Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

23 Kasım 2007 Cuma

Dönme Dolap

Dönme Dolap Minicik kalpler çarpıyordu pırpır…O minicik bedenlerdeki minicik kalplerin,çıkarın,kötülügün, kıskançlıgın varlıgından dahi haberleri yoktu.O kadar safça sarılıyorlardı ki birbirlerine,o kadar masumca gözlerine bakıp,elerinden tutuyorlardı ki…Nasıl insan art niyet arayabilirdi. Minik Gizem koşuyordu aniden düşüverdi.Ceren elinden tutup kaldırdı,ikisi birden aglamaya başladılar.Birinin gözünden akan yaş,digerinin gözünden akan yaşla birleşti,iki yürek tek yürek oldu adeta .Bir kaç dakika sonra ikisininde gözlerinden akan yaşların yerini yanaklarında açan pembe güller aldı.Güneşi kıskandıracak bir sıcaklık yayıldı soguk yüreklere..
İki melek koşa koşa dönme dolabın yanına geldiler .Binip binmemekte ikisi de karasızdı.İki eş ruh,aynı anda koşup bindiler,çıglıklar atıyorlardı.Korkularını birbirlerine sarılarak unutuyorlardı.Çılgınca eglendiler o gün,lunaparkta binmedikleri hiçbiş kalmamıştı.Onlar büyük bedenlerin yanlarında yürürlerken,hemen fark ediliyorlardı.Bizim dünyamızdan farklı bir dünyadalardı.Başlarının üstünde birer yıldız vardı sanki.Onları masum tutan,koruyan,kirletmeyen..İçlerinn beyazlıgı gibi,giysileri de bembeyazdı.Tek siyahlık ardından bembeyaz ışıklar saçan gözleriydi.İnsanın orda onlara bir ömür boyu,bakası geliyordu.Bizim dünyamızı terk edip,onların dünyasına girmek istiyordu insan.Ne yazık ki ruhlarımız onların dünyasına girebilecek kadar masum ve temiz degildi. Dost dediklerimizle dönme dolaplara biz de biniyoruz ama onlar gibi degil,ayrı ayrı yerlerdeyiz. Korktugumuzda uzatılmıyor eller,düştügümüzde ,canımız acıdıgında,onların da canı acımıyor,gözlerimizden akan yaşlar,onlarınkine karışmıyor,tek yürek olamıyoruz ayrı bedenlerde.Çıkarlar,kirli düşünceler set kuruyor önümüze. Maalesef ki ayrı dünyalarda ,ayrı ruhlar olarak, “ben” gözlüklerine takıp,asıl kazancın,bir çift tatlı söz,iyi bir kalp taşımak ,iyi bir dost olmak,ardından imrenilerek bakılacak bir insan olmanın keyfini çıkarmak oldugunu unutup,herkesin izledigi yol farklı olsa dahi,sonuçta hep aynı noktaya ulaşacaklarını göz ardı ederek,yolumuza çıkan herkesi ve her şeyi ezip ,yıkıp,hüsrana ugratarak yolumuzda ilerliyoruz.

Dövüşçü Aslanla Yaban Domuzu

Bir yaz günü aslan su içip serinlemek amacıyla bir su başına gelmiş. O sırada yabandomuzu da suya eğiliyormuş. Aslan:

- Çekil bakalım da suyumuzdan içelim, " demiş.
- Ne demek çekil?, demiş yabandomuzu. Biz hayvan değilmiyiz? Bizde su içmez miyiz? Amma şey asıl sen çekil!

"Sen çekil, hayır sen çekil..." derken işi dövüşe çevirmişler. Nasıl bir dövüş? Kıyasıya, kırasına, öldürüp ölmecesine! Kan ter içinde kalmışlar. Ayrılıp bir solukluk dinlenmede ne görsünler? Tepedeki ağaçlara akbabalarla kara kargalar konmuşlar:
"Aman birbirlerini hemen öldürseler de leşleri bize kalsa..." diye bekleşmiyorlar mı?
Hem aslanda hem yabandomuzunda şafak sökmüş:
"Aman, kavgayı dövüşü boş verelim! Eski dostluğumuza dönelim. Bu akbabalarla kara kargalara yem olmayalım, iyisi budur..."Demişler, yollarına gitmişler.


(Dövüşüp sövüşmek iyi mi? Barış içinde yaşamak varken üstelik... Dövüşenler için son her zaman kötüye varır, bir kazanç getirmez.)


Aisopos(Ezop) Masalları

Uyuyan Aslanla Kabadayı Sıçan

Aslan yan gelmiş yatmış, hor hor uykuya dalmış. Sıçanın biri deliğinden çıkmış. Başlamış aslanın üzerinde oynayıp cirit atmaya. Aslan uyanmış, tedirgin tedirgin bakınmış;

-Ne oluyor üstümde diye aranıyorken kapı önünden geçen bir tilki aslanın bu durumunu görünce, hemen taşı deliğine koymuş, aslanı alaya almış:

"Ne o aslan kardeş, sen de minicik bir sıçandan mı korktun? Ne ayıp ne ayıp? Aslanlığa bu yaraşır mı hiç? " demiş.

Aslan burnundan solumuş:
-Sıçandan mıçandan korktuğum yok... Benimkisi sadece merak! Uyuyan koca aslanın üstünde kim, hangi kabadayı dolaşmayı göze almış? Ben asıl onu merak ettim, demiş.

(Hayatta güvenli olun, küçük, dış görünüşte önemsiz gibi gelen şeylere aldırmazlık etmeyin. Kişinin gerçek güçlülüğü çokluk bu çeşit davranışlardan doğar )

Aisopos (Ezop) Masalları

Hepsi Bir 26. Bölüm Özeti

Broşu, Barış’ın çantasında bulan Eren’in kafası karışmıştır. Kızlar, Erol Hoca’yla konuşması gerektiğini söylese de, o önce Barış’la konuşmaya karar verir ama bunu yapmak Eren için oldukça zordur...Bahadır Hoca’ya, klasik dans öğrencilerinin daha başarılı olduğunu kanıtlamaya kararlı olan Bayan Berbatov, eskiden tanıdığı, New York Gösteri ve Sahne Sanatları Akademisi’nin rektörünü arar ve tek kişilik bir burs ayarlar: Sene sonunda not ortalaması en yüksek olan öğrenci, bu bursu almaya hak kazanacaktır. Sınav haftasında haberi alan öğrenciler, derslere asılmaya başlarlar...Emre’nin Sevgi’ye reklamda oynamayacaklarını söylemesini bekleyen Cemre, kendilerinin de reklamda oynayacağı öğrenmesi üzerine, iki ateş arasında kalır. Sevgi ise, Emre’ye hafta sonunu beraber geçirmeyi teklif eder. Kafası karışan Emre, daha sonra benzer bir teklifi Cemre’ye yapar. Fakat bu teklif, işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır!..Teoman’a müzikal için teşekkür etmeye giden Gülçin, Teoman’ın ondan çok hoşlandığını itiraf etmesiyle, ne yapacağını şaşırır: Kendine bile itiraf edemediği duygularınının açığa çıkmasına, Teoman yardımcı olur!Yasemin ve Cemre, klasik bale sınavında iyi bir performans sergilerken, reklam çekimleri de harika geçer. Kızlar ve çocuklar, çekimlerde müthiş bir iş çıkarırlar! Korkut’la ilişkisi yolunda giden Yasemin, Korkut’tan garipliklerine bir son vermesini ve artık normal davranmasını ister: Yasemin’i çok seven Korkut, onun için herşeyi yapmaya hazırdır..