bir raptiye koydular."
-"Sen ne yaptın?"
-"Yapmaz olur muyum...Raptiyenin batmaması için, öğretmen tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim, dayağı da ben yedim..."

İmkansız Mı Değil Mi

Baba öfkeyle bağırıyordu: "Rezalet! Kepazelik! Okulda iyice sermişsin. Hiç çalışmıyorsun."
-"Ama baba, o kadar çok ders yığılıyor ki, başarmak imkânsız."
-"Ne demen imkânsız?"Ben Türkçede imkânsız diye bir kelime bilmiyorum."
Babasının bu sözü üzerine, oğlu odadan çıktı. Banyodan dişmacunu tüpünü alıp döndü, tüpü masanın üzerine sıkıp boşalttı. Sonra seslendi:
-"Haydi bakalım, doldur şimdi bu macunu tüpe!"

En Önemli Üç Gıda

Öğretmen uzun uzun proteinler, karbonhidratlar, yağlı maddeler konusunda bilgiler verdi, insanların beslenmesi ile ilgili açıklamalar yaptı... Sonunda bir soru sordu.
-"Siz bana, insan için en önemli olacak gıdalardan üçünü sayabilir misiniz.�"
Arkalarından bir öğrenci seslendi:
-"Sabah kahvaltısı, öğle yemeği, akşam yemeği efendim."

Tasa

Öğretmen coğrafya dersini sona erdirmişti ki, bir çocuk parmak kaldırarak sordu:
-"Sahi, dünyamız günün birinde yok mu olacak, öğretmenim?"
-"Evet, çocuğum."
Öğrenci bir an düşündü: "Peki, uçmakta olan uçaklar o zaman nereye inecekler."

Müzayede Tellanın Oğlu

Bir müzayede tellâlının oğlu o akşam okuldan dönünce babasıma hesaptan sıfır aldığını söyledi.
- Öğretmen bana 2 kere 12�nin kaç yaptığını sordu ve benim verdiğim rakamı reddetti.� Diye izah etti.
Baba sordu: "Peki, sen 2 kere 12 kaç eder demiştin?"
-"Yirmi iki ama öğretmen kabul etmedi."
-"O zaman 23 deseydin!"
-"Tam diyecektim ki arkadaş, benim ağzımı açmama vakit bırakmadan 24 diyiverdi. Neticede, onun rakamını kabul ettiler tabii."

Yükte Hafif

Profesör, erkek beyninin, kadın beyninden aşağı yukarı yüz gram daha ağır olduğunu açıkladıktan sonra, kız öğrenciye bu farkın ne anlama geldiğini sordu. Doktor adayı genç kız güldü.
-"Beyinler arası farklılaşmada esas olan miktar değil, kalite farkıdır hocam..."

Kimmiş

Nuri okuldan eve bir gözü mosmor dönmüştü. Annesi çıkıştı:
-"Aşk olsun gene mi döğüştün mektepte?"
-"Şey... Büyük bir çocuğun bir küçüğü döğmesine engel olmaya çalıştım da anneciğim..."
-"Afferin, bak bu cesaret işi. Kimdi o küçük?"
-"Ben anne..."

Çok İyi

Babası Fikret`e sordu:
-"Sınıfta durumun nasıl?"
-"Çok iyi babacığım. Sobanın yanında oturuyorum."

Daha Büyük

Din dersinde öğretmen çocuklara, balinanın karnından sağ olarak çıkan Hazreti Yunus`un hikâyesini anlatıyordu. Çocukların şaşkın bakışları arasında onları daha fazla etkilemek için, "Bundan daha büyük mucize düşünebiliyor musunuz?" dedi.
Bir erkek çocuğu: "Evet öğretmenim. Hazreti Yunus`un, balinayı yutması daha büyük mucize olmaz mıydı?"

En Değerli Maden

Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş.
Dersin bitiminde çocuklara sormuş:
- Çocuklar! Kim hangi madene sahip olmak ister?
Önce David cevap vermiş:
- Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche alırdım.
Ardından Mike cevaplamış:
- Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime son model bir Cadillac alırdım.
En son Küçük Joe yanıtlamış:
-Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kapının önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!...

Büyük Adam

Atatürk�ün öldüğü 1938 yılının 10 Kasım günü, İstanbul Üniversitesinde ders okutan bir Alman profesörü, derse girdiğinde öğrencilerinin üzgün halini görünce, yüreği parça parça olmuş bir halde, üniversite rektörüne telefon ederek:
-"Bugün ders veremeyeceğim, ne yapayım dersiniz?" diye sordu:
Rektör, yabancı profesöre, şu cevabı verdi:
-"Sizin memleketinizde büyük bir adam ölünce ne yapılırsa onu yapın."
Rektörün bu sözlerine yabancı profesörün cevabı şu oldu:
-"Almanya`da hiç bu kadar büyük bir adam ölmedi."

Sırat Köprüsü

- cocuklar simdi, ahiret gununde butun herkes tartilicak, sevaplari gunahlarindan fazla olanlar sirat koprusunden gecerek cennete ulasicak
- hocam sirat koprusu nedir
- kil gibi ince kilic gibi keskin bir koprudur
- e nasil geciyoruzki biz ordan hocam? ayagimiz acir, duramayiz ustunde denge diye birsey var herkes cehenneme duser boyle hocam.
- sevabi fazla olanlara o kopru boyle otoban gibi genis gelecek
-hocam sevabi fazla olanlar gecicekse kildan kopruye otobana ne gerek var? allah sevabi cok olana gec desin gecsin, az olana cehenneme git desin gitsin, sanki itirazmi edicez koca Allaha

- sus esek sipasi aklin ermez senin allahin isine tovbe summe hasa, tobee