Siz değerli misafirlerimize Türkü Kervanı harika bir müzik ziyafeti sunan Türkü Kervanı dinletmek için kuruldu.

27 Ağustos 2007 Pazartesi

Ahmet Kaya - Bir Veda Havası

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.

Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.

Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşça kal...

Ahmet Kaya - Birazdan Kudurur Deniz

Ahmet Kaya - Birazdan Kudurur Deniz


Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından
Üst üste fışkıran rüzgarlar
Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.

"Artık sazın bağrı mı olur
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir bu sokaklar
Seni alır kullanır seni alır kullanır
Santim santim çürürsün."

Bazen bir uçurum kalır
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır
Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.

"Şimdi bir yeni sevda mı olur
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
Dirhem dirhem azalırsın."

Ahmet Kaya - Biraz Da Sen Ağla

Ahmet Kaya - Biraz Da Sen Ağla


Akşamlar hep böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner
Birde sen gitme
Bir de sen gitme içimden
Yaralıyam ben
Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yanlızım
Biraz sen agla
Ölürken bile hasretimden sana
Bir tek sen anla

Ahmet Kaya - Bize Kalan

Bize kalan insanlığa bırakmak
İstediğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi

Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya

Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaşlandık
Sonra yanılmak girdi araya

Bize kir bize pas bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı

Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya

Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya

Bize kan bize ter bize gözyaşı kaldı
Yıllar çiğneyip geçtiler
Yaşama telaşı kaldı

Ahmet Kaya - Biz Üç Kişiydik

Ahmet Kaya - Biz Üç Kişiydik


Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy can evinden yaralı.

Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...

Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.

Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...

Ahmet Kaya - Bizim Hikayemiz

Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider

Ahmet Kaya - Bize Ne Oldu

Gece düştüm sokaklara
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım
Yine nekadar iyiydin
Yine nekadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık, diye bilmem imkansız

Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu

Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım
Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece

Ahmet Kaya - Beni Vur

Bir ince pusudayım,
Yolumun üstü engerek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
O masum gözlerine bakamam firardayım
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim
Beni vur
Beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın vur
Öykümüz ama sen ağlama dur

Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ben senin ellerine ulaşamam dardayım
O masum hayallere dalamam ölmekteyim
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim
Beni vur
Beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın vur
Öykümüz ama sen ağlama dur

Ahmet Kaya - Beni Tarihle Yargıla

Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
Ve tarihle yargıla

Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana ) 2
Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim )
Ay ışığı yedir bana )

Ahh...ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım

Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana

Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
Gözlerimde güneş koşar
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma

Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana ) 2
Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim )
Soyunup hazırlan bana )

Biraz sonra asmaya götürecekler beni
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
Hoşçakalın sevdiklerim

Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
Hoşçakalın sevdalılar
Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın

Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
Sevda türküleri ve şiirler
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
Dağlarında yürüdüğümüz toprak
Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın

Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
Ve kalemimi , ve saatimi
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın , hoşçakalın

Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana ) 2
Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi )
Gel anne süt içir bana )

Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir

Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
Ve işçiler ve köylüler.... hoşçakal ülkem

Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları

Sınırlı olmayan mekâna
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
Hoşçakalın , hoşçakalın...

Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
Beni yüreğimle , beni özümle
Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
Tarihle anla beni , ve öyle yargıla

Ahmet Kaya - Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi

Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi

Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime

Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular dövdüler

Şiir
Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım

Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
Geceler tanır beni, kan damlar içerimden

Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben

Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi

Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi

Şiir
Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım

Ahmet Kaya - Bir Acayip Adam

Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim

Kimse bilmez nereli olduğunu

Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi susar akşam oldumu

Bir cebinde daskapital
Bir cebinde daskapital
Bir cebinde kenevir tohumu

Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim

Fırtınadan arta kalmış bir teknede tevekkül içinde
Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
Bir acayip adam yaşardı
Akşamları susardı ben konuşsam kızardı bir eski zamandı
Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Küçücük bir koydu sığdı burayı keşfeden belki oydu
Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı içim anneyle dolardı
ağlardım
Suphi şöyle bir gözatardı Gizli bir cigara sarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım cigara sönerdi ağlardık
Nerden geldiğini bilmezdim kimsesizdi belki kimliksizdi
Onun macerası onu ilgilendirirdi kimseye ilişmezdi
Birşeylere küfrederdi hep tedirgin bir balık gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu arardım yağmurun altında dururdu
Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu hergün okurdu
Ben bişey anlamazdım kapağını seyreder duymazdım
Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebessimdi
Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye
"Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu
anlayabilirsin"
Sonra gülerdi günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle
geçerdi
Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı ben konuşsam kızardı
Tekneye martılar konardı yüreğim Suphiye yanardı ağlardım
Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım ağlardık


Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Birgün aksilik oldu annem beni buldu Suphi kaçıp kayboldu
Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu
Polisler onu bulduğunda tekti Felaketti herkes meydanda
birikti
Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
Ansızın bana dönüp baktı Anladın mı dedi anladım dedim
anladım
Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım

Ahmet Kaya - Bir De Sen Gitme

Akşamlar böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner

Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
İçimden
Yaralıyım ben

Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım

Biraz da sen ağla
Biraz da sen ağla
Ölürken bile hasretim sana
Bir tek sen anla

Ahmet Kaya - Bir Minik Kız Çocuğu

Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri

Ahmet Kaya - Başım Belada

Bugün düsünemiyeceğin kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler-tutar yani yok (2)
Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
Üstelik göğsümde yani tam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte
Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık (2)
Nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım

Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta

Başım belada
adamın biri vurulmuş sokakta
cebinde adresim bulunmuş
başım belada
tabancamı unutmuşum helada
nerden baksan tutarsızlık (2)
nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım
başım belada

Ahmet Kaya - Ben Anadoluyum

Kaç bin yıldır yağmur akar gözlerimden
Yinede ıslanmadı bir tek gün bile kirpiklerim
Kapına geldim beni bağışla
Kapına geldim
Nergislerini ateşe verdiler biliyorum
Hasretim acım sancım
Oy gene yandım gene yandım

Temmuz ekinlerine yüzüm süreyim
Yemin edeyimki sana
Köyünü ben ateşe vermedim
Kıyamadım sana
Artık sıkıldım arlandım usandım
İçim dışım kayıp doluyum
Ben anadoluyum
Gözlerindenmi öpeyim ille
Ağzım ağlıyor
Beni unutma

Ahmet Kaya - Başkaldırıyorum

Cevap veriyorum
Eli böğründe analardan
Mahpuslardan ve acılardan
Çokça bahsediyorum
Çünkü başını kuma
Saklayanlardan tiksindim
Başkaldırıyorum.
Yine söylüyorum
Kırmızı rujlu sokakların
Aşağılık pazarlıkların
Adı anılmayacak benle
Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
Başkaldırıyorum.
Ben bir bıçak ucuyum
Kavga vermiş halkına
Başkaldırıyorum işte&hey
Varın benim farkıma.
Yine söylüyorum;
Gözü bağlanmış korkulardan
Yasaklardan baskılardan
Asla irkilmiyorum
Çünkü kan emici yarasadan çıldırdım
Başkaldırıyorum.
Yemin ediyorum;
Üç kağıtçının pezevengin
Teslimiyetin ve milletin
Yolu uğramayacak bana
Bir dalgayım halk denizinde köpürdüm
Başkaldırıyorum.
Ben bir namlu ağzıyım
Omuz vermiş halkına
Başkaldırıyorum işte&hey
Herkes varsın farkına.

Söz : Yusuf Hayaloğlu Müzik : Ahmet Kaya

Ahmet Kaya - Ben Beni

Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğdir dediler
Ölceğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım cok çiçekler rengine
Bir mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü

Ahmet Kaya - Beni Bul Anne

Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne

Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne

Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandımı anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne

Ahmet Kaya - Benden Selam Söyleyin

Ahmet Kaya - Benden Selam Söyleyin


Yağmurdan çıkar gelirdim
Başımı öne eğerdim
İşsizdim biliyordun
Çaresizdim biliyordun
Yine de çok seviyordun
Ya sonra?

Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Tutsakmış da ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım


Acı tatlı günlerimiz
Oldu elbette (bizim de)
Anlatırdım gülerdin
Gözlerimden öperdin
Bu günler geçecek derdin
Ya sonra?

Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Hapismiş de ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım

Ahmet Kaya - Ay Gidiyor

Canım ey canım ey
Canım eylen ey
Evimi başıma yıkıp giden hey

Kapkara büyürken
Geceler derinden
Canımı içimden
Alıp giden hey

Ay gidiyor
Günlerim kanıyor
Gün yüzün dönüyor

Ay gidiyor
Günlerim kanıyor
Gül yüzün dönmüyor

Canım ey canım ey
Yanan ömrüm ey
İçime ateşi
Koyup giden hey

Sessizce büyürken
Avluda cehennem
Güneşi koluna
Takıp gelsen hey

Ahmet Kaya - Ayrılığın Hediyesi

Ahmet Kaya - Ayrılığın Hediyesi


şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim
sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
bu benden son dua
bu benden ayrılık hediyesi olsun

Ahmet Kaya - Aynı Daldaydık

Saat 21'i vuranda
Burada kan panalar çalardı
Burada.
Burada hasret ve dert
Sen nerdeydin?

Bugün
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?

Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık

Tam yüzyıl
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık

Ahmet Kaya - Ay Karanlik

Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi.
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?

Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.

En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...

Ahmet Kaya - Bacalar & Kara Toprak (Mamoş)

bizim evin bacaları aman aman kader
yanmaz oldu sobaları aman aman kader
yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
bu da bana bin dert oldu aman aman kader.

bahçelerde yeşil yaprak
mamoş giyer kara kaban
gel ikimiz sarılalım
en sonumuz kara toprak
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor getir yarama bak.

ben kapıyı araladım
ben bahtımı karaladım
eyvah eyvah eyvah eyvah
ben mamoşu yaraladım
uyan mamoş uyan uyan.

pencereden bir taş geldi
ben zannettim mamoş geldi
uyan mamoş uyan uyan
başımıza neler geldi
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor&tabip getir yarama bak.

Ahmet Kaya - Ayrılık Hediyesi

Ahmet Kaya - Ayrılık Hediyesi


Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be.. bu son olsun!
Buda benim sana
Ayrılırken muazeretim olsun!
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..
Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken şikayetim olsun!

Ahmet Kaya - Bahtiyar

Ahmet Kaya - Bahtiyar


Geçiyor önümden
Sirenler içinde
Ak eller ustunde
Çiçekler içinde
Dudaginda yarım
Birsevdanın hüznü
Aslan gibi gögsü türküler içinde
Rastlardım avluda
Hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz
Dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
Suçu saz çalmakmış
Öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
Benide saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki
Yozgatta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
Gazete çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyordu
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu...

Ahmet Kaya - Al Öfkemi

Her sürgünün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen

Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen

Mahpushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Her gün seni düşünüp
Yok olacağım

Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi, dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen

Ahmet Kaya - Alnında Dağ Ateşi

Alnını dağ ateşiyle ışıtan dostum
Yüzünü kan ile yıkayan dostum
Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun
Simdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
Basini omuzuma yasla
Gögsümde tasiyayim seni
Gövdem gövdene
Gövden gövdeme can olsun

Ahmet Kaya - Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)

Yaşayanlar bir gün ölür
Bir gün ölür elbette
Ağaçlarla balıklarla
Kuşlarla ben amenna

Ağlayanlar bir gün güler
Bir gün güler elbette
Uyanmakla anlamakla
Bilmekle ben amenna

Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alacak elbette
Direnmekle güvenmekle
Barışla ben amenna

Ahmet Kaya - Amanın Minnoş

Dağda keklik avlarım
Tabancamı yağlarım
Ben bir öksüz oğluyam
Gençliğime yanarım
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.

Yine oldu akşamlar
Eğleniyor gagoşlar
Vay benim deli gönlüm
Nerelerde akşamlar
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnos

Zalım ağlattı beni
Derde bağlattı beni
En yoksul&kötü günlerimde
Bıraktı gitti beni
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.

Ahmet Kaya - An Gelir

Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski, o eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Şarkılar susar heves kalmaz
Şataraban ölür

Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar & tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür

An gelir
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada pir sultan ölür
Son umut kırılmıştır
Kaf dağı' nın ardındaki
Ne selam artık ne sabah
Kimseler bilmez nerdeler
Namlı masal sevdalıları
Evvel zaman içinde
Kalbur saman ölür
Kubbelerde uğuldar baki
Çeşmelerden akar sinan
An gelir
-la ilahe illallah-
Kanuni süleyman ölür
Görünmez bir mezarlıktır zaman
Şairler dolaşır saf saf
Tenhalarında şiir söyleyerek
Kim duysa & korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
Saatli bir bombadır patlar
An gelir
Attila ilhan ölür

Ahmet Kaya - Arka Mahalle

Ağladım göz yaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahlede
Düştüm de yerlere bir of demedim

Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin

Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim

Ahmet Kaya - Adı Bahtiyar

Ahmet Kaya - Adı Bahtiyar


Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cıgara içerken yahut coblanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiği kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar
Beni tez saldılar o içerde kaldı
Çok sonra duydum ki Yozgatta sürgünde
Ne yapsa etse üstüne gitmişler
Mavi gök yüzünü ona dar etmişler
Gazetede çıktı üç satır yazı ile
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyorda
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu

Ahmet Kaya - Ada Sahilleri

Ada sahillerinde bekliyorum
Her zaman yollarını gözlüyorum
Seni senden güzelim istiyorum
Beni şad et şadiye başın için
Her zaman sen yalancı ben kani
Her zaman orta yerde bir mani
Her zaman sen uzakta ben müştak
Her tellakide bir hayalin berrak
Nerede o mis gibi leylaklar
Sararıp solmak üzere yapraklar
Bana mesken olunca topraklar
Beni yad et güzelim başın için

Ahmet Kaya - Ağladıkça

Ahmet Kaya - Ağladıkça


Dağlarda öfkeli başım
Serhatta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı
Yağmurdan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Geceyi tutacağız, görecek göreceksin
Ağladıkça ağladıkça güneşi tutacağız
Görecek göreceksin

İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz hırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça ağladıkça, bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Güneşi tutacağız, görecek göreceksin

Ahmet Kaya - Adı Yılmaz

Dalyan gibi bir çocuktu
Benim gözümde küçüktü
Küstüde dağlara çıktı
İner mi inmez mi bilmem

Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Halen kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem

Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem

Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem

Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem

Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem

Ahmet Kaya - Ah

Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
Bulutlu siyah ah bulutları eflatun
O boy aynasından çıktı fransızın malı
Vişne asidi vardı tadında rujunun
Ah sinema yıldızı filan olmalı
Ağızlığı kristal son derece uzun
Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
Karartma başlamış ışıklar örtülüyor
Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
Çok vapurun battığı bir liman orospusu
Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
Ay ışığında deniz akordeon solosu
Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
Görkemli çadırında italyan lunaparkın
Sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
Ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
Sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
Kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
Kim görse şaşırır sakalının süslerini
Tavana asılmış sosyalist saçlarından
Ah sabah sabah omuzları kan içinde
İşkence sonrası genç bir kadın militan
Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
Adı bile çıkmamış dudaklarından
Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde

Ahmet Kaya - Ağlama Bebeğim

Ahmet Kaya - Ağlama Bebeğim


Ağlama bebek, ağlama sende
Umut sende yarın sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır
Bir hayat var.

Ağlama bebeğim ağlama sende
Acı sende hasret sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.

Ahmet Kaya - Ah Ulan Rıza

Ahmet Kaya - Ah Ulan Rıza


Neden hala gelmedi?
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama..
En azından birine sorar.
Cebimde bir lira desen yok!
Madara olduk meyhaneye
Ahh eşek kafam benim.
Nasıl da güvendik bu hergeleye?
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp rakıyla yutacaktık.
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp,
Enterasan hayellere dalacaktık.
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de iyi olur, bize uyar diye düşündük.
Saat sekizde gelecekti.
Bana beş milyon borç verecekti..
Yoksa O nemrut karısıkaçtı da,
Onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık!
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene merdivenden itip
Kırmıştı Rıza’nın bacağını
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya da horlarken Rıza’yı boğacak.
Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!
Hele beş tane velet var ki boy boy,
Allah’tan düşmanıma dilemem
Aslında iyi çocuktur Rıza , efendi huyludur.
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder.
Bir keresinde hiç unutmam,
Üç beş zibidi haraca dadandı.
Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!
Aynı mahallede büyüdük,
Aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu.
Biz başka havadaydık.
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener’in maçına iddiaya girer,
Millete az mı yemek ısmarlattık.
Bir tek askerde ayrı düştük.
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu.
Ben se hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gedim...
Benim beğendiğimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.
Neyse bunlar derin mevzu..
Anlaşıldı bu herif gelmeyecek
Ufaktan yol alayım.
Anam evde yanlız, şimdi meraktan ölecek.
Gittim, vurdum kafayı yattım.
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini...
Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp,
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini?!
Vay be Rıza...........
Sonunda sen de düştün Azrail’in peşine!
Dün boşuna günahını almışım.
Ne olur kızma bu kardeşine...
Öğlen kahvede söylediler. Rıza ölmüş! dediler.
Ne kolay söylediler.
Sanki dev bir taş ocağını,
Kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler!
Ahh dostum... O kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını,
Senin üzerine nasıl böyle çivilediler?
Yani sen şimdi gittin!...
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Rakı ısmarlamayacak mısın?
Peki, beni kim kızdıracak?
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?
Ulan Rıza.....
Ne hayallerimiz vardı oysa...
Ne acayip şeyler yapacaktık.
Totoyu bulunca dükkan açıp,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.
Talih yüzümüze gülecekti be...
Karıyı boşayıp,
Sıfır bir Mercedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavruyu kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.
Ah ulan Rıza.......
Bu mahallenin nesini beğanmedin de,
Öte yana taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...
Benim en kral arkadaşımdın.
Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt
ederim?
Senden ayrılacağımı sanma...
Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.

Ahmet Kaya - (Potbori) Fabrika Kızı, Cama Çıkma, Fabrika Önü

Bir mavi otobüs gelirdi
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi

Kaldırımlar kaldırımlar varya
Seni alır giderdi
O mavi otobüs varya
Seni alır giderdi

Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Cama çıkma sevdiğim

O fabrikanın onu varya
O kalabalık insanlar varya
Seni alır giderdi
Saat 6''yı 10 geçe varya

O mavi otobüs varya
O insanlar varya
Seni alır giderdi

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar
Bütün insanlar gibi

Ahmet Kaya - Acılara Tutunmak

Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalı kuşu
Bense kafeste kanarya

O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı

Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konaklıkta
Deprem kargaşasında

Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde

Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış

Ahmet Kaya - Acı Ninni

Uyusun ha iyi büyüsün
Camlar buğulanmasın
Sen uyu uyusun
Bulutlar uyanmasın
Işıklar uyanmasın
Camlar buğulanmasın.

Sen uyu, uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün.

Sen uyu, uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın.

- Yarim İstanbul&

Yarim İstanbul�u Mesken Mi Tuttun,
Gördün Güzelleri Beni Unuttun,
Sılaya Gelmeye Yemin Mi Ettin.

Gayri Dayanacak Özüm Kalmadı,
Mektuba Yazacak Sözüm Kalmadı.

Yarim Sen Gideli Yedi Yıl Oldu,
Diktiğin Fidanlar Meyveye Geldi,
Seninle Gidenler Sılaya Döndü.

Gayri Dayanacak Özüm Kalmadı,
Gençlik Elden Uçtu Gitti, Gelmene Lüzum Kalmadı

Ahmet Emre Akman - Vazgeçtim Bebeğim

Sen benim için vazgeçilmezdin bebeğim
Ama sen beni hiç sevmedin
Dayanamaz bu yürek artık canımı acıtır
Sensiz geçen bu günler kim bilir ne gün biter

Dönmek isteyipte birgün gelirsen yanıma
Yüzüne bakmam senin asla bir daha
Seni ne çok sevdiğimi anlatamam ben sana
Ama senin yaptıkların artık yeter bana

Artık sevmeyeceğim seni bir daha
Dayanamaz demiştimya dayanır bu kalp buna
Sensiz bu gün günler geçemez demiştim ya
Belki de daha çabuk geçer bundan sonra

Vazgeçtim bebeğim , Sevemem birdaha...
Vazgeçtim bitanem , Olamaz birdaha...

Ahmet Günday - Zeytin Dalı Çürük Olur

Zeytin Dalı Çürük Olur Basmaya Gelmez
Aman Aman Basmaya Gelmez
Elin Kızı Pek Cavır Olur Küsmeye Gelmez
Aman Aman Küsmeye Gelmez

Yenge Çalsa Kız Oynasa Allı Da Pulluya
Aman Aman Basma Da Donluya

İğdenin Dalına Basma Kırılıverir
Aman Aman Kırılıverir
Elin Kızı Pek Cavır Olur Sarılıverir
Aman Aman Sarılıverir

Yenge Çalsa Kız Oynasa Allı Da Pulluya
Aman Aman Basma Da Donluya

Portakalı Soyamadım Elimde Kaldı
Aman Aman Elimde Kaldı
Cavırın Gızı Pek Güzel İmiş Gözümde Kaldı
Aman Aman Gözümde Kaldı

Yenge Çalsa Kız Oynasa Allı Da Pulluya
Aman Aman Basma Da Donluya

Ahmet Gazi Ayhan - Zalim Felek Değirmenin Döndü Mü

Zalim Felek Değirmenin Döndü Mü
Bağın Bahçen Sular İle Doldu Mu
Ben Yaparım Sen Yıkarsın Bendimi
Döne Döne Nöbet Bize Geldi Mi (Beyler Geldimi Of)

Yüce Dağdan İndirdiler Al İle
Kollarımı Bağladılar Şal İle
Elin Gönlü Dünya Dolu Mal İle
Benim Gönlüm Suna Boylu Yar İle (Beyler Yar İle)

Ahmet Aslan - Susarak Özlüyorum

Susarak Özlüyorum (işte buna bıçak çekiyorum)
Sözcüklerim varmiyor uzaklarına
Birer birer düşüyor bütün öpmelerim
Ağır yenilgiler alarak

Adresinde yoklugunu kıyamet bilerek
Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip

Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip
Sense uzak, çok uzakta
Bir deniz gibisin resimlerde

Dokunsan Dersim olur, göçerim mecburen
Duydum çok sonradan, adın önemli değil
Acın aynı tadı veriyor zaten

Adresinde yokluğunu kıyamet bilerek
Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip

işte buna bıçak çekiyorum
şimdi adı yok, hiç bir sevginin
Zaman zaman değil şimdi
Yalnız benmiyim bu ahir zamanda
Derviş mekanına aşk ile cağıran
Bu ahir zamanda

Ahmet Aslan - Xerib Xerib

Xerıb xerıb ,keko
Xerîb , xerîb , keko… ez bibirîn im
Telvê vê pepûgê dayê ez dixwînim
Çadir bi çadir bi digerim, birayêe xwe ez nabinim

Par van çaxan…. îsal van çaxan
Ekser daketibû dayê, dora van baxan
Li min sewa te gerîm diyarnê çeqera daxan

Xerîb , xerîb , keko… ez birirîn im
Telvê vê pepûgê dayê ez dixwînim
Çadir bi çadir bi digerim, birayêe xwe ez nabinim

Lawo law zabito; nebiya macîr
Nizam tu tirk î , nîzam kurmanc î
Bono birayê min ra dayinandibû sêwtiya daraxacî

Ahmet Aslan - Tanımadığım Ten

Yalnizca bir kirintiydin, icime ilk dustugunde
Vakitsiz bir anda...

Bilmedigim bir neden beni alip goturdugunde o yerlere
Keder ve budalaliktan baska yasamin bir anlami varmiydi

Aradigim aski bulduysam, sendedir
ya bu benim icimde dolasanda kimdir
Ya bu benim icimde mekan tutanda kimdir

Adem evvelinden beri bir yanimiz noksandir
neylersin...

Beni bu alemde divane gibi gezdiren sen degilmisin
Geriye kalan yalnizca tanimadigim bu tendir

Ahmet Çetin - Kabullenmiştim

Herşeyim sendin herşeyimi aldın
Beni böyle yarı yolda nasıl bıraktın
Şimdi nerdesin kiminle belki yeni sevgilinle
İçin hiç sızlamaz mı onu öptüğünde

Herşeyi göre göre kabullenmiştim
Herşeyibile bile değişir demiştim
Nede çok yanılmışım farklısın sandım
Şimdi senden uzakta yapayalnızım

Ahmet Emre Akman - Çok Geç Artık Sevgilim

Son bir kez daha görmek isterdim seni,
Bir kez daha beni sevdiğini söylemeni...


Çok geç artık canım sevgilim
Senin o güzel gözlerini bir daha göremeyeceğim
Gidiyorum artık bir daha dönmeyeceğim...

Yanı başımda buldum seni
Ayrılık vakti gelip çattığında
Beni sevdiğini söyledin
Geri dönmeyeceğimi anladığında...

Aslında senin en korktuğun şey,
Artık gerçekleşmişti...
Sevdiğin artık yanında değil,
Çok uzaklara gitmişti...

Sana söylerdi hep seni sevdiğini,
Tek duymak istediği bir tek şeydi,

SEVİYORUM SENİ...

Çok geç atık canım sevgilim
Söylesende sevdiğini,
Dönmeyeceğim bir daha asla geri...

Ahmet Emre Akman - Bir Gün Gelecek

Bitmiyor içimdeki bu sevgi
Silemiyorum bir türlü yaşadığımız o günleri

Belki o güzel gözlerinden,belki o güzelliğinden
Belki de sana olan bu sevgimden...

Seninle olmuyor artık
Seni ne çok sevsemde
Seninle gitmiyor artık
Bu aşk ne kadar büyüksede

Bir gün gelecek,
Seni unuttum diyeceğim sana
Bir gün gelecek,
Seni görmeyeyim diyeceğim bir daha
Bir gün gelecek,
Seni sevmiyorum diyeceğim bundan sonra

Bir gün gelecek,
Bitecek bu sevda...

Ahmet Aslan - Gulbang

Veciyo serê koyê munzurî
Mineti nekanî deme duna gewrî rî
Esq zere mi di gulbang dano

Gulbang dano, gulbang dano, gulbang dano
Esq zerê mi di gulbang dano
Esqê ti yo zerê mi di gulbang dano

Heserê ti yo mi keno eskera el alemî re
Kam se vano vaco, eyne mi di niyo
Ezo xo re budalau dornagê to dero
Ezo xo re şanowû dornagê to dero

Gulbang dano, gulbang dano, gulbang dano
Esq zerê mi di gulbang dano
Esqê ti yo zerê mi di gulbang dano

Ahmet Aslan - Pervane

Pervaneyim pervane
Ahuzar oldum ateşte
Perim deydi tenine
Yandım kavruldum

Döndüm döndüm nice döndüm
Ahuzar oldumda döndüm

Aramam derman derdine
Görünmez yüküm gözünde
Perim deyince tenine
Oynar yüreğim içinde
Oynar direğim içinde

Pervaneyim pervane
Gözlerin hep tanyerinde
Kızıla dönsün artık küreyi alem
Kızıla dönsün karanlık gece
Yansın yansın da kavrulsun
Çıranın içine dönsün

Ahmet Aslan - Meso

Meso, meso, meso royê mi ra mevece meso
Sebir bike, meso esqê mawo rez bireso
Dina hiraya teynayinê xiravina, meso
Meso, yarê ez rew miron, sey manenay, meso
Meso, meso ... meso ...

Meso meso, zeriya mi ca meverde, meso
Mircika mi meso, tevera puko, xezebo, meso
Mi rê to re kes star nêbeno, meso
Meso wuli serdiçinay ez ben feqir, meso
Meso, meso ... meso ...

Meso meso, dormê ma bêbextiya, meso
Heliya binato pinê, meteristere meso
Kune ta ra beni kou serde, meso
Per o payê tu sikine, zerya mi bervena, meso
Meso meso ... meso ...

Ahmet Aslan - Qirayis

Layê mi serê xo biye vece mi zerê aşîron ra
Remnaye tilisimê herdê dewresê mi remnay

No ke vesneno
Ke mi vesne lao
Haqo ti mearê kesi ser de
Qirayisê mino herd asmen de canê beno

Saire mi sair bi wayirê desdê jano bi
Astarê Koye Tuzugi bi
Doyê waro ruye asmen ra

No ke vesneno
Ke mi vesne lao
Haqo ti mearê kesi ser de
Qirayisê mino herd asmen de canê beno

Ahmet Aslan - Birlik Zamani Dersim

Nice Padişahlar geldi cihana
İlim almak için düştü gümana
Her bir çesit atmış bir yana
Kesilmemiş qal u qırı Dersimin

Bismillah diyelim haktan inayet
Ta ezel mazarı ihsanı Dersim
Muhammet Mustafa şahı velayet
On iki imam�n lisanı Dersim

Ceddimiz şah Hasan, şahı Horasan
Himmeti bizlere olmuş sayeban
Ikilik Perdesini atalım hemen
Birlik makamıdır zamanı Dersim

Ahmet Aslan - Aşkın Şarabı

Aşkın şarabını içerler dilber
Mecnun gibi gezer sergerdan olur
Hüsnün görüp candan geçerler dilber
Ferhat misali döner perişan olur

Kaşların zülfükar çeker kervana
Merhametin çoktur gelir imana
Dilber yüzün benzer şemsi tebane
Örtme zülüflerin sebistan olur

Ahmet Aslan - Çirtika

Çirtîka bîvêso daê, mı va, sal o kerre
Ez aman Çirtıke daê, nêgırotan zerre
Dîlegê mı ke Heq ra esto,
Nêwerê emegê xuyê serre
Sano sano sano sano
Nao tariyo, sano
Mın Dere qedito Heqo, vurniya mı Gabano
Veciya Tersê mı ke ez bımıri,
Mızo, hem dumano

Waê waê, waê waê way lemınê waê
Ezo amane, veciya re, Heqo, Gabanê çê vêsay
Sedaê gosê mı ro şıya, nêzan, koti ro veng day

Zımıqa bıvêso, çewres hêniyê Muziri
Abasan kerda parti emser, Rocê Xızıri
Tersê mıno ke ters bo,
Koê vêsay de ewro ez bımıri